MOHAMED SALAH’A NE YAPARAK KARŞILIK VEREBİLİRİZ?
Yıldız futbolcu Salah yaylalarımızı gezdi. Yaz turizm sezonunun sonuna gelinirken Karadeniz yaylaları bir anda manşetleri süsledi. Birçoğu spor haberi şeklinde verilse de Salah’ın yayla seyahati pek çok yönden tam bir aktüel haber ve kriz yönetimiydi:
1- Konya mağlubiyeti unutulmasa bile bu görsellerle soğutuldu.
2- Salah’ın mutsuzluğu, belki pişmanlığı, arka plana atılmış oldu.
3- Oyuncudaki insan, hayvan ve doğa sevgisi tam yerine oturdu.
4- Derbi maçı öncesi “yorumlarda” birleşen taraftar motive oldu.
5- 6-12 metre rakımlı Nagrig’de doğdu. Dağlarda oksijene doydu.
6- Karadeniz yayla turizmine bedavadan bir tanıtım elçisi buldu.
Salah tüm gücüyle, birikimiyle, ailesi, güler yüzü ve sempatikliğiyle Trabzon için elinden geleni yapıyor.
Geriye ona sahada yardımcı olmak kalıyor.
Salah, an itibarıyla koşulsuz desteği hak ediyor.
Galatasaray’ı yenerek karşılık vermekten daha güzel bir fırsat olamaz.

***
KARANLIĞA OKUNAN EZANLAR VE NİHAT GENÇ GERÇEKLİĞİ
Maçka deyince akıllara Volkan Konak, Özkan Sümer, Emre Belözoğlu, Ayşenur Bahçekapılı gibi ünlü isimler gelse de Nihat Genç, birçok yazar ve düşünür gibi ölümünden sonra galiba daha iyi anlaşılmaya başlandı.
Genelde de böyle olmuyor mu?.. Evet; üzülerek evet.
1956 yılında doğdu, 2025 yılında aramızdan ayrıldı. Birbirinden önemli ve iddialı eserler bıraktı. Bu Çağın Soylusu, İşgal Günleri, Amerikan Köpekleri, Cumhuriyet'in Soytarıları, Tek Tabanca ve Karanlığa Okunan Ezanlar gibi birbirinden etkileyici eserleri vardı.
Bugünlerde konuşulmasının en önemli nedeni ise bir dizi senaryosuna yönelttiği eleştiri oldu:
"Kurtlar Vadisi ve Ezel dizisini çekenler bir gün gelecek bu ülkenin mahkemelerine yargılanacaklar. Sırasını bekliyor. Kurtlar Vadisi'nin tüm yönetmenleri ve senaristleri de mahkum edilecektir. Ben ölürüm, ölmem ama mahkum edilecektir. Türk devletine en büyük ihaneti bunlar yaptı.”
Bu köşelerde siyasi konjonktüre fazla değinmiyoruz ama Amerika düşmanı olarak anılan hemşerimiz Nihat Genç’in vatanperverliği, bu âlemden göçtükten sonra anlaşılması yönünden yeniden incelenmeye ve anlaşılmaya değer.
Yalnız kitaplarıyla değil, TV yayınlarındaki radikal iddia ve tespitleri ile ölümünden sonrasında dahi milli gündeme projeksiyon tutmaya devam eden Maçkalı bir düşünür...
Kitabı milyon satan şöhretli yazarlar var; öngörü ve feraset ise herkese nasip olmuyor.
Bambaşka cenahtan bir isim ve albüm adıyla tamamlayalım:
Hasan Sağındık, 40 sene önce çıkardığı albüme “Beni Yaşarken Anla” adını vermişti.
Yine Maçka penceresinden bakınca; ne kadar da doğru bir aforizma.
***
YENİLİKLERLE ÖVÜNEN MİLLİ EĞİTİM’E YENİ SORULAR…
Yeni eğitim-öğretim dönemi sancılı başladı. Birçok yenilik geldi; yasaklar ilk haftadan delindi.
Okullarda denk geldiğimiz sorunların başında yemek konusu var. Beslenme bu dönem de büyük problem.
Güvenli Okul uygulaması kapsamında evi okulun yanında olmayan öğrenciler dışarı çıkarılmıyor; kantinlerde çok sınırlı ve hamurlu yiyecekler var. Sabahtan ikindiye kadar okulda kalmak zorunda olan öğrenciler sıcak yemek bulma konusunda ciddi sorun yaşıyor.
Okulların giriş kapısında görevlendirilen bekçi ve güvenlik görevlilerinin çoğu iş tanımından habersiz. Zaten böyle bir eğitimleri ve eğilimleri de yok.
Dışarıdan içeri girmek isteyen velileri ya da sivilleri durdurarak yeni uygulamalar konusunda bilgilendirmeye çalışsalar da örneğin okul kapısına park edip giden sürücülere ne diyeceklerini bilemiyorlar.
Veya koşarak yanına gelen ve ‘Üst sınıftan biri beni dövüyor.’ diyen çocuğa ne cevap vereceklerini kestiremiyorlar.
Sınıf-branş-alan seçimini e-Devlet üzerinden yapan aileler büyük sorunlar yaşıyor.
Okul yönetimleri “Düzenlemeyi biz yapıyoruz, sistem üzerinden işlem yapıp bize gelmeyin.” diye diretiyorlar.
Bu mesnetsiz tavırların ve norm dışı uygulamaların hiçbir bürokratik kitapta yeri yok. Olan çocuklara oluyor.
Milli Eğitim ise ilk hafta yoğunluğundan dolayı zamanında müdahalede zorluk yaşayabiliyor.
Öğretmenlerin ve yöneticilerin genel savunması “Bakanlık çok sık kural değiştiriyor.” Tamam da olan öğrenciye olmuyor mu?
Alan bazlı sınıf ve branş seçiminden sonra materyal sorunu. Bu bambaşka bir kriz.
İlköğretimden liseye kadar kitapların tamamını verebilen okul neredeyse yok gibi.
Bu köşelerden kitabı fahiş fiyatlarla satan kolejleri sıkça dile getirdik. Milli Eğitim’e bağlı resmi okullarda da bir ciddiyet yok.
Sahi, siz neden kitapları yetiştiremediniz?
Mesela dil alanını seçmiş öğrenciler neden düzeylerine uygun kitap alamadılar?
Dil ağırlıklı müfredat alan öğrenciye, yan sınıfta sayısalı seçmiş öğrenciyle aynı düzeyde yabancı dil kitabı verilir mi?
Çocuklar yine mi özel ve pahalı kitaplar almaya yönlendiriliyor?
Bir dizi kural, kaide, yasak ve yenilik getirdiniz. Bunların bir kısmı eğitimcileri kapsıyordu.
Bahçede, koridorda, nöbette, görevde elinde telefonla yürüyen öğretmenler var.
Öğrencilerden ilk günden başlayarak tüm kurallara uymalarını isteyen idare, eğitimcilerin bu konuda önder ve örnek olmalarını sağlayacak mı?
Güvenli Okul uygulaması ile başlamıştık, yine onunla tamamlayalım:
Bu uygulama çerçevesinde velileri çocuğuna ulaşmak veya beslenmesini sağlamak için adres taşıma usulsüzlüğüne yönlendiren idare, bunun yerine okullarda güvenli beslenme imkânları oluşturmayı düşünse daha iyi olmaz mı?

***
YENİ BASIN DERNEĞİ BÖLGEYE NELER VAAT EDİYOR?
Bölgedeki gazetecileri ortak bir çatı altında toplamayı hedefleyen Doğu Karadeniz Gazeteciler Derneği (DKGD) nihayet kuruldu.
İl-ilçe ölçeğindeki dernek ve cemiyetler bugüne değin birçok platformda inisiyatif alırken, bölge derneği düzeyinde örgütlenme büyük destek buldu.
Yeni oluşum, Başkan Abdulvahap Uludüz önderliğinde şekillendi ve bölgedeki gazetecilerin mesleki dayanışmasını artırarak sektörün ortak sorunlarına çözüm üretmek amacıyla yoğun faaliyete başladı.
Uludüz’ün kurumsal ve düzeyli yaklaşımları var; yönetim ve üyeliklerde tüm bölge illerini kapsayan çalışmalar yaptırıyor.
Bölge basınının karşı karşıya bulunduğu mesleki, ekonomik ve hukuki sorunları birebir araştırıyor.
DKGD’nin kuruluşuyla birlikte bölgede görev mesleki iletişimin güçlendirilmesi, kurumsal bilinç ve hassasiyetin geliştirilmesi, gazetecilerin ortak meselelerine yönelik çözüm odaklı aktivitelerle bilgi güncellemesi konusunda yetkin komisyonlarla çalışılıyor.
DERNEĞİN ÖNÜNDEKİ TEK SORUN
Adında Doğu Karadeniz ibaresi bulunsa da derneğin Samsun’dan Artvin’e farklı illerde görev yapan gazetecilere ulaşılması ve derneğin bölge genelindeki mesleki dayanışma ağının genişletilmesi için organizasyonlar yürüttüğünü öğrendik.
An itibariyle elbette harekâtın başladığı yer Trabzon olacak. Orta vadede kurumsallaşma sağlanacak.
Yeni medya gücü kullanılarak nitelikli büyüme misyonuyla hareket edilecek.
Deneyimli gazetecilerle sahadaki genç temsilcilerin entegrasyonu verimi artıracak. Konusunda uzman olan isimlere yetkili kurullarda aktif yer verilecek.
Gazetecilerin meslek hayatında karşılaştığı sorunların çözümüne yönelik başvuru, ziyaret, girişim ve duyurularda bulunulacak.
Her dönem “Türkiye’nin en güçlü yerel basını” ezberiyle uyutularak birçok haktan mahrum bırakılan meslektaşlarımızın imkânlarının düzeltilmesi, hakları gasp edilenlerin itibarlarının iadesi açısından DKGD’nin önemli bir vizyon ortaya koyacağına inanıyoruz.
Şimdilik tek sorun, derneğin kısaltması gibi duruyor.
İleriki evrelerde daha rahat telaffuz edilen bir yapı ismi bulunabilir.
