Milletleri millet yapan değerler vardır. Milletler bu değerlerle ayakta kalır. Maddi ve manevi değerler korunur ve yaşatılırsa milletin asli unsuru olan kültürü var olur.

İşte bu noktada binlerce yıllara dayanan Türk tarih ve kültürü değerlerini geliştirerek, koruyarak bugünlere kadar geldi. Her gün hem kendine hem insanlığa  yeni değerler yetiştirerek zengin bir kültür olma bahtiyarlığına ulaştı.

Bu bakımdan Türk kültür dünyasının yetiştirdiği değerlerden biri de son yüzyılın yetirdirdiği büyük bilim insanı, dil ve tarih adamı vatan millet sevdalısı rahmetli OKTAY SİNANOĞLU 'nu hatırlamak ve hatırlatmak isterim.

Milletti var eden dili ve tarihidir. Bu iki unsur ile yaşar, ayakta kalır. Özünü, kimliğini, benliğini korur. Milletin ayağa kaldıran, geliştiren, yaşam kalitesini artıran, katma değer oluşturan da bilim, sanayisi, ekonomisi ve teknolojisidir. 

Bu noktada büyük değerlerimizden olan SİNANOĞLU, uzun yıllar bilimsel çalışmalar yapı Nobel'e aday gösterildi. Ancak o sonrasında kendini Türk milletine, diline ve tarihine adayarak çalismalar yaptı. Dili döndüğünce milleti ile dertlenen bu büyük insan, milletine ulaşmaya ve Türk kültür, millet ve devleti üzerinde oynanan 
oyunları anlatmaya çalışmıştır. 

Oynan oyunlar üzerine kitaplar, makaleler yazarak, seminerlere katilarak, TV programlarına çıkarak  yapılmak istenenleri anlatmiş. Maalesef destek görmemiş, yaptıklarını perdelemeye çalısmışlar, susturmak istemişler. Bunu da büyük oranda başarmışlar, milleti ile arasına çeşitli yöntemlerle set çektiler.

Ama o herşeye rağmen milleti ve kültünün büyüklüğünü anlatmaya çalışmış, oynanan oyunları anlatmış, milletine ve kültürüne hizmet etmiştir.

Bugün bir anket yapılsa ne kadar tanındığını ölçsek inanın hüsrana uğrarız. Kendisini tanıma imkânı bulduğum kitaplarını okuduğum için bu millet için ne kadar dertlendini anlayabilme onuruna sahip oldum. 

Keşke bu devlet ve ilgili birimler kendisine sahip çıkıp onu milletle buluşturabilselerdi.

OKTAY SİNANOĞLU 'nun Türk milleti, kültürü için ne kadar dertlendiğini yaptığı konuşmalarından alıntıları yaparak sizinle paylaşmak istedim.

Şimdi sizleri 2015 yılında vefat eden o büyük insanın yer yer keskin olan kendisine has anlatımı ve fikirleri ile başbaşa bırakıyorum.

OKTAY SİNANOĞLU diyor ki;

" Ben umman için çalıştım. Ben 100 senelik planlı çalıştım."

"Bir toplum önce içinden çökertilir sonra iktisat ile çökertilir. Ahali kendi kültürü, dili, ahlakı, iş ahlakı ve benzeri sonra iktisat ile çökertilir."

"İngilizce dili diye bir şey yoktur, 5 dilin birleşiminden oluşan kırma bir dildir. İngilizcede terim türetme yeteneği yoktur. Türkçe öyle değildir."

" Batıdan medet uman ya satılmış ya vatansızdır ya da vatan hainidir."

" ODTÜ'de sene 1962'de kendi yaptıklarımla ilgili seminer vermemi istediler. İsimler verirken Amerika'da buluşmalarını Türkçe karşılıklarını bulup Türkçe anlatmaya başladım. Rektör, dekan, zevat oradadır. Türkçe anlatmaya başlayınca zevat olur, gelirler kulağıma derler ki burası ODTÜ burada İngilizce konuşacaksınız. Buna karşılık ben ABD'ye yaptığım çalışmaları Türkçe anlatmak için gittim, öyle değilse ben burada olmam, demiştir. "

"Bir millet her nesilde yeniden doğar. Bir milletin gelenek görenekleri binlerce yıllık kültürüdür. Kültür bir konserde
hava atmak değildir. Çağdaşlık Modanın ara sokaklarında köpek gezdirmek değildir. Kültür Hakkari'de bale gösterisi yapmak demek değildir. Biz de böyle sahte aydın sınıfı yetiştirilmiştir. Kendi milletinden kültüründen kopuk kendi kültürüne yabancı kendi milletinden tiksinen ama arada halkçılık edebiyatı yapan tipler yetiştirilmiş ve milletin başına bela edilmişlerdir."

" Üniversitelerinde araştırma, geliştirmeler birilerinin hoşuna gitmez. Araştırma yapmak bilimde, teknikte, toplum bilimlerinde, felsefede insanların sorgulayarak çalışmalar yapmalarını istemezler. Çünkü bu birilerinin işine gelmez."


" Türkçe dünyanın en eski en zengin dilidir. Matematiksel yapısı olan hayran kalınan  bir dildir. Osmanlı'da Selçuklu'da geriye gidildiğinde aynı dil kullanılmıştır. Eğitim dili hep Türkçe olmuştur. Türkçe hep bilim dili olmuştur. Batıya; çeviri yapılan tıp, matematik, kimyayı ve benzeri Türkistan'daki Türkler öğretmişlerdir. Çocuklarımız doğruyu bilen kim olduğunu milletini kültürünü bilen batıyı doğuyu iyi bilen bilimi dosdoğru bilen olmaları için Türk diline sahip çıkmalıdır. Kurtuluşun yolu budur. Veliler bu işe sahip çıkmalı. Kendi dilinde eğitim yaptığı gün Türkiye kurtulur."

"Nizamülmülk'ün Bağdat'ta kurduğu medresede baş müderris olan Gazali'nin yazdığı Kimyayı  Saadet öyle şeyler anlatıyor ki hayretlerde kaldım. Kan dolaşımında hormonlardan bahsediyor. Batıda ancak 17. yüzyılda vücudun kimyevi hayatı vücudun salgılarından bahsediyor. Oradan haleti ruhiyata geçiyor. Halbuki Batı ruhiyatı 19. ve 20. yüzyılda keşfediyor. "

"Ben ABD'yi hevesle gitmemişim, okul birincisiymişim diye okul göndermek istedi. İstemeye istemeye gittim. Ben o zaman anladım ki bizi devşirmek için göndereceklerdi. 1947'de Ankara'da Amerika üssü yapılıyor, meclis binasının yanına Amerikan karargahı kuruyorlardı. Biz dünya savaşına girmedik. O zaman niye burada üstler kuruluyor dedim. Demek ki, bizi sömürge yapacaklar bizleri de devşirme edeceklerdi." 

"Bilincini kaybeden nesiller kimliğini kaybeder; vatan topraklarını, tapularını,  yabancıya kendi eliyle verenlerin sayısı bol bol artar." 

"İngilizler her sömürgede sömürgeci sahte aydın yetiştirmiş, milletinin başına bela etmiştir. İngilizler Osmanlı'nın son döneminde böyle bir monşer takımı oluşturmuştur. Bugün de ilerici aydın adı altında yaygın hale gelmiştir. "

" Bu milletin bu  kadar tarihten sonra perişan batıya, medeniyet öğrettikten sonra medeniyetlerin dibinde şampiyon olmasına gönlün razı olmuyor."

" Kitapsız bilim. Kütüphane kitap olmayan yerde bilim mi olur, araştırma mı olur ? " 

"Matematik a+b=c değildir. Yaşanan gelişmeler arasında alakası yokmuş gibi görünen olaylar arasında bağlantı grup işin esasını anlamaktır." 

"Kendi milli olmayan ,evrensel küresel olamaz. Millilerin eşitliğinde evrensellik oluşur. Kendi kültürüne, kimliğine sahip çıkmayan sadece köle olur."

"Türkçe giderse Türkiye'de gider. En korkunç sömürgecilik insanların kafalarının sömürgeleştirilmesidir. Kafaların sömürgeleştirilmesinden sonra özelleştirme, küreselleşme adıyla sanayini, tarımını, hayvancılığını bitirirler. Sonunda topraklarını elinden alırlar." 

Oktay Sinanoğlu için yapılan  TV programında bir konuşmacının şu sözleri ile tamamlayalım.

" Bilim adamları Nobel bilimi ödülünü almak için aday gösteriliyorlar. Bunu almalarında, bir yerde mensup olduğu milletin desteği çok önemlidir. Onun arkasında durmasına bağlıdır. Sinanoğlu'nun Yunanlı  doktora talebesi Yunanistan'da Sinanoğlu adına Enstütü açıyor. "

Sinanoğlu'nun Japon doktora talebesi Nobel ödülünü aldığında " senin sayende bu ödülü aldım diye teşekkür mektubu yazıyor. Kendi ülkesinde yeterli desteği görmemesi Türk bilimi adına da Türk milleti adına da ayıptır, demişti.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti profösörü unvanı verilen, 26 yaşında profösör olan bu milletin gönül adamı, vatan sevdalısı, memleket aşığı "Bay Bay Türkçe" adlı kitabı ile ilgi gören dahi, bilim insanı OKTAY SİNANOĞLU'nu rahmet ve şükranla anıyorum. Mekanı cennet ruhu şad olsun.

Değerler yetiştirmek ve sahip çıkmak dileğiyle....