Sayıştay'ın Taşkın Risk Raporu’na göre birçok kentte zaman zaman yaşanan, can ve mal kaybına neden olan taşkınların üç temel nedeni var:

Dere yataklarına bina inşa edilmesi, menfez ve köprülerin uygunsuz yapılması ile dere yataklarına hafriyat dökülmesi. 

Sadece 7 ilde dere yatağına yapılan bina sayısının 4 bin 805; 10 ilde uygunsuz yapılan köprü sayısının ise 885 olduğu da rapora yansımış

Peki ama bu raporları kim takıyor kim ciddiye alıyor?

Yerel yönetimler mi?

Vatandaş mı?

Kamu kurumları mı?

Dere geliyor dere!

Çok net diyorum kimsenin umurunda değil?

Can kaybı olmadan mal gitmeden acıyı anlama şansımız yok?

Üstelik yaşanana onca olaylara rağmen?

Ölüyoruz!

Mağduriyet  yaşıyoruz

Perişan oluyoruz

Yine de bildiğimizi okuyoruz

Dere yatakları ve taşkın sahalarında hala yerleşim yerleri var

Hala inatla yapmaya devam ediyoruz

Tamamen kurumuş olsa dahi yoğun yağışlarla birlikte kuruyan dere yataklarında bile sel oluşma riski var

Ama dedim ya kim takar?

İllere göre 2 bin 438 taşkın riskli alanda bulunan yapı ile Düzce liderliği elinde tutarken, Rize 611, Sinop 462, Samsun  428, Trabzon 385, Giresun 356, Ordu 129 yapı ile Düzce'yi takip etti.

Sayılar gerçeği ortaya koyuyor ama değişen bir şey yok

Dere geliyor dere!

Bir başka can sıkıcı konu ise dere yataklarına dökülen harfiyat

Dere yataklarına hafriyat dökümünün önlenmesi için yürütülen faaliyetlerin yeteri kadar etkin olmadığı da sayıştay raporuna yansıyor

Trabzon Araklı'da 18 Haziran 2019 tarihinde meydana gelen ve 10 kişinin ölümüne yol açan taşkın afetine ilişkin Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi tarafından hazırlanan Teknik İnceleme Raporunda, dere yatağına kontrolsüz şekilde dökülen hafriyat, taşkına sebep olan faktörler arasında gösterilmişti..

Benzer şekilde özellikle Karadeniz Bölgesi'nde gerçekleşen taşkın afetlerini tetikleyen sebepler arasında dere yataklarına kontrolsüz hafriyat dökümü önemli yer tutuyor.

Uzman görüşleri..

Raporlar..

Telkinler ve kaygılar.

Bu kadar uyarılara rağmen yaşananlara bazen akıl sır vermiyor

Bilime-ilime inancımız yok

Nasıl olsa her şeyi Allah’a havale edip işin kolayına kaçıyoruz

Liyakat işte tam da bu noktada devreye giriyor

Kurumlarımızı eğitim yuvalarımızı yaşamın her alanında sorumluluk sahibi başarılı düzgün ve dürüst kişilere emanet etmek zorundayız

Vatandaşta vatandaşlık görevini yapmalı devletine yardımcı olmalı kurallara uymalı

Gidip derenin üzerine ev kurmamalı

Herkes işine odaklanırsa yüreğimiz de canımız da daha az yanar tedbirler noktasında gerekenler yapılmış olur

Yoksa hep ağlamaya hep üzülmeye devam ederiz

Allah’ın ilahi takdiri başka

Kulun çabası gayreti ve mücadelesi başka.