Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başmüşaviri Trabzonlu Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmada, mezarı 15 yıl sonra açıldı.
Feth-i kabir işlemi sırasında yapılan ilk incelemelerde Kozinoğlu’nun ceset bütünlüğünün büyük ölçüde korunduğu ve yumuşak dokuların bulunduğu belirtildi. Bu gelişmeyle birlikte “Yıllar sonra bir cesette yumuşak doku kalması mümkün mü?” sorusu gündeme geldi.
Ölüm nedeninin ve olayda üçüncü kişi müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen işlem sırasında kemik, toprak ve diğer örnekler alındı.
Elde edilecek bulguların soruşturma dosyasındaki kamera görüntüleri, 112 kayıtları ve hastane belgeleriyle birlikte değerlendirileceği kaydedildi.
15 YIL SONRA YUMUŞAK DOKU BULUNMASI ŞAŞIRTICI MI?
Uzun yıllar toprak altında kalan bir cesette yumuşak doku bulunması ilk bakışta şaşırtıcı görünebiliyor. Ancak adli tıp açısından bu durum tek başına imkânsız veya olağan dışı kabul edilmiyor.
Çürüme sürecinin hızı; ortamın sıcaklığı, nem oranı, toprağın özellikleri, oksijen miktarı, tabutun yapısı ve mikroorganizmaların faaliyetleri gibi birçok etkene bağlı olarak değişebiliyor.
Adli Tıp Kurumu uzmanlarının daha önce yaptığı açıklamalarda, mezardan çıkarılan cesetlerin her zaman yalnızca kemiklerden oluşmadığı, bazı vakalarda kemiklerin üzerinde yumuşak dokuların kalabildiği belirtilmişti. Dokuların miktarı ve niteliğine göre farklı inceleme yöntemleri uygulanabiliyor.

“CESET BÜTÜNLÜĞÜ KORUNDU” NE ANLAMA GELİYOR?
Soruşturmada kullanılan “ceset bütünlüğünün bozulmadığı” ifadesi, Kozinoğlu’nun bedeninin 15 yıl önceki haliyle tamamen korunduğu veya bütün iç organların değişmeden kaldığı anlamına gelmeyebilir.
Adli tıp açısından vücudun dış bütünlüğünün belirli ölçüde korunması ya da bazı bölgelerde deri, kas ve diğer yumuşak dokuların bulunması da bu ifadeyle açıklanabiliyor.
Bu nedenle yalnızca yumuşak dokuların bulunmasından hareketle ölüm şekli hakkında kesin bir sonuca ulaşmak mümkün değil.
MEZARDAKİ ORTAM ÇÜRÜMEYİ ETKİLEYEBİLİYOR
Cesedin gömüldüğü ortam, ölümden sonra meydana gelen değişimlerin hızında önemli rol oynuyor. Özellikle nem, sıcaklık ve oksijen düzeyi ayrışma sürecini etkileyebiliyor.
Bazı koşullarda yağ dokusu, kimyasal ve bakteriyel süreçlerle mumsu bir yapıya dönüşebiliyor. “Adiposer” adı verilen bu oluşum, yumuşak dokuların uzun süre korunmasını sağlayabiliyor.
Bu nedenle yıllar sonra mezardan çıkarılan bazı cesetlerde beklenenden daha fazla doku kalıntısına rastlanabiliyor. Kozinoğlu’nun mezarındaki koşulların böyle bir korunmaya neden olup olmadığı ise adli tıp incelemesiyle belirlenecek.
YUMUŞAK DOKU SORUŞTURMA İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?
Feth-i kabir işlemiyle, yıllar önce elde edilemeyen yeni adli delillere ulaşılması amaçlanıyor. Mezardan alınan kemik, toprak ve mevcut yumuşak doku örnekleri üzerinde yapılacak incelemeler, soruşturmanın seyrini etkileyebilecek sonuçlar ortaya çıkarabilir.
Toksikolojik incelemelerle bazı maddelerin vücutta veya çevresindeki materyallerde bulunup bulunmadığı araştırılabilecek. Ancak 15 yıl sonra alınan örneklerde herhangi bir maddenin tespit edilmesi, tek başına bunun ölüm nedeni olduğunu göstermeyecek.
Sonuçların diğer adli ve tıbbi bulgularla birlikte değerlendirilmesi gerekecek.
ADLİ TIP RAPORU BEKLENİYOR
Kozinoğlu’nun mezarından alınan örnekler Adli Tıp Kurumu tarafından incelenecek. Yeni bulgular, önceki tıbbi kayıtlar ve soruşturma kapsamında toplanan diğer delillerle birlikte ele alınacak.
Daha önce yapılan otopsi ve tıbbi değerlendirmeler ile yeni inceleme sonuçlarının karşılaştırılması, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi açısından önem taşıyor.