Gerçek şu ki 17 Ağustos 1999 felaketinden 23 yıl geçmesine karşın Doğu Karadeniz Bölgesinde deprem oluşmaz algısı ne halkta nede yerel yönetimde değişti.

Bu gün 17 ağustos 1999 İzmit Depreminin 23. Yıl dönümü.

Felaket yaşandı; depreme karşı hazırlıksız olduğumuz bir kez daha açıkça görüldü.

En önemli sorunun deprem öncesi çalışmalarının eksikliği olduğu anlaşıldı.

Yani yenilenmesi gereken Bina Deprem Yönetmeliği ve Deprem Tehlike Haritası.

Yeni bilimsel bulgular doğrultusunda gereği de yapıldı.

Ancak deprem zararlarını azaltmak sadece yönetmelik veya harita yapmakla olmuyor.

Belirli aralıklarla yeniden gözden geçirilen Deprem Tehlike Haritasının tam olarak uygulanması gerekiyor.

2018 de Resmi Gazetede yayımlanan ve 2019 da yürürlüğe giren yeni Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin birinci maddesi şunu söylüyor:

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; yeniden yapılacak, değiştirilecek, büyütülecek resmi ve özel tüm binaların ve bina türü yapıların tamamının veya bölümlerinin deprem etkisi altında tasarımı ve yapımı ile mevcut binaların deprem etkisi altındaki performanslarının değerlendirilmesi ve güçlendirilmesi için gerekli kuralları ve minimum koşulları belirlemektir.

Bu yönetmelikle değişen ne oldu?

1996 Deprem Tehlikesi Haritasına göre dördüncü derece deprem tehlikesi altında bulunan Doğu Karadeniz Bölgesinin deprem tehlikesi iki- üç kat artı.

Yani olabilecek en büyük depremin ivmesi 0,1g den 0,2- 0,3g ye yükseltildi.

Başka deyişle 50 yıl içerisinde olması mümkün en büyük depremin yüzde 90 olasılıkla 6,6; yüzde on olasılıkla ise bundan daha büyük bir depremin yaşanabileceğidir.

Ancak öngörülen deprem ivmeleri sağlam zeminler için geçerlidir.

Oysa dere yatakları, sahil plajları, dolgu alanları ve gevşek zeminler üzerinde kurulacak binalar için bu değerlerin yükseltilmesi, mikro bölgeleme çalışmalarının yapılması gerekiyordu.

Deprem tehlikesi neden arttı?

Yeni Deprem Tehlike Haritasına göre, Doğu Karadeniz Bölgesi güneyden geçen Kuzey Anadolu Fayı ve Kuzeyden geçen Karadeniz Fayının deprem tehdidi altındadır.

Devlet veya AFAD üzerine düşen görevi yaparken yerel yönetimler bu yeni yönetmeliği nasıl ve ne kadar uygulayabiliyor?

Örnek: Trabzon ilinin ayrıntılı bir deprem tehlike haritası ve deprem riski ( can ve mal kaybı) haritası var mıdır?

Mevcut binaların öngörülen deprem etkisi altındaki performansları nelerdir?

Hastane, stat ve heyelan bölgelerindeki yapıların deprem riski nedir?

Elbette bu sorulara hiçbir yerel yönetici cevap veremez.

Gerçek şu ki 17 Ağustos 1999 felaketinden 23 yıl geçmesine karşın Doğu Karadeniz Bölgesinde deprem oluşmaz algısı ne halkta nede yerel yönetimde değişti.