DEVLET ÜNİVERSİTESİ BULUNMAYAN TEK İLÇE
21 Eylül itibariyle 2026/2027 yükseköğrenim dönemi başlıyor. Trabzon’da 61 bini aşkın üniversiteli amfileri ve kampüsleri dolduracak.
Trabzon Üniversitesi’nin (TRÜ) ana yerleşkesi Söğütlüde. Aynı zamanda bu ilçenin bağlı olduğu Akçaabat’ın merkezinde de sanat birimleri var.
TRÜ aynı zamanda Beşikdüzü, Tonya, Vakfıkebir, Şalpazarı, Çarşıbaşı ilçelerine sahip. Son olarak Düzköy’de yüksekokul açtı.
Ortahisar’da yer alan İlahiyat ve Hukuk Fakülteleri ile birlikte toplam 8 ilçede yerleşkesi oldu.
Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin (KTÜ) de doğudaki tüm ilçelerle (Arsin, Araklı, Sürmene, Of, Çaykara ve Maçka’da) yüksekokullarıyla mühendislik fakülteleri mevcut.
BAŞKAN BIYIK NE DİYOR?
Ortahisar ve ilçelerin tamamına yakını en az bir akademik birime sahip.
Yüksekokulu olmayan ilçeler bildiğimiz kadarıyla bir Hayrat, bir de Dernekpazarı. Sahilde ise sadece Yomra.
Mustafa Bıyık başkanlığında ödüller alan ilçe olarak Türkiye’ye nam salan Yomra’da bir vakıf üniversitesi yerleşkesi bulunsa da uzun yıllar belediye ile sorunlu olan bu kampüsü diğerleriyle mukayese etmek imkansız gibi.
Beşikdüzünden Of’a kadar sadece Yomra’da devlet üniversitesi yerleşkesi olmaması dikkatimizi çekti.
Bütün ilçeler kültürel kalkınma için üniversitelere bedava yer tahsisinde yarış halinde.
Acaba Bıyık ve Yomralılar bu konuda ne düşünüyor?

***
DOĞA UYGULAMASI VE KARŞILIKLI BEKLENTİLER
Depozitosu Olan Ambalajlar yani kısaca DOA… Trabzon’da uygulamanın başlamasının üzerinden 1 ayı aşkın zaman geçti, bolca pek şişe toplayan ve biriktiren var.
Akıllı telefonulara DOA mobil uygulaması indirildikten sonra içerisindeki QR kodu depozito iade makinesine okutuluyor.
Eldeki boş, ezilmemiş ve üzerinde DOA barkodu/logosu net okunan şişeler sırayla hazneye bırakılıyor.
İşlem bittiğinde kazanılan bakiye dijital cüzdana (TC numarası tanımlı hesap) yükleniyor ve bu para anlaşmalı marketlerde alışveriş yaparken kullanılabiliyor.
Bize verilen bilgi bu.
Sistem şehir genelinde yaygınlaşmaya devam etmekle birlikte, ilk etapta belirli büyük marketlerin şubelerine ve merkezi noktalara iade otomatları kuruldu.
Çünkü algoritma bir banka hizmeti şeklinde çalışmıyor. Direkt marketlere yönlendiriliyorsunuz.
EŞYA KONTEYNIRINA ÇÖP OLUR MU?
Ortahisar: A101 (Beşirli Eşref Bitlis şubesi) ve BİM (Pelitli Akar Sokak şubesi)
Akçaabat: Migros (Söğütlü Adnan Kahveci Bulvarı şubesi)
Yomra ve Yalıncak: CarrefourSA (Kaşüstü Vardallar şubesi) ve Migros MM (Yalıncak Kaşüstü şubesi) şeklinde sistem uygulanıyor.
İade edilecek şişelerin makine tarafından kabul edilmesi için tamamen boş, barkodunun yırtılmamış ve ezilmemiş olması gerekiyor.
Vatandaşlar daha çok işin geri kazanım yönü ile ilgilenirken belediye ekipleri daha önce yerleştirilmiş olan akıllı haznelerin doğru kullanımına ilişkin hassasiyet bekliyor.
Atıkları ayrıştırarak atmak ve özellikle eşya konteynerlarının usulüne uygun kullanılması.
Çevremizi temiz tutmak, fırsatları değerlendirerek kullanmak.
Ama hiçbir şekilde eşya yerine çöp ve poşet atmamak.
***
BİR KAMELYADAN ÇOK DAHA FAZLASI…
Ganita’da hizmete giren özel gereksinimli bireylere yönelik erişilebilir kamelya, ilk bakışta küçük bir sosyal dokunuş gibi görünebilir.
Ancak bu kamelyanın arkasında, oldukça anlamlı bir dayanışma ve gönül hikyesi var.
Hikayenin başlangıcında Gözaçan Camii İmamı ve Özel Bireyleri Mutlu Etme Derneği Başkanı Neşat Paksoy, dernek başkan yardımcısı Arif Fidan ve derneğin Onursal Başkanı Memduh Bayraktar bulunuyor.
Üç isim, özel gereksinimli bireylerin Ganita’dan daha rahat ve daha özgür biçimde yararlanabilmesi için bir ihtiyaç tespit ediyor, ardından da bu talebi Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’e iletiyorlar.
Özel gereksinimli bireyler konusundaki hassasiyetini herkesin bildiği Başkan Genç, hemen yapılması talimatı veriyor.
Ve bugün Ganita’da, özel gereksinimli bireylerin aileleriyle birlikte vakit geçirebileceği, dinlenebileceği ve sahilin keyfini daha erişilebilir şekilde yaşayabileceği özel bir kamelya bulunuyor.
Belki ortada büyük bütçeli bir proje yok.
Belki şehrin siluetini değiştiren dev bir yatırım da değil.
Ancak bazen bir şehrin gerçek anlamda “yaşanabilir” olmasını sağlayan şey, tam da böyle küçük görünen ama bir insanın hayatına dokunan işler oluyor.
Çünkü belediyecilik yalnızca yol, asfalt, park ve büyük projeler yapmak değil…
Bazen bir annenin çocuğuyla rahatça oturabileceği bir alan oluşturmak, bazen bir özel bireyin ailesiyle birlikte şehrin güzelliklerinden eşit şekilde faydalanmasını sağlamak…
Ve bazen de bir talebi dinleyip, onu somut bir mutluluğa dönüştürmek.
Ganita’daki kamelya işte tam olarak bunu anlatıyor.
***
ÇAĞLAYAN PROJESİNDE KAYA’NIN EN GÜÇLÜ ARGÜMANI
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın göreve geldiği günden bu yana üzerinde en fazla durduğu projelerden biri hiç kuşkusuz Çağlayan Kentsel Dönüşüm Projesi.
Kaya ve kurmaylarının uzun süredir üzerinde çalıştığı projeyi önemli kılan ise yalnızca büyüklüğü değil, ortaya konulan finansman modeli.
Başkan Kaya, projenin belediye bütçesine ilave bir yük oluşturmadan, kendi kaynaklarıyla kendisini finanse edecek şekilde planlandığını hemen her fırsatta özellikle vurguluyor.
Konu Eylül ayı Ortahisar Belediye Meclisi’nde bir kez daha gündeme geldi.
MHP Grup Başkanvekili’nin, “Çağlayan Kentsel Dönüşüm Projesi belediye bütçesini zorluyor” yönündeki çıkışına Kaya’nın cevabı yine net oldu: “Proje kendini finanse ediyor ve ilgi görüyor.”
Aslında tartışmanın en önemli noktası da tam olarak burası.
Ekonomik koşulların belediyelerin yatırım kabiliyetini ciddi biçimde sınırlandırdığı bir dönemde, bu ölçekte bir kentsel dönüşüm çalışmasının belediyenin mevcut bütçesine yük bindirmeden yürütülebilmesi önemli.
Hele ki projenin satış ve gelir modeli gerçekten planlandığı şekilde ilerliyorsa, Çağlayan yalnızca bir kentsel dönüşüm projesi olmaktan çıkarak Ortahisar Belediyesi açısından örnek gösterilebilecek bir finansman modeline de dönüşebilir.
Elbette projenin gerçek başarısını tamamlanma süreci, mali bilançosu ve ortaya çıkacak sonuç gösterecek.
Ancak bugünkü tablo üzerinden baktığımızda bir hakkı da teslim etmek gerekiyor:
Belediyenin kasasını zorlamadan, kendi finansmanını oluşturabilen bu büyüklükte bir projeyi hayata geçirmek önemli bir başarıdır.
Ahmet Kaya’nın Çağlayan konusunda kendinden emin konuşmasının arkasında da görünen o ki tam olarak bu hesap yatıyor.