banner192

Malouda: "Türkiye'de okul yaptırabilirim"

Trabzonspor'un Chelsea'den kadrosuna kattığı Fransız dünya yıldızı Florent Malouda verdiği röportajda hakkında bilinmeyenleri , Trabzonspor'a geliş hikayesini anlattı.İşte o röportaj;Trabzonspor'a transferinin bir hikayesi olmalı? Bunu bizimle paylaşır mı

Malouda:

Trabzonspor'un Chelsea'den kadrosuna kattığı Fransız dünya yıldızı Florent Malouda verdiği röportajda hakkında bilinmeyenleri , Trabzonspor'a geliş hikayesini anlattı.

İşte o röportaj;

Trabzonspor'a transferinin bir hikayesi olmalı? Bunu bizimle paylaşır mısın?

- Aslında çok uzun değil benim transfer hikayem. Chelsea ile kontratım bitmişti. Sezon sonuydu ve ben artık teklifleri bekliyordum. Birkaç teklif de almıştım. Sonra Trabzonspor'dan bir teklif geldi. Trabzonspor'un teklifi gerçekten çok cazipti benim için. Başkanımız da benimle bire bir görüştü. Kendisi, beni Trabzonspor'da görmek istediğini söyledi. Ben de başkanımıza dedim ki; 'Şu anda Güney Amerika'dayım. Avrupa'ya döndüğümde sizi ziyarete geleceğim. İkna olursam, Trabzon'da kalmaya karar verirsem neden olmasın.' Gerçekten Trabzon'a geldim ve havaalanına indiğim ilk andan itibaren ikna oldum. Muhteşem bir şehir... Hayran kaldım daha ilk anda. Trabzonspor'a gelmem gerektiğini, bu şehirde yaşamam gerektiğini düşündüm ve 'evet' dedim

Transferinde Chelsea'den eski takım arkadaşın Drogba etkili oldu mu? Drogba'dan Türk futbolu ve Trabzonspor ile ilgili bilgiler aldın mı? 2002-2003 sezonunda Drogba ile Guingamp'ta forvet hattını oluşturuyordunuz. Ve taraftarlar sizi çok seviyordu. Hatta Drogba kariyerinde ilk kez 17 gole çıkmıştı. Ve bunun baş aktörü olarak da müthiş asistleri ile Drogba'yı besleyen Malouda gösteriliyordu. Drogba'nın harika geçen bu kariyerinde kendi payın ne kadar?

- Drogba'nın etkisi oldu. Hatta şöyle oldu. Drogba, Çin'den Türkiye'ye (Galatasaray'a) transfer olmuştu. Transferi gerçekleştikten sonra bizim sohbetimiz hep devam etti Drogba ile. Drogba ile sohbet etmeyi sürdürdükçe ben Türkiye ligine ilgi duymaya başladım. Drogba beni Türkiye'de bir maçına davet etti. Ben de Chelsea'den özel izin alarak İstanbul'a Drogba'nın maçına geldim. Ligin son maçıydı. Trabzonspor ile İstanbul'da oynadıkları maçtı.Tribün atmosferi ciddi anlamda ilgimi çekmişti. O maça geldikten sonra Türkiye'de futbolun ne kadar sevildiğini gördüm. Hem Drogba'nın gelişinin, hem de o maçta gördüklerimin; Trabzonspor'a gelmemde etkisinin olduğunu söyleyebilirim. Guingamp'taki başarımız ise Drogba ile saha içindeki arkadaşlığımızla gelişti. Drogba'nın 17 gol attığı o sezon ben de 10 gol atmıştım. O da bana epey asist yapmıştı. Sonra sizin dediğiniz o birlikteliği biz Chelsea'de de devam ettirdik. Bence bu işin sırrı hem saha içindeki birbirimizle olan uyumumuz hem de saha dışındaki arkadaşlığımızın üst seviyede olması.

2007'de Liverpool'a gitmek üzereydin. Drogba arayıp Chelsea'ya çağırdı. 21 milyon euro gibi bir rakam karşılığında Chelsea'ye transfer oldun. Chelsea, Malouda'nın futbolculuk kariyerine neler kattı? Chelsea'den ayrılırken bazı sorunlardan bahsetmiştin. O sezon ne oldu da seni oynatmadılar?

-Ben İngiltere'ye yani Chelsea'ye gitmeden önce 4 tane Fransa şampiyonluğu kazandım. Fransa'nın en iyi oyuncusu seçildim. Ben böyle şaşaalı bir kariyerle Chelsea'ye gittim. Chelsea'ye niye gittim? Çünkü artık kariyerimde Fransa'da kazanılması gereken her şeyi başardığım için bir sıçrama yapmam gerekiyordu. O yüzden Chelsea'yi seçtim. Chelsea öyle bir kulüp ki; her sezon 4-5 kupaya sizi favori gösterirler. Bunlardan biri de Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak. 2012'de Şampiyonlar Ligi'ni kazanmayı başardık. Chelsea, benim dünya çapında bir futbolcu olmamı sağlayan bir kulüptür. Son sene Chelsea'de neden oynatılmadığıma gelirsek; bu konuda şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim. Aslında çok basit. 2-3 yönetici benim kulüpte aldığım pozisyonu, davranışlarımı beğenmediklerini, hoşlanmadıklarını kim gelirse, menajer ya da hocaya bunu aktaracaklarını söylediler. Böylece beni takımdan uzaklaştırdılar. Hatta bana karşı kampanyalar bile düzenlediler. Beni suçlayacak şekilde, taraftarların benden uzaklaşmalarını sağlayacak şekilde kampanyalar bunlar. Chelsea taraftarlarının bana karşı olmasını da sağladılar. Benim gerektiğim gibi davranmadığımı, para problemi, sıkıntı yarattığımı söylediler. Ben bunların hiçbirini kabul etmiyorum. Düşünün, bir sene önce Chelsea ile birlikte kazanılmamış kupa bırakmamış bir oyuncuyum ben. Ben öyle acınacak bir durumda ya da 'lütfen beni alın' durumunda biri değilim. Böyle sudan sebeplerle uzaklaştırıldım Chelsea'den. Ama hiçbir zaman kontratıma saygısızlık yapmadım. Bu olabilir dedim. Devam ettim antrenmanlarıma. Taraftarların hoşuna gitmeyecek hiçbir şey söylemedim. Kabullendim ve anlayış duydum bu duruma. Hırs yaptım ve 1 sezon boyunca idmanlarımı en iyi şekilde yaptım. 'Sezon sonunda gelen teklifleri nasıl olsa değerlendiririm' dedim. Ne yazık ki böyle bir şey oldu ama dediğim gibi çok da suçum yok bu konuda.

2011 yılında Dijon kulübünün hissedarı oldun. Bir futbol kulübüne sahip olmak nasıl bir duyguydu?

Benim açımdan çok büyük bir tecrübe oldu. Çünkü ben işin futbolcu tarafındayım. Ama böylece işin hem yönetici tarafına da geçiyorsunuz. Böylece futbolu, futbolcuyu çok daha iyi anlayabiliyorsunuz. Hatta Chelsea'nin benimle ilgili verdiği kararı düşündüğümde, bir futbol kulübü olarak bazen böyle kararlar almak gerektiğini hissettim. Bazen çeşitli kararlar almanız gerekiyor hoşunuza gitmese de. Futbol kulübü sahibi olmak bana çok şey öğretti.

Gençlerin gelişimi için Haiti ve Guyana'da okullar açmayı planladığını daha önceleri ifade etmiştin. Hatta 'One Love' adlı vakıf okulları kurmuştunuz. Gelecek planlarında gençler nasıl bir yer tutuyor? Türkiye'de de okul veya bir vakıf açmak gibi bir girişimin olabilir mi?

- Bu tip durumlar, aslında uzun dönem olarak düşünülmesi gereken yatırımlardır. Sizin söylediğiniz okullarla ilgili söylüyorum. Mesela bir yere gittiğiniz zaman bir okul açmak istiyorsanız oranın kültürünü, yani yerel kültürünün ne olduğunu çok iyi öğrenmeniz gerekiyor. Benim bu aklımdaki okul fikri, mesela Türkiye'de birçok şeye bakıyorum. Bir bilgi ağı kurmak istiyorum aslında. O bilgi ağı benim için bir tecrübe oluyor. Ve ben uzun dönem için bir şey yapmak adına neyin ne olduğunu gözlemlemem gerekiyor. Eğer bütün bilgileri ve yerel kültürleri öğrenip, tecrübe edebilirsem Türkiye'de de vakıf okulları açmayı veya bir vakıf kurmayı düşünebilirim evet... Çünkü çocukların yüzündeki masum bir gülümseme,
benim için en büyük zenginliktir...

2010'da Stoke City maçında inanılmaz bir gol kaçırdın. Bu kaçırdığın gol çok konuşuldu, jeneriklerde gösterildi. Golü kaçırdığın anda ne hissettin?

- Biraz da Trabzonspor'da kaçırdığım gole çok benziyor. Çaykur Rizespor maçında kaçırdığım gol, Stoke maçında kaçırdığım golü hatırlattı bana. Ama şu ayrıntıyı da eklemek istiyorum. Ben o Stoke City maçında o golü kaçırdıktan sonra birkaç dakika geçti geçmedi golümü attım. Bir futbolcu bence gol pozisyonuna girdiği anda gol atmadan kutlamalara başlamamalı. Ben biraz öyle bir şey yaptım. Aslında vurduğum anda gol dedim yani. Bana o pozisyon geldiği anda golü kutlamaya başlamıştım. Belki de o yüzden bu basit golü filelerle buluşturamadım. Bunu yapmamak lazım. Bana çok iyi bir tecrübe oldu. Dediğim gibi o golü kaçırdım ama birkaç dakika sonra başka bir pozisyonu gole çevirerek kendimi
affettirdim.

Kariyerindeki en unutulmaz, en değerli, en güzel golünü hangi takıma karşı attın?

-"Comminity Shield'de Manchester United'a karşı Wembley'de bir gol atmıştım. Hakikaten çok güzel bir goldü. Hatta Chelsea kariyerimin ilk golüydü. Daha sonra attığım bir gol var ki, bence kariyerimin en iyi golüydü. Ama ne yazık ki hakem o golü görmedi. Ve kariyerimin en güzel golünü vermedi hakem. FA Cup'ta final maçıydı. Yine Wembley'de bir maçtı. Everton'a karşı attığım süper bir goldü. Çok uzun mesafeden 40 metre gibi müthiş bir vuruş yapmıştım. Top, üst direğe çarpıp içeriye düştü. Ama bu güzel golü herkes gördü, bir hakem görmedi, maçın hakemi ne yazık ki!


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.