Doğu Karadeniz’de fındık üreticisi geçim mücadelesi verirken bahçeler boş kalıyor, köylerde yaşam giderek zayıflıyor. Yüzyıllardır bölgenin temel geçim kaynaklarından biri olan fındık tarımı; artan üretim maliyetleri, miras yoluyla küçülen araziler ve yetersiz kazanç nedeniyle ciddi sorunlarla karşı karşıya.
TZOB Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi, Trabzon Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Arsin Ziraat Odası Başkanı Hasan Kozoğlu, bölgedeki tehlikeye dikkat çekerek fındık tarımının ve kırsal yaşamın korunması için acil önlem alınmasını istedi.
FINDIK BAHÇELERİ BOŞ KALIYOR, ÜRETİCİ TOPRAĞINDAN UZAKLAŞIYOR
Doğu Karadeniz’de nesilden nesile aktarılan fındık üretimi, bugün ekonomik sorunların gölgesinde kalıyor. Üreticiler, yaptıkları masrafların karşılığını almakta zorlanırken bazı bahçeler yeterli bakım yapılamadığı için verimsizleşiyor.
Kozoğlu, bölgenin karşı karşıya olduğu tehlikeyi şu sözlerle dile getirdi:
“Fındık üreticisi kazanamıyor, araziler boş kalıyor, köylerimiz sessizleşiyor. Bugün gerekli tedbirleri almazsak yarın Doğu Karadeniz’de fındık tarımını ve kırsal yaşamı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz.”
Doğu Karadeniz’in yalnızca bir tarım bölgesi olmadığını vurgulayan Kozoğlu, fındık bahçelerinin ailelerin geçim kaynağı, köylerin yaşam damarı ve gelecek nesillere bırakılacak bir miras olduğunu belirtti.
MİRASLA BÖLÜNEN ARAZİLER AİLELERİN GEÇİMİNİ KARŞILAMIYOR
Yıllar içinde miras yoluyla küçülen ve parçalanan fındık arazileri, birçok aile için yeterli gelir sağlayamaz hale geldi. Küçük bahçelerden elde edilen kazanç temel ihtiyaçları karşılamayınca üreticiler başka şehirlerde ve sektörlerde iş aramak zorunda kalıyor.
Toprağına yeterince zaman ayıramayan üreticilerin sayısı artarken bazı bahçeler de kendi haline bırakılıyor. Bu durum, bölgedeki tarımsal üretimin geleceğini tehlikeye sokuyor.
Doğu Karadeniz’in eğimli arazileri, parçalı bahçeleri ve ulaşım güçlükleri de üretimi zorlaştırıyor. Gübre, zirai ilaç, bakım, taşıma ve özellikle işçilik maliyetlerinin yükselmesi, üreticinin yükünü daha da ağırlaştırıyor.
BÜYÜK BAHÇESİ OLAN DA KÜÇÜK BAHÇESİ OLAN DA ZORDA
Fındık üretiminde yaşanan ekonomik sıkıntılar yalnızca küçük arazi sahipleriyle sınırlı kalmıyor. Geniş bahçelere sahip üreticiler de artan giderler ve fiyat politikaları nedeniyle yeterli kazanç sağlayamadıklarını, hatta zarar ettiklerini ifade ediyor.
Üretimden beklediği geliri elde edemeyen bazı arazi sahipleri, bahçelerine ayırdıkları emek ve sermayeyi azaltıyor. İmar imkânı bulunan yerlerde arazilerin inşaat amacıyla değerlendirilmesinin düşünülmesi de tarımsal üretim açısından endişe yaratıyor.
Buradaki temel sorun, üreticinin toprağını satmak istemesinden çok, onu üretimde tutacak ekonomik şartların sağlanamaması olarak öne çıkıyor.
ATA TOPRAĞINA SAHİP ÇIKAN ÜRETİCİ BİLE MASRAF YAPMAKTAN KAÇINIYOR
Arazisini satmak istemeyen ve ailesinden kalan fındık bahçesini korumaya çalışan üreticiler de geçim sıkıntısı nedeniyle bakım masraflarını sorguluyor.
Üreticilerin yaşadığı bu çıkmaz, açıklamada şu sözlerle anlatıldı:
“Nasıl olsa kazanç yok, en azından masraf etmeyeyim. Ne ürün verirse toplar satarım; masrafımı karşılamıyorsa kendi hâline bırakalım”
Bahçelerin bakımsız kalması, verimin düşmesine ve hastalıklarla zararlılara karşı mücadelenin zorlaşmasına neden oluyor. Böylece yalnızca üretici değil, ülke ekonomisi de zarar görüyor.
“YOL YAPIYORUZ AMA O YOLLARDA YAŞAYACAK İNSANLARI KAYBEDİYORUZ!”
Doğu Karadeniz’de yolların yapılması, ulaşım imkânlarının geliştirilmesi ve turizmin desteklenmesi önemli görülüyor. Ancak köylerde yaşayacak insanlar kalmadığında ve tarımsal üretim gerilediğinde bu yatırımların tek başına yeterli olmayacağına dikkat çekiliyor.
Kozoğlu, bölgenin kalkınmasının yalnızca beton yapılar, turizm tesisleri ve asfalt yollar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
“Yolu yapıp insanını kaybetmek, binayı yapıp üretimini kaybetmek kalkınma değildir.”
Doğu Karadeniz’in asıl gücünü toprağının, fındığının, çayının ve üretim kültürünün oluşturduğunu belirten Kozoğlu, tarım ile turizmin birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan iki ekonomik değer olduğunu ifade etti.
Tarımın ihmal edilmesi halinde bölgenin sosyal ve ekonomik yapısının uzun vadede zayıflayabileceği uyarısında bulunuldu.
DEVLETE ÇAĞRI: DOĞU KARADENİZ’İ BOŞALTMAYALIM!
Fındık tarımının ve kırsal yaşamın korunması için devletin ilgili kurumlarının harekete geçmesi gerektiğini belirten Kozoğlu, üreticilerin yaşadığı sorunlara yönelik çözüm önerilerini sıraladı.
Öne çıkan talepler şöyle:
- Üretici emeğinin karşılığını almalı: Fındık fiyatları belirlenirken gerçek üretim maliyetleri, işçilik giderleri ve geçim şartları dikkate alınmalı.
- Küçük arazi sahipleri desteklenmeli: Kooperatifleşme, ortak makine kullanımı ve ortak işçilik modelleri yaygınlaştırılmalı.
- Bölgeye özel tarım politikaları uygulanmalı: Doğu Karadeniz’in coğrafi koşulları ve yüksek üretim maliyetleri dikkate alınarak özel destekler oluşturulmalı.
- Bahçelerin verimliliği artırılmalı: Üreticilere teknik destek verilmeli; gübreleme, budama, toprak yönetimi ve zararlılarla mücadele konusunda doğru uygulamalar yaygınlaştırılmalı.
- Gençler tarıma kazandırılmalı: Köylerde üretimi ekonomik açıdan cazip hale getirecek destekler ve yeni gelir modelleri geliştirilmeli.
- Tarım arazileri korunmalı: Plansız yapılaşma önlenmeli, verimli toprakların üretim dışına çıkması engellenmeli.
- Tarım ve ekoturizm birlikte geliştirilmeli: Fındık bahçeleri, yöresel ürünler ve doğa turizmi bir araya getirilerek üreticiye ek gelir sağlanmalı.
“TOPRAĞIMIZI KAYBEDERSEK GELECEĞİMİZİ DE KAYBEDERİZ!”
Doğu Karadeniz’in geleceğinin yalnızca yeni yollar ve turizm tesisleriyle güvence altına alınamayacağına dikkat çeken Kozoğlu, üreticinin toprağında kalabilmesinin önemini vurguladı.
Bugün bakımsız kalan bahçelerin yarın yeniden üretime kazandırılmasının daha zor olabileceği, köylerden göçün artmasının ise bölgenin geleceğini olumsuz etkileyebileceği belirtildi.
Kozoğlu, devletin ilgili kurumlarını, yerel yönetimleri, tarım kuruluşlarını ve bütün paydaşları Doğu Karadeniz’in tarımsal geleceği için ortak hareket etmeye çağırdı.
Açıklamasında fındık tarımının yalnızca bir üretim faaliyeti olmadığını vurgulayan Kozoğlu, bölgenin geçim kaynaklarının, kırsal yaşamının ve gelecek nesillere bırakılacak mirasının korunması gerektiğine işaret etti.
“Üreticiyi yaşatmadan tarımı, tarımı yaşatmadan köyleri, köyleri yaşatmadan Doğu Karadeniz’i yaşatamayız. Doğu Karadeniz’i boşaltmayalım! Fındık tarımını kaderine terk etmeyelim! Toprağımıza, üreticimize ve geleceğimize sahip çıkalım!”