Anahtar Deliği 10.06.2026 Devlette ve adalette bu kadar tatil olur mu?

Devletteki tatillerden Karadeniz’in çevresel risklerine, yaz yangınlarından bilim merkezlerine uzanan gündem başlıkları; kamu hizmetlerinin sürekliliği, çevre duyarlılığı ve bölgesel kalkınma konularını yeniden tartışmaya açıyor.
Anahtar Deliği 10.06.2026  Devlette ve adalette bu kadar tatil olur mu?

DEVLETTE VE ADALETTE BU KADAR TATİL OLUR MU?

Ülkede adli tatil var… Meclis tatili var… Sömestr tatilleri var… Olur olmadık idari tatiller var… Dizilerde bile yaz tatili var. Sezon finali yapıp kendilerini tatile atıyorlar.

Elbette hiçbirine peşinen karşı değiliz. Başta bizim gibi gazeteciler olmak üzere; güvenlik güçleri, sağlık çalışanları ve daha birçok meslek grubu zaten düzenli tatil yapma imkanına sahip değil.

Ancak bugünlerde yeniden hazırlanmakta olan Anayasa taslağında, özellikle Meclis tatili ve adli tatil konularının yeniden ele alınması gerektiğini değerlendiriyoruz.

Toplantıların üçüncüsünün Trabzon’da gerçekleştirildiğini biliyoruz. Oluşturulan komite, yurdun 7 bölgesini gezerek gerekli görüş, öneri ve değerlendirmeleri toplayacak. Buna göre yeni Anayasa taslağı şekillenecek; korunacak, reforme edilecek ve değiştirilecek maddeler ayrı ayrı ele alınacak.

“Çözüm isteyen, formülü bulur.”

Adli tatil döneminde neredeyse hiçbir iş, işlem, dosya, keşif, duruşma ve takip gerçekleştirilmiyor. Sadece acil işler ile tutuklu dosyalarına bakılıyor. Adli tatil, 20 Temmuz’da başlayacak.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) de benzer şekilde 1 Temmuz itibarıyla tatile girecek. Milletvekilleri toplanıp hep birlikte tatilin yolunu tutarken, olağanüstü bir durum olmadığı sürece Meclis herhangi bir gündem için çağrılamayacak ve toplanmayacak.

Kıyak emeklilik konusuna burada hiç girmiyoruz…

Nöbetçi sistem olur, özel komisyonlar olur, temsilciler konseyi olur… Nasıl bir planlama yapılacağı elbette ayrıca değerlendirilir. Ancak devletin ve adalet mekanizmasının her yaz mevsiminde haftalar boyunca tam kapasite görev başında olmaması, gerçekten yeniden enine boyuna tartışılması gereken bir konu olarak karşımızda duruyor.

3

***

YENİDEN ATEŞ, PİKNİK, İZMARİT SEZONU!

Yaz mevsiminin kendini hissettirmeye başlamasıyla birlikte, ateş, piknik ve izmarit sezonu da ne yazık ki başlamış oldu.

Tarlada kuru kökleri tutuşturanlar mı istersiniz, anız yakanlar mı?.. Piknik ateşini söndürmeyi bilmeyenler mi dersiniz, közlü külü kuru çayıra savuranlar mı?.. Ne yazık ki hepsi bu tablonun bir parçası.

Elbette bu davranışların hiçbiri yeni değil. Her yaz aynı manzaralarla karşılaşıyoruz. Ancak riskin büyüklüğü, her yıl daha da net şekilde ortaya çıkıyor.

Karadeniz Bölgesi olarak batı illeri kadar yüksek risk altında değiliz. Bunun en önemli sebebi; yüksek nem oranı, güçlü yeşil örtü ve sert rüzgârların daha sınırlı etkili olduğu topografik yapı. Yine de bu durum rehavete kapılmak için bir gerekçe değil.

Dikkat edilmesi gereken alanlar yalnızca ormanlık bölgeler değil. Yüksek köyler, çamlık alanlar, piknik yerleri ve tarla kenarları başlıca risk bölgeleri olarak öne çıkıyor.

Ancak tehlike sadece buralarla sınırlı değil.

Araç muayene işiyle uğraşan bir uzman tanıdığımızın uyarısı da konunun ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor. Uzmanın ifadesiyle:

“Özellikle LPG’li araçlarda kaçaklı mekanizma yüzünden yerden kıvılcım çekme riski mevcut. Sistem güvenli olsa da bazı araçların çürüyen, kopan, düşen ve iyi filtrelenmemiş olan aksamları, yere (yani yola) sönmeden atılmış izmaritlerle temas ettiğinde yangın riski oluşturabiliyor.”

Bu nedenle mesele yalnızca yaylalar, köyler ya da bağ-bahçe alanlarıyla sınırlı değil. Aynı zamanda şehir içi yollar, karayolları ve araç trafiğinin yoğun olduğu güzergâhlar da risk altında.

Sonuç olarak; sigara izmaritinin yere atılması, söndürülmeden bırakılan piknik ateşleri ve kontrolsüz anız yakımı, yaz aylarında ciddi yangın risklerini beraberinde getiriyor.

Unutulmamalı ki küçük bir ihmal, büyük felaketlerin başlangıcı olabilir.

2

***

BİLİM MERKEZİNDEN DÖNÜŞLER VE EK ÖNERİLER

 

Trabzon Özdemir Bayraktar Bilim Merkezi, Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik gelişimine katkıda bulunan önemli bir eğitim ve öğrenme merkezi olarak öne çıkıyor.

Şimdi benzer merkezlerin ilçelerde de inşa edilmesi için yeni projeler geliştiriliyor. Bu yaklaşım, bilim ve teknolojinin toplumun her kesimine daha geniş şekilde ulaşmasını hedefliyor.

Merkez; bilimin ve teknolojinin yaygınlaşması, toplumun bilimsel düşünceyi benimsemesi, bilimsel gelişmelerin takip edilmesi ve Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuna katkı sağlanması amacıyla önemli bir misyon üstleniyor.

Sömestr tatilinin sonuna yaklaşılırken, merkezi ziyaret edenlerin yaklaşık üçte ikisini öğrenciler ve çocuklar oluşturdu. Okulların planlı organizasyonları sayesinde neredeyse tüm öğrenci grupları merkezi ziyaret etme imkânı buldu. Ziyaretlerin ardından öğrencilerin büyük çoğunluğunun merkezden memnun ayrıldığı gözlemlendi.

Öğretmenler ve veliler de yapılan gezilerle ilgili olumlu geri dönüşler paylaştı. Ayrıca okul servislerinin sürece sağladığı katkı da özellikle vurgulanmalı.

Aktif alanın genişletilmesi

Uzay teknolojilerinin ve uygulamalarının farklı yönleriyle sergilendiği Özdemir Bayraktar Bilim Merkezi, ağırladığı öğrencilerin ufkunu genişleten bir etki oluşturdu.

Ziyaretçi gruplarının memnuniyeti, öğretmenler ve veliler tarafından da olumlu değerlendirmelerle desteklendi. Merkezin gördüğü ilgi, bu tür yapıların ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Ancak mevcut alanın sadece kapalı mekanlarla sınırlı kalmaması gerektiği yönünde görüşler de öne çıkıyor.

Merkezin bulunduğu bölgede çocukların daha uzun süre vakit geçirebileceği açık alanların oluşturulması öneriliyor. Bu kapsamda, merkez ile büyük cami arasındaki bölgede oyun alanları, rekreasyon sahaları ve hatta küçük yarışma parkurları yapılabileceği değerlendiriliyor.

Elbette bu alanların yaz aylarında kullanılabilmesi için gölgelendirme sistemlerinin de projeye dahil edilmesi gerekiyor.

Tüm bu önerilerin, bölgenin sosyal ve eğitimsel kullanımını artıracağı ve bilim merkezini sadece bir ziyaret noktası olmaktan çıkarıp yaşayan bir öğrenme alanına dönüştürebileceği ifade ediliyor.

1

***

KARADENİZ’İN ÖFKESİ: ŞENGÖR’ÜN “GÖR” DEDİĞİ TABLO

Birden fazla bilim insanı, Karadeniz’in mevcut durumu ve geleceğine ilişkin farklı değerlendirmeler yaparken, Batı Karadeniz’den dikkat çekici bir gelişme daha gündeme geldi.

Kastamonu’nun Cide ilçesinde, denizde yaklaşık 10 dakika boyunca gözlenen dalgalanma ve kabarma hareketi, balık tutan vatandaşlar arasında kısa süreli paniğe neden oldu. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, olayla ilgili inceleme gerçekleştirdi.

Vatandaşların aktarımlarına göre denizin kısa süreliğine koyulaştığı, dalga hareketlerinin arttığı ve ardından yeniden normal seyrine döndüğü ifade edildi. Yaşanan bu anlar, sosyal medyada da geniş yankı buldu ve kamuoyunda endişeye neden oldu.

Karadeniz’in çevresel yükü ve endişeler

Son yıllarda Karadeniz’in ekolojik dengesi, kirlilik yükü ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki baskı sık sık gündeme geliyor. Uzmanlar, özellikle kıyı ülkelerinden gelen atık yükü, kontrolsüz deşarjlar ve deniz ekosistemindeki değişimlerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Karadeniz’in yeterince kendini yenileyemediği, bazı bölgelerde oksijen seviyelerinin düştüğü ve balık popülasyonlarında dalgalanmalar yaşandığı yönündeki değerlendirmeler, çevresel hassasiyeti daha da artırıyor.

Şengör’ün uyarıları yeniden gündemde

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olan Prof. Dr. Celal Şengör’ün geçmişte yaptığı bazı açıklamalar da bu gelişmelerle birlikte yeniden tartışma konusu oldu.

Şengör’ün, Karadeniz’in jeolojik ve çevresel risklerine dikkat çekerken dile getirdiği “Karadeniz patlayacak ve 60 kilometre etrafında yaşam bırakmayacak” şeklindeki ifadeleri, özellikle sosyal medyada yeniden gündeme taşındı.

Şengör, Kastamonu’nun Cide ilçesinde gözlenen bu tür deniz hareketlerini de Karadeniz’in çevresel yükü ve kirlilik sorunları çerçevesinde değerlendirmişti. Bölgeye kıyısı bulunan ülkelerin atık yükü ve denizin yeterince kendini yenileyememesi gibi faktörlere dikkat çekmişti.

Uluslararası boyut ve çevresel riskler

Uzman değerlendirmelerine göre Karadeniz, birçok ülkenin kıyı hattına sahip olduğu kapalı bir deniz olması nedeniyle çevresel baskıya daha açık bir yapıya sahip.

Bu nedenle kirlilik yükünün azaltılması, ortak çevre politikalarının geliştirilmesi ve deniz ekosisteminin korunmasına yönelik uluslararası iş birliği çağrıları önem kazanıyor.

Yetkililer ve bilim insanları, yaşanan her olağan dışı gözlemin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurgularken, Karadeniz’in ekolojik dengesinin korunmasının bölge ülkeleri için ortak bir sorumluluk olduğuna işaret ediyor.

4

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.