ÖZEL’İN KARARI TRABZON’U GERDİ
Geçtiğimiz hafta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen çerçeve yasada, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in “evet” oyu kullanması ve milletvekillerini serbest bırakması Trabzon’da beklenmedik bir tartışmayı beraberinde getirdi. Yeni Parti Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez’in ise “hayır” oyu vermesi, parti içerisinde de farklı görüşlerin bulunduğunu ortaya koydu.
Ancak asıl mesele bundan sonra başladı. Özgür Özel’in tavrı özellikle Trabzon’da Yeni Parti tabanında ciddi şekilde eleştirilmeye başlandı. Çünkü Trabzon’un terör konusundaki hassasiyeti, siyasi görüşlerin çok daha ötesinde bir noktada duruyor.
Bu kentte milliyetçi ve vatansever kimlik güçlüdür. Vatan, millet, bayrak ve Atatürk denildiğinde Trabzon insanının ortaya koyduğu duruş bellidir. Terör konusunda da toplumun büyük bölümünde ortak bir hassasiyet bulunur. Hangi siyasi görüşten olursa olsun, teröre imtiyaz tanınmasına sıcak bakılmaz.
İşte tam da bu nedenle Özgür Özel’in verdiği “evet” oyu, Yeni Parti açısından Trabzon’da daha farklı bir karşılık buldu. Üstelik parti kısa süre önce üye çalışmalarına başlamış, CHP’den istifa eden birçok isim Yeni Parti’ye katılma kararı almıştı. Bazıları katıldı, bazıları ise yaşanan son gelişmeler nedeniyle beklemeye geçti.
Sadece CHP’den değil, farklı siyasi yapılardan da Yeni Parti çatısı altında buluşması beklenen isimler olduğu konuşuluyor. Fakat Özgür Özel’in son tavrı, bu isimlerin bir bölümünü de düşündürmüş görünüyor.
Şimdi Trabzon’daki Yeni Parti yöneticilerinin işi biraz daha zor. Vatandaşın karşısına çıktıklarında “Özgür Özel’in bu tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuyla karşılaşmaları kaçınılmaz.
Buna nasıl bir yanıt verecekler, zaman gösterecek.
Öte yandan Yeni Parti’nin Trabzon’daki bazı yöneticileri sosyal medya hesaplarından Özgür Özel’in arkasında durduklarını belirterek yaşanan tartışmalara ilişkin savunma yapıyor. Fakat dikkat çeken başka bir ayrıntı var.
Bu paylaşımların altındaki vatandaş yorumları hiç de aynı yönde değil.
Tepki gösterenlerin sayısı azımsanacak gibi görünmüyor. Yapılan açıklamalara rağmen Trabzon’daki bazı Yeni Parti yöneticilerine yönelik eleştiriler devam ediyor.
Şimdi önlerinde zor bir süreç var. Yeni Parti, Trabzon’da daha yolun başındayken yaşanan bu tartışmayı nasıl yönetecek?
Asıl soru da burada başlıyor.

***
TRABZON AK PARTİ DEĞİŞİM OLUR MU?
Trabzon siyaset kulislerinde son dönemde dikkat çeken bir konu konuşuluyor. Özellikle AK Parti Trabzon teşkilatlarında ağustos sonu, eylül başı gibi bir değişim rüzgârının esebileceği iddia ediliyor.
Ancak bu değişimin nerede başlayacağı konusunda henüz net bir bilgi yok. İl başkanlığı mı, ilçe teşkilatları mı, yoksa yönetim kadroları mı değişecek? Şimdilik bunun cevabı bilinmiyor.
Kulislerde konuşulanlara göre asıl hedef ise teşkilatlarda yeni bir yapılanma oluşturmak. Türkiye genelinde de benzer bir sürecin hazırlığı içerisinde olunduğu, yaklaşan seçimler öncesinde daha güçlü, disiplinli ve sahada daha etkin kadrolarla yola devam edilmek istendiği konuşuluyor.
Burada dikkat çeken başka bir başlık daha var.
Parti ile vatandaş arasındaki bağın son yıllarda zayıfladığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor. AK Parti’nin, kuruluş yıllarındaki “vatandaşla iç içe” siyaset anlayışını yeniden güçlendirmek, toplumda karşılığı olan, sevilen ve güven duyulan isimlerle yol yürümek istediği ifade ediliyor.
Peki bu nasıl olacak?
Mevcut isimlerin bir bölümü değiştirilecek mi, yoksa mevcut kadrolara yeni takviyeler mi yapılacak? Şimdilik bununla ilgili kesinleşmiş bir tablo yok. İsimleri zaman gösterecek.
Ancak kulislerde özellikle yorgun, sahada yeterince karşılığı kalmayan ve teşkilat tabanında heyecan oluşturamayan kadroların yenilenebileceği konuşuluyor.
Kadın ve Gençlik Kolları da bu değişim başlığının önemli ayaklarından biri olarak görülüyor. Özellikle seçim dönemlerinde kadın teşkilatlarının sahadaki çalışmaları parti açısından ciddi bir karşılık oluşturabiliyor.
Son dönemde ise bu iki yapının eskisi kadar hareketli olmadığı yönünde değerlendirmeler var. Bu nedenle Kadın Kolları ve Gençlik Kolları’nda daha dinamik, sahaya hâkim ve aktif isimlerle yeni bir çalışma düzeni oluşturulabileceği konuşuluyor.
Elbette bunların tamamı şu aşamada kulis bilgisi.
Değişim olacak mı?
Olacağı yönündeki beklenti güçlü.
Değişimin kapsamı ne olacak, kimler görevine devam edecek, kimler yeni görevler üstlenecek?
İşte orası henüz belli değil.
Son sözü yine zaman söyleyecek.

***
İŞSİZLİK VAR AMA ÇALIŞACAK İNSAN YOK
Sosyal medyada gezinirken hepimizin karşısına ilanlar çıkıyor. Kimi uzun süredir ekmek kapısı arıyor, kimi ise evindeki bir işi yaptırmak için usta peşinde. Ortaya çıkan tablo ise gerçekten düşündürücü.
Bir tarafta geçim sıkıntısı çekenler, diğer tarafta eleman arayıp bulamayanlar var.
Evini boyatmak isteyen boyacı bulamıyor. Tesisatını yaptıracak usta arıyor. Çatısı akıyor, tamir edecek birini bulmakta zorlanıyor. İnşaatta çalışacak yardımcı gerekiyor, kimse yanaşmıyor. Bahçesinde birkaç saatlik iş yaptıracak insan arayan da aynı sıkıntıyı yaşıyor.
Bunlar öyle büyük uzmanlık gerektiren işler de değil. Elinden iş gelen, çalışabilecek durumdaki pek çok insanın yapabileceği işler.
Peki neden böyle?
Elbette Türkiye’de ciddi bir geçim ve istihdam sorunu var. Özellikle gençlerin iş bulmakta zorlandığı bir gerçek. Fakat bunun yanında başka bir durum daha ortaya çıkıyor: Bazı insanlar artık yorucu işlere sıcak bakmıyor.
Herkes mümkünse masa başında oturmak, bilgisayar karşısında çalışmak, rahat şartlarda para kazanmak istiyor. Beden gücü gerektiren mesleklere ise giderek daha fazla burun kıvrılıyor.
Oysa hayatın düzeni böyle değil.
Bir doktor saatlerce ameliyathanede kalıyor. Öğretmen bütün gün öğrencilerinin karşısında duruyor. Avukat dosyalarla uğraşıyor, mühendis projenin sorumluluğunu taşıyor. Her mesleğin kendine göre bir yükü, zahmeti ve karşılığı var.
Aynı durum boyacı için de geçerli, kaynakçı için de, inşaat işçisi için de...
Bir evin duvarını boyayan kişi belki akşama kadar merdiven üzerinde çalışıyor. Çatıya çıkan usta güneşin altında terliyor. İnşaatta çalışan emekçi ağır malzeme taşıyor. Bunlar kolay işler değil. Fakat hiçbiri küçümsenecek meslekler de değil.
Bugün ilginç bir çelişkiyle karşı karşıyayız.
“İş bulamıyorum” diyen insan var. Bir de “çalıştıracak kimse bulamıyorum” diyen.
İki taraf da aynı ekonomik şartların içerisinde.
İnsan elbette emeğinin karşılığını almak, insanca şartlarda çalışmak ister. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak her işi de küçümsememek gerekiyor. Çünkü birilerinin masa başında çalışması gerekiyorsa, başka birilerinin de o masanın yapıldığı binayı inşa etmesi gerekiyor.
Türkiye’nin yalnızca işsizlik sorununu değil, iş beğenmeme meselesini de konuşması gerekiyor.
Çünkü bazen mesele işin olmaması değil.
Mesele, o işi yapacak insanın bulunamaması.

***
HER MAHALLEYE BİR SU PINARI
Defalarca yazdık, yine söyleyeceğiz.
Trabzon’da insanlar yaşıyor, elbette onların ihtiyaçları karşılanacak. Ama sokakta yaşayan canlarımız da bu kentin bir parçası. Onların da en temel ihtiyaçları var. Bunların başında ise özellikle yaz aylarında su geliyor.
Yemek konusunda bir şekilde ayakta kalabiliyorlar. Kimi zaman esnaf destek oluyor, kimi zaman çöplerden yiyecek buluyor, kimi zaman da kendi imkanlarıyla yaşam mücadelesi veriyorlar. Fakat su bulmak onlar için çok daha büyük bir sorun.
Havalar ısındığında sokakta yaşayan hayvanlar susuz kalıyor. Bunu defalarca dile getirdik. İlçe belediyelerinin ise bu konuda yeterince duyarlı davrandığını söylemek mümkün değil.
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya bu konuda duyarlı bir yaklaşım ortaya koyuyor. Ancak belediyenin imkanları da her noktaya yetişmeye yetmiyor. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in de konuya duyarlı olduğunu biliyoruz. Fakat artık duyarlılığın yanında daha aktif ve kalıcı çözümler gerekiyor.
Bunun için çok büyük projelere de ihtiyaç yok.
Kent genelinde, özellikle hayvanların yoğun bulunduğu bölgelerde su pınarları yapılabilir. Her mahallede birkaç noktaya yerleştirilecek basit su üniteleri bile çok sayıda canın hayatını kolaylaştırır.
Bugün bazı hayvanlar camilerin musluklarından sızan sularla ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Bir musluk bozuksa oradan akan birkaç damla su bile onlar için değerli.
Bazen esnaf dükkânının önünü yıkıyor, hayvanlar deterjanlı suyu içmek zorunda kalıyor. Yağmur yağarsa biriken suya yöneliyorlar. Küçük dereler ve akarsular da yıllar içinde kurutulunca, sokaktaki canların su bulabileceği alanlar daha da azaldı.
Böyle bir tablo kabul edilebilir değil.
Bu hayvanlar susadığında nereye gidecek?
Trabzon Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere bütün ilçe belediyelerine buradan bir kez daha sesleniyoruz.
Belediyecilik yalnızca insanlara yönelik hizmet üretmekten ibaret değil. Bu şehirde yaşayan hayvanları da düşünmek zorundayız. Popülist politikalarla yalnızca insanların görebildiği alanlara hizmet götürmek kolay olabilir. Asıl mesele, sesi çıkmayanların ihtiyacını da görebilmektir.
Üstelik burada istenen çok büyük bir şey değil.
Birkaç noktaya su pınarı, düzenli su takibi ve biraz vicdan…
Defalarca söyledik, yine söylüyoruz. Bu canlar susuz bırakılmamalı.
