Giresun’un Çamoluk ilçesinde yaşayan Arif Yesir, internette karşılaştığı videolar sayesinde filografi sanatına ilgi duymaya başladı. Herhangi bir eğitim almadan deneme yanılma yöntemiyle çalışmalar yapan Yesir, zaman içerisinde kendini geliştirerek onlarca farklı tablo hazırladı.
Başlangıçta boş zamanlarını değerlendirmek amacıyla filografiyle ilgilenmeye başlayan Yesir, ortaya çıkardığı eserleri çalıştığı öğretmenevinin lobisinde sergilemeye başladı. Çivi ve tel kullanılarak hazırlanan eserler, öğretmenevine gelen misafirlerin de ilgisini çekiyor.
🔗 İlişkili Haber — Giresun’da maden arama projesi yeniden mahkeme karşısında
"TAMAMEN EL EMEĞİ, GÖZ NURU"
Filografi sanatının kendisi için aynı zamanda bir terapi olduğunu ifade eden Arif Yesir, “Bu sanatımız çivi ve tellerle yapılan, tamamen el emeği, göz nurudur. Osmanlı dönemine ait bir tarihçesi vardır. Bitmekte olan bir sanatımız. İnsanlara da terapi gibi geliyor, çok güzel” dedi.
El emeğiyle yapılan çalışmalara her zaman ilgi duyduğunu belirten Yesir, “Tamamen merakımdan ve el emeğiyle yapılan eserlere hayranlık duyduğum için kendi azmimle güzel eserler ortaya çıkarmış oldum. Aslında yeteneğimi de geç keşfettim diyebilirim” ifadelerini kullandı.

"YAPA YAPA, SÖKE ÖĞRENE GELİŞTİRDİM"
Filografi sanatını internetten öğrendiğini anlatan Yesir, herhangi bir altyapısı olmadan başladığı çalışmalarını zamanla geliştirdiğini söyledi.
Yesir, “İnternette gezerken bazı videolar gördüm. El emeğiyle yapılan çalışmaların çok güzel olduğunu gördüm. ‘Yapabilir miyim, yapamaz mıyım?’ diye düşündüm. Daha sonra güzel şekilde eserler ortaya çıktı. Altyapım da yoktu. Yapa yapa, söke öğrene bir şekilde geliştirdim” diye konuştu.
Farklı desen ve figürlerden oluşan tablolar hazırladığını ifade eden Yesir, her eserle birlikte kendisini geliştirmeye devam ettiğini kaydetti.

ÖĞRETMENEVİNDE SANAT GALERİSİ GİBİ LOBİ
Hazırladığı eserlerin öğretmenevine gelen misafirlerden olumlu tepkiler aldığını dile getiren Yesir, “Gelen misafirlerimiz çoğu yerde böyle bir çalışmayla karşılaşmadıklarını söylüyorlar. Bakınca merak ediyorlar ve ‘Çok güzel olmuş’ diyorlar. Tamamen insanları ruhen, görsel olarak, manevi şekilde besleyen bir tablo” dedi.
Yesir, filografi sanatını yaşatmaya devam etmek istediğini belirterek, “Sanatın Osmanlı dönemine ait bir geçmişi olması ve bitmekte olan bir sanat olması nedeniyle bunu devam ettirmek benim için ayrıca bir gurur kaynağı” ifadelerini kullandı.