banner539

banner526

banner533

banner513

post-modern darbesi yıldönümü

Eğitim Bir-Sen Trabzon Şube Başkanı Arslan Balta, darbelerin yıldönümlerinin konuşulduğu bir ülkenin, çağdaş demokrasi ve özgürlüklerin standardı açısından kendini sorgulaması gerektiğini belirterek bu konudaki en önemli görevin sivil toplum örgütlerine d

Eğitim 27.02.2009, 20:48
post-modern darbesi yıldönümü

Eğitim Bir-Sen Trabzon Şube Başkanı Arslan Balta, darbelerin yıldönümlerinin konuşulduğu bir ülkenin, çağdaş demokrasi ve özgürlüklerin standardı açısından kendini sorgulaması gerektiğini belirterek bu konudaki en önemli görevin sivil toplum örgütlerine düştüğünü söyledi.

Türkiye'de 'post-modern darbe' olarak adlandırılan ve 28 Şubat 1997 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) alınan kararlar sonucunda işbaşındaki hükümetin sonunu hazırlayan süreçle ilgili açıklama yapan Arslan Balta, darbelerin yıldönümlerinin konuşulduğu bir ülkenin, çağdaş demokrasi ve özgürlüklerin standardı açısından kendini sorgulaması gerektiğini dile getirerek bu konudaki en önemli görevin sivil toplum örgütlerine düştüğünü kaydetti.

Devleti savunmanın, Devletin geleceği konusunda korkular üretmenin ve özgürlükler aleyhine koruyucu refleksler göstermenin sivil toplum örgütlerinin görevi olmadığını vurgulayan Balta, “Devletin kendini koruyacak mekanizmaları vardır. Devletimizin ve milletimizin tehlikeye düştüğü ve seferberliğin ilan edildiği bir durum olunca, zaten top yekun yapılacaklar yapılır. Devlet, millete karşı korunmaz. Tam tersine birey Devletin gücüne karşı korunur. Sivil toplum örgütlerinin de yapması gereken bu olmalıdır” dedi.

Demokrasi dışı her türlü eylem ve söylemlerin içerisinde olmakta bir sakınca görmeyen, darbeler arasında ayırıma giderek, bazı darbelerin devrim olduğunu söyleyebilen yüksek yargı mensuplarının, aydınların, siyasilerin ve sivil toplum örgütlerinin varlığının darbecilerin en büyük cesaret kaynağı olduğunu savunan Balta, konuşmasına şöyle devam etti:

“Tavrını statükodan yana koyanları, milli iradeyi içine sindiremeyenleri milletimiz dikkatle izlemekte, demokratik refleksleri ile siyasilere yol göstermektedirler. Bu refleksleri iyi tahlil edemeyenler, ezberini bozamayanlar, yeni durumlara ayak uyduramayanlar da hep kaybetmektedirler. Yeni durumlar karşısında siyaset üretemeyen, soğuk savaş argümanlarını sürdüren, yeni tezler ortaya koyamayan, 20. yüzyılın siyaset yapma anlayışını sürdürme garabetini gösteren, malzemesi tükenmiş, panik psikolojisini ve korku psikozunu en derinden yaşayan, Atatürkçülük ve laikliği sömürerek kendilerini inşaya çalışanlar, milletimizi geleceğe asla taşıyamazlar. Milletimizin ideallerine öncülük edemezler. Bu anlayış sahipleri, çıkardıkları gürültü ve yaygarayla aslında, kendilerine güvensizliklerini ortaya koymaktadırlar. Kendine güveni olmayanlar, söyleyecek bir şey bulamayanlar, kendilerini böyle kamufle ederler. Yaptıkları tek şey, puslu ve gergin havalar oluşturmak, normal şartlarda, halkın desteğini alarak gelemedikleri yerlere olağanüstü şartlarda gelmek. Biliyorlar ki, iktidarı başka türlü ele geçirmeleri mümkün değildir.”

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@