Türk resim ve edebiyatının çok yönlü sanatçılarından Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun sanat hayatında Trabzon önemli bir dönüm noktası oldu. 1923’te ailesiyle Trabzon’a yerleşen Eyüboğlu, Trabzon Lisesi’nde eğitim gördüğü yıllarda şiir yazmaya başladı ve resme ilgisini burada geliştirdi.
Giresun’un Görele ilçesinde 15 Mart 1911’de dünyaya gelen, asıl adı Ali Bedrettin olan Eyüboğlu, vefatının 51. yılında anılıyor. Ardında resim, şiir, deneme, gezi yazısı, mozaik, duvar resmi ve gravür gibi farklı alanlarda çok sayıda eser bıraktı.
TRABZON’DA ŞİİRLE TANIŞTI
Kaymakamlık ve milletvekilliği yapan Rahmi Bey ile Lütfiye Hanım’ın beş çocuğundan ikincisi olan Eyüboğlu’nun çocukluğu, babasının görevleri nedeniyle Anadolu’nun farklı şehirlerinde geçti.
Babası Rahmi Bey’in Trabzon milletvekili seçilmesinin ardından 1923’te ailesiyle Trabzon’a gelen sanatçı, Trabzon Lisesi’nde öğrenim gördü. Bu dönemde şiir yazmaya başlayan Eyüboğlu, okulun yazı çevresinde bulunan Cahit Sıtkı Tarancı’nın yönlendirmesiyle eserlerini yayımlama fırsatı buldu.
Eyüboğlu’nun bir hikayesi Milliyet gazetesinde, "Bir Damla Su" adlı şiiri ise Muhit dergisinde yayımlandı.
Trabzon Lisesi’nde görev yapan ressam Ahmet Zeki Kocamemi de sanatçının resme yönelmesinde etkili oldu. Kocamemi’nin teşvikiyle 1929’da İstanbul’daki Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne giren Eyüboğlu, Nazmi Ziya Güran ve İbrahim Çallı’nın atölyelerinde çalıştı.
PARİS YILLARI SANAT ANLAYIŞINI ŞEKİLLENDİRDİ
Eyüboğlu, akademideki eğitimini tamamlamadan 1931’de ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu’nun bulunduğu Fransa’ya gitti. Dijon ve Lyon’da çalışmalarını sürdüren sanatçı, müzelerde Batılı ressamların eserlerini inceledi.
1932’de Paris’te Andre Lhote’un atölyesinde çalışmaya başlayan Eyüboğlu, burada ileride eşi olacak Rumen asıllı ressam Ernestine Letoni ile tanıştı. Çift, 1936’da evlendi ve sanatçı Türkiye’ye döndükten sonra Eren adını aldı.
Paris’teki yılları Eyüboğlu’nun resim tekniğinin yanı sıra sanat anlayışının da gelişmesinde etkili oldu. Batı sanatını yakından tanıyan sanatçı, ilerleyen yıllarda Anadolu ve halk kültürünü çalışmalarının merkezine taşıdı.
ANADOLU’YU ESERLERİNE TAŞIDI
Eyüboğlu’nun sanatında Anadolu’nun belirgin biçimde öne çıkmasında yurt gezileri önemli rol oynadı. CHP’nin kültür programı kapsamında 1938’de Edirne’ye, 1940’lı yılların başında ise Çorum ve İskilip’e gönderilen sanatçı, bu gezilerde Anadolu insanını ve günlük yaşamı yakından gözlemledi.
Köy manzaraları, kahveler, yollar, kadınlar, geleneksel kıyafetler ve Anadolu insanına ait farklı görüntüler sanatçının eserlerinde yer aldı.
Kilim desenleri, yazmalar, halk süslemeleri, hat sanatı ve Bizans mozaikleri gibi kaynaklardan beslenen Eyüboğlu, yağlı boya dışında gravür, seramik, heykel, mozaik, vitray, litografi ve serigrafi gibi tekniklerle de çalıştı.
TRABZON’DAN BAŞLAYAN YOLCULUK GENİŞ BİR SANAT MİRASINA DÖNÜŞTÜ
Güzel Sanatlar Akademisi’nde 1937’de Leopold Levy’nin asistanı olarak göreve başlayan Eyüboğlu, ilerleyen yıllarda atölye hocası ve profesör olarak görev yaptı. 1971’de ise Resim Bölümü başkanlığına seçildi.
Sanatçı, duvar resmi ve mozaik çalışmalarıyla da tanındı. 1958’de Brüksel Dünya Sergisi’ndeki Türk pavyonu için yaklaşık 227 metrekarelik mozaik pano hazırladı. Bir yıl sonra Paris’teki dönemin NATO merkez binası için 50 metrekarelik bir mozaik pano gerçekleştirdi.
Eyüboğlu, ressamlığının yanı sıra şair ve yazar kimliğiyle de Türk edebiyatında yer aldı. "Yaradana Mektuplar", "Karadut", "Tuz", "Üçü Birden", "Dördü Birden", "Merhaba Yeşil", "Bigüzel", "Karadut 69" ve "Dol Karabakır Dol" başlıca şiir kitapları arasında yer aldı.
Sanatçının "Karadut" şiiri en bilinen eserlerinden biri olurken "Canım Anadolu", "Yukulele'ye Mektuplar", "Tezek", "Delifişek" ve "Resim Yaparken" gibi eserleri de yayımlandı.
Bedri Rahmi Eyüboğlu, 21 Eylül 1975’te İstanbul’da 64 yaşında hayatını kaybetti. Trabzon’da başlayan şiir ve resim yolculuğu, Anadolu kültürünü Batı sanat eğitimiyle buluşturan çok yönlü bir sanat mirasına dönüştü.