banner192

'Karadeniz'de birçok tür yok oldu

Karadeniz'de küresel ısınma, bilinçsiz avlanma ve kirlilik nedeniyle kalkan, çupra, ıstakoz, karides ve kırlangıç gibi bir çok tür yok olma noktasına geldi.KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğ Düzgüneş: ''Karadeniz'de biyoçeşitlilik

'Karadeniz'de birçok tür yok oldu

Karadeniz'de küresel ısınma, bilinçsiz avlanma ve kirlilik nedeniyle kalkan, çupra, ıstakoz, karides ve kırlangıç gibi bir çok tür yok olma noktasına geldi.

KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğ Düzgüneş: ''Karadeniz'de biyoçeşitlilik açısından durum son derece ciddi''
 
 
Balıkçı Helim Karabulut: ''Karadeniz'i kurtarmak istiyorsak sonar cihazları kaldırılsın'' 
 
Karadeniz'de küresel ısınma, bilinçsiz avlanma, kirlilik ve hidroelektrik santralleri nedeniyle kalkan, çupra, ıstakoz, karides ve kırlangıç gibi birçok türün yok olma noktasına geldiği bildirildi. 
     
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğ Düzgüneş,yaptığı açıklamada, Karadeniz'de geçmişte yaşamını sürdüren canlı türlerinde önemli değişiklikler olduğunu ifade ederek, ''Karadeniz'de biyoçeşitlilik açısından durum son derece ciddi'' dedi. 
     
Karadeniz'de canlı türlerinin azalmasında kullanılan ağlar başta olmak üzere av araçlarını seçmeden avlanmanın büyük etkisi olduğunu ifade eden Düzgüneş, ''Türkiye İstatistik Enstitüsü 1968 yılında Karadeniz'den neler avlandığından, Trabzon Balık Hali'ne hangi tür balıkların geldiğinden bahsederken bugün artık bu balıkların birçoğunu istatistiklerde görmüyoruz. Kırlangıç balığı ortadan kalktı, mercan ve çupra balıkları yok oldu. İşgalci türler nedeniyle örneğin deniz salyangozu geldi, midyeler yok oldu. Karadeniz'de avlandığı söylenen ıstakoz, karidesler yok oldu'' diye konuştu. 
     
Düzgüneş, Karadeniz'deki biyoçeşitlilikte gözle görülen değişikliklerin yanı sıra gözle görülmeyen ancak küçük balıklara yem olan canlı türlerinde de ciddi değişimler yaşandığını anlatarak, ''HES'ler nedeniyle eskisi gibi denizlerimize besin maddesi akışı sağlanamıyor. Su geliyor ama besleyici gıdalar gelmiyor. Denizdeki besin zincirindeki katmanlar değişti, eskisi kadar zengin değil. Bu nedenle balığın beslenmesi etkiledi'' dedi. 
     
Karadeniz'deki canlı çeşitliliğinin azalmasında insanların doğaya verdiği zararın da büyük etkisi olduğunu işaret eden Düzgüneş, şöyle devam etti: 
     
''İnsan eliyle ya da avlanma hataları nedeniyle doğaya verilen zararlar var. Bunların hepsi birleşince soframızı etkiliyor. Örneğin yol yapımı nedeniyle kıyı ile denizin birleştiği kıyı zonu ortadan kalktı. Karasal-denizsel alışverişler ortadan kalktı. Bunlar denizdeki biyoçeşitliliği önemli oranda etkileyen unsurlar. Karadeniz'de var olan az sayıda kayalık bölgeler yol inşaatlarının altında kaldı.
 
Bu da kaya balıklarını etkiledi. Deniz salyangozu avlıyoruz diye dalarak zıpkınla bunları avlayan bir kesim vardı. Yollarla balıkların yaşam ortamlarını yok ettik. O zaman bu balıklar başka bir yer aradı. Doğan yavru balıklar barınma imkanını kaybetti, düşmanlarına daha kolay yem oldu. Bütün bunlar birleşince ortaya bu durum çıktı.'' 
     
Düzgüneş, Karadeniz'in biyoçeşitliliğindeki değişimde küresel ısınmanın da etkisi olabileceğini dile getirerek, şöyle devam etti: 
   
''Küresel ısınma her ne kadar çok uzun yıllara ait veri gerektiriyor dense de göz önünde olan bir şey var, biz bunu hissediyoruz. Geçen seneye göre önceki seneye göre bu sene ne olduğunu görüyoruz. Elbette genelleştirmek doğru değil. Küresel ısınma demek için yüzyıllar gerekiyor ama Karadeniz'in Akdeniz'leşmesi de gündemde. Akdeniz'deki bazı canlı türleri Karadeniz'e geliyor. Bu bakımdan bütün olumsuz koşullar devam ederken insan eliyle yapabileceğimizin en iyisini yapmamız lazım. Çünkü varımız yoğumuz bu. Bunun üzerine çıkıp ekstra bir canlıyı bir başka yerden ithal edemeyiz.'' 
     
Karadeniz'deki canlı türlerinin korunması gerektiğini vurgulayan Düzgüneş, şunları ifade etti: 
     
''Karadeniz'deki bu yaşam çeşitliliğini mutlaka korumamız gerekiyor. Sıkıntı çekilen alanlarda takviye gerekiyor. Deniz koruma alanlarının ihdas edilmesi, deniz parklarının oluşturulması belki bazı yerlere yapay resif uygulamalarıyla bu biyolojik döngüyü teşvik edecek ortamlar yaratmak zorundayız. Aksi takdirde geleneksel şekilde avcılık yaparsak kaynak tükenir. Kaynağın tükendiğini pazarlarda hissediyoruz. Eskisi kadar balık türü yok.'' 
     
     -24 metre yasağı kıyıdaki balık çeşitliliğini artırdı- 
     
Trabzon'da teknesiyle 15 yıldır balıkçılık yapan Helim Karabulut (38), bu yıl balık sezonu açıldığında palamudun bol olduğunu ancak bu mevsimde artık hamsiyi beklediklerini söyledi. 
     
Karadeniz'de eskisi gibi bol çeşit yakalanamadığını dile getiren Karabulut, ''20-25 sene önce uzatma ağ ile kiloluk istavritler yakalıyorduk, şimdi o büyüklükteki istavritin nesli yok. Neden, bilinçsiz avlanmaktan'' dedi. 
     
Karadeniz'de balık türlerindeki azalmada gırgırların büyük etkisi olduğunu dile getiren Karabulut, ''Gırgırlarda sonar cihazları kullanılmaya başladıktan sonra avcılık her geçen yıl geri gitti. Gırgırlardaki ağların derinliği 110-120 kulaç, balıkçı istediği zaman istediği yerdeki balığı yakalayabiliyor. Karadeniz'i kurtarmak istiyorsak sonar cihazları kaldırılmalı'' diye konuştu. 
   
Karabulut, bu yıl 24 metreden sığ sularda avlanmanın yasaklanmasıyla gırgırların kıyıya yakın yerlerde avlanamadığını belirterek, ''Bu yasak küçük balıkçı açısından iyi, gırgır ile avlanan balıkçı açısından kötü oldu. Bu seneye kadar sahilde çinakop, sarıkanat avlayamıyorduk. Bu yasağın balıkçılığa faydası var'' ifadelerini kullandı. 
     
Çocukluğundan itibaren balıkçılık yapan 71 yaşındaki Mustafa Özkan ise denizde eskisi gibi bol balık olmadığını anlatarak, ''Balık yok ki, incesi de büyüğü de kayboldu. Artık kırlangıç yok, kalkan yok, istavrit az'' dedi. 
     
Özkan, denizdeki kirlilik, bilinçsiz avlanmanın ve kullanılan ağların göz açıklıklarının balık türlerinin yok olmasında etkisi olduğunu söyledi. 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.