Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Trabzon Haber Yayın tarihi: 14 Ekim 2026 09:27

Trabzon’da sel ve taşkın uyarısı! Uzman isim kritik noktaya dikkat çekti

Trabzon’da geçmişte yaşanan sel felaketleri yeniden gündeme gelirken, uzmanlar dere yataklarının engellenmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Yoğun yağışların ardından derelere ulaşan suyun yatak kapasitesini aşması, sel ve taşkınlara neden olabiliyor. Suyla birlikte taşınan taş, toprak ve benzeri malzemeler ise çevredeki yerleşim alanlarında hasara yol açarken can ve mal kayıpları riskini de beraberinde getiriyor.

Trabzon’da 1990 yılında Değirmendere ve Söğütlü’de yaşanan sel ve taşkınlar, bu tür afetlerin kentte bıraktığı etkileri hatırlatıyor. Uzmanlar, afetlerin zararlarını azaltmak için dere ıslah çalışmalarının yanı sıra suyun doğal akışını sürdürebileceği alanların korunmasının önemine işaret ediyor.

TRABZON’DA 1990 YILINDA CAN VE MAL KAYIPLARI YAŞANDI

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Kara, yoğun yağış dönemlerinde yüzeysel akışla derelere ulaşan suyun, dere yatağının taşıma kapasitesini aşmasının taşkınlara neden olduğunu belirtti.

Sel sırasında yalnızca suyun yükselmesinin değil, suyla birlikte taşınan malzemelerin de tehlike oluşturduğunu vurgulayan Kara, taşınan malzemelerin çarpması sonucu can ve mal kayıplarının yaşanabildiğini ifade etti.

Büyük sel ve taşkınların belirli tekerrür süreleri bulunduğunu belirten Kara, 50 veya 100 yılda bir görülebilen büyük ölçekli olaylara dikkat çekti. Trabzon’da 1990 yılında Değirmendere ve Söğütlü’de meydana gelen taşkınlarda da can ve mal kayıplarının yaşandığını hatırlattı.

DERE ISLAH ÇALIŞMALARI ÖNEM TAŞIYOR

Taşkınların etkilerini azaltmak amacıyla yürütülen dere ıslah çalışmalarının önemine değinen Kara, suyun membadan mansaba doğru akışı sırasında karşılaştığı engellerin azaltılmasının hedeflendiğini söyledi.

Tersip bentleri ve benzeri yapılarla yürütülen çalışmaların sel ve taşkınların önlenmesine yönelik önemli uygulamalar arasında bulunduğunu belirten Kara, suyun akışını kolaylaştıracak düzenlemelerin önemine işaret etti.

“SUYUN DOĞAL AKIŞINI SÜRDÜREBİLECEĞİ ALANLARIN KORUNMASI GEREKİYOR”

Dere yataklarının dar alanlara sıkıştırılmasının suyun akışını zorlaştırabileceğini belirten Prof. Dr. Ömer Kara, şu ifadeleri kullandı:

“Bazen dere yatağının o kadar dar bir alana sıkıştırıldığını görüyoruz ki suyun oraya sığması mümkün olmuyor. Su, yatağından taşarak çevresine zarar veriyor. Suyun önündeki engelleri aşmak için bir akış yolu vardır. Bu nedenle suyun doğal akışını sürdürebileceği alanların korunması gerekiyor.”

Kara, bazı bölgelerde derelerin üzerinin kapatılmasının da olumsuz uygulamalar arasında yer aldığını belirterek, geçmişte yaşanan olaylardan çıkarılan derslerle uygulamaların iyileştirilmeye çalışıldığını ifade etti.

SEL VE HEYELAN RİSKİNE KARŞI ORTAK SORUMLULUK

Can ve mal kayıplarının önlenmesi için yerel yönetimler başta olmak üzere herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini vurgulayan Kara, özellikle sel ve heyelanların yaşandığı bölgelerde gerekli önlemlerin alınmasının önemine dikkat çekti.

Batı ve Doğu Karadeniz’in yanı sıra Antalya çevresinde de sel ve taşkınların görülebildiğini belirten Kara, bu olayların oluşumunda meteorolojik koşulların, yağış miktarının, topoğrafik özelliklerin, jeolojik yapının, arazi kullanımının ve insan etkisinin birlikte rol oynadığını kaydetti.

Uzmanlara göre dere yataklarının korunması, suyun doğal akışını engelleyen uygulamalardan kaçınılması ve gerekli önlemlerin alınması, sel ve taşkınların yol açabileceği zararların azaltılması açısından önem taşıyor.

Kaynak: İHA

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!