Giresunlu akademisyenler Emre Çolak ve Rabia Yayla, geleceğin enerji teknolojileri arasında gösterilen yeşil hidrojen alanında Türkiye’nin yol haritasına ışık tutan uluslararası bir çalışmaya imza attı. Giresun Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisans yapan Rabia Yayla ile Enerji Sistemleri Mühendisi ve akademisyen Emre Çolak’ın hazırladığı makale, alanın saygın yayın organlarından International Journal of Hydrogen Energy dergisinde yayımlandı.
Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda hazırlanan çalışma; yeşil hidrojenin üretim maliyetlerinden öncelikli kullanım alanlarına, bölgesel hidrojen vadilerinden uzun vadeli politika adımlarına kadar geniş kapsamlı bir değerlendirme sunuyor.
Sanayi, lojistik ve yenilenebilir enerji potansiyeliyle öne çıkan beş stratejik bölgeyi inceleyen araştırmada, gübre, rafineri ve demir-çelik sektörlerine odaklanıldı. Çalışma kapsamında 2053 hedefleri doğrultusunda yaklaşık 6 milyon ton hidrojen üretim potansiyeli, 100 teravatsaatlik elektrik enerjisi ve yaklaşık 6,6 milyar dolarlık piyasa değeri öngörüldü.
5 KRİTİK BÖLGE ODAĞA ALINDI
Çalışmada yeşil hidrojenin sanayiye entegrasyonu açısından gübre ve amonyak, petrol ve rafineri ile demir-çelik sektörleri temel odak alanları olarak belirlendi.
Emre Çolak, araştırmada Güney Marmara, Trakya, İzmir Aliağa, Hatay İskenderun ve Konya Karapınar bölgelerini değerlendirdiklerini belirtti.
Çolak, Güney Marmara’nın hidrojen vadilerine yönelik çalışmaları, Trakya’nın Avrupa pazarına yakınlığı ve lojistik avantajları, İzmir Aliağa’nın rafineri ve liman altyapısı, Hatay İskenderun’un demir-çelik sanayisi ve Konya Karapınar’ın güneş enerjisi potansiyeli nedeniyle öne çıktığını ifade etti.
Yatırım kararlarında bölgelerin kendine özgü özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Çolak, yeşil hidrojen yatırımlarının doğru sektör ve bölgelerle eşleştirilmesinin önemine dikkat çekti.

“6 MİLYON TON HİDROJEN ÜRETİM POTANSİYELİNE ULAŞTIK”
Türkiye’nin ulusal hidrojen politikasında yer alan 2030, 2035 ve 2053 hedeflerini değerlendiren Emre Çolak, 2053 yılı için öngörülen 70 gigawatt (GW) elektroliz kapasitesini esas alarak yaptıkları hesaplamaların sonuçlarını paylaştı.
Çalışmanın yayımlanmasının ardından kamuoyundan olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Çolak, araştırmanın yalnızca üretim potansiyelini değil, yatırım yapılması gereken sektör ve bölgeleri de ele aldığını söyledi.
Çolak, şöyle konuştu:
“Çalışmamızda Türkiye’nin yeşil hidrojen üretim potansiyelinden ziyade, hidrojenin hangi sektörlerde kullanılması ve hangi bölgelere yatırım yapılmasının daha uygun olacağını ele aldık. Ayrıca bu tercihleri ekonomik sürdürülebilirlik açısından değerlendirebilmek amacıyla stratejik bir değerlendirme çerçevesi oluşturduk.
70 GW elektroliz kapasitesini esas alan hesaplamalarımızda yaklaşık 6 milyon ton hidrojen üretim potansiyeline ulaştık. Verim kayıpları dikkate alındığında dahi yaklaşık 100 teravatsaatlik (TWh) elektrik enerjisi elde edilebileceğini hesapladık. Bu miktar Türkiye’nin mevcut elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 28’ini karşılayabilecek düzeyde ve piyasa değeri yaklaşık 6,6 milyar doları buluyor.”
RABİA YAYLA: “TÜRKİYE GELECEKTE DÜNYADA SÖZ SAHİBİ OLABİLİR”
TED Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olan Rabia Yayla, üç yıldır sürdürülebilirlik alanında Emre Çolak ile ortak çalışmalar yürüttüğünü belirterek enerji alanında ilk kez makale yayımlamanın gururunu yaşadığını dile getirdi.
Türkiye’nin coğrafi konumu, sanayi altyapısı ve teknolojik potansiyelinin yeşil hidrojen alanında önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Yayla, bu potansiyelin hayata geçirilmesi için altyapı ve ekonomik koşulların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yayla, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye coğrafi konumu açısından, sanayi açısından ve teknolojik durumları açısından tabii ki de ileride söz sahibi olabilir, fakat bununla sınırları değildir. Eğer Türkiye biraz daha teknolojiyi geliştirip altyapısını güçlendirirse ve farklı hidrojen alanlarında bazı yapılandırmaları düzeltebilir ve biraz hani ekonomik açıdan da kendisini güçlendirebilirse, evet ileriye dönük Türkiye dünyada söz sahibi olabilir. Ancak şu an için bir kesinlik vermiyoruz. Çünkü önce altyapı alanlarında bazı düzeltmeler olması gerekiyor.
Bizler daha temiz ve az karbonlu bir çevre oluşturmaya çalışıyoruz. Türkiye coğrafi konumu, sanayisi ve teknolojik potansiyeliyle gelecekte dünyada söz sahibi olabilir. Bunun için altyapı ve ekonomik koşulların güçlendirilmesi gerekiyor. Geleceğe yönelik projelerimizi yapay zekâ üzerine tasarlamayı planlıyoruz, şu an bunun altyapı çalışmalarını sürdürüyoruz.”
YENİ PROJELER YAPAY ZEKÂ ODAKLI OLACAK
Yeşil hidrojen alanındaki çalışmalarını gelecekte de sürdürmeyi hedefleyen Çolak ve Yayla, yeni projelerinde yapay zekâ teknolojilerine odaklanmayı planlıyor. Altyapı çalışmalarının devam ettiği yeni projelerle sürdürülebilirlik ve enerji teknolojileri alanında yeni araştırmalar yapılması hedefleniyor.