Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Anahtar Deliği Yayın tarihi: 15 Eylül 2026 07:00 Güncellenme tarihi: 15 Eylül 2026 10:48

Anahtar Deliği 15.09.2026 Seçim gelirse Trabzon’da ne olur?

Trabzon’da seçim kulislerinden Trabzonspor’un Avrupa sınavına, sahil tartışmalarından Fatih Tekke’nin yeni teknik ekibine kadar gündem masaya yatırıldı.

SEÇİM GELİRSE TRABZON’DA NE OLUR?

AK Parti Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz’un seçim takvimine ilişkin açıklamaları, siyasetin önümüzdeki dönemine dair tartışmaları yeniden hareketlendirdi.

Biz de soruyu Trabzon açısından soralım:

Seçim tarihi geri çekilebilir mi? Çekilebilir.

Daha ileri bir tarihe gider mi? Bizce hayır.

Peki olası bir erken genel seçimde, hatta şartların oluşması halinde yerel ve genel seçim takvimlerinin birbirine yaklaşacağı bir senaryoda Trabzon siyasetinde kimler hazır?

Daha önce kulisimizde Trabzon’daki siyasi partilerin durumunu tek tek değerlendirmiştik. Aradan geçen süreçte, yeni siyasi oluşumların ortaya çıkması dışında dengeleri kökten değiştirecek büyük bir hareketlilik görmedik. Yeni yapılarda da ağırlıklı olarak siyasetin bilinen isimlerinin yer alması, bize göre henüz Trabzon siyasetinde gerçek anlamda bir kadro değişimi yaşandığını göstermiyor.

Asıl merak ettiğimiz yer ise AK Parti.

Trabzon’da hâlen dört milletvekili bulunan AK Parti, bir sonraki seçimde mevcut dört isimle yoluna devam eder mi?

Bizce etmez.

Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmiş seçimlerde milletvekili listelerinde değişikliğe gidebildiğini biliyoruz. Bu nedenle Trabzon listesinin de ciddi biçimde yenilenmesi bizi şaşırtmaz. Hatta önümüzdeki süreçte tartışmanın, mevcut isimlerden hangilerinin kalacağından çok, listeye hangi yeni isimlerin gireceği üzerinden şekillenebileceğini düşünüyoruz.

Muhalefet tarafında da tablo hareketlenmeye aday.

İYİ Parti’de Yavuz Aydın, mevcut konumunu koruyabilecek güçlü isimlerden biri. Ancak genel merkez tarafından Trabzon için farklı bir tercih veya kontenjan kullanılması hâlinde, bugün konuşulmayan sürpriz bir isim de denkleme girebilir. Bu durumda Aydın, Trabzonluların yoğun şekilde yaşadığı İstanbul veya Ankara’dan aday gösterilebilir.

Bir başka önemli mücadele ise listenin 1. sırası üzerinden yaşanabilir.

Yeni Parti’nin mevcut milletvekili Sibel Suiçmez, doğal olarak bu yarışın en önemli isimlerinden biri. Bizim kulis değerlendirmemizde karşısındaki en güçlü isimlerden biri ise Mustafa Bak ve Haluk Batmaz…

Fakat bütün bu hesabı değiştirebilecek bir isim var:

Ahmet Kaya.

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın önümüzdeki dönemde nasıl bir siyasi yol tercih edeceği, Trabzon’daki dengeler açısından önemli. Eğer hedefinde milletvekilliği bulunuyorsa, bize göre 1. sıra için en güçlü adaylardan biri hâline gelir.

Milletvekilliğini düşünmüyorsa?

O zaman önündeki siyasi yolun Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığına doğru uzandığını düşünmek çok da zor değil.

Diğer partiler açısından ise seçim ittifaklarının belirleyici olacağını düşünüyoruz. İttifaklardan seçilebilir bir sıra çıkarabilen isimler yarışın içerisine girebilir. Ancak mevcut tabloya baktığımızda, tek başlarına Trabzon’daki milletvekili dağılımını ciddi biçimde değiştirecek bir seçmen gücüne ulaştıklarını söylemek için henüz erken.

Şimdilik bunlar birer kulis değerlendirmesi ve siyasi öngörü. Listeler açıklanmış değil, seçim takvimi kesinleşmiş değil ve siyasette birkaç ayın bile birçok hesabı değiştirebildiğini biliyoruz.

Ama bir şey kesin:

Trabzon’da bir sonraki seçimin milletvekili listeleri bugünkülerle aynı olmayacak gibi görünüyor.

Bekleyelim bakalım…

***

TRABZONSPOR BU YÜKÜ NASIL TAŞIYACAK?

Trabzonspor’un ligdeki son üç maçına bakın…

Diyarbakır temsilcisine yenildi, Kasımpaşa’yı geçemedi, Konya’da kaybetti.

Şimdi önünde Avrupa var.

Burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Avrupa’daki rakiplerin hangisi bu takımlardan daha güçsüz?

Üstelik Trabzonspor, Avrupa kupalarının en alt seviyesinde mücadele edecek olsa da karşısındaki takımların hedefi belli. Hiçbiri sahaya gezmeye çıkmayacak. Herkesin bir iddiası, bir hesabı olacak.

Asıl mesele de burada başlıyor.

Avrupa maçları demek yalnızca 90 dakika demek değil. Yolculuk var, hava şartları var, deplasman yorgunluğu var, antrenman temposu var. Bir de buna sakatlıklar ve cezalar eklendiğinde kadronun dengesi bozulabilir.

Peki Trabzonspor bütün bu trafiği nasıl yönetecek?

Daha önemlisi, henüz teknik direktör meselesi bile tam anlamıyla çözülebilmiş değil.

Sürekli farklı isimler konuşuluyor.

Olmazsa şu…

O olmazsa bu…

Bir türlü netleşmeyen bir tablo var.

Ve bütün bu isimlerin arasında Şenol Güneş de bir şekilde hep kenarda tutuluyor.

İşte burası biraz düşündürücü.

Şenol Güneş yedek mi?

Bir teknik adamın adı neden sürekli “diğerleri olmazsa” diye anılır?

Trabzonspor tarihine damga vurmuş, bu kulüpte şampiyonluk yaşamış bir isimden söz ediyoruz. Buna rağmen yeni isimler sırayla gündeme geliyor, sonra bir bakıyorsunuz Şenol Güneş yeniden seçenek olarak ortaya çıkıyor.

Bu tabloyu Şenol Güneş de görüyor.

Üstelik sessiz kalıyor.

Sükût ikrardan mıdır, yoksa yılların verdiği tecrübenin sessizliği midir?

Onu kendisi bilir.

Ama dışarıdan bakıldığında başka bir görüntü ortaya çıkıyor.

Göreve talip olduğu konuşulan bir teknik adamın, kendisinden çok daha genç ve Trabzonspor'daki geçmişi çok daha sınırlı isimlerden sonra değerlendirilmesi garip değil mi?

Hele ki söz konusu isim Şenol Güneş ise…

Trabzonspor’un artık yalnızca “kim hoca olacak?” sorusuna değil, “bu takım bu yoğunluğu hangi akılla ve hangi planla taşıyacak?” sorusuna da cevap vermesi gerekiyor.

Çünkü Avrupa kapıda.

Ve bu kez mesele yalnızca bir teknik direktör seçmek değil.

Doğru zamanda, doğru kararı vermek.

***

SAHİLLERDE BELEDİYELERİN DİYET BORCU MU VAR?

Sahiller konusunda yıllardır aynı şeyi yazıyoruz.

Anayasa’yı, Kıyı Kanunu’nu ve vatandaşın kıyılardan yararlanma hakkını hatırlatıyoruz. Kıyılar kimsenin özel mülkü değil. Vatandaşın denize ulaşmasının önüne para duvarı konulamaz.

Yaz boyunca yine aynı manzaralar yaşandı.

Şezlong başka, şemsiye başka…

Yetmedi, giriş parası!

Daha da vahimi, bazı yerlerde vatandaşın geçişinin bile tartışma konusu yapılması.

Bunları defalarca gündeme getirdik. Yazdık, uyardık, dikkat çektik.

Peki sonuç ne?

Yaz bitti.

Sonbahara girdik.

Ama özellikle ilçelerde değişen pek bir şey yok.

Üstelik mesele artık yalnızca birkaç şezlongun sahile konulmasından ibaret değil. Vatandaşla işletmeci karşı karşıya geliyor. Tartışmalar büyüyor, zaman zaman kavga noktasına kadar uzanıyor.

Oysa burada sorulması gereken çok daha basit bir soru var:

Bu sahillerde kamu adına kim, neyin ücretini topluyor?

Bir işletme şezlong ve şemsiye kiralayabilir. Bunun hukuki zemini, izinleri ve şartları ayrıca tartışılır.

Ama vatandaşın kıyıya ulaşmasını, sahilden geçmesini veya denize girmesini ücretlendirmek başka bir şeydir.

Tam da burada idarelere görev düşüyor.

Çünkü vatandaşın karşısına “Burası özel işletme” denildiğinde, devletin ilgili kurumları nerede?

Özellikle ilçe belediyelerine sormak gerekiyor:

Sahillerdeki bu sözde girişimcilere karşı neden bu kadar sessizsiniz?

Yoksa bazı ilçe belediyelerinin bu işletmecilere bir diyet borcu mu var?

Kimse yanlış anlamasın.

Buradaki mesele işletmecinin ekmeğiyle oynamak değil. Tam tersine, kurallı ve hukuka uygun ticaret yapanla, kamuya açık alanı fiilen sahiplenenin birbirinden ayrılmasıdır.

Vatandaşın hakkı da işletmecinin hakkı da belli olmalı.

Ama sahil, sahildir.

Denize ulaşmak için vatandaşın cebine bakılan bir düzen normalleştirilemez.

Yaz bitti diye mesele de bitmiş sayılmasın.

Çünkü gelecek yaz aynı tartışmaları yeniden yaşamamak için, idarelerin bugün harekete geçmesi gerekiyor.

Yoksa her yaz aynı filmi izler, her sezon aynı tartışmayı yaşarız.

Ve vatandaş da haklı olarak şunu sorar:

“Benim sahilime ulaşmam neden birilerinin iznine ve insafına bağlı?”

***

FATİH TEKKE’NİN EKİBİNİ DEĞİŞTİRİYOR

Ama ayrılığın ardından konuşulacak daha çok şey var gibi.

Özellikle de teknik ekip konusunda...

Tekke’nin, birlikte çalıştığı yardımcı antrenörlerle vedalaşırken “Bundan sonraki süreçte hepiniz serbestsiniz. İstediğiniz kulübe gidebilirsiniz.” dediği öğrenildi.

Bu cümle önemli.

Çünkü Tekke’nin yeni döneminde aynı teknik kadroyla yola devam etmeyeceği, uzun süredir birlikte çalıştığı bazı isimlerle yollarını ayıracağı konuşuluyor.

Aslında bu mesele Trabzonspor günlerinde de masaya gelmişti.

Yönetim tarafından Tekke’ye, teknik heyetin güçlendirilmesi gerektiği birkaç kez anlatıldı. Daha fazla görev paylaşımı, farklı futbol pencerelerinden gelecek isimler ve özellikle yabancı bir-iki teknik adamın ekibe dahil edilmesi...

İstenen buydu.

Tekke ise kendi ekibine güvendi. Değişiklik konusunda geri adım atmadı.

Sezon öncesinde de söylendi bunlar, sezon başladıktan sonra da.

Fakat şimdi başka bir tablo var.

Trabzonspor macerası geride kaldı. Fatih Tekke de önündeki yeni döneme hazırlanıyor.

Anlaşılan o ki bu kez yanında daha kalabalık değil, daha işlevsel bir ekip olacak.

Kendisinin üzerindeki yükü paylaşacak, antrenman ve maç hazırlığında daha fazla sorumluluk alacak isimler...

Belki yabancı bir dokunuş da olacak.

Futbolda teknik direktörün başarısı kadar, arkasındaki ekibin kalitesi de belirleyici.

Bunu Fatih Tekke de görüyor olmalı.

Şimdi merak edilen, yeni takımının kim olacağı kadar, Fatih Tekke’nin kulübeye kimleri oturtacağı.

Çünkü görünen o ki değişen sadece adres olmayacak.

Ekip de değişecek.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!