Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 08 Ekim 2026 14:24 08 Ekim 2026 17:57

Herkes Adalet İstiyor, Ama...

Son günlerde Merkez Hakem Kurulu (MHK) ve Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği (TFFHGD) ekseninde yürüyen soruşturmalar, hakem Yasin Kol’un tutuklanması ve peş peşe gelen iddialar gündeme bomba gibi düştü.

Hatırlarsanız, 13 Temmuz 2026’da kaleme aldığımız “85 Milyonluk Ülke, Sıfır Çeken Hakemlik” başlıklı yazımızda bugün herkesin sanki yeni öğrenmiş gibi davrandığı asıl sorunu açıkça ifade etmiştik (Okumayan okurlarımızın göz atmasını dilerim: https://www.haber61.net/yazar/haci-osman-kanber/85-milyonluk-ulke-sifir-ceken-hakemlik ). O gün terfilerin ve klasman yükselmelerin performans veya liyakate göre değil; kurum içi dengelere, kayırmacılığa ve eyyamcılığa göre yapıldığını vurgulamıştık. Bugün patlayan kriz, o gün işaret ettiğimiz sistemin doğal bir sonucudur.

Baştan net bir şekilde ifade edelim: Bağımsız yargının vereceği her türlü karar esastır ve masumiyet karinesi gereği hukuki süreç beklenmelidir. Ancak bugün yaşananlar; bilmediğimiz, görmediğimiz şeyler değil. Ne yazık ki sadece hakemlikte değil, yaşamın her alanında her gün tecrübe ettiğimiz bir tablodur.

MHK ve TFFHGD gibi seçimle, yetkiyle gelinen kurumlarda adaleti sağlamak yerine "bizden olanı koruma, karşımdakini cezalandırma" anlayışının hakim olması maalesef normale dönüştü. İşin acı tarafı, bu anlayış sadece hakem camiasına özgü de değil. Kafamızı kaldırıp etrafımıza baktığımızda; çalıştığımız iş yerlerinden hizmet aldığımız kurumlara kadar hayatın her alanında aynı iklimle karşılaşıyoruz. Futbol da toplumun bu genelleşen, olağanlaşan davranışlarından nasibini alıyor.

Mevcut tablonun en trajikomik yüzü ise bugün ekranlara veya sosyal medyaya çıkıp "Hakkımız yendi, biz de adaletsizliğe uğradık" diye haykıran eski ve yeni hakemlerin tavrıdır. Kuşkusuz aralarında namusuyla işini yaparken kenara itilen dürüst isimler vardır; onlar ayrı tutulmalı. Ancak; Bugün mağdur edebiyatı yapanların kaçı, dün o üst klasmanlara tırmanırken gerçekten liyakatleriyle oradaydı?

Dün birilerinin sırtına basarak, birilerinin ayağını kaydırarak, o günkü muktedirlerin kanatları altında rütbe alanlar; bugün çark kendilerini öğütmeye başlayınca birer adalet havarisine dönüştü. Yani siz yükselirken sorun yok, siz düşerken adaletsizlik.

Kendimize de soralım: Hangimiz kendimizin ya da bir yakınımızın menfaati için bir şeyler yapmaya uğraşmadık? Ya da hangimizin hak ettikleri, daha torpilli biri tarafından elinden alınmadı?

Sonuç olarak; sorunu sadece birkaç hakem veya yönetici parantezine sıkıştırarak bu enkazı kaldıramayız. Artık toplumca şu samimi soruyla yüzleşmek zorundayız: Biz gerçekten adalet ve doğru bir yönetim mi istiyoruz, yoksa sadece işimize gelen, kendi adamlarımızın koltuk kapabildiği bir düzenden mi yanayız?

Sadece futbol camiasında değil, hayatın her alanında "bizim adamımız" sevdalarından vazgeçip liyakati ve şeffaflığı egemen kılmadıkça; sadece aktörler değişir, bu tiyatro oynamaya devam eder.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!