Bu veda çok konuşulur

Trabzon basınında uzun yıllar görev yapan Gazeteci Tekin Atay, yazarı olduğu Günebakış Gazetesi'nde artık köşe yazmayacak. Gazeteci Atay, bugün ki köşe yazısında okurlarına veda etti. Veda yazısında bir önceki köşe yazısının sansüre uğradığını ifade eden

Medya 18.09.2008, 12:00
Bu veda çok konuşulur

Trabzon basınında uzun yıllar görev yapan Gazeteci Tekin Atay, yazarı olduğu Günebakış Gazetesi'nde artık köşe yazmayacak. Gazeteci Atay, bugün ki köşe yazısında okurlarına veda etti.
Veda yazısında bir önceki köşe yazısının sansüre uğradığını ifade eden Atay, yazısının ülkeyi uzun süredir meşgul eden Başbakan Erdoğan ve Aydın Doğan tartışmasına değindiğini belirtti.
Deniz Feneri davası ve sonrasında Başbakan Erdoğan'ın sert çıkışlarını eleştirdiği köşe yazısının sansürlenmesini kabullenemeyen Atay, yazısında okurlarına içini döktü. Gazetesinde köşe yazarlığını bırakan Atay muhabir olarak Günebakış'taki görevine devam edecek. 

İşte bir gazetecinin kalemini bırakmasının nedenlerini açıkladığı o veda yazısı…


Erdoğan-Doğan Kavga Etti Bizim Köşe Gitti

Henüz lise öğrencisiydim gazeteciliğe başladığımda.
Gümüşhane'den, 'kıytırık' olduğunu şimdi çok daha iyi anladığım haberler yazıp Türksesi Gazetesi'nde rahmetli Ayhan Kıyak'a gönderiyordum.
Toprağı bol olsun, heyecanımı kırmamak için 'iyi olmuş ama daha iyisini yapabileceğine inanıyorum' diyor ve uzun sürdüğü anlaşılan ameliyatların ardından estetize ettiği bu haberleri yayınlıyordu.
1993 veya 94'te bir yorum yazıp rahmetli Ayhan ağabeye gönderdim, yeni çekilmiş bir vesikalığımla…
İlk köşe yazımdı ve yayınlanmıştı.
Çocuksu yüzüm, gazetenin siyah beyaz sayfasında bana öylesine güzel görünmüştü ki; narsist kompleksine kapılmamak elde değildi.
Kendimi dünyanın en önemli işini başarmış gibi hissediyordum.
Öylesine mutluydum ki.
O yazıyı eşe, dosta, konu komşuya gösterip hava atmak, 'aferinler' duymak bu mutluluğumu artırıyordu.
Benim bu köşe yazısı işi, müthiş bir metamorfoza uğrayarak rahmetli Saniye halamın kulağına gitmiş olacak ki; çok sonra karşılaştığımızda, "Aferin oğlum sana. Köşeyi dönmüşsün!" demişti, tüm saflığıyla…
Sonra aktif olarak gazeteciliğe başladık, yıllarca Doğan Grubu'nda çalıştık.
Düşük ücret politikası başta olmak üzere yaşadığımız çeşitli anlaşmazlıklar nedeniyle 2006 Mart'ında istifa edip günebakış'a geçtik.
Bu meslekte ne köşe başı tutabilenlerden olduk, ne de kuytu köşelerde kalemini pazarlayıp köşe olmayı becerebilenlerden…
Kimse adamımız olmadı, kimsenin de adamı olmadık.
Yıllarca üç otuz ücretlerle dik durabilmeye çalıştık.
Bunun içindir ki; en iyi dostlarımız icra avukatları oldu.
Çoğu zaman, kirasını geciktirdiğimiz ev sahipleri uyandırma servisi gibi görev yaptı.
Kendilerini 'gazeteci' olarak tanımlayan bazıları gibi, kolay kazanabilmeyi değil, onurlu ve dürüst meslektaşlarımız gibi bazen kuruşsuz ama her zaman kambursuz kalmayı tercih ettik.
Siz buna ister enayilik deyin, ister başka bir şey.
Bu köşenin okurları bilirler.
Doğru gördüğümüzü alkışlamaktan, yanlış gördüğümüzü ise eleştirmekten hiç kaçınmadık.
Zaten köşe yazarlığı, sesli düşünmek değil midir?
İmitasyon yaparak kimseye benzemeye çalışmadık, doğruluğuna inanmadığımız konularda kalem oynatmamaya özen gösterdik.
Sağolsun, günebakış Genel Müdürü Ali Öztürk, bugüne kadar hiçbir yazımıza müdahalede bulunmadı, rahatsızlık hissettirmedi.
Taa ki; geçtiğimiz Pazartesi gününe kadar.
Başbakan Erdoğan-Aydın Doğan gerilimine ilişkin bir yazı kaleme aldık ve üslup itibariyle bir zamanların favori ismi Şevki Yılmaz'ı andıran başbakanın çıkışlarından endişemizi dile getirip, eleştirilerde bulunduk.
Fakat o yazımız günebakış'ta yer bulmadı.
Belki biz kantarın topuzunu, eleştirinin dozunu fazla kaçırdık, belki de Ali Bey öyle yorumladı.
Nihayetinde asıl yorum okuyucuya bırakılmadı.
Ali Bey, yazıdaki hakarete varan ifadelerden rahatsızlık duyduğunu, bu çekince ile yayınlamadığını fakat çok ısrarcı olmam halinde yazıyı aynen yayınlamaktan da imtina etmeyeceğini vurguladı lakin ısrarcı değilim.
Kendisine huzurunuzda teşekkür ediyorum.
Artık yazmama kararı aldım.
Yani; tüm köşe başlarını elinde bulunduran başbakan, Almanya'da bir kısım insandan toplanan yardımları iç edip köşe dönen birilerinin davası dolayısıyla, zaten köşeyi çoktan dönmüş olan Aydın Doğan'a savaş açtı, olan bizim mütevazı köşeye oldu, iyi mi?
Memlekette 'köşe kapmaca' savaşları var.
Neresi dolar köşesi, neresi euro, neresi ihale, neresi ballı rant köşesi belli değil.
Memlekette yazar da çok.
Ozanımız Hasan Soydaş derki;
'İnek sağın danası yok.
Çocuk ağlar anası yok.
Yazdığımın manası yok.
Kalem tutan yazar oldu.'
Bir tanesi eksilse ne olur ki?
Elveda sevgili okuyucular.
Kalın sağlıcakla…

Yorumlar (1)
Kata 12 yıl önce
Trabzon basın camiası en iyi kalemlerinden birinin yazılarından mahrum kaldı.Bu durum gerçekten çok üzücü, ama günümüzde gazetecilik mesleginde artık nelere değer verildigi bu nisbet olayda bir kez daha ortaya çıkmıştır.Artık gazetecilik ölmüş fikri savunma, cepeni belirle,taraf ol mantığı benimsenmiştir...

Gelişmelerden Haberdar Olun

@