Trabzon’un yetiştirdiği isimler var…
Kimi yaptığı eserlerle, kimi siyasetiyle, kimi de devlet hizmetindeki görevleriyle şehrin hafızasında yer ediniyor.
Ama bazı isimler var ki hikâyeleri, yaşadıkları dönemden çok daha fazlasını anlatıyor.
Kaşif Kozinoğlu da onlardan biri.
2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybettiğinde geride yalnızca bir ölüm değil, yıllardır cevap bekleyen soru işaretleri de kaldı.
Aradan tam 15 yıl geçti.

Şimdi o dosya yeniden açılıyor.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Kozinoğlu’nun mezarının açılarak yeniden inceleme yapılmasına karar verilmesi, elbette önemli bir gelişme. Çünkü aradan geçen bunca zamana rağmen hâlâ cevaplanmamış sorular varsa, bunların üzerinin kapatılması değil, aydınlatılması gerekiyor.
Üstelik soruşturma kapsamında cezaevinde görev yapan bazı kişiler hakkında işlemler başlatıldığı ve dosyada FETÖ bağlantısına ilişkin iddiaların da araştırıldığı belirtiliyor.
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var.
Soruşturma tamamlanmadan kimseyi suçlu ilan etmek doğru değil.
Gerçeği iddialar değil, deliller ortaya çıkaracak.
Dolayısıyla yapılması gereken çok açık:
Varsa ihmal ortaya çıkarılmalı, varsa kusur tespit edilmeli, varsa dış müdahale bütün yönleriyle aydınlatılmalı.
Çünkü mesele artık yalnızca bir kişinin ölümü değil. Türkiye’nin yakın tarihinde önemli görevler üstlenmiş bir devlet görevlisinin ölümünün bütün yönleriyle anlaşılması meselesi.
1955 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Kaşif Kozinoğlu, Kara Harp Okulundan mezun oldu. Özel Harp Dairesinde görev yaptı. Tim komutanlığından istihbarat görevlerine kadar kritik sorumluluklar üstlendi.
Daha sonra Millî İstihbarat Teşkilatına geçti.
Suriye’den Bosna-Hersek’e, Afganistan’dan Orta Asya’ya kadar Türkiye açısından kritik coğrafyalarda görev yaptı.
Hayatının önemli bölümü kamuoyunun gözleri önünde değil, kapalı kapılar ardında geçti.
Zaten istihbarat dünyasının doğası da biraz böyle değil mi?
Yaptığınız iş ne kadar kritikse, bilineniniz o kadar az oluyor.
Kozinoğlu’nun hayatının bütün ayrıntılarını bugün bile bilmiyoruz. Belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Fakat Trabzon açısından bilinen başka bir gerçek var:
Bu şehir, devletine uzun yıllar hizmet etmiş önemli bir evlat yetiştirdi.
Peki Trabzon bunun ne kadar farkında?
İşte asıl soru burada başlıyor.
Ortahisar Belediye Meclisinin 2025 yılında aldığı kararla 1 Nolu Erdoğdu Mahallesi’ndeki bir sokağa “Kaşif Kozinoğlu” adı verilmesi önemli bir vefa adımı.
Bunu küçümsememek gerekir.
Ama açık konuşalım…
Bir sokak tabelası, böyle bir hayatın karşılığı olabilir mi?
Bence mesele tam da burada düğümleniyor.
Kozinoğlu’nun adı bir sokakta yaşayabilir.
Ama hikâyesi nerede yaşayacak?
Gençler onun kim olduğunu nereden öğrenecek?
Hangi görevlerde bulunduğunu, hangi coğrafyalarda Türkiye adına sorumluluk üstlendiğini kim anlatacak?
Trabzon’un üniversiteleri, belediyeleri, siyasi temsilcileri, sivil toplum kuruluşları bu konuda neden daha görünür bir çalışma yapmasın?
Bir panel düzenlenebilir.
Bir belgesel hazırlanabilir.
Hayatı ve görevleri üzerine akademik çalışmalar desteklenebilir.
Arşivlerde bulunan bilgiler bir araya getirilebilir.
Belki adına bir kütüphane, bir araştırma merkezi ya da gençlere yönelik bir eğitim projesi oluşturulabilir.
Çünkü şehirlerin hafızası tabelalardan ibaret değildir.
Hafıza, anlatılırsa yaşar.
Bir sokak adı elbette kıymetlidir.
Fakat Kaşif Kozinoğlu gibi hayatının büyük bölümünü devlet hizmetine adamış bir ismin hatırasını yalnızca bir tabelaya sığdırmak, açıkçası eksik kalır.
Şimdi önümüzde yeniden açılan bir soruşturma var.
Bu soruşturma sonucunda Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yeni bilgiler ortaya çıkacak mı, bilmiyoruz.
Ama Trabzon’un kendi üzerine düşen başka bir sorumluluğu var.
Kozinoğlu’nun adını yaşatmak…
Hem de sloganlarla değil, bilgiyle.
Hamasetle değil, gerçek hikâyesini gelecek kuşaklara aktararak.
Çünkü bazı isimler yalnızca doğdukları şehirle değil, yaptıkları hizmetlerle de o şehrin ortak hafızasına aittir.
Kaşif Kozinoğlu da Trabzon’un böyle bir değeridir.
Öyleyse soruyu buradan soralım:
Trabzon, Kozinoğlu’nun adını bir sokaktan çıkarıp şehrin hafızasına taşımaya hazır mı?
Bir tabela ile başlayan vefa, artık daha kalıcı bir anlam kazanmalı.
Çünkü bazı isimler…
Sadece sokaklarda değil, hafızalarda yaşatılmalı.