Yangınların Nedeni Hava Şartları

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Bilgili, dünya genelinde oluşan yangınların temel nedeninin hava hallerinin kritik eşiklere ulaşması

Bölgesel 30.08.2007, 11:47
Yangınların Nedeni Hava Şartları

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Bilgili, dünya genelinde oluşan yangınların temel nedeninin hava hallerinin kritik eşiklere ulaşması ve yanıcı maddelerin neminin düşmesi olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Bilgili,yaptığı açıklamada, hava etkilerinin değişmesi sonucunda yangınların arttığını belirterek, ''Yangınların sebebi küresel ısınmadan ziyade iklim değişikliğidir. İklim değişikliğinden kasıt lokal olarak hava hallerinde sıra dışılıkların yaşanmasıdır'' dedi.

Dünyadaki yangınların temel nedeninin, hava hallerinin ulaştığı kritik eşikler ile yanıcı maddelerin neminin son derece düşmesi olduğunu, buna bağlı olarak Türkiye'nin bazı alanlarında da yangın riskinin fazlalaştığını ifade eden Bilgili, ''Yanma koşullarının, yani nem ve rüzgarın hassas bölgelerde çok şiddetli ve uzun süreli olması durumunda ülkemizde de çok büyük yangınların çıkarak ormanlarımızı tahrip etmesi uzak bir ihtimal değildir. Korudağ, Ege ve Akdeniz'deki ormanların çok büyük bölümü, Orta ve Batı Karadeniz'in karaçam ve kızılçamla kaplı çok geniş alanları, orman yangınları açısından tehdit altındadır'' diye konuştu.

Türkiye'de uygulanan yangın politikaların, ormanları diğer ülkelere oranla yangınlardan daha etkin bir şekilde koruduğunu dile getiren Ertuğrul Bilgili, Akdeniz'e komşu Avrupa ülkeleri ile Yunanistan'da meydana gelen yangının, bu söylediğini desteklediğini kaydetti.

Orman Genel Müdürlüğü ile işbirliği içinde Türkiye'deki yangınların önlenmesi için çalışma yaptıklarını ifade eden Prof. Dr. Bilgili, şöyle devam etti:

''Amacımız, Türkiye genelindeki orman alanlarında yanıcı tipleri belirlemek. Deneme yangınlarından elde edilen veriler ışığında, yangın davranış modelleri ortaya konularak, orman yangınlarıyla mücadelede daha etkin çalışmalar yapılması sağlanacak. Yangına hassas bölgeleri belirlemeye çalışıyoruz. Çalışmayla birlikte, karar verme süreci çok kısalacak, yangınların neden olduğu zararlar minimumda tutulabilecek. Kaynak israfında büyük azalmalar olacak, dolayısıyla yangınla mücadelede etkinlik artacaktır.''

-ULUSAL YANGIN TEHLİKE ORANLARI SİSTEMİ-





Yangına hassas alanların yangın davranışlarının öncelikle ortaya konulması gerektiğini belirten Bilgili, ''Bu davranışın ortaya konulabilmesi için yanmayı etkileyen faktörlerin değişik kombinasyonlarında yangın davranışının, diğer bir deyişle yangının bu faktörler altında nasıl bir seyir sergileyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir'' dedi.

Bunu sağlamak için disiplinler arası ortak çalışmalara ihtiyaç olduğunu ifade eden Bilgili, şunları söyledi:

''Son 10 yıldır ülkemizde bu çalışmalar, bazen olumsuzluklar olsa da devam etmektedir. Yapılacak bu çalışmalar ve mevcut tecrübeler ışığında her türlü politikanın oluşturulması, stratejilerin geliştirilmesi ve karar vericilere yardımcı olunması amacıyla 'ulusal yangın tehlike oranları sistemi' acilen kurulmalıdır. Böyle bir sistemin kullanılmasıyla kamuoyunda yangın bilincinin arttırılması, yangına hassas alanların korunmasını sağlayacak ön tedbirlerin alınması, yangın çıkması durumunda yangınların engellenmesi, yangına anında müdahale ve yangın sonrasında hasar tespitinin daha kolay yapılabilmesi sağlanacaktır.''

-YANAN ALANLARIN TEKRAR YEŞERMESİ-

Yanan alanın eski rejimine kavuşmasının, alanların özellikleriyle ilgili olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bilgili, ''Yanan alanın yenilenmesi için çayır ise 1-2 yıl, maki ise 15-20 yıl, boylu ağaçların oluşturduğu alanlar içinse 50 ile 100 yıl arasında zaman gerekmektedir'' dedi.

Yangınların, birçok orman ekosisteminin ayrılmaz parçası olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Bilgili, ''Bu tür ekosistemler, ancak yangın gibi bir etkinin varlığında sürekliliklerini garanti altına alabilirler. Aksi takdirde başka bir sistem içerisinde kaybolurlar. Kızılçam ormanlarında üretim yaparken belli alanlar tıraşlanıp, kesilip açılarak tekrardan gençleştirme yöntemi yapılır. Yangınların doğal yolla yaptığını biz üretim aşamasında motorlu testereyle yaparak alana yeniden gençlik getiriyoruz'' diye konuştu.

Türkiye'de 1937-2007 yılları arasında meydana gelen yaklaşık 82 bin yangında, 1 milyon 581 bin 223 hektar alanın etkilendiğini belirten Bilgili, ''Yangın sayılarında son dönemlerde belli oranda artış gözlenmektedir. Son yıllarda ortalama yılda 2 bin yangın meydana geliyor. Ancak teknolojinin iyi kullanılması, yangınlara zamanında müdahale ile bu yangınların etkisi azaltılıyor'' dedi.


Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@