Trabzon Üniversitesi Dekanı’ndan canlı yayında dikkat çeken sözler!
Bengü Türk’te Meltem İnsel’in sunduğu canlı yayın programına katılan Trabzon Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nihat Yılmaz, sınır bölgelerine yakın coğrafyalarda süren sıcak çatışmalara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, savaşın yalnızca çatışan tarafları değil, enerji, su ve güvenlik dengeleri üzerinden çok daha geniş bir alanı etkilediğini ifade etti.
Prof. Dr. Nihat Yılmaz, Türkiye’nin savunma yatırımlarının zamanında yapılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, savaş sonrası çevre ülkelerin savunma sistemi transferi için Türkiye’ye yönelebileceğini söyledi. Yılmaz, Batı’ya duyulan güvenin zayıfladığını da dile getirdi. “Çelik kubbeyi zamanında yapmamış olsak biz de tehdit altında olabilirdik” diyen Yılmaz, “Bu savaştan çıkaracağımız birbirinden önemli dersler var. İç cepheyi güçlendirmesek biz de hedef olabilirdik. Birlik beraberlikle, milli şuurun gerçekleşmesiyle insanlarımızın dayanışma eşiği güçlendiriliyor. Çelik kubbeyi zamanında inşa etmiş olmamız da büyük bir öngörüdür. Batı’ya güven kalmadı; savaştan sonra çevredeki ülkeler savunma sistemi transferi için kapımızı çalacak” mesajı verdi.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile İran arasında 28 Şubat sabahında başlayıp üç haftayı geride bırakan savaşta çatışmaların çevre ülkelere yayılması konusu Bengü Türk canlı yayınında Trabzon Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nihat Yılmaz’a soruldu. Stratejik bölgeler ve nükleer noktalar kadar enerji ve su kaynaklarının da çatışmalarda başat önem taşıdığını söyleyen Yılmaz, “Savaşın kızıştığı bölgelerde özellikle su çok önemli. ABD daha çok akaryakıt geçişleri üzerinde dursa da Körfez ülkeleri içmesuyunun yüzde 70’ini buradan temin ediyor. İran da komşularını içmesuyu ile tehdit ediyor. İran’ın karşısında yer alsalar da susuz ne kadar direnebilirler? Bunun gerçekleşmesi halinde çatışma küresel bir soruna dönüşür. California’da benzin 4,60 dolara yaklaştı. Savaşın sadece yakınları etkileyeceğini düşünmek rasyonel değil. ABD ve İsrail’in savaşı başlatma misyonu vardı, bitirmek ise onların ellerinde değil” dedi.
ABD ve İSRAİL DERSİNE ÇALIŞMADI
İran’ın en güçlü mekanizmalarını en sona sakladığını ve içerideki bütünleşmenin yanı sıra aldığı dış desteklerle savaşta geri düşmediğini belirten Yılmaz, “Savaş sosyolojisini doğru okuyamadılar. İran’da şehitlik makamı gibi bir inanç var. Dışarıdan müdahaleyi toplu bir zehirlenme gibi görüyorlar. Hiçbir şey ABD’nin hesapladığı gibi olmadı. Nükleeri engellemek mümkün olmadı. Trump uranyumu alamadı. Rejimi de değiştiremediler. ABD ve İsrail’in ileride daha büyük yıkım yaşamaları mümkün. Bu aşamada İran’dan kara harekâtı ile bir sonuç çıkarmaları mümkün değildir. Hava harekatıyla tahribat beklentileri vardı ama bu da karşıda daha keskin bir kenetlenmeye yol açtı. Ortada bir mantalite ve medeniyet farkı var; şehitliğe inanan bir milletle sadece dış müdahale ile bir şeyleri değiştirebileceğine inanmak arasındaki derin fark…
ABD ve İsrail saldırdıkça dinin ve mezheplerin sistem üzerinde ne kadar tesirli olabileceğini anlamış oluyorlar. Modern devlet anlayışına karşı teokratik devlet anlayışı var. Tanrıyı temsil ettiğine inanılan bir lideri yok ederek sistemi yok etmeye çalışıyorlar. Şu anda İsrailliler resmen kaçıyor. Görüntüler ortada, hangi tarihsel anlatı ile zafer kazandık diyecekler?.. Neyi hedefliyorlardı, gerçekler nereye vardı? Kendilerinin yönlendirebileceği yönetim hedefliyorlardı. Ama sert kayaya tosladılar. İran 12 gün savaşlarından çok daha farklı gidiyor, F35’in vurulmasını okuduğumuzda Çin’den muhtemelen destek alıyorlar. Trump’ın birlikleri de o dağlı-engebeli yapıda sonuç alamaz. Evet; bu savaşı onlar başlattılar ama nasıl bitireceklerine hiç çalışmamışlar.”
DÜNYA SİYASETİ BÜYÜK GİRDAPTA
Savaşın bu aşamada sonlanmasının çok zor olduğuna işaret eden Yılmaz, “Çünkü ortada diplomasi diye bir şey bırakmadılar. Bu saatten sonra İran’ın ellerini bağlayıp durması beklenemez. İsrail’in elinde 160 nükleer silah varken İran bu savaşı bitirmeyecektir. Dünya siyasetini büyük girdap içerisinde bıraktılar. İntikam ateşinin yakıldığı bir süreçteyiz, bir ötelenme olabilir ama ateşi durduramazlar” dedi. ABD’nin aynı anda Kanada’ya, Küba’ya hatta Çin’e saldırı hazırlıkları yaptığını ifade eden Yılmaz, “Ancak devlerin yıkılışı biraz zor olur” ifadesini kullandı.
Yılmaz, “Çin, Kuzey Kore üzerinden ve vekil güçler üzerinden savaşıyor. Rusya ise Ukrayna’da bir bataklığa girdi. ABD de bataklığa bulaşmış görünüyor. Tahrip gördüler; halen de görüyorlar. Giderim, vururum, alırım, dönerim demekle olmuyor; Trump’ın karizması Kasım seçimleri öncesinde ciddi manada çizilmiştir. Şimdi Hürmüz’den dolaylı ve sahte bir zafer çıkarmaya çalışacaktır. Bir yerleri ele geçirmek değil, elinde tutabilmek önemli. Hürmüz’de bunu yapmaları çok ama çok zor. Buralar doğalgazın direkt çıkarıldığı noktalar. Hürmüz’ün Kıta Avrupası’nı da etkileyen bir rezervi var. Bizim çıkaracağımız sonuç, kendi silahını kendin yapacaksın” tespitinde bulundu.
ABD TITANIC GİBİ BUZULA ÇARPTI
Savaş sona erdiğinde çevredeki tüm ülkelerin Türkiye’nin kapısını çalacağını iddia eden Yılmaz, “Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin savunmaya yaptığı yatırımlar bir taraftan milli güvenlik anlamında bizi çok güçlü kılarken diğer yandan bu nimetlerden diğer ülkelerin faydalanması söz konusu olacak. Bizden savunma desteği ve savunma sistemleri alabilmek için sıraya girecekler. Ortada bir güven sınavı vardı ve sonuç olarak Batı sınıfta kaldı. Artık hiç kimse onlara güvenmiyor. ABD güçleri Titanic filmindeki gibi sert ve pek bir buzula çarptı. Zamanında çelik kubbeyi tesis etmiş olmasak bizi de tehdit edebilirlerdi. İç cepheyi güçlendirmesek hedef olabilirdik. Birlik beraberlikle, milli şuurun gerçekleşmesiyle insanlarımızın dayanışma eşiği güçlendirilecek. O zaman gelseler bile geriye binaları vurmak dışında bir seçenekleri kalmaz. Bu şekilde de bize karşı asla zafer kazanamazlar” diye konuştu.
Kaynak:Haber61