Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Trabzon Haber Yayın tarihi: 26 Eylül 2026 17:31

Saadet Partisi’nden Trabzon’da “3Y” protestosu! Ekmek, kelepçe ve parmaklıkla

Saadet Partisi Ortahisar İlçe Başkanı Burak Turhan, Trabzon’da düzenlenen “3Y” eyleminde iktidarı yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar üzerinden eleştirdi. Uzun Sokak’taki yürüyüşün ardından Meydan Parkı’nda konuşan Turhan, “3Y İmparatorluğunuz yıkılacaktır. 3Y ile geldiniz, 3Y ile gideceksiniz” dedi.

Saadet Partisi Ortahisar İlçe Başkanlığı, “Türkiye Yüzyılı’nda 3Y: Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar” başlığıyla düzenlediği eylem kapsamında Trabzon’da dikkat çeken bir mizansen gerçekleştirdi.

Partililer önce Uzun Sokak’ta yürüyüş yaptı. Yürüyüş sırasında ekonomik sorunlara dikkat çekmek amacıyla çeşitli mizansenler sergilendi. Para banknotları, demir parmaklıkların arkasında tutulurken, tutukluları temsil eden partililer ve alışveriş sepetinde yalnızca ekmek ile soğanın bulunduğu mizansenlerle ekonomik sıkıntılar ve özgürlük tartışmalarına dikkat çekildi.

Yürüyüşün ardından partililer Meydan Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Saadet Partisi Ortahisar İlçe Başkanı Burak Turhan yaptı.

“3Y İMPARATORLUĞU”

Turhan, açıklamasında AK Parti’nin iktidara geliş sürecindeki “3Y” söylemine atıfta bulunarak, “yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele” vurgusu yaptı.

Turhan, yıllar önce verilen sözlerle 2026 Türkiye’sinde vatandaşların yaşadığı sorunların karşılaştırılması gerektiğini savunarak, “Bugün önümüzde üç kelime yine duruyor: Yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar. Ama artık bu üç kelime bir seçim sloganı değil, Türkiye’nin gerçek konusu oldu. Yani 3Y İmparatorluğu” dedi.

“SEPETTE ET YOK, TATLI YOK”

Ekonomik sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Turhan, vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını öne sürdü.

TÜRK-İŞ’in Ağustos 2026 araştırmasına atıfta bulunan Turhan, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcamasının 37 bin 388 liraya, yoksulluk sınırının ise 121 bin 786 liraya ulaştığını söyledi. Turhan, bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyetinin de 48 bin 305 lira olarak hesaplandığını belirtti.

Turhan, “Bakın burada bir vatandaşımız var. Sepetinde et yok. Tatlı yok. Soğan var… Soğan. Ekmek var… Kuru ekmek” ifadelerini kullandı.

Ekonomik koşullar üzerinden iktidara ve sosyal devlet anlayışına yönelik eleştirilerde bulunan Turhan, “Bir ülkede çalışan insan temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorsa, emekli pazarda hesabını kuruş kuruş yapıyorsa, gençler geleceğini ekonomik kaygılarla kurmaya çalışıyorsa, iktidar neden var? Devlet neden var?” diye konuştu.

“DEVLETİN PARASI DİYE AYRI BİR PARA YOKTUR”

Konuşmasında yolsuzluk başlığına da değinen Turhan, kamu yönetiminde şeffaflık, denetim ve hesap verebilirliğin önemine dikkat çekti.

Turhan, Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’ne atıfta bulunarak Türkiye’nin 100 üzerinden 31 puanla 182 ülke ve bölge arasında 124. sırada yer aldığını ifade etti.

Turhan, söz konusu endeksin tek tek yolsuzluk vakalarını değil, kamu sektöründeki yolsuzluk algısını ölçtüğünü belirterek kamu ihaleleri, kamu kaynaklarının kullanımı ve denetim mekanizmaları üzerinden şu soruları yöneltti:

“İhaleler şeffaf mı? Kamu kaynağının hesabı veriliyor mu? Denetim kurumları görevlerini özgürce yapabiliyor mu? Vatandaş ödediği her kuruş verginin nereye harcandığını görebiliyor mu?”

Turhan, “Çünkü devletin parası diye ayrı bir para yoktur. O para milletin parasıdır. Bir kuruşunun dahi hesabı millete verilmek zorundadır” dedi.

“GAZETECİ SORU SORABİLMELİ, VATANDAŞ ELEŞTİREBİLMELİ”

Açıklamanın üçüncü başlığını ise “yasaklar” oluşturdu.

Meydandaki mizansende ağzı bantlanan, ayağına pranga vurulan ve kelepçeli gazeteciyi temsil eden görüntülere dikkat çeken Turhan, ifade ve basın özgürlüğü konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın 17 Eylül 2026 tarihli listesine atıfta bulunan Turhan, gazetecilik faaliyeti nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakıldığını belirttiği 13 gazeteci ve medya çalışanının bulunduğunu söyledi.

Turhan, “Gazeteci soru sorabilmeli. Vatandaş eleştirebilmeli. Genç konuşabilmeli. Muhalif düşünce kendisini ifade edebilmeli” ifadelerini kullandı.

Demokrasinin farklı düşüncelerin hukuk içerisinde özgürce ifade edilebilmesiyle güçlendiğini savunan Turhan, “Ağzı bantlanan her insan bize ifade özgürlüğünü; kelepçeli gazeteci, basın özgürlüğünü; ayağındaki pranga ise özgürlüklerin hukuk güvencesi altında olması gerektiğini hatırlatmalıdır” dedi.

“3Y İLE GELDİNİZ, 3Y İLE GİDECEKSİNİZ”

Konuşmasının son bölümünde 2002 yılındaki “3Y” söylemi ile bugün Türkiye’de tartışılan sorunları karşılaştıran Turhan, yoksulluğun karşısında sosyal adaletin, yolsuzluğun karşısında şeffaflığın, yasakların karşısında ise hukuk ve özgürlüklerin olması gerektiğini söyledi.

Turhan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Yıllar önce mücadele edileceği söylenen bu üç meselede Türkiye bugün hangi noktadadır? Bu sorunun cevabını sloganlarla değil; mutfağın haliyle, pazar filesiyle, kamu kaynaklarının hesabıyla, adalet sistemiyle, basının ve vatandaşın özgürlüğüyle ölçmek gerekir.

Ve son sözümüz şudur: 3Y İmparatorluğunuz yıkılacaktır. 3Y ile geldiniz, 3Y ile gideceksiniz. Bunu da böyle bilin.”

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!