banner192

Suda dehşete düşüren ayrıntı!

Türkiye’de yapılan araştırmalara göre içme suyunun yüzde 43'ü musluklara ulaşmadan kayboluyor. Bu da yılda 157 günlük suyumuzun kaybı demek.Son yılların en kurak dönemlerinden birini yaşayan Türkiye’de her damla suyun önemi daha da artarken araştırmalara

Suda dehşete düşüren ayrıntı!

Türkiye’de yapılan araştırmalara göre içme suyunun yüzde 43'ü musluklara ulaşmadan kayboluyor. Bu da yılda 157 günlük suyumuzun kaybı demek.

Son yılların en kurak dönemlerinden birini yaşayan Türkiye’de her damla suyun önemi daha da artarken araştırmalara göre içme suyunun yüzde 43'ü musluklara ulaşmadan kayboluyor. Bu da yılda 157 günlük suyumuzun kaybı demek.

Türkiye son yılların en kurak dönemlerinden birini yaşıyor. Barajlarda su seviyeleri yüzde 20 civarına kadar gerilerken, yeterli yağış alamayan bölgelerde su kesintileri baş göstermeye başladı. Böyle bir ortamda su kaynaklarının önemi daha iyi anlaşılırken, gözler çok fazla konuşulmayan kayıp-kaçak su rakamlarına çevrildi.

Genelde elektrik ile özdeş hale gelen ‘kayıp-kaçak’ oranı su da çok daha dikkat çekici boyutlara ulaşmış durumda. Orman ve Su İşleri Bakanlığı verilerine göre içme suyunun yüzde 43'ü daha musluklara bile ulaşmadan kayboluyor. Bunun rakamsal karşılığı ise korkunç: Tam 2 milyar metreküp…

En fazla kaybın yaşandığı bölge yüzde 56.7 ile Güneydoğu Anadolu ve yüzde 56.1 ile DoğuKaradeniz bölgeleri. En düşük kayıplar ise yüzde 33.3 ile Doğu Marmara ve yüzde 38.7 ileİstanbul bölgelerinde görülüyor.

Avrupa ortalaması yüzde 10

Bizde ortalama yüzde 43'e tekabül eden sudaki kayıp oranı, gelişmiş ülkelerde yüzde 10 seviyelerinde. Bu açıdan bakıldığında kuraklığı ve su tasarrufunu konuştuğumuz şu günlerde Türkiye’nin su kayıp-kaçak oranı oldukça yüksek seviyede.

TÜİK verilerine göre, Türkiye'de 2012'de belediyelerce içme ve kullanma suyu şebekesiyle dağıtılmak üzere 4.9 milyar metreküp su çekilirken, bunun 2 milyar metreküpten fazlası nihai kullanıcıya ulaşmadan kayboluyor.

Peki suda kayıp-kaçak nasıl yaşanıyor?

Yetkililer, tıpkı elektrikte olduğu gibi şebekelere Kaçak boru hattı çekilmesi, arızadan kaynaklı kaçak ya da su saatlerinde yapılan hileler gibi farklı yollarla suda kaçaklar yaşandığını söylüyor. Ama bunun payı çok yüksek değil. Asıl pay, kayıp kısmında.

Ömrünü tamamlamış, eskiyen altyapı boru ve bağlantılarında meydana gelen kırık, çatlak, bağlantı hataları ve patlayan borular yüzünden tüketici sayıcına ulaşana kadar büyük oranda su kayıpları yaşanıyor. Bu boru hatlarında oluşan kayıplar eğer tespit edilemez, yukarıya da herhangi bir sızıntı vermezse su kayıp ve kaçağının nereden olduğunu bulmak da oldukça zor.

157 günlük su ya çalınıyor ya da kayboluyor

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Cumali Kınacı, yüksek su kayıplarının kabul edilebilir seviyelere çekilebilmesi için altyapı yatırımları ile kontrol ve izleme sistemlerine ağırlık verilmesi gerektiğini vurguluyor. Kınacı, “Türkiye’de kişi başına günlük su tüketimi ortalama 170 litre olarak kabul edildiğinde ve bir yılda 2 milyar metreküp suyun şebekelerde hiç kaybı olmayacağı varsayıldığında, Türkiye'nin en az 157 günlük içme-kullanma suyu ihtiyacını karşılayabileceği görülüyor” diyor. Barajlarda su seviyelerinin yüzde 20’lerde olduğu şu günlerde 157 günün önemi sanırım daha net anlaşılıyor.

Önceki gün görüştüğümüz Orman ve Su İşleri Bakanlığı yetkilileri, bu konuda önümüzdeki yıl itibariyle envanter çalışmaları yaparak söz konusu kayıp-kaçak miktarlarının da hangi unsurlardan kaynaklandığını daha net bir şekilde tespit etmeye hazırlandıklarını söylüyor.

Türkiye’nin tüketilebilir su potansiyeli 112 milyar metreküp

Orman ve Su İşleri Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin toplam 112 milyar metreküp seviyesinde tüketilebilir su potansiyeli var. Bunun 44 milyar metreküpe ulaşan toplam kullanımının ise %15’i içme suyu, yüzde 11’i sanayi ve %73’ü ise tarım sektörüne gerçekleşiyor. Bu açıdan su kaynaklarının etkin kullanımı ve yönetimi, sürdürülebilir kalkınma ve gıda güvenliği için stratejik önem arz ediyor.    

Bu konuda Dünya Bankası’nın 2009'da yayımlanan raporunu da hatırlatmakta fayda var. Rapora göre, 21. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ve Orta Asya Bölgeleri’nde ekstrem iklim olaylarına en çok maruz kalacak üçüncü ülke Türkiye olacak…
 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.