banner192

Trabzon'da savcılar doktorları tehdit ediyor!

Trabzon'dan Başbakanlık İletişim Merkezine (BİMER) gönderilen şikayet dilekçesi şok yarattı.  Trabzon Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Başkanı olarak görevini sürdüren Hüseyin Çetin Ketenci, 8 sayfalık şikayet mektubunda Trabzon'da görev yapan savcıların kend

Trabzon'da savcılar doktorları tehdit ediyor!

Trabzon'dan Başbakanlık İletişim Merkezine (BİMER) gönderilen şikayet dilekçesi şok yarattı.  Trabzon Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Başkanı olarak görevini sürdüren Hüseyin Çetin Ketenci, 8 sayfalık şikayet mektubunda Trabzon'da görev yapan savcıların kendilerine psikolojik baskı uyguladığını ileri sürerek MOBBİNG uyguladıklarını belirterek Adalet Bakanlığından yardım istediği ortaya çıktı. Mektup yolu ile BİMER'e gönderilen mektuba Haber61 Muhabiri Şükrü Üçüncü ulaştı.

SAVCILAR İMPARATORDUR

Şikayet mektubunda şok ifadelere yer veren Ketenci, Savcıların kendisine ve Adli tıp doktorlarına yönelik hakaretlerde bulunduklarını iddia ederken kendilerine "Biz imparatoruz."dediklerini öne sürerek şikayetlerini dile getirdi. Yazmış olduğu dilekçede Ketenci, "  Trabzon Cumhuriyet savcısının grup binasında kızgın bir biçimde “ben buranın PATRONUYUM” demiştir. Konuyu savcının bir üst birimine ilettiğimde ise O savcı kendisinden azarlayıcı bir ses tonuyla patrondan öte,  savcıların “İMPARATOR” olduğu cevabı alınmıştır.

T.C. Adalet Bakanlığı’nda böyle bir kadro var mıdır? Cumhuriyet rejiminde imparatorluk geçerli midir? Patronluk devlet işlerinde kullanılan bir sıfat mıdır? Bu kişilerden bu sıfatları bir devlet memuruna karşı kullanma amaçlarının ne olduğu sorulabilir mi? Ya da bu kişilere daha önce hiç duymadığımız bu kadrolar özel bir görevle mi verilmiştir?."ifadelerine yer verdi.

ÇETİN'İ HAPSE ATTIRALIM DA AKILLANSIN

Ketenci, " Savcıların yaptığı bir konuşmasında “yeni atanacak grup başkanının eskisi gibi olması gerektiğini” söylediği bilinmektedir Birkaç savcının beni kastederek “Çetin Efendiyi hapse attıralım da aklı başına gelsin” diyecek kadar konuyu kişiselleştirdiğini de bilmekteyim. Ben çalışkan, dürüst., çalıştığı kurumu, milletini ve devletini seven bir insanım. Yetişmiş, donanımlı memurların bu şekillerde yıpratılıp daha az fayda sağlayacakları atıl işlere zorlanmaları ülke menfaatine de aykırıdır. Trabzon’un “ ben”den daha büyük sıkıntıları vardır sanıyorum.

Üzerimdeki gereksiz baskının kalkmasının ve ilgililerin daha önemli işlere yoğunlaşmasının bölge insanı için daha faydalı olacağını düşünüyorum.  Bahsettiğim konular ile ilgili her fırsatta bir eksik/hata yapmamız beklenmektedir ve şüphesiz insan, böyle kronik bir tazyik altında mutlaka hata da yapmaktadır. Bu yıldırma ve hataya sürükleme sürecinde türlü bahanelerle, çok sık aralıklarla ifadem alınmak üzere adliyeye çağrılmaktayım. Bazı ifadelerden  “kovuştumaya yer yoktur” kararı çıkmıştır. Birkaçının neticesi tarafıma ulaşmamıştır.

Herhangi suçum bugüne kadar tarafıma bildirilmemiştir. Bugün itibarı ile aynı meseleden dolayı 2-3 soruşturma için ifadeye gideceğimi bilmekteyim. Bu süreç zaten ağır olan ve dikkat gerektiren işlerimi olumsuz etkilemektedir. Bu ifade süreci hem kurumumu ve bir idareci olarak şahsımı lüzumsuz yere meşgul etmekte ve küçük düşürmektedir. Her defasında sonucunu bile bile aynı nedenlerle ifadeye çağrılmamı hukukun gücünü şahsi menfaatleri için kötüye kullanma olarak yorumluyorum. Bu bence görevi kişi üzerinde kötüye kullanmaktır. Aynı savcılar defalarca aynı konuda tutanak hazırlamakta ve mobbing sürecini devam ettirmektedir."bilgilerine yer verdi.

Haber : Şükrü ÜÇÜNCÜ 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Remzi KAHVECİ - 3 yıl önce
Hastanelerde doktorların görevlerini ne kadar yaptığı,hastalara ne kadar iyi davrandığı,yoksa hiç yüzüne bakmadan ilaç yazıp yolladığını kimse tartışmıyor da ,yok efendim savcı tehdit ediyormuş,hayır o savcı görevini yapmıştır.Doktorlara geçen yıl çıkarılan kanunla birlikte dokunulmaz hale geldiler,artık kral gibiler,astıkları astık,kestikleri kestik,hastalara nasıl hakaretli davranıldığını ve nasıl azarlandıklarını çok iyi biliyoruz.Özellikle araştırma ve üniversite hastanelerinde hastaları asistan hekimlere teslim edip nasıl bacak cattıklarını da çok iyi biliyoruz.
Avatar
zaferhan turhan - 3 yıl önce
Evet bu konu, kanun devletiyle hukuk devletinin keskin ayrımıdır.Yıllarca demokrasiden vaaz veren, ön ünvanlarında Hukukçu akademik ünvan olarak da Dr,Doc,Prf... gibi sair ünvanlar konduran kanun kardinallerinin uygulamalrı, nihayetinde çıban olup patlamak üzeredir.Ya hukuk devletine geçiş için temelden 12 Eylül faşizminin ürettiği bu insansız anayasa değiştirilir, ya da gittikçe faşizan uygulamal bir norma dönüşür..
Avatar
zaferhan turhan - 3 yıl önce
Bu durum sadece, adli kolluk kuvvetlerinin başı durumunda ki Savcılık müessesinde değil, tüm kamu yönetimini kuşatmıştır.Evrende ki kaos, şiddet sarmalı emperyal güçler tarafından deşarj alanı olarak, ülke işgalleriyle tatmin edilirken, maalesef kolonial düzeyde yapılanmaya sahip; ülkemde erkler arasında sürmekte, hiç bir erki olmayan,sadece sandıktan sandığa seçtiğiniz zanneden zavallı halkın üzerinde son deşarjlar yapılmakta.Bu baskıdan kurtulmak zor değildir.Halka, kuvvetin menşeinin sen olduğu anlatıldığı takdirde, esaslı bir anayasanın halka arzıyla, bu ceberrut güçler çatışması hukukun kontrolüne girer...Toplumsal gerilim de siyasi gerilimde biter...