Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 13 Temmuz 2026 21:17 13 Temmuz 2026 21:19

85 Milyonluk Ülke, Sıfır Çeken Hakemlik

2026 FIFA Dünya Kupası boyunca futbolun en üst düzey resitalini izlerken, hakemlik açısından da çok önemli bir gerçeğe şahit olduk. Evet, bazı hakemler belki zaman zaman sahadaki yıldızların büyüleyici atmosferinden etkilendi ama turnuvanın geneline baktığımızda, fiziksel kalitesi yüksek, oyun kurallarının standart uygulandığı, tertemiz maçlar yönetildi.
85 milyonluk Türkiye, milyarlarca liralık Süper Lig ekonomisi ve her gün futbolla yatıp kalkan devasa bir ülke olarak, Dünya Kupası'nda tek bir hakem veya yardımcı hakemle bile temsil edilemedik. 
Nüfusu İstanbul’un bir iki ilçesi kadar olan Slovenya’dan Slavko Vinčić gibi elit bir düdük çıkabiliyor. Futbol bütçesi, bizim Süper Lig kulüplerimizin tek bir yıldız transferine ödediği imza parasından daha az olan Moritanya veya El Salvador, Dünya Kupası sahnesine elit hakem gönderebiliyor. O zaman şu soruyu sormak gerekir: Nasıl oluyor da bu ülkeler Dünya Kupası’nda boy gösterirken, bizim hakemlerimiz evde oturuyor?
Ülkemizde hakemlik yapmak gerçekten zor. Türkiye’de hakemlik; futbolun tüm paydaşları (kulüp başkanları, teknik direktörler, medya) tarafından başarısızlığa kılıf olarak kullanılıyor.
Özellikle büyük takımların maçlarında sahaya çıkan hakem, "Maçı hatasız, adil yöneteyim" psikolojisinden ziyade, "Kariyerim bitme noktasına gelmesin, televizyonlarda infaz edilmeyeyim" korkusuyla düdük çalıyor. Kulüp başkanlarının "Bu hakemi bir daha maçımızda istemiyoruz" tehditleriyle düdükler rehin alınıyor.
Bu korku iklimi, hakemlerin özgüvenini tamamen yok ediyor. Düdük çalarken "Başıma ne gelir?" diye düşünen, sürekli baskı altında kalan ve inisiyatif almaktan korkan bir hakemin, yüksek tansiyonlu maçları yönetmesi mümkün değildir.
Ancak ülkemizdeki hakem hataları büyük takımların lobisi, büyük takımlardan korkma ya da büyük takımlardan birinin taraftarı olma ile açıklanamaz. Öyle olsa bu hakemlerin büyük takımlar dışındaki takımların arasındaki maçları kusursuz yönetmeleri gerekmez mi? 
Yapabiliyorlar mı? 
Hayır
Bütün bu olumsuzluklar doğru olsa da hakemlerimizin başarısızlığı bunlarla açıklanamaz. 
Öyleyse nedir sorun hakemlerimiz yeteneksiz mi
Bu tablo asla yetenekle de açıklanamaz. Bizim gençlerimizin bilgi, yetenek ve ahlak konusunda bir sorunu olduğunu düşünmek mümkün değildir. Sorun yetenekte değil; yetenekli hakemleri bulamamakta, bulanların da önünü doğru adımlarla açamamasındadır. 
Biliyorsunuz, hakem klasmanları çok sık değişmekle birlikte, bellidir:
İl ve Aday Hakemleri: Yerel liglerde mesleğe ilk adımı atarlar.
Bölgesel hakemler: Bölgesel Amatör Lig (BAL) müsabakalarını yönetirler.
Klasman hakemleri: 2. Lig ve 3. Lig’de görev alırlar.
Üst Klasman hakemleri : Süper Lig ve 1. Lig’i yönetirler.
Bugün hakemliğe başlayan bir genç, bu basamakları tırnaklarıyla kazıyarak yukarı tırmanmak zorundadır. 
TFF, bu sezon düdük çalacak 55 üst klasman hakemini açıkladı. Burada sorulması gereken soru çok net: Bu 55 hakem, adaylıktan bu yana seçilerek gelen ülkenin en başarılı, en yetenekli hakemleri midir?
Eğer bu sorunun cevabı "evet" ise, bu hakemlerin Süper Lig performanslarına bakarak ne diyebiliriz? Hafta sonları izlediğimiz standardı olmayan kararlar, fahiş hatalar ve güven vermeyen yönetimler "en iyilerin" eseri olabilir mi?
Belki de biz buradaki geçişleri doğru yapamıyoruz. 
Yönetim biliminde eğer bir kurumda yükselmeler kişinin yeteneğine, başarısına, işe uygunluğuna ve emeğine göre yapılıyorsa buna liyakat sistemi denir. Liyakatli bir kurumda "kimin tanıdığı olduğun" değil, "işi ne kadar iyi yaptığın" belirleyicidir. Eğer seçimler adil değilse; eş-dost kayırmacılığı, akraba ilişkileri veya biat kültürü devreye giriyorsa kurumsal iflas kaçınılmaz olur.
İşte temel sorunumuz buradadır. Aday hakemlikten süper lige giden yolu düzeltirsek diğer tüm sorunlar da en aza inecektir.
Eğitimde, puanlamada ve ödül-ceza sisteminde istikrar olmayınca hakem gelişimi de sekteye uğrar. Hakemler maça ve kurallara hazırlanmak yerine, "arkamda kim durur?" diyerek içerideki dengeleri takip etmek zorunda kalırlar. 
Bu adaletsiz sistemden en büyük yarayı da yıllardır sahada hakkı yenen, emeği çalınan Trabzonspor ve Anadolu kulüpleri alırlar.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!