Trabzon’u bilen bilir…
Dere çok, akarsu çok. Dağlardan gelen suların üzerinden geçen köprüler de haliyle hayli fazla. Büyük küçük demeden hemen her ilçede, mahallede, köy yolunda bir köprüyle karşılaşmak mümkün.
Ama bu köprülerin bir de görünmeyen, daha doğrusu görülüp de pek önemsenmeyen bir tarafı var.
Korkuluklar!
Yıllardır yağmura, kara, soğuğa, güneşe dayanıyor. Paslanıyor, çürüyor, kırılıyor. Kimi yerde yerinden çıkıyor, kimi yerde tamamen kopuyor. Sonra da ortaya tehlikeli boşluklar çıkıyor.
Vatandaş görüyor.
Çocuklar geçiyor.
Yaşlılar geçiyor.
İnsan ister istemez düşünüyor; Allah korusun, biri o boşluktan aşağı düşse ne olacak?
Şimdi “kimse düşmedi” diye beklemenin ne anlamı var?
Bize de zaman zaman vatandaşlardan bu yönde şikâyetler geliyor. “Şu köprünün korkuluğu kırık”, “Burada boşluk var”, “Çocuklar geçiyor, tehlikeli” diyenler oluyor.
Biz de duyduklarımızı, gördüklerimizi gündeme getiriyoruz.
Fakat bazı yerlerde hareket görmek için illa kötü bir olay yaşanması mı gerekiyor?
Bence buna hiç gerek yok.
Çünkü yapılacak iş belli.
Köprüler kontrol edilecek. Kırık korkuluklar onarılacak. Çürüyenler değiştirilecek. Boşluklar kapatılacak.
Öyle büyük projelerden de bahsetmiyoruz.
Bir kaynak, biraz bakım, biraz da takip…
Hepsi bu.
Okullar açıldı. Çocuklar her gün yollarda. Köprülerden geçenlerin sayısı arttı. Önümüz kış. Yağmur başlayacak, dereler kabaracak, zeminler kayganlaşacak.
Bugün küçük görünen bir eksiklik, yarın hiç istemediğimiz bir tabloya dönüşmesin.
Buradan ilgili kurumlara açık bir çağrı yapalım:
Trabzon’daki köprüleri şöyle bir baştan sona kontrol edin.
Korkuluklara bakın.
Kırılanı onarın.
Çürüyeni değiştirin.
Boşluğu kapatın.
Çünkü bazen bir köprüdeki birkaç metrelik korkuluk, bir insanın hayatıyla aramızdaki tek güvenlik noktasıdır.
Sonra “keşke” dememek için, şimdi tedbir alalım.