Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Trabzon Haber Yayın tarihi: 25 Eylül 2026 14:28 Güncellenme tarihi: 25 Eylül 2026 14:28

Burak Turhan’dan açıkladı "Projelerin takipçisi olacağız, kilidin kırılarak kapatılması yakışmadı"

Saadet Partisi Ortahisar İlçe Başkanı Burak Turhan, Haber61 TV’de katıldığı programda Trabzon’daki sanat evinin kapatılması ve kentteki bazı yatırımlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Turhan, halk adına sürecin takipçisi olacaklarını belirtti.

Saadet Partisi Ortahisar İlçe Başkanı Burak Turhan, gazeteci Ahmet Çağlar Yıldırım’ın sunduğu Haber61 TV’de yayınlanan “Türkiye ve Trabzon Gündemine Bakış” programında açıklamalarda bulundu. Turhan, Saadet Partisi olarak muhalefet görevini halk adına yürüttüklerini belirterek, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin konuları yakından takip ettiklerini söyledi.

“HALK ADINA MAHKEMEYE TAŞIYORUZ”

Turhan, halkın kendilerine muhalefet görevi verdiğini ifade ederek, zarara yol açtığını düşündükleri konuları yargıya taşıdıklarını söyledi.

“Biz sonuçları çıkmaya devam ediyoruz Ahmet Bey. Ama şunu, biz bir… Bizim halkımız dedi ki, siz Saadet Partisi muhalefet görevi yürütün. İktidar görevini başka partilere verdiğimizde dedik, siz kontrol edin arkadaşlar.”

Turhan, Reşadiye’de yaşanan bir problemi de mahkemeye taşıdıklarını belirterek, başvurunun sonucunun henüz belli olmadığını kaydetti.

“Biz de şimdi halk adına bu zarara uğrayan konuları mahkemeye taşıyoruz. Belki sonucu çıkacak, pozitif çıkacak, negatif çıkacak. Buraya yorum yapmak istemiyorum, bilemiyorum ne çıkacak olduğunu. Ama bize halk bir görev verdi. Dedi ki çıkın, bizim adımıza kontrollük yapın.”

UZUN SOKAK MESAJI

Reşadiye’deki sürecin ardından Uzun Sokak konusunda da benzer bir yol izleyeceklerini belirten Turhan, kamu kaynaklarının doğru kullanılmasının önemine dikkat çekti.

“Biz de Reşadiye’de yaşanan bu problemi mahkemeye taşıdık ki arkadaşlar bakın sevgili halkımız, biz sizin adınıza, sizin çarçur olan paranızı mahkemeye bir karar verdik. Gittik, dedik ki sayın mahkeme, bizim burada zararı halkın cebine çıkartmayın diye bir başvuru yaptık.”

Turhan, Uzun Sokak konusunda da halkın zarar görmemesi için gerekli adımları atacaklarını ifade etti.

“Sonucu bilmiyorum ama ben bu Uzun Sokak için de aynı şekilde halk adına, halka zarar vermemesi adına böyle bir yol takip edeceğimizi düşünüyorum. Ve bundan sonra da her konuyu titizlikle takip edecek olduğumu, bu halkın parası çarçur edilmemesi gerektiğini, yanlış yatırımlar yapılmaması gerektiğini, doğru kaynaklarla beraber, doğru bilgilerle beraber hareket edilmesi gerektiğini takipçisi olacağız inşallah.”

“SANAT EVİ KAPATILAMAZ”

Programda Trabzon’daki sanat evinin kapatılması kararına da değinen Turhan, kararı doğru bulmadığını söyledi. Daha önce konuya ilişkin basın açıklaması yaptığını belirten Turhan, Trabzon’un sanat ve tiyatro yönüyle öne çıkarılırken kent merkezindeki sanat faaliyetlerinin desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

“Ben şöyle düşünüyorum Ahmet Bey. Bununla ilgili basın açıklaması da yaptım. Sanat evi kapatılamaz, bu bir yanlış karardır diye. Metrekaresi ne olursa olsun sanatın düştüğü şehirlerin birisi diye övüneceksiniz. Trabzon’un keskin zekâsından, tiyatro mizansene çok uygun bir kitle olduğundan bahsedeceksiniz. Trabzon’u öveceksiniz. Ama bunun yanında da getirip Trabzon’un merkezindeki sanatla uğraşan insanların beraber orada o destinasyondaki karar aldıklarını, yaptığı işlerin kesileceksiniz.”

Turhan, sanat evinin kapatılmasına karşı olduğunu belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Biz de buna burada dur diyelim arkadaşlar. Burada ne oluyor? Burası kapatılamaz ve sanat evi susturulamaz diye basın açıklaması da yapmıştım. Doğru bulmuyorum.”

“DAHA İYİ ŞARTLAR SAĞLANIRSA TEŞEKKÜR EDERİZ”

Turhan, sanat faaliyetleri için daha iyi şartlarda yeni bir tesis oluşturulması halinde buna karşı çıkmayacaklarını da belirtti.

“Ama buraya bir virgül koymak istiyorum Ahmet Bey. Virgülü de şu olsun: Eğer ki daha iyi şartlarda bir tesis edilecekseler, sanatçılarımızı daha güzel, daha müreffeh, daha iyi hizmet üretecek oldukları bir destinasyonla beraber ödüllendireceklerse ona teşekkür ederim. O zaman derim ki biz sanki burada bir eksik yaptık, aciz davrandık ama daha iyi şartlarda daha güzel bir ortam sağlanırsa o zaman da teşekkür ederiz.”

Turhan, mevcut durumda böyle bir açıklamanın bulunmadığını düşündüğünü belirterek, kararın gerekçesinin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi.

“Ama şu an öyle bir şey mi? Hayır, öyle bir şey olmadığını düşünüyorum ve bu kararın da doğru olmadığını düşünüyorum. Varsa bile, yani sıcak sıcağına olduğu zaman, yani şu günlerde açıklanması lazım. Torba gelmemesi gerekirdi. Orada esenler politikalarında işte şurayı taşıdık, şurayı tahsis ettik diye açıklanmalı. Bilgilenmişse varsa hiç bekletilmeden açıklanmalı.”

TRABZON ÜNİVERSİTESİ AÇIKLAMASINA DİKKAT ÇEKTİ

Sanat evinin bulunduğu alanla ilgili Trabzon Üniversitesi tarafından okul yapılacağı yönündeki ifadeleri de değerlendiren Turhan, mevcut fiziki yapının bu amaç için uygun olmadığını savundu.

“Burada üniversitenin okul yapacağıyla ilgili cümleler kuruldu, Trabzon Üniversitesi. Şimdi bakıyoruz lokasyona, bakıyoruz 4-5 tane odası var. Burada ne sınıf olur, ne öğrenci olabilir, ne idari olabilir, ne öğretmen odası. Burada öyle bir yapı olamaz arkadaşlar. Burayı değiştirirken bir şey söylediğiniz zaman söylediğiniz tutarlı olması gerekir. Bu hep tutarsız oluyor açıkçası.”

Turhan, açıklamalarında her konuya karşı çıkan bir pozisyonda olmak istemediğini, ancak doğru bulmadığı uygulamaları eleştirmeye devam edeceğini belirtti.

“KİLİTLE KIRILARAK KAPATILMASI YAKIŞMADI”

Sanatçılara yönelik süreçte yaşananlara da değinen Turhan, kapı kilitlerinin polis eşliğinde kırılarak mekânın kapatılmasını doğru bulmadığını ifade etti.

“Ama dediğim gibi şu algıdan da kopmak istemiyorum. Yani her şeyi eleştirir pozisyonuna düşmeyeyim ama doğru şekilde eleştirmeyi doğru buluyorum. Eğer ki sanatçılara yaşanan süreci de doğru bulmadım açıkçası. Polis dolayısıyla beraber kapıların kilitleri kırılarak bu yakışmayan bir görüntü. Bu görüntüyü Trabzon’a vermememiz gerekirdi diye düşünüyorum.”

SAADET PARTİSİ’NİN SİYASET ANLAYIŞI

Burak Turhan, Saadet Partisi’nin belirli ilkeler üzerinden siyaset yaptığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:

Saadet Partisi bir ilke üzerinden hareket etti. Bu şehirde iyiye iyi, doğruya doğru, yanlışa yanlış demenin siyasal yolunu ortaya koyma konusunda bir kararlılık gösterdi. Bu kararın arkasında durmaya devam ediyor.

İlk dönem, pandemi dönemiyle beraber ilçe başkanlığı görevine görevlendirildik. Pandemide insanlar evlerindeydi; ikili ilişkilerin, diyalogların ve insanlarla temasın zor olduğu bir dönem yaşandı.

Pandeminin sonlarına doğru Türkiye yerel seçim atmosferine girmişti. O kısa sürede, kapalı kapılar içerisinde teşkilatlarımızı tamamlamaya gayret ettik. Yönetim kurullarımızı, mahalle temsilcilerimizi, temsilci yardımcılarımızı, kadrolarımızı, gençlik ve kadın kollarımızı tamamlamaya çalıştık. Bu görevi belirli bir mesafeye kadar getirdik.

İkinci dönemde ise Saadet Partisi olarak ilçe başkanlığı ve yönetim kuruluyla şehirde iz bırakacak hamleler ve işler yaptığımız kanaatindeyim.

TRABZON’DA YAPILAN FARKINDALIK EYLEMLERİ

Turhan, Trabzon’da farklı kesimlerin sorunlarını gündeme taşımak amacıyla görsel eylemler gerçekleştirdiklerini anlattı.

Şehirde kimin problemi varsa onu görsel unsurlarla beraber, insanların hafızasında kalacak şekilde Meydan Parkı’na taşıdık.

İlk başladığımız dönemde fındık üreticisinin sesi olmak için fındık makinesini Meydan Parkı’na indirmiştim. Fındık çuvalını, fındık makinesini, mazotu, benzini getirip, “Bu fındığın hakkını vermiyorsunuz. Üretici fındığın hakkını alamıyor” diyerek tepkimizi ortaya koyduk.

O günden bugüne bir şey değişmediği kanaatindeyim. Trabzon’da 50-60 bin fındık üreticisinin sesi olduk.

Okulların açıldığı dönemde de benzer bir çalışma yaptık. Maket bir arabayı Meydan Parkı’na getirdik. Öğrencilerin masasını, sandalyesini, kitaplarını ve defterlerini meydana koyarak, “Eğitim ücretsiz diyorsunuz ama Trabzon’daki insanlar okul alışverişlerine yetişemiyor” diyerek bir basın açıklaması gerçekleştirdik. Toplumun büyük bir kesiminden olumlu geri dönüşler aldık.

SU VE ELEKTRİK FATURALARINA TEPKİ

Turhan, yerel seçim sürecinde vatandaşlardan en çok su faturaları konusunda şikâyet aldıklarını söyledi.

Belediye seçimlerine girdiğimiz dönemde halkın bize en fazla ilettiği konulardan biri su faturalarıydı.

Gittiğimiz kapılarda vatandaşlar, “Su faturaları elektrik faturalarını geçti. Ne olursunuz sesimiz olun” diyordu.

Biz de Trabzon Meydanı’na çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve şofben indirerek, “Siz bu halktan ne istiyorsunuz? Çamaşır mı yıkamasın, bulaşık mı yıkamasın, duş mu almasın? Su faturaları elektrik faturalarını geçti” diyerek bir eylem gerçekleştirdik.

Bunun da toplumda karşılığını gördük.

TELEFERİK VE DEMİRYOLU VAATLERİ

Burak Turhan, Trabzon’a ilişkin geçmiş yıllarda verilen teleferik ve demiryolu vaatlerini de yaptıkları eylemlerle gündeme taşıdıklarını ifade etti.

Verilen bazı sözleri de gündeme getirdik. Belediyenin teleferik sözü üzerine Trabzon Meydanı’na maket teleferik kurduk. “Söz verdiğiniz teleferik ortada yok” dedik.

Demiryoluyla ilgili de kartondan bir demiryolu aracı hazırlayıp sokakta gezdirdik.

Çünkü 30-40 yıldır bu şehre tren geleceği söyleniyor. Erzincan demiryolu, Sarp bağlantısı konuşuluyor. Biz de bu konuları gündemde tutmaya çalıştık.

Topluma bir mesajı sadece kâğıt üzerinde verdiğinizde insanların görsel hafızasında uzun süre kalmayabiliyor. Bu nedenle insanların hafızasında kalacak etkinliklerle konuları gündeme taşımaya çalışıyoruz.

“BİZE MUHALEFET GÖREVİ VERİLDİ”

Turhan, Saadet Partisi’nin Trabzon’da muhalefet görevini etkin şekilde yerine getirmeye çalıştığını belirtti.

Biz bu farkındalık çalışmalarını toplumun hafızasında kalması için yapıyoruz.

Halkımız bize bir muhalefet görevi verdi. “Çıkın, bize verilen sözlerin takipçisi olun” dedi. Biz de süreç içerisinde bunların takipçisi olduk.

Bunu reklam kampanyasına ve basına taşıdığınız zaman hükümet ve belediyeler medyanın gücünü bildikleri için gelişmeleri takip ediyor ve gösterdiğiniz reaksiyon karşısında toparlanma gereksinimi duyuyor.

Biz burada görevimizi yaptığımız ve etkin bir görev ortaya koyduğumuz kanaatindeyiz. Ancak bu bizim için yeterli değil.

Saadet Partisi köklü bir partidir. Daha büyük problemlerin ortaya konulmasına ve çözüm yolları geliştirilmesine hazırız. Biz ne zaman bir söz söylesek yanında bir çözüm yolu da ortaya koymaya gayret ediyoruz.

Trabzon’da bundan sonra da çalışmalarımız devam edecek. Kimin problemi, sıkıntısı veya derdi varsa Saadet Partisi olarak onun derdini dile getirmekle mükellefiz.

EMEKLİLER İÇİN SEDYELİ EYLEM

Burak Turhan, emeklilerin ekonomik koşullarına dikkat çekmek için Uzun Sokak’ta gerçekleştirdikleri eylemi de anlattı.

Trabzon’daki 196 bin emeklimiz için Uzun Sokak’a bir sedye indirmiştik. Sedyeye bir emekliyi yatırıp serum bağlayarak bir farkındalık çalışması yapmıştık.

Buradaki amacımız nezaketsizlik yapmak değildi.

Trabzon’daki emeklinin 23 bin lirayla geçinme şansı olmadığını hatırlatmak istedik. Ev kiralarının 20 bin liradan başlayıp 25-30 bin liraya çıktığı bir şehirde 23 bin liralık emekli maaşı emekliyi mağdur ediyor.

Bu görselle beraber halkımızın sesi olmaya gayret ettik ve bunu başardığımız kanaatindeyim.

Hiç tanımadığımız insanlar sokakta bizi görüp yaptığımız eylemleri tebrik etti. Telefonla, mesajlarla, sosyal medya üzerinden veya işyerimize gelerek yüzlerce geri dönüş aldık.

İnsanlar meseleleri takip ediyor ve görüyor. Sosyal medya üzerinden bazen bizi tanımayanlar da oluyor ancak geri dönüşlerin çok fazla olduğunu söyleyebilirim.

SAADET PARTİSİ’NİN YENİ SİYASİ HAT ARAYIŞI

Turhan, Türkiye’nin seçim atmosferine girdiğini savunarak Saadet Partisi’nin yeni dönemdeki siyasi yol haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye seçim atmosferine girmiştir.

Saadet Partisi’nin Cumhur İttifakı’na dahil olabileceği yönünde son günlerde bazı söylemler ortaya atıldı.

Genel Başkanımız bu konuda, bütün partilerle Türkiye’nin geleceği için görüşebileceğimizi ancak Saadet Partisi’nin kendi doktrini, bakış açısı ve mefkûresi bulunduğunu ifade etti.

Genel Başkanımız yeni bir hattan bahsetti.

Muhafazakâr kesimleri kapsayan ve Türkiye’nin yeniden büyük Türkiye olabilmesi için bir hat oluşturmaya gayret edildiğini söyledi. Yeniden Refah Partisi ve DEVA Partisi ile yapılan çalışmaların bu doğrultuda ilerlediğini, Türkiye’nin yeni bir hatta buluşturulmasının ve buradaki parti sayısının genişletilmesinin düşünüldüğünü ifade etti.

Buradan Saadet Partisi’nin yeni bir oyun kurmanın, yeni bir hat oluşturmanın peşinde olduğunu anlıyoruz.

Ancak biz birinci, ikinci veya üçüncü bir hat kurmuyoruz. İlk ve tek hat olmaya, iktidar olacak hattı kurmaya gayret ediyoruz.

Birincinin ve ikincinin arasına sıkışacak üçüncü bir yol değil; yeni bir hat ama birinci hat, iktidara oynayabilecek bir hattın temsilcisi olmak istiyoruz.

Bugünkü iktidara oy verenlerden ana muhalefete oy vermeyenlere kadar geniş tabanlı bir kitleyi, bizim perspektifimizde yaşanabilir bir Türkiye oluşturacak bir çalışmada buluşturmak istiyoruz.

“İLKE VE PRENSİPLERİMİZ ÜZERİNDEN HERKESLE GÖRÜŞÜRÜZ”

Turhan, Saadet Partisi’nin diğer siyasi partilerle ilişkisine yönelik de değerlendirmelerde bulundu.

Cumhur İttifakı’na da ilke ve prensip olarak görüşme noktasında kapalı değiliz.

Biz herkesle görüşebiliriz.

Faizsiz veya düşük faizli ekonomi, yaşanabilir bir Türkiye, üretim, kamu kaynaklarının verimli kullanılması ve şeffaflık ilkesi gibi konularda bir çözüm üretilebilecekse bu zaten Millî Görüş mefkûresinin karşılığı olmuş olur.

Biz kendi doktrinlerimizi ortaya koyuyoruz. Eğer bizim ortaya koyduğumuz ekonomik ve sosyal modeller kabul edilirse, biz bir yere gitmiş olmayız; karşı taraf bizim ortaya koyduğumuz noktaya gelmiş olur.

Yeni hattın merkezi de Saadet Partisi olmuş olur.

ERKEN SEÇİM BEKLENTİSİ

Burak Turhan, erken seçim ihtimaline ilişkin de görüşlerini paylaştı.

Türkiye’de 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan, yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar üzerine bir siyasi argüman kurmuş ve Türkiye’yi bunlardan kurtaracağını söylemişti. Bu söylem toplumun bir kesiminde karşılık bulmuştu.

Bugün ise Türkiye’nin ekonomik olarak yönetilemediğini düşünüyorum. Enflasyon her gün yukarı gidiyor. Verilen vaatler ve yapılan tespitler bir türlü istenen sonucu vermiyor.

2028’de zaten seçim var. Ancak Cumhurbaşkanı’nın yeniden seçilebilmesi için erken seçim yapılması gerektiği kanaatindeyim.

Erken seçim yapılacaksa 2027 yılının sonu veya en geç 2028’in başı konuşuluyor.

Burada yaklaşık bir yıllık bir süre kalıyor. Bu da seçim kampanyası atmosferine girildiğinin bir göstergesidir.

Ben seçim kampanyasının 2027 yılı içerisinde başlayacağı ve seçim sürecinin bu dönemde şekilleneceği kanaatindeyim. Genel merkezimizin öngörüleri içerisinde de yaklaşık bir yıllık süreç içerisinde bir seçim beklentisi bulunuyor.

“BÜTÜN SEÇİMLERE HAZIRIZ”

Turhan, Saadet Partisi’nin olası seçimlere hazır olduğunu belirtti.

Bugün yapılacak seçime, baskın seçime, erken seçime veya tarihinde yapılacak seçime en hazır partilerden biriyiz.

Bunu bir reklam kampanyası olarak söylemiyorum.

Saadet Partisi Türkiye’de teşkilatları ve teşkilat dinamizmiyle bilinen bir partidir. Seçimler de teşkilatlarla kazanılır.

Partimizin yeni dönemde “Bize niye oy versinler?” anlayışı üzerine bir çalışması bulunuyor. Yani halkın bizi neden tercih etmesi gerektiğini ortaya koyacak bir çalışma yürütülüyor.

Türkiye Kalkınma Planı kapsamında Erbakan Hocamız, Türkiye’yi yaygın ve hızlı kalkınmayla dünyanın ekonomik anlamda ilk 10 ülkesi arasına sokmak için mücadele etmişti.

İstihdam ve işsizlik gibi sorunların çözülebileceği mekanizmaları ortaya koymuştu.

Biz bugüne kadar bu ülke için hizmet etmiş herkese teşekkür ediyoruz. Yapılan iyi işleri kabul ediyoruz. Ancak Saadet Partisi için Erbakan Hocamızın doktrinleriyle beraber yeni bir dönem başlıyor.

“ERBAKAN HAKLIYDI” SÖYLEMİ

Turhan, Necmettin Erbakan’ın siyasi yaklaşımına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Bugün toplumun farklı kesimleriyle konuştuğunuzda, “Erbakan haklıydı, Erbakan doğru söylemiş, Erbakan bugünleri görmüş” şeklinde bir değerlendirmeyle karşılaşıyoruz.

Saadet Partisi, Erbakan Hoca’nın partisidir.

Dolayısıyla Erbakan gibi düşünmeli, Erbakan gibi bakmalı ve Erbakan gibi çalışmalıyız.

YENİDEN REFAH PARTİSİ İLE İLİŞKİLER

Turhan, Yeniden Refah Partisi ile Saadet Partisi arasındaki ilişkiye de değindi.

Yeniden Refah Partisi de aynı kökten geliyor. Onlar da kendilerini Necmettin Erbakan’ın partisi veya Millî Görüş olarak ifade ediyorlar.

Bugün bazı AK Partili muhafazakâr kesimler de kendilerini Millî Görüş olarak tanımlıyor.

Fatih Erbakan hakkında olumsuz ifadeler kullanmıyoruz. Kendisi Erbakan Hocamızın oğludur.

Ancak Saadet Partisi’nin kendine ait kodları vardır. Millî Görüş’ün kültürü, temeli ve tecrübesi Saadet Partisi’nin içerisindedir.

Millî Nizam’la başlayan tecrübe burada devam ediyor. Erbakan Hoca’yla beraber yolculuk yapmış kadroların önemli bölümü bu partiyle beraber hareket etmiş ve Saadet Partisi doktriniyle devam etmiştir.

Yeni dönemde Saadet Partisi’nin Yeniden Refah Partisi’yle beraber yeni bir kurgu içerisinde bulunması gerektiğini düşünüyorum.

Bizim gibi düşünen, yeniden büyük Türkiye, yaşanabilir Türkiye ve yeni bir dünya düzeni perspektifini taşıyan insanlarla doğru noktalarda Millî Görüş temelinde birleşmemiz gerekir.

“BİZİM BİR İDEALİMİZ VAR”

Burak Turhan, Saadet Partisi’nin seçimlere yaklaşımını şu sözlerle anlattı:

Saadet Partisi her seçime o seçimi kazanacakmış gibi girer. Konjonktüre veya içinde bulunduğu şartlara bakmadan görev verildiğinde aday olan kişi sokağa çıkar ve mücadele eder.

Çünkü bizim bir idealimiz var.

Bizim partimizde insanlar sadece “Ben milletvekili olayım, belediye başkanı olayım” diye mücadele etmez. Yeniden büyük Türkiye ve yaşanabilir bir Türkiye ideali için mücadele eder.

Her seçim önemlidir ancak önümüzdeki seçim en önemli seçimdir anlayışıyla hareket ediyoruz.

Yeni gelişecek seçimin en önemli seçim olduğunu düşünüyoruz.

Genel merkezimiz yeni bir hat ama birinci hat, gerçek hat ve ülkeyi yönetecek hattı kurma düşüncesini ortaya koymuştur.

Trabzon’da da Saadet Partisi yaptığı çalışmalarla halkın sesi olmaya devam edecektir.

Halkımız bize görev verdiğinde hiçbir görevden kaçmayacağız. Milletvekilliğine, belediye başkanlığına ve büyükşehir belediye başkanlığına talip olacağız.

MİLLÎ GÖRÜŞ BELEDİYECİLİĞİ

Turhan, Millî Görüş belediyeciliğinin temel ilkelerine ilişkin şunları söyledi:

Millî Görüş belediyeciliğiyle 1990’lı yıllarda önemli başarılar elde edildi ve 1996’da iktidar ortağı olundu.

Saadet Partisi’nin tecrübesinde ve mayasında belediyecilik vardır.

Parayı verimli kullanmak, şeffaflık ilkesine bağlı kalmak, işi ehline vermek, liyakate uymak ve insan kaynağını doğru kullanmak Saadet Partisi’nin temel anlayışıdır.

Biz iktidara geldiğimizde geride bir enkaz bırakıldığı bahanesine sığınmayacağız.

Ülkeyi yönetme görevini aldığımız gün hangi fabrikanın nerede kurulacağını, iki buçuk milyon gence nasıl istihdam sağlanacağını, gayrisafi millî hasılanın nereden elde edileceğini ve elde edilen gelirin nasıl adaletli bölüştürüleceğini çalışmış olarak göreve talip olacağız.

Resmi çektiğimiz gün yönetmeye talip olacağız.

“BU MÜCADELEDEN YORULMAYIZ”

Turhan, yürüttükleri siyasi mücadeleye ilişkin şunları kaydetti:

Öncelikle kendimizi de sorgulamamız gerekiyor. Bu kadar uğraşmamıza rağmen neden istediğimiz sonucu elde edemediğimizi değerlendirmeliyiz.

Ancak bizim için bu bir davadır.

“Bin derdime bir dermana değişmem” anlayışıyla bu mücadeleyi hiçbir şeye değişmeyiz. Çünkü halkımızı seviyoruz ve mücadelemizi sürdüreceğiz.

Yeniden büyük Türkiye, müreffeh bir ülke, yaşanabilir bir emekli maaşı, yaşanabilir bir asgari ücret ve gençlerin istihdam edildiği bir ülke hayaliyle siyaset yapıyorsanız hiçbir zaman bıkmazsınız ve yorulmazsınız.

TRABZON’UN TRAFİK SORUNU

Burak Turhan, Trabzon’un en önemli sorunlarından birinin trafik olduğunu vurguladı.

Biz bu şehrin evladıyız ve trafik yoğunluğunu hep beraber yaşıyoruz.

Pelitli’den Akçaabat’a, Söğütlü’ye kadar sabah işe giderken aynı yoğunluğu yaşıyoruz. Akşam saatlerinde de aynı sorunla karşı karşıya kalıyoruz.

Bu şehrin havasını beraber soluyoruz. Bu sorunları yaşayan bir insanın pes etmesi mümkün değildir.

Ben bu şehrin bir gün daha müreffeh ve yaşanabilir hale geleceğine inanıyorum.

Kısa, orta ve uzun vadede daha yaşanabilir bir şehir elde edeceğiz.

87 MAHALLEDE ÇALIŞMA

Turhan, Ortahisar’daki mahallelerde yürüttükleri çalışmalara ilişkin de bilgi verdi.

Çalışmaya devam ediyoruz.

87 mahallemizin yaklaşık yüzde 80’iyle muhtarlık, esnaf, sivil toplum kuruluşları ve halkla ilişkiler düzeyinde temasımız oldu.

Sorunları defterlerimize, bilgisayarlarımıza ve tabletlerimize kayıt altına aldık. Kaydettiğimiz problemlere çözüm yolları aradık.

Bazen bir vatandaşın evinin istinat duvarı çöküyor ve bizi arayarak, “Başkanım, istinat duvarımız çöktü. Bize yardımcı olur musunuz, bunu gündeme taşır mısınız?” diyor.

Bu, Saadet Partisi’nin şehirde sözünün karşılık bulduğunu gösterir.

Bir insan yaşadığı problemi size anlatıyor ve sizinle temas kuruyorsa sözünüzün şehirde bir etkisinin olduğunu düşünüyor demektir.

Trabzon’da geçmişteki Millî Görüş çıkışına benzer yeni bir çıkışın yeniden doğacağı kanaatindeyim.

Umudumu hiçbir zaman kaybetmedim ve kaybetmeyeceğim. Çünkü bu halkı seviyor ve halkımıza güveniyorum.

SAADET PARTİSİ’NİN ÜYE SAYISI VE YENİ DÖNEM

Burak Turhan, Saadet Partisi’nin üye sayısındaki artışa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de son iki altı aylık dönemde muhalefet partileri içerisinde üye sayısını en fazla artıran partinin Saadet Partisi olduğunu görüyoruz.

Bunu sosyolojik olarak değerlendirmek gerekiyor.

Saadet Partisi yeni bir döneme giriyor. Genç ve dinamik bir genel başkanla, Erbakan Hoca’yla yol arkadaşlığı yapmış, onun ilke ve prensipleriyle yoğrulmuş bir anlayışla hareket ediyor.

Saadet Partisi kadro anlamında da yenileniyor. İl ve ilçe başkanlıklarında genç ve dinamik kadrolar yeni döneme hazırlanıyor.

Genel başkanın duruşu, yeni kadroların etkin hale gelmesi, kadın ve gençlik kollarının çalışmalara enerjik bir şekilde katılması üye artışına katkı sağlıyor.

Ben bunun bir başlangıç olduğu kanaatindeyim. Başlamak zordur ancak belli bir mesafeyi katettikten sonra yol daha kolay hale gelir.

Bugün itibarıyla Saadet Partisi’nin Ortahisar’da yaklaşık 1500 üyesi bulunuyor. Yüzde 25-30 civarında artışla devam ediyoruz ve yeni üyeler kaydetmeyi sürdürüyoruz.

Partimizin yıl sonuna kadar “Yeni Bir Sözüm Saadet” adıyla yürüttüğü bir kampanya da bulunuyor.

Yıl sonuna kadar hem kadrolaşma hem de üye kaydı çalışmalarında yüksek bir başarı oranına ulaşmayı hedefliyoruz.

Saadet Partisi’nin üye artışının ve partiye olan rağbetin 2027-2028 dönemindeki olası seçimlerde daha yüksek olacağını düşünüyorum.

ORTAHİSAR BELEDİYESİ’NE YÖNELİK DEĞERLENDİRMELER

Turhan, Ortahisar Belediyesi’nin çalışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Millî Görüş belediyeciliğini geçmişten bildiğimiz için bugünkü belediyecilik anlayışını değerlendirirken yine “İyiye iyi, doğruya doğru, yanlışa yanlış” anlayışıyla hareket ediyoruz.

Ortahisar Belediyesi yönetimi göreve geldiğinde belediyenin borçlarının çok yüksek olduğunu ve çalışan bir belediye yapısı bulunmadığını söyledi.

Belki gerçekten büyük bir borçla belediyeyi devraldı. Bugün hükümet baskısı altında oldukları yönündeki değerlendirmelere de saygı duyuyorum.

Ancak buna karşılık bir kriz planı, yönetim planı, doğru personel yönetimi ve yakıt sistemi oluşturularak daha iyi işler yapılabileceğini düşünüyorum.

Göreve gelindiğinde yaklaşık 1 milyar lira olarak konuşulan Ortahisar Belediyesi borcunun bugün 1,6 milyar TL seviyesinde olduğu söyleniyor. Yani yaklaşık iki buçuk yıllık dönemde 600 milyon TL daha borçlanıldığı ifade ediliyor.

Mevcut iktidardan şikâyet ederken, “Üzerimize baskı kuruluyor, üretim ve hizmet yaparken kısıtlanıyoruz” denilebilir. Türkiye’de bunun yaşandığı dönemler olmuştur.

Ancak buna rağmen doğru kadro, kaliteli personel birimleri, hızlı ve erişilebilir yöntemlerle daha etkili bir aksiyon planı oluşturulması gerekir.

Ortahisar’da daha iyisinin yapılabileceği kanaatindeyim.

BELEDİYE İŞÇİLERİNİN İKRAMİYELERİ

Turhan, Ortahisar Belediyesi çalışanlarının ikramiye ödemelerine ilişkin eleştirilerini de dile getirdi.

Saadet Partisi olarak belediye meclis toplantılarına düzenli şekilde katılmaya gayret ediyoruz.

Yerel yönetimlerden sorumlu başkan yardımcımız ve inşaat mühendisi arkadaşımız toplantıları takip ediyor.

Şehir merkezinde yaşadığımız ve esnaf olduğumuz için belediye işçileriyle de yakın temasımız bulunuyor.

Belediye meclis toplantısında haziran ayında ödenmesi gereken primlerin ve ikramiyelerin ödenmediği konusu gündeme gelmişti. Daha sonra bunların eylül veya ekim ayında ödeneceğine yönelik bilgiler ortaya çıktı.

Her zaman söylediğim gibi doğruya doğru, yanlışa yanlış diyeceğiz. Karşımızda kimin olduğunun önemi yok.

Türkiye’de enflasyonist bir sistemden bahsediyorsak ve para her geçen gün değer kaybediyorsa çalışanların alacaklarının zamanında ödenmesi büyük önem taşıyor.

Burada bir emekçi ve emeğinin karşılığı var.

Haziran ayında ödenmesi gereken ikramiyeyi haziranda, temmuzda veya eylülde ödemeyip ekime kadar sarkıtırsanız yaklaşık beş aylık bir süreç ortaya çıkıyor.

İşçi o parayı haziran ayında kullanmayı, bir ihtiyacını gidermeyi veya çocuğunun okul masrafını karşılamayı planlamış olabilir.

Beş ay geciktirildiğinde işçi de enflasyon karşısında ezilmiş olur.

Bu eleştiriyi Ortahisar Belediyesi yıpransın diye yapmadım. Hakkaniyetli bir ölçü üzerinden ifade ettim ancak geriye dönük bir cevap alamadım.

Hâlâ ödemenin ekim ayında yapılacağına yönelik duyumlar alıyoruz.

Bu beş-altı aylık süreç içerisinde işçi kardeşlerimizin enflasyon karşısında ezildiği kanaatindeyim.

“SÖZLER İYİ AMA İCRAATLAR HENÜZ ORTADA YOK”

Burak Turhan, Trabzon’da devam eden ve planlanan projelere ilişkin de eleştirilerde bulundu.

Sözlere bakıldığında güzel şeyler ifade ediliyor ancak icraatlara bakıldığında henüz yeterince somut bir şey olmadığını düşünüyorum.

Bunu somut veriler üzerinden ifade etmek gerekirse, şehirde Kanuni Bulvarı var ve hâlâ tamamlanmamış durumda.

Çevre yolu projesi başlamış ancak devam eden süreç var.

Hafif raylı sistem yaklaşık 40 yıldır gazetelerin manşetinde.

Altyapı sorunlarını geçtiğimiz dönemde yeniden yaşadık.

Güney Çevre Yolu konuşuluyor. Ortak akıl vurgusu yapılıyor ancak ortak aklın tam anlamıyla işletilmediğini düşünüyorum.

“Yapacağız, yapıyoruz, çalışıyoruz, haritamız hazır” söylemleri güzel. Ancak somut olarak bakıldığında henüz istenen sonuçların ortaya çıkmadığını görüyoruz.

Bazı projelerin temellerinin atıldığını görüyorum. Elbette bunu da kabul etmek gerekiyor.

Başlamak bitirmek değildir ama başlangıç yapılmasını önemsiyoruz. Yapılan doğru işlere teşekkür ederiz ve takipçisi oluruz.

Süreç içerisinde eksik gördüğümüz veya eklenmesi gerektiğini düşündüğümüz noktalar varsa bunları da ifade ederiz.

Bir muhalefet partisi olarak doğru ve verimli yatırımların, şehrin ihtiyacı olan projelerin öncelik sıralamasına göre hızlandırılması gerektiğini söylüyorum.

Bu nedenle tenkitlerimizi zaman zaman daha sert yapıyoruz.

YATIRIMLARDA ÖNCELİK SIRALAMASI

Turhan, kent yatırımlarında fayda-maliyet hesabı yapılması ve öncelik sıralamasının doğru belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

Kanuni Bulvarı’nın son bölümü hâlâ tamamlanmayı bekliyor.

Öncelik sıralamasına bakıldığında çevre yolunun çok hızlı bir şekilde devam etmesi gerekiyor.

Diğer projeler durmalı mı? Hayır, durmamalı.

Ancak ekonomide fayda-maliyet hesabı vardır.

Önce temel ihtiyaçlar belirlenir. Yemek, içmek ve barınmak gibi öncelikler nasıl sıralanıyorsa şehir yatırımlarında da öncelikli sorunların önce çözülmesi gerekir.

Bu şehirde temel ihtiyaçlara ve önce bitirilmesi gereken projelere öncelik verilerek hızlı bir şekilde ilerlenmeli.

Daha sonra diğer projeler sıralamaya alınmalı.

“Her şeyi yapacağım, her şeyi yapıyorum” anlayışından ziyade fayda-maliyet hesabıyla hareket edilmesinin daha doğru olacağını düşünüyorum.

Şehir adına temellerin atılmasından memnun olurum. Projelerin bir miktar ilerlemesinden de memnun oluruz.

Çünkü ilerlemiş projeler şehrin geleceğine bırakılmış bir kazanımdır. Göreve geldiğimizde onları kısa sürede tamamlamak da şehre hizmet olur.

TRABZON’UN ÖNCELİKLİ SORUNLARI

Burak Turhan, Trabzon’un altyapıdan trafiğe kadar çok sayıda çözüm bekleyen sorununun bulunduğunu söyledi.

Trabzon’un bugün altyapıdan imara, kültürden sanata, otoparktan ulaşıma kadar birçok büyük sorunu bulunuyor.

Şehirde ciddi bir karmaşıklık var.

Ortahisar Belediyesi ölçeğinde bazı sorunlar Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk alanına giriyor. Otopark ve altyapı gibi konularda farklı kurumların yetkileri bulunuyor.

Ancak Ortahisar Belediyesi’nde görevde olursak belediyecilik açısından ilk hamlelerden biri temizlik olacaktır.

Şehrin turizminin devam etmesini istiyorsak trafik sorununun da bir an önce çözülmesi gerektiğini düşünüyorum.

DOLMUŞÇU ESNAFININ TRAFİK ŞİKÂYETİ

Turhan, Trabzon’daki trafik sorununun esnafa ekonomik maliyet oluşturduğunu belirterek bir dolmuşçu esnafıyla yaptığı görüşmeyi anlattı.

Mazot fiyatlarının yüksek olduğu bir dönemde esnaf ziyareti gerçekleştirdim.

Bir dolmuşçu esnafımız bana, “Biz para kazandığımızı zannettik ama kazanamamışız. Yaz sezonunda çok çalıştığımızı zannettik ama çalışmamışız” dedi.

Sebebini sorduğumda, “On beş dakikalık yolu bir saatte gittik. On beş dakikada yakacağımız mazotu bir saatte yaktık. Sekiz, on veya yirmi tur atabileceğimiz yerde üç-beş turla sınırlı kaldık” dedi.

Bu durum Trabzon’daki trafik keşmekeşinin esnafa doğrudan ekonomik bir maliyet oluşturduğunu gösteriyor.

Trabzon’un birinci planlama meselelerinden biri trafik sorunudur ve bir an önce çözülmesi gerekir.

Şehre gelen turist de rahat hareket edemez, şehirden keyif alamaz ve müreffeh bir ortam göremezse Trabzon turizminin her geçen gün zayıflayacağı kanaatindeyim.

“DÖNEMİNE GÖRE PROJE DEĞİŞİR”

Saadet Partisi Ortahisar İlçe Başkanı Burak Turhan, Trabzon’da uzun yıllardır gündemde bulunan projelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Dönemine göre proje değişir. Eğer yapmamışsanız tekrar gözden geçirmeniz gerekir. Öncelikle bu şehri tanımak gerekiyor. Bir yönetici olarak şehrin öncelik sıralamasını ortaya koyarsınız, ardından hangi projenin geç kaldığına karar verirsiniz.

Bugün bazı projelerde geç kalınmıştır. Trabzon’da yaklaşık 30 yıl önce gazetelerde demiryolu projesinin geleceği konuşuluyordu.

Demiryolu projesiyle ilgili ilk yapılan toplantıları hatırlıyorum. Asım Aykan döneminde, şehir merkezindeki bir iş merkezinin en üst katında bu konuda toplantı yapılmıştı.

Dolayısıyla “geç kalındı” denilmesi herkesin doğal hakkıdır. Çünkü yaklaşık 30 yıl önce gazetelerde “Demiryolu geliyor” manşetleri atılıyordu.

Geçtiğimiz seçimlerde billboardlarda Samsun-Sarp demiryolunu görmedik mi? Bu proje halka vaat edilmedi mi?

Trabzon-Samsun-Sarp demiryolu ve Erzincan demiryolu projeleri halkın önüne “61 proje” içerisinde konulmadı mı?

Bugün vatandaş “Gecikti, eksik yapıldı” dediği zaman bunun sorumlusu halk değildir. Halk, kendisine verilen sözler ve vaatler üzerinden projenin gecikip gecikmediğini sorguluyor.

“30 YIL ÖNCEKİ MANŞETLER BUGÜN YENİ PROJE GİBİ SUNULUYOR”

Turhan, uzun yıllardır gündemde bulunan projelerin bugün yeni bir projeymiş gibi sunulduğunu savundu.

30 yıl önce atılan manşetler bugün yeni yapılıyormuş havasıyla ortaya konuluyor.

Ancak ben yatırıma veya projeye karşı çıkmak istemiyorum. İnşallah yapılır ve halkımız faydalanır. Biz de bu şehirde yaşayan insanlar olarak bundan yararlanırız.

Mahalle ziyaretlerimde her zaman şunu söylüyorum:

“Ben de bu şehrin çocuğuyum. Erdoğdu’da oturuyorum. Ankara’dan transfer olmadım. Sabah trafiğini de akşam trafiğini de görüyorum. Deniz kenarında temizlik yaparken hastane malzemeleri topladığım zamanlar oldu.”

Bu şehrin bütün problemlerini beraber yaşıyoruz.

Bir proje yapıldığı zaman “Neden ben yapmadım?” diye üzülmeyiz. Biz göreve geldiğimizde yapılanların üzerine daha iyisini yapmak için mücadele ederiz.

“YAPILIRSA TEŞEKKÜR EDERİZ, YAPILMAZSA BİZ TAMAMLARIZ”

Burak Turhan, Trabzon için yapılan yatırımları desteklediklerini belirterek projelerin tamamlanmasını istediklerini ifade etti.

Yapılırsa teşekkür ederiz.

Yapılmazsa kaldığı yerden Saadet Partisi en hızlı şekilde bunları tamamlar.

Ancak temennimiz, bugün yapılan tanıtım ve reklam kampanyalarındaki hızın uygulamada da görülmesi ve geciken hizmetlerin bir an önce Trabzon’un hizmetine sunulmasıdır.

“SEÇİM YAKLAŞINCA AÇILIŞLAR ARTIYOR ALGISI OLUŞTU”

Turhan, seçim dönemlerinde yapılan açılışlar ve saha çalışmalarına ilişkin toplumda oluşan algıyı da değerlendirdi.

Eğer insanlar, “Seçim yaklaşıyor, açılışlar arttı, emeklinin maaşı artırılacak, asgari ücretliye zam gelecek” diye düşünüyorsa, demek ki geçmişte seçim kampanyaları bu şekilde yürütülmüş ve toplumda böyle bir algı oluşmuştur.

“Seçim geliyor, açılışlar başlar, düzenlemeler başlar, mahalle ziyaretleri başlar, sahaya inmeler başlar” şeklinde bir kanaatin oluşması geçmişte izlenen yöntemlerin sonucudur.

Ben yaklaşık üç yıldır, belediye seçimlerinden bu yana mahalle ziyaretlerimizi sürdürüyorum.

Bizim sloganımız da şudur:

“Her parti seçim zamanı gelir ama Saadet Partisi her zaman gelir.”

Vatandaşa, “Başkanım, sizi seçim zamanından başka görmüyoruz” dedirtmemek istiyoruz.

Her hafta iki veya üç mahallede, kahvehanelerde ve çay ocaklarında ziyaretler gerçekleştiriyoruz. Bunu da söz konusu algıyı kırmak için yapıyoruz.

Toplum seçim arifesinde emekli maaşlarının veya asgari ücretin artırılmasını bekliyorsa, demek ki toplum geçmişte bu yönde bir alışkanlık edinmiştir.

Bu nedenle halkın bu konuda haklı bir payı olduğunu düşünüyorum.

FINDIK TRABZON İÇİN STRATEJİK BİR ÜRÜN

Burak Turhan, Trabzon ekonomisinde önemli yere sahip olan fındığa ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Saadet Partisi olarak fındığın çok önemli bir değer olduğunu düşünüyoruz.

1996 Refah-Yol döneminde Erbakan Hoca, Bakanlar Kurulu toplantısını fındık temalı olarak Trabzon’da gerçekleştirmişti. Bu, Trabzon açısından çok önemli bir mesajdı.

Erbakan Hoca’nın fındıkla ilgili, “Eğer bu fındık İsraillilerin elinde olsaydı eczanelerden tane tane ilaç diye alırdınız” şeklinde bir sözü vardı.

Fındık bu kadar önemli ve stratejik bir üründür.

FINDIK ÜRETİCİLERİ İÇİN YAPILAN EYLEM

Turhan, fındık üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek amacıyla daha önce gerçekleştirdikleri eylemi hatırlattı.

Patoz makinesini, fındık altı sürme makinesini ve fındık çuvallarını getirerek mevcut iktidarın kapısının önüne bırakmıştık.

Bunu neden yaptık?

Trabzon’da 50 ile 60 bin arasında tarım üreticisi bulunuyor.

Devletin tarım üreticisinin yanında olması gerekiyor.

Birkaç gün önce de şu çağrıyı yaptım:

“Gelin burada siyaset yürütmeyelim. Fındığın gerçek değerini alabilmesi için hep beraber ortak bir platformdan ses çıkaralım. Gerekirse muhalefet milletvekilleriyle beraber mücadele edelim ve fındığın değerini almasını sağlayalım.”

KOKARCA ZARARI VE FINDIK FİYATLARI

Turhan, kahverengi kokarca nedeniyle fındık üreticisinin ciddi zarar yaşadığını ifade etti.

O dönemde ses vermeyenler, daha sonra kokarcanın verdiği zarar nedeniyle Trabzon’da fındığı 150-160 TL seviyelerinden satmak zorunda kaldılar.

Bir planınız, hazırlığınız ve stratejik ürünle ilgili öngörünüz yoksa fındık üreticisini mağdur edersiniz.

Bugün fındık yaklaşık 260 liradan satılabiliyor.

Üretici fındığını TMO’ya götürüyor. Randımanı iyiyse alınıyor, sorun varsa geri gönderilebiliyor.

Bazı siyasi partilerin, “Direktif verdik, ikinci kez gözden geçirsinler” şeklindeki açıklamalarıyla bu sorun çözülmez.

Fındıkta daha etkin politikalar üretmemiz gerekiyor.

Tarımı ve hayvancılığı daha fazla desteklemeliyiz. Üreticiyi araziye girerken motive edecek, üretim yapmaktan keyif almasını sağlayacak politikalar ortaya koymalıyız.

“ÜRETİCİ BU ŞARTLARDA NEDEN FINDIK ÜRETSİN?”

Turhan, fındık üretimindeki işçilik maliyetlerine dikkat çekti.

Bir fındık işçisi ortalama 20 kilogram, çok çalışırsa 30 kilogram fındık toplayabilir.

30 kilogram fındığı 150 liradan hesapladığınızda 4 bin 500 lira eder.

Bir günlük fındık toplama işçiliği yaklaşık 3 bin liraysa; bunun yemeği, içeceği, patoz gideri, bahçe altı temizliği ve diğer maliyetleri eklendiğinde üretici zarar eder.

Bu durumda üretici neden fındık üretsin?

Biz bu konuları söylediğimiz zaman sürekli eleştiriyormuşuz gibi görülüyoruz.

Biz eleştirmek için değil, yol göstermek için konuşuyoruz.

Gelin beraber çözelim.

Biz yapmışız veya mevcut iktidar yapmış, bunun hiçbir önemi yok. Yeter ki fındık üreticisi mağdur olmasın.

FINDIĞINI KAVURUP SATAN ESNAF ÖRNEĞİ

Burak Turhan, Uzun Sokak’ta karşılaştığı bir esnaf üzerinden fındık üreticisinin yaşadığı sıkıntıyı anlattı.

Uzun Sokak’ta konfeksiyon işi yapan bir arkadaşımızın dükkânına gittim. Kavrulmuş fındıkları paketleyip sattığını gördüm.

Kendisine neden böyle yaptığını sorduğumda, fındığın düşük fiyattan alınması ve randıman nedeniyle geri çevrilmesi üzerine farklı bir yöntem geliştirdiğini anlattı.

Fındığı kavurup temizleyerek paketlediğini ve dükkânında değerine daha yakın bir fiyattan sattığını söyledi.

En azından bu şekilde maliyetini kurtarmaya çalışıyordu.

Bunun üzerine bir video çektim ve şu çağrıyı yaptım:

“Fındık üreticisinin içinde bulunduğu durum budur. Bir an önce maliyetleri ve girdi maliyetlerini dikkate alarak fındığın değerinin belirlenmesinde daha doğru adımlar atın. Fındık üreticisini koruyun, daha fazla ezmeyin.”

“TÜRKİYE’NİN KAZANIMI BİZİM KAZANIMIMIZDIR”

Turhan, siyaset anlayışlarında kişisel beklenti bulunmadığını belirtti.

Türkiye’nin kazanımı bizim kazanımımızdır.

Trabzon’un kazanımı bizim kazanımımızdır.

Şahsi hiçbir beklentimiz ve ikbal derdimiz yoktur.

GENÇLERE VE KADINLARA ÇAĞRI

Burak Turhan, açıklamalarının sonunda özellikle gençlere ve kadınlara çağrıda bulundu.

Özellikle kadınlarımıza, gençlerimize ve şehrimize seslenmek istiyorum.

Ne olur umutsuz olmayın.

Bu şehirden insanlar gidiyor. Bu şehirde doğmasına rağmen başka şehirleri tercih edenler var.

İnsanlar eğitim görüyor ancak iş bulamıyor. İş bulsa bile geçinemiyor.

Ama bu ülkenin ve bu şehrin makûs talihi olmak zorunda değil.

Umutsuz olmayın.

Bu ülkede seçim olacaktır ve seçimlerin ardından Türkiye’de bir dönüşüm yaşanacaktır.

Bu dönüşüm gençlerimizin, kadınlarımızın ve bütün halkımızın katkısıyla gerçekleşecektir.

“ŞEFFAFLIK, ADALET VE LİYAKAT”

Turhan, Saadet Partisi’nin yönetim anlayışının şeffaflık, adalet ve liyakat üzerine kurulacağını ifade etti.

Saadet Partisi’nin ortaya koyacağı iktidar ve belediyecilik modelinde hiçbir birey şeffaflık, adalet, dürüstlük ve işi ehline verme anlayışının dışında tutulmayacaktır.

Kimin ne kazandığının bir önemi olmayacak.

Bütün toplumun birlikte kazanacağı bir anlayış ortaya konulacaktır.

Bizim hedefimiz şudur:

Türkiye kazansın, Saadet Partisi kaybetsin; bunun hiçbir önemi yoktur.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!