Trabzon'un 18 ilçesi var. Bu ilçelerin yalnızca birinde, Ortahisar Belediyesi bünyesinde kedi kliniği bulunuyor. Geriye kalan 17 belediyede ise böyle bir hizmet yok.
Düşünün…
Sokakta ezilen, yaralanan, sakat kalan ya da gözünü kaybeden bir kediyle karşılaşıyorsunuz. Eğer Ortahisar sınırları içerisindeyse bir umut var. Peki ya diğer ilçelerde?
Maalesef yok.
Belediyeler sürekli yeni projelerden söz ediyor. Yol yaptık, park yaptık, sosyal tesis yaptık, köprü yaptık… Hepsi güzel. Ama iki veteriner hekim ile küçük bir klinik kurmak gerçekten bu kadar mı zor?
Üstelik öyle büyük yatırımlardan da bahsetmiyoruz. İki odalı mütevazı bir alan, iki veteriner hekim ve birkaç personel... Hepsi bu.
Unutulmaması gereken bir gerçek var.
Belediyeler sadece insanlara değil, sokakta yaşayan canlara da hizmet etmek zorunda. Çünkü onlar da bu şehrin bir parçası. Onların da yaşam hakkı var.
Bugün birçok vatandaş, yaralı bir kediyi ya da köpeği veterinere götürmek istiyor ama maddi imkânı el vermiyor. Tedavi masrafları ağır geliyor. Sonuç ne oluyor?
Veteriner müdahalesiyle kurtulabilecek hayvanlar, çaresizce kaderine terk ediliyor.
Oysa her ilçede belediyeye ait küçük bir klinik olsa, ilk müdahale kısa sürede yapılır. Hayvanlar da yaşam mücadelesini yalnız vermek zorunda kalmaz.
Bunun yükünü sürekli Trabzon Büyükşehir Belediyesi ya da Ortahisar Belediyesi neden taşısın?
Her belediyenin sokak hayvanları için ayırdığı bir bütçe var. Yetmediğinde dışarıdan destek alma imkânı da bulunuyor. Yani mesele bütçe değil, biraz da öncelik meselesi.
Bakıyoruz…
Bazı belediyeler spor kulüplerine destek veriyor, turnuvalar düzenliyor, farklı branşlara yatırım yapıyor. Elbette bunlar yapılsın. Kimsenin itirazı yok.
Ama o yatırımların küçük bir kısmını da sokak hayvanları için ayırmak çok mu zor?
Bir projeyi eksik yapın…
Bir sosyal tesisi bir yıl sonra açın…
Ama şu şehre birkaç veteriner kliniği kazandırın.
Kimse çıkıp da "Biz insanı düşünüyoruz." demesin.
İnsanı düşünen, merhameti de düşünür.
Sokaktaki yaralı bir canı görmezden gelen anlayışın, sosyal belediyecilikten söz etmesi de pek inandırıcı olmuyor.
Bir başka konu daha var.
Belediyelerde zaman zaman eş, dost, akraba ya da partili isimlerin işe alındığı yönünde eleştiriler yapılıyor. O kadroların bir bölümünü veteriner hekimlere ve veteriner sağlık personeline ayırsanız, hem istihdam sağlanır hem de sokaktaki canlar hayata tutunur.
İnanın, çok şey istemiyoruz.
Her ilçeye bir klinik...
İki veteriner hekim...
Birkaç personel...
Hepsi bu.
Çünkü bu şehirde yaşayan sadece insanlar değil. Dilsiz canların da yaşam hakkı var. Onlara sahip çıkmak ise vicdanın olduğu kadar, belediyelerin de görevidir.