banner192

Barolar ikiye bölündü!

Başbakan Tayyip Erdoğan ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu arasında geçen tartışmaya Türkiye'deki barolardan açıklamalar gelmeye devam ediyor. Barolardan yapılan açıklamaya göre Feyzioğlu'nu da destekleyenler var Erdoğan'ı da.ANKARA BAROS

Barolar ikiye bölündü!

Başbakan Tayyip Erdoğan ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu arasında geçen tartışmaya Türkiye'deki barolardan açıklamalar gelmeye devam ediyor. Barolardan yapılan açıklamaya göre Feyzioğlu'nu da destekleyenler var Erdoğan'ı da.

ANKARA BAROSU: KONUŞMANIN ALTINA İMZA ATIYORUZ

Ankara Barosu Başkanı Sema Aksoy, bugün Danıştay'ın 146'ncı kuruluş yıldönümünde düzenlenen törende Başbakan Erdoğan'ın Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'na tepkisini değerlendiren yazılı bir açıklama yaptı.

Aksoy, Başbakan Erdoğan'ın  Barolar Birliği Başkanı'na göstermiş olduğu tepkinin 'demokrasiye tahammülsüzlük' olduğunu savunarak; ''Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Metin Feyzioğlu'nun tüm konuşma içeriği barolar ve avukatlar başta olmak üzere hâkim, savcı, yargı çalışanı ve vatandaşları, yani tüm toplumu ilgilendiren sorunlara ilişkindir. Söylenilen her sözün altına Ankara Barosu olarak biz de imzamızı atıyoruz'' dedi.

"SİYASİ DEĞİL SORUMLULUK SAHİBİ"

Ankara Barosu Başkanı Aksoy tarafından yapılan yazılı açıklama şöyle; ''Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Danıştay'ın 146. Kuruluş Yıldönümü ve 'İdari Yargı Günü'nde, halen üzerinde çalışılan Avukatlık Yasası başta olmak üzere ülke gündemine ilişkin önemli konuları baştan sona yapıcı bir üslupla dile getirerek çözüme yönelik işbirliğinin önemini de vurgulayan bir konuşma yapmıştır. Türkiye Barolar Birliği Başkanı; üstlendikleri toplumsal sorumluluk gereği, hukukun üstünlüğüne sahip çıkarken insan hak ve özgürlüklerini de korumak gibi ulvi bir görevin de gereklerini yerine getirmek durumundadır. Bu çerçevede; toplumun çeşitli kesimlerine mensup yurttaşlarımızın mağduriyetlerini dile getirirken Van depremzedelerinin yaşadıkları dramdan da söz etmesi siyasi değil sorumluluk sahibi, duyarlı ve bilinçli bir yaklaşımdır. Bu toplantılar aynı zamanda, hukukçuları da doğrudan ilgilendiren ülke gündemi çerçevesinde, yargının yapısal ve uygulamadaki sorunları ile ilgili görüşlerin de dile getirildiği toplantılardır. Sayın Başbakan'ın Yargı Yılı açış konuşmasından sonra Sayın Barolar Birliği Başkanı'na göstermiş olduğu tepki de hatırlanacak olursa burada esas olan demokrasiye tahammülsüzlüktür. Sayın Cumhurbaşkanı'nın ve çok sayıda yargı mensubunun olduğu bir ortamda, Sayın Başbakan'ın bireysel çıkış niteliğindeki müdahalesini devlet geleneği içinde üzüntüyle karşıladığımızı da ifade ediyoruz. Yargı temsilcilerinin yılda iki kez kendini ifade etme olanağı bulduğu bu toplantılarda, siyasi iktidarın sorunları dinleyip gereğini yapmak yerine tahammülsüzlük gösterip reddetme yolunu seçmesi çözümsüzlüğün başlangıcıdır. Ülkemizin içinde bulunduğu koşullarda; birlik beraberliğe, müzakereye ve birbirini önce dinlemeye sonra anlamaya çalışmadıkça sorunların çözülemeyeceği de ortadadır. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Metin Feyzioğlu'nun tüm konuşma içeriği barolar ve avukatlar başta olmak üzere hâkim, savcı, yargı çalışanı ve vatandaşları, yani tüm toplumu ilgilendiren sorunlara ilişkindir. Söylenilen her sözün altına Ankara Barosu olarak biz de imzamızı atıyoruz.''

İZMİR BAROSU: TBB BAŞKANINA YAPILAN SAYGISIZLIK

İzmir Barosu Başkanlığı, Metin Feyzioğlu'nun konuşmasında yaşananlara ilişkin, "TBB Başkanı'na yapılan saygısızlık, tüm savunma makamına, barolara ve avukatlara yapılmıştır" görüşü bildirildi.

Baro başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, yargının kurucu unsuru bağımsız savunmanın temsilcisi olarak konuşma yapan TBB Başkanı Feyzioğlu'na, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından "tahammül edilemediği, edep ve saygı sınırlarını aşan tepki gösterildiği" ileri sürüldü.

Açıklamada, "TBB Başkanı'na yapılan saygısızlık, tüm savunma makamına, barolara ve avukatlara yapılmıştır. Barolar ve avukatlar, kendilerine yönelen saldırılara bugüne kadar nasıl sessiz kalmamış ise bugün de bizzat Başbakan eliyle sergilenen 'mahalle kabadayılığı'na sessiz kalmayacak, boyun eğmeyecektir" ifadelerine yer verildi.

10 BARO BAŞKANINDAN ERDOĞAN’A ORTAK TEPKİ

MUĞLA’nın Bodrum İlçesi’nde, Danıştay’ın kuruluş yıldönümü için düzenlenen törende Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın salonu terk etmesi Muğla Baro Başkanı Mustafa İlker Gürkan tarafından yapılan yazılı açıklama ile eleştirildi. Bu açıklamaya 10 ilin baro başkanları da imza attı.

Danıştay’ın 146. yıldönümü töreni sırasında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun konuşma yaptığı anda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın salonu terk etmesini yaptığı yazılı açıklama ile Muğla Baro Başkanı Mustafa İlker Gürkan eleştirdi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Bugün Muğla Barosu tarafından düzenlenen Hukuk Muhakemeleri Kanunu Sempozyumu’nda, Danıştay’ın kuruluş yıl dönemi törenleri sırasında Cumhuriyet tarihinde hiç örneğine rastlanılmamış bir olay yaşandığını öğrenmiş bulunuyoruz. Başbakan tarafından Türkiye’deki tüm avukatları temsilen konuşma yapmakta olan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Metin Feyzioğlu’na karşı devlet adamlığı ile bağdaşmayan, düşünce ve ifade özgürlüğüne, hukuka aykırı bir davranış sergilenmiştir. Birlik başkanımıza yapılan davranış ve sözlerin tüm avukatlara ve barolara yönelik olduğunu düşünüyor ve kınıyoruz. Savunma mesleğinin mensupları olarak hukukun üstünlüğünü, hukuk devletini ve savunmayı savunmak yolundaki kararlılığımızdan yılmayacağımızı bir defa daha tekrar ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını hukuka, hukukun üstünlüğüne ve savunma temsilcilerine saygılı olmaya davet ediyoruz."

Açıklamada TBB Başkan Vekili Av. Berra Besler ile Adana, Aydın, Balıkesir, Denizli, Karabük, Bolu, Erzincan, İstanbul, Kütahya ve Bursa barolarının da imzasının bulunduğu vurgulandı.

TBB BAŞKAN VEKİLİ BESLER’DEN TEPKİ

Muğla Baro Başkanı Mustafa İlker Gürkan imzalı yazılı açıklamanın ardından bir eleştiri de TBB Başkan Vekili Av. Berra Besler’den geldi. Muğla Barosu tarafından Bodrum’daki Kervansaray Otel’de düzenlenen Hukuk Muhakemeleri Sempozyumu’na Baro Başkanları ile katılan Besler, şunları söyledi:

"Birlik başkanımıza yapılan davranış ve sözlerin tüm avukatlara yönelik olduğunu düşünüyor ve kınıyoruz. Savunma mesleğinin mensupları olarak hukukun üstünlüğünü, hukuk devletini ve savunmayı savunmak yolundaki kararlılığımızdan yılmayacağımızı, bir defa daha tekrar ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını, hukuka, hukukun üstünlüğüne ve savunma temsilcilerine saygılı olmaya, davet ediyoruz. Bu mücadelemizde hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti kurallarına göre yapacağız."

PAZARTESİ GÜNÜ BEKLENİYOR

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan TBB Başkan Vekili Besler, "Birlik Başkanı Feyzioğlu’nun Başbakan için suç duyurusunda bulunmayacağı yönündeki açıklamasıyla ilgili olarak, pazartesi günü barolar birliği toplantısında, durumu tartışıp değerlendirerek, nasıl bir yol izleneceği yönünde karara varacağız" dedi.

Toplantıya katılan baro başkanları da, ’Toplantı ve ifade özgürlüğü sadece Başbakan için değildir’ diyerek tepkilerini dile getirdi.

KAHRAMANMARAŞ BAROSU: BU TÜR KONUŞMALARI DOĞRU BULMUYORUZ

Kahramanmaraş Baro Başkanı Metin Doğan Metin Feyzioğlu'nun konuşmasını doğru bulmadıklarını belirterek yüksek mahkemelerde yapılan törenlerin "siyasetçiyi sindirme ve ayar verme mekanı" haline dönüştüğünü ileri sürdü.

Doğan, şunları kaydetti:  "Türkiye Barolar Birliği Başkanı, Danıştay'ın kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmada, avukatlığı, savunmayı ilgilendiren hususların çok dışında, idari yargıyı ilgilendiren hususların çok dışında açıklama ve değerlendirmelerde bulunmuştur. Bu açıklama ve değerlendirmelerin bir çoğu maksadını aşan eleştiri boyutunun ötesinde, adeta bir fırçalama, ayar verme, siyasetçiyi hizaya sokma niteliği taşıyan bir üslupla yapılmıştır. Bu tür açıklamaları tasvip etmiyoruz. Herkesin halkın iradesine saygı göstermesi gerektiğine inanıyoruz."

Doğan, Feyzioğlu'nun konuşmasını gündemde olan Avukatlık Kanunu'na ayırmasının daha uygun olacağı kanaati taşıdığını kaydetti.

Yüksek yargı törenlerinde, kürsüyü ve mikrofonu fırsat bilenlerin siyasetçileri terbiye etme yarışına girdiklerini dile getiren Doğan, Başbakan Erdoğan'ın tepkisinin haklı olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

"Sayın Başbakan demokratik ilkeler gereği halkın önüne konulan sandıkla halkı temsil etme yetkisini almış bir insandır. Bu nedenle Başbakan'a yapılan her türlü eleştiri boyutun aşan açıklamalar ve hakaretler halkın iradesine yapılmıştır. Biz halkın iradesini vesayet altına almaya çalışan bu tür konuşmaları ve beyanatları doğru bulmuyoruz."

SİVAS BAROSU: TALİHSİZ, FAYDASIZ

Sivas Barosu Başkanı Muharrem Eliş, yaptığı yazılı açıklamada, törende misafir sıfatıyla yapılan konuşmaların kendilerini derin bir üzüntüye ve endişeye sevk ettiğini belirtti.

Yargısal açılışlar ya da yüksek yargı kurumlarının bu tür günleri münasebetiyle hazırlanan programlar ve yapılan konuşmaların Türk siyasi hayatına yön vermeye matuf talihsiz ve faydasız faaliyetler olduğunu ifade eden Eliş, bu tür programların siyasilerle hesaplaşma, siyasilere baskı kurma ve milletin iradesini ve vekaletini taşıyanları küçük düşürme seanslarına dönüştüğünü savundu.

Demokrasilerde hiçe sayılamayacak yegane olgunun millet iradesi olduğunu vurgulayan Eliş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Daha yakın zamanda da bu üzücü sahneyi Anayasa Mahkemesi programında yaşadık. Bu gün sayın konuşmacıların konuşması gerektiği asıl ve en önemli mesele Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığı ortak komisyonunca hazırlanan Yeni Avukatlık Yasa tasarısı taslağıdır. Bu gün hararetle ve inatla dile getirilmesi gereken elbette ki avukatlık mesleğinin ve avukatların içinde bulunduğu sorunlar ve çözüm önerileridir. Daha kendi mesleki problemlerini çözememiş bir yapının ülkenin sair meseleleriyle ilgilenmesi bana samimi gelmemektedir. Günümüz siyasi hayatında bir muhalefet boşluğu varsa bu boşluğu dolduracak olan da yine milletin kendisine muhalefet yetkisi ve vekaleti verdiği siyasiler ve siyasi partilerdir. Bunun dışındaki müdahaleler doğrudan milli iradeye saygısızlıktır, milli iradeyi sabote etmektir. Bu şekil çıkışlar demokratik düzenle bağdaşmaz."

Milletin, kendisini temsil edecek yapı ve kişilerin kim olacağına sandıkta karar vereceğini bunun dışında hiç bir kuruluşun milletin iradesini yok sayamayacağını vurgulayan Eliş, şöyle devam etti:

"Avukat, kendisine verilen vekaletin içeriğine göre işlem yapar. Vekaletinde bulunmayan bir konuda işlem ya da tasarruf yaparsa yapılan işlem doğru bile olsa yasalar önünde suçtur. Ülkemiz hali hazırda huzur ve istikrar ortamında iken bu tür çıkışlar bizleri üzmekte ve düşündürmektedir. Kardeşliğin, birliğin, beraberliğin ortak aklın ortak Güce dönüştüğü Türkiye'nin tesisi hepimizin görevidir."     

ORDU BAROSU'NDAN FEYZİOĞLU'NA TEPKİ

Ordu Barosu Başkanı Av. Oktay Çanak, Danıştay'ın 146. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen programda yaşanan olayları üzüntüyle izlediklerini belirterek, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nu eleştirdi. Çanak, "Yaklaşık bir saatlik konuşma içerisinde, meslektaşlarımıza yargısal sorunlara katkı sağlamayan, sadece siyasi eleştirilerin konu yapıldığı bir tartışmanın avukat camiasına hiçbir fayda vermez" dedi.

Yaptığı yazılı açıklamada, Barolar ve Barolar Birliği'nin bir meslek dayanışma kuruluşu ve yargının kurucu unsurlarından biri olduğunu belirten Av.Oktay Çanak, "Baroların görevleri ve sorumlulukları bu çerçevede hak, hukuk, avukat, kavramları içerisinde yürütülmelidir. Aksi takdirde başka konular başka gündemler kişisel niyetlerle ortaya konulduğunda haksızlıklar ortaya çıkmaktadır" diye konuştu.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cem küçükibraimoğlu - 3 yıl önce
Gelişmiş toplumlarda bir başbakanı eleştiren bir kişiye önce saygı duyuluyor .Eleştirilen başbakan sessizce dinleyip daha sonra konuşmasını yapıyor.Ne oldu bize neden eleştiri yapmaktan korkar olduk.Bir gün başbakanlar gidecek olan Türkiye ye olmayacak mı..?