Rize’nin Çayeli ilçesindeki unutulmaya yüz tutmuş kültürel değerler, bilimsel çalışmalarla gelecek kuşaklara aktarılmak üzere kayıt altına alınıyor. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) ile Çayeli Kaymakamlığı iş birliğinde hayata geçirilen “Çayeli Kültürel Miras Atlası: Tarih, Kültür ve Yaşayan Miras” projesinin saha çalışmaları başladı.
İlçenin zengin kültürel birikimini bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarmayı amaçlayan proje kapsamında ilk derleme çalışmaları Aşıklar Vadisi ve Senoz Vadisi’nde yürütülüyor. Araştırmaların tamamlanmasının ardından elde edilen verilerin bir kitapta toplanması ve dijital arşiv oluşturulması hedefleniyor.
4 ÜNİVERSİTEDEN 20 AKADEMİSYEN GÖREV ALIYOR
Yürütücülüğünü RTEÜ Ardeşen Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülsün Yıldırım’ın üstlendiği projede 20 akademisyenden oluşan uzman ekip görev yapıyor.
RTEÜ Ardeşen Turizm Fakültesi, Ziraat Fakültesi, Ardeşen ve Pazar Meslek Yüksekokullarının yanı sıra Akdeniz, Balıkesir ve Bandırma Onyedi Eylül üniversitelerinden akademisyenlerin katıldığı çalışma, ilçenin kültürel mirasını farklı yönleriyle ele alıyor.

KÜLTÜREL MİRAS 8 ANA BAŞLIKTA İNCELENİYOR
Sosyal sorumluluk projesi niteliği taşıyan saha araştırmalarında mutfak kültürü, halk edebiyatı ve sözlü kültür, tarım kültürü ve biyokültürel miras, sanat tarihi ve mimari miras, el sanatları ve geleneksel meslekler, gelenek-görenek ve sosyal hayat, yerleşim tarihi, kültürel peyzaj ve toplumsal hafıza gibi alanlar inceleniyor.
Akademisyenler, köylerde yaşayan kaynak kişilerle birebir görüşmeler gerçekleştirerek bölgenin sözlü geleneğini, üretim biçimlerini, yerel mimarisini ve gündelik yaşamına ilişkin kültürel değerlerini belgeliyor.
Saha çalışmaları sonunda elde edilen verilerin bilimsel bir envantere dönüştürülmesi ve “Çayeli Kültürel Miras Atlası” adıyla kitaplaştırılarak literatüre kazandırılması planlanıyor.
“VADİDEN VADİYE, KÖYDEN KÖYE KÜLTÜREL DEĞERLER DEĞİŞİYOR”
Çayeli’nin araştırma alanı olarak seçilme nedenini anlatan proje yürütücüsü Doç. Dr. Gülsün Yıldırım, ilçenin kültürel çeşitliliğine dikkat çekti.
Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:
“Burada özellikle Rize ilinde Çayeli ilçesini seçmemizin nedeni, sadece bir ilçe özelinde vadiden vadiye, köyden köye, yayladan yaylaya kültürel değerlerin farklılık göstermesi. Gerçekten çok zengin bir coğrafyada yaşıyoruz. Proje kapsamında el sanatlarından geleneksel mimariye, yemek kültüründen tarım kültürüne kadar farklı alanlarda uzman hocalarımızla birlikte 8 alt başlığımız var. 20 akademisyen, toplam 4 üniversite iş birliğiyle bu projeyi yürütüyoruz. Birincil amacımız; unutulmaya yüz tutan eski geleneksel ve kültürel değerleri kayıt altına alarak bunları yaşatmak.”

“KÜLTÜRÜNÜ KORU” SEFERBERLİĞİ BAŞLATILDI
Projenin uzun vadeli hedeflerine değinen Yıldırım, çalışmaların yalnızca kitapla sınırlı kalmayacağını, kültürel değerlerin dijital platformlarda da yaşatılmasının amaçlandığını belirtti.
Yıldırım, “Bu proje sonrasında öncelikle bir kitap çıkartmayı hedefliyoruz. Kitap haricinde de unutulmaya yüz tutmuş kültürel değerlerin dijital platformlarda yaşatılmasını, farkındalığının sağlanmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını amaçlıyoruz. Aslında bu aşamada bir ‘kültürünü koru’ seferberliği başlatmış gibi görünüyoruz. Bundan sonraki süreçte her il ve ilçenin kendi kültürel miras envanterini tutması, bu konuda farkındalığın artırılması ve benzer çalışmaların yapılması gerekiyor” dedi.
RİZE’DE YAĞMUR DUASI DEĞİL, GÜNEŞ DUASI: “BOBREDİGİN”
Saha araştırmalarında ortaya çıkan ilginç geleneklerden biri de “Bobredigin” adı verilen güneş duası oldu.
Karadeniz’in iklim koşullarının bölgedeki gelenekler üzerinde etkili olduğunu belirten Doç. Dr. Gülsün Yıldırım, Anadolu’nun farklı bölgelerinde yağmur duası yapılırken Çayeli’nin bazı köylerinde geçmişte güneş duası geleneğinin uygulandığını anlattı.
Yıldırım, bu geleneğe ilişkin şunları söyledi:
“Çok farklı şeylerle karşılaştık. Karadeniz Bölgesi ve Rize’de güneşli gün sayısı oldukça az. Hatta ‘Rize’de iki kere yağmur yağar; biri 3 gün, diğeri 4 gün sürer’ diye anlatılır. Anadolu’nun diğer bölgelerinde genellikle yağmur duasına çıkılırken, Rize’de ve özellikle Çayeli köylerinde halkla görüştüğümüzde eskiden yağmur yerine ‘güneş duası’ yapıldığını ve büyüklerin buna ‘Bobredigin’ dediğini öğrendik. Kendine has ritüellerle icra edilen bu gelenek artık günümüzde çok az kişi tarafından biliniyor. Amacımız tam da bu tür değerleri yok olmadan kayıt altına almak.”
ÇAYELİ’NDE DAMAT İÇİN “MAGAR SOFRASI” KURULUYOR
Çayeli’nde derlenen evlilik gelenekleri de araştırmanın dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Yaygın olarak bilinen tuzlu kahve geleneğinden farklı bir uygulamanın bazı köylerde yaşatıldığı belirlendi.
Kız isteme merasimlerinde kurulan “magar sofrası” geleneğini anlatan Yıldırım, damadın istekleri yerine getirmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Kız isteme merasimlerinde damadı zor durumda bırakmak için tuzlu kahve ikram edilmesi bilinir; ancak Çayeli’nin bazı köylerinde ‘magar sofrası’ kuruluyor. Bu sofrada gelin damadı zor durumda bırakmak için olmayacak şeyler talep ediyor ve damat bunları yerine getirmediği sürece kızı alamıyor. Yeni nesillerin haberdar olmadığı bu tür zengin kültürel miras unsurlarını bilimsel yöntemlerle kayıt altına alıp yarına aktarmak, biz akademisyenler için aynı zamanda bir sosyal sorumluluk görevidir.”
Proje kapsamında yürütülen çalışmalarla Çayeli’nin sözlü kültüründen geleneklerine, yerel üretim biçimlerinden mimari mirasına kadar pek çok değerin kayıt altına alınması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.