Fındığa verilen resmi fiyat 255 TL’de kaldı. (Geçen yıl 350 liradan fındık satan müstahsil vardı.)
Fiyatın 2 ay geç açıklanması bir yana verilen taban rakam asla rekolteyi, kaliteyi ve iç piyasayı karşılamadı.
Geçen yıl 350 bin ton olarak tespit edilen rekolteye bu sene 718 bin ton dediler.
Fiyat düşsün diye rekolte rakamlarını abartarak geliştirdiler(!)
90’lı yıllarda mizansen habercilik henüz bugünkü gibi patlamamışken iki ajans muhabiri çarşaflı insanları dağa çıkarıp kayak yaptırmış, “Palandöken’de çarşaflı kayak” başlığı ile safsatayı servis etmişti.
Gerçek ortaya çıkınca ajans özür dilemiş, tekzipler yayımlanmış, Erzurum ayağa kalkmıştı.
Haberciler işlerinden olmuş; ikisi birden kovulmuştu.
Maalesef Trabzon’da da geçtiğimiz günlerde bir benzeri yaşandı.
Kim bahçeye kemençeyle iniyor?
Ürün üzerine oyunlar ve manipülasyonların ayyuka çıkması yetmemiş gibi Doğu Karadeniz fındığı üzerine bazı ajanslar da gerçekliği imkansıza yakın bir yaklaşımla ‘özel haberler’ yaptı.
Yerelden böyle işler gidebilir, merkezin yayımlaması ise vahim durum; bir ders konusu bile edilebilir.
“Trabzon’da fındık bahçesinde horonlu kemençeli fındık mesaisi” türünden başlıklar attılar.
Empirik basın tedbirliydi, itibara almadı.
Yeni medya-internet siteleri ve televizyonlar onlarca kez yayınladı.
Bizim buralarda hiç kimse fındık bahçesine kemençeyle inmez.
Üreticinin dertleri saymakla bitmez.
Kimsenin fındıklıkta horon oynayacak kadar motivasyonu olmadığı ise aşikar.
Fındığı kemençe ve horon eşliğinde toplayan var mı?
Bu mizansen hiç hoş olmadı.