Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Anahtar Deliği Yayın tarihi: 18 Eylül 2026 07:00 Güncellenme tarihi: 18 Eylül 2026 01:14

Anahtar Deliği 18.09.2026 Hastane taşiniyor, esnaf düşünüyor

Trabzon’da hastanenin taşınması, KTÜ’deki tartışmalar ve Vakfıkebir’deki servis sorunu gündemde. Kentte vatandaş, esnaf ve öğrencilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekiliyor.

HASTANE TAŞINIYOR, ESNAF DÜŞÜNÜYOR 

Trabzon’da Şehir Hastanesi sonrası yaşananlar vatandaşın gündemini meşgul etmeye devam ediyor. 

Bir yandan istihdam sorunu yaşayan şehirde herkes devlet kurumlarına adeta kapak atma peşinde koşarken, diğer yandan torpil arayanlar da cabası… 

Ancak bizim gündemimiz işin sadece işsizlik boyutu değil. 

Kaşüstü’nde bulunan hastaneye bağlı hizmet veren eski Numune Hastanesi… 

Zira hastaneden öte bir yapı gibi olan bu hastane, adeta şehrin hafızası görevini üstlenmiş durumda. 

Peki nasıl oldu da bir yapı vatandaş ve özellikle esnaf açısından bu kadar önemli bir gündem haline geldi? 

Biz söyleyelim. 

Bakanlığın, Şehir Hastanesi sonrası bazı hastanelerin yıkılarak taşınmasına yönelik aldığı karar özellikle Yeni Mahalle esnafını rahatsız etti. 

Hastanenin tamamen plansız ve üstten aşağıya alınan karar doğrultusunda yıkılacak olması, esnafı tedirgin ediyor. 

Çünkü daha önce şehrin birçok noktasında benzer değişimlere şahit olduk. 

Bir hastane taşındı, bir kurum yer değiştirdi… 

Ardından birçok esnaf kepenk kapattı. 

Şimdi de adeta zamana meydan okuyan Yeni Mahalle esnafı kara kara ne yapacağını düşünüyor. 

Bu konuda yakın zamanda bölgeyi ziyaret eden Ahmet Kaya’nın paylaştığı videodaki sitemi ise durumu adeta özetler nitelikte. 

BİZE BİR ŞEY SORMUYORLAR! 

Yani bu sözler aslında her şeyi anlatıyor. 

Ahmet Kaya esnafı ziyarete gittiğinde, adeta ağız birliği yapılmışçasına hastane konusunda verilen karar gündeme geldi. 

Peki bu kadar itiraza karşılık var mı? 

O da yok! 

Kısacası karar vericiler gözlerini kapatmış, kulaklarını da bu konuya tıkamış gibi. 

Vatandaş, esnaf ve Ahmet Kaya gibi biz de buradan söylüyoruz; 

“Umarız bu kararı gözden geçirirsiniz!..” 

*** 

BU KEZ MİNİKLER ŞENLENDİ 

Ortahisar Belediyesi son dönemde sosyal belediyecilik konusunda farklı bir çizgi ortaya koymaya başladı. 

Son olarak sevgi evlerinde kalan çocuklar için düzenlenen şenlik de bunun küçük ama anlamlı örneklerinden biri oldu. 

Çocuklar için geleneksel oyunlardan PlayStation’a, VR oyunlarından penaltıya, basketboldan Jenga’ya kadar birçok etkinlik hazırlanmış. 

İlk bakışta sıradan bir etkinlik gibi görülebilir. 

Ama bize göre mesele biraz daha başka. 

Çünkü sosyal belediyecilik sadece ihtiyaç sahibine yardım kolisi vermekten ibaret değil. 

Bazen bir çocuğun yüzünü güldürmek, bazen kendisini şehrin bir parçası hissettirmek de belediyeciliğin tam merkezinde durur. 

Ahmet Kaya’nın da katıldığı etkinlikte ortaya çıkan tablo biraz bunu gösteriyor. 

Ortahisar Belediyesi, son dönemde sosyal belediyeciliği daha geniş bir alana yaymaya çalışıyor. 

Çocuklar, gençler, dezavantajlı gruplar… 

Yani sadece “yardım alan vatandaş” üzerinden değil, doğrudan hayatın içine dokunan bir anlayış. 

Elbette birkaç etkinlikle büyük laflar etmek doğru olmaz. 

Ama hakkını da teslim etmek lazım. 

Trabzon’da yıllardır sosyal belediyecilik denildiğinde akla daha çok klasik yardım faaliyetleri geliyordu. 

Şimdi bunun biraz dışına çıkıldığını görüyoruz. 

Bize göre Ahmet Kaya döneminin dikkat çeken taraflarından biri de tam olarak bu. 

Büyük projeler kadar, küçük görünen ama doğrudan insana dokunan işlerin de belediyeciliğin parçası olduğunu hatırlatıyor. 

Bir çocuğun gününü güzelleştirmek belki şehrin çehresini değiştirmez. 

Ama o çocuğun, geleceğine ve kendisine bakışını değiştirebilir. 

Sosyal belediyecilik biraz da burada başlıyor. 

*** 

KTÜ BU KARA BULUTLARI ÜZERİNDEN KALDIRMALI 

Trabzon’da yaklaşık iki haftadır şehrin gündemini meşgul eden bir diğer konuya gelelim. 

KTÜ’de gündeme gelen iddialara… 

Öyle sıradan iddialardan da bahsetmiyoruz. 

Ciddi ithamlar var. 

Üstelik bu ithamların merkezinde KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı’nın adı geçiyor. 

Biz doğrusu bu tartışmanın ilk günlerinde doğrudan konuya girmedik. 

Biraz bekleyelim, ne oluyor ne bitiyor görelim istedik. 

Tarafların açıklamalarını, ortaya konulan iddiaları ve verilen cevapları izleyelim dedik. 

Ancak son günlerde okuduklarımızdan sonra, bizim de birkaç satır kaleme alma vaktimizin geldiğini düşündük. 

KTÜ’de son günlerde tartışılan milyarlık proje meselesinde gözler doğal olarak üniversite yönetimine çevrildi. 

Bizce burada asıl mesele projenin yapılması değil. 

Asıl mesele, bu projenin hangi yöntemle hayata geçirileceği. 

Rektörlükten yapılan açıklamada işlemlerin mevzuata uygun olduğu söylendi. Ali Haydar Baş’ın geçmişte üniversiteye yaptığı bağışlar da özellikle hatırlatıldı. 

İyi de… 

Kamuoyunun kafasındaki soru tam olarak bu değil. 

Bir işin mevzuata uygun olması, o işin bütün yönleriyle şeffaf olduğu anlamına mı geliyor? 

Üniversite arazileri üzerinde milyarlık bir ticari projeden söz ediliyor. 

Ortada bir şirket var. 

Ortada yüzde 51’lik bir ortaklık iddiası var. 

Ve doğal olarak herkes şunu soruyor: 

Bu ortaklık neden böyle oluştu? 

İhale süreci nasıl işledi? 

Şirketin diğer ortakları kim? 

Üniversitenin bu işten kazancı ne olacak? 

Ve en önemlisi, bu süreç neden başından itibaren kamuoyunun önünde daha açık bir şekilde anlatılmadı? 

Bize göre Rektör Çuvalcı’nın açıklaması bu soruların tamamına cevap vermekten çok, “mevzuata uygunluk” üzerinden savunma yapıyor. 

Oysa mesele sadece mevzuat değil. 

KTÜ, Trabzon’un sıradan bir kurumu değil. 

Şehrin en önemli kamu kurumlarından biri. 

Dolayısıyla üniversitenin adı milyarlık ticari projeler, şirket ortaklıkları ve arazi tartışmalarıyla yan yana geldiğinde, kamuoyunun soru sorması da son derece normal. 

Bir de işin bağış tarafı var. 

Bir iş insanının üniversiteye geçmişte önemli bağışlar yapmış olması elbette kıymetlidir. 

Ama bağış başka şeydir, ticari ortaklık başka. 

İkisinin aynı açıklamada yan yana getirilmesi ise yeni sorular doğurur. 

Bizce Rektör Çuvalcı’nın yapması gereken, eleştirileri “itibar suikastı” başlığı altında karşılamak yerine kamuoyunun merak ettiği ayrıntıları tek tek ortaya koymak. 

Çünkü bazen en çok soru sorulan yerde, en az cevap verilmesi yeni sorular doğurur. 

KTÜ’de bugün ihtiyaç duyulan da biraz bu… 

Daha fazla açıklama değil. 

Daha fazla şeffaflık. 

*** 

NE OLACAK BU ÖĞRENCİLERİN HALİ? 

Trabzon’da bu kez Vakfıkebir’den gelen bir servis sorunu var. 

Okullar açılalı günler olmuşken bazı öğrencilerin hâlâ servis hizmetinden yararlanamadığı iddia ediliyor. 

Gerekçe olarak da servis şoförleriyle yapılması gereken sözleşmelerin tamamlanmaması gösteriliyor. 

Doğrusu insanın burada ilk sorması gereken soru belli.. 

Milli Eğitim bu süreci neden okul açılmadan tamamlayamadı? 

Çünkü servis işi, eğitim takvimi belli olduktan sonra ortaya çıkan bir mesele değil. 

Hangi tarihte ders başı yapılacağı belli. 

Öğrencilerin hangi okullara gideceği belli. 

Servis ihtiyacı da belli. 

Hal böyleyken sözleşmelerin okul dönemi başladıktan sonra hâlâ tamamlanmayı beklemesi, ister istemez Milli Eğitim’in planlamasıyla ilgili soru işaretleri oluşturuyor. 

Üstelik ortaya çıkan sıkıntının muhatabı da süreci hazırlayanlar değil. 

Veliler ve öğrenciler. 

Çocuğunu her gün servisle okula gönderen bir aile için bu, “birkaç günlük aksaklık” denilip geçilecek kadar basit bir mesele değil. 

Şimdi ailelerden bu düzeni kendi imkânlarıyla telafi etmeleri bekleniyor. 

Burada servis şoförleriyle Milli Eğitim arasındaki anlaşmazlığın bütün ayrıntılarını elbette bilmiyoruz. 

Ama bildiğimiz bir şey var.. 

Ortada mağduriyet iddiası varsa bunun çözümünü beklemek öğrencinin görevi değil. 

Milli Eğitim’in görevi, taraflar arasındaki süreci okul açılmadan sonuçlandırmak ve öğrencinin ulaşımını aksatmayacak sistemi kurmak. 

Şimdi yetkililerin çıkıp kamuoyuna açıkça anlatması gereken de bu. 

Sorun tam olarak nerede yaşandı? 

Servisler ne zaman başlayacak? 

Ve daha önemlisi, bu mesele neden öğrenciler okula başladıktan sonra gündeme geldi? 

Bize göre Vakfıkebir’de velilerin sorduğu sorular gayet makul. 

Kimsenin ekstra bir şey istediği yok. 

Sadece çocuklarının okula güvenli ve zamanında ulaşmasını istiyorlar. 

Milli Eğitim de artık bu sorunu çözmeli.. 

Çünkü eğitimde aksayan bir işin faturasını öğrenciye çıkarmak, planlamanın en ağır tarafıdır. 

Yorumlar (1)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

T
Turan Bursalı
2 hafta önce

Okul çevresinde işletmesi olan esnaf mağdur. Okullar birden bire hiç alakası olmayan Maraş'taki olayla ilişkilendirilerek dışarıya kapatıldı. Okul çevresinde öğrenciye hizmet ederek evine ekmek götüren binlerce kişi düşünülmedi. Sandıkta bunun hesabını soracağız.