Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 19 Eylül 2026 13:56 19 Eylül 2026 17:19

Trabzonspor gerçeği ile...

Ne yazık ki uzun zamandan beri yeni bir Trabzonspor gerçeği ile karşı karşıyayız.

Bu nasıl bir gerçekliktir derseniz?

Açıkça söylemek gerekirse, “kendi bağlamından koparılmış bir Trabzonspor” gerçekliği var ortada.

Evet artık sahnede, kendi doğuş gerçeğine ve yaşama becerisine sırtını dönen bir Trabzonspor var.

Bu, kendi doğasının dışına çıkıp mutasyona uğramak gibi bir şey.

Rakiplerine benzeme yarışına girerek onlarla aynılaşmaya çalışan bir Trabzonspor.

Başkaldırı kültürünü terk edip yerine popüler kültürü koyan bir Trabzonspor.

Varoluş felsefesinin yerine, her yol felsefesini koyan bir Trabzonspor.

Avni Aker’in yerine Papara Park’ı koyan bir Trabzonspor.

&&&&

Oysa Trabzonspor, özgün bir spor kulübü olarak Türk futbol tarihine adını yazdırmıştı.

“Yerli ve Milli” bir kimlik inşasıyla yerleşik futbol düzenine başkaldırının mümkün olabileceğini ispatlamış bir kulüptü Trabzonspor.

Kendi öz değerleriyle, mevcut futbol düzenini şampiyonluklar elde ederek yıktığı için; Artvin’den İzmir’e kadar çeşitli sebeplerle kendini “ötekileştirilmiş” olarak hissedenlerin kahramanı olmuştu Trabzonspor.

Trabzonspor, küçük bir şehir kulübü olarak, inşa ettiği kimlikle örnek alınabilecek yeni bir ekol yaratmıştı aslında.

Para üzerinden değil değerler üzerinden yaratılan bu ekolün unutulmaz başarılarına tarih şahitlik yaptı. Yetmedi bu yaklaşım, Trabzonspor’u dünya ölçeğinde de en değerli şehir takımlarından biri haline getirdi.

Artık bir rol modeldi Trabzonspor.

Araştırmalara, doktoralara konu olmayı çoktan hak kazanmıştı.

Türk futbolunun Robin Hud’u gibiydi.

Kazım Koyuncu’nun “Trabzonspor’u tutmak, sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi bir davranış değildir. Benim için Trabzonspor, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı” söylemi, bu bağlamda çok anlamlıydı.

Trabzonspor yaptı biz de yapabiliriz, ben de yapabilirim mırıldanmaları yayıldı ülkenin dört bir tarafına.

Güçlülerin, diğerleri olarak tanımladığı bireylerin ya da çeşitli amaçlarla kurulan oluşumların, öz güçlerini ortaya koyduklarında fırtınalar koparabileceklerini Trabzonspor gerçeği ortaya çıkarttı.

Trabzonspor Anadolu’nun ilham perisi oldu adeta.

&&&&

Peki bu ekol nasıl yaratıldı, Yavuz Selim’in toprak sahasından kopan fırtına nasıl kanatlandı?

İşte fırtınanın kanatları:

İdman Gücü- İdman Yurdu birlikteliğinde, Ali Osman Ulusoy ve Rıfat Dedeoğlu’nun özverilerini yöneticilikleri Trabzonspor’u yaratırken, kentin öz evlatları da Avni Aker’de sahne almaya başladılar.

Trabzonspor devrimini; Ahmet Suat’ın pratik zekâsı, Özkan Sümer’in derin felsefesi ve Şamil Ekinci’den M. Ali Yılmaz’a uzanan birçok yöneticinin yöneticilik becerileri destekledi.

Ve tabii ki, bir ara “Hami, Lemi, Selami” diye hafife alınan kentin öz evlatları.

Kimler yoktu ki Şenol’dan Kadir’e, Turgay’dan Cemil’e, Bülent’ten Faruk’a, Serdar’dan Hami’ye…

Sonraki süreçte bu öz yapıya; Ünal, Tolunay, Abdullah, Orhan, Şota gibi karakteri sağlam ve yeteneği üst seviyede olan oyuncular dahil edilerek yeni bir aşamaya da geçildi.

Ve işin doğrusu, isimlerini yazdığım, yazamadığım yönetici, hoca ve futbolcular…

Onlar, AVNİ AKER’de bir baş kaldırı ruhu oluşturdular.

&&&&

Ama hikâye böyle devam etmedi ne yazık ki.

Anadolu’nun “İlham perisi” şimdi başka yerlerden ilham almaya başladı.

Var oluş kimliğine “Karadeniz Fırtınası” diye yazdıran Trabzonspor, şimdilerde küresel fırtınaya tutuldu.

Ne yazık ki Trabzonspor, kendi özgün felsefesini terk edip rakiplerinin metotlarını benimseyerek rakipleriyle yarışabileceği yanlışına düşürüldü. Farkında olarak ya da olmayarak onlara benzeme yarışına girdi, yani kendinden uzaklaştı.

Bu süreçte ara ara şampiyonluklar gelse de asla tadı tuzu kalmamıştı, zira biz, biz değildik artık.

Bu arada taraftarı da dönüştürdüler; Hami’yi, Fatih’i, Lemi’yi, Zeki’yi ve diğerlerini yuhalarken, yabancıları hava alanlarında çılgınca karşıladık. Evet biz de dönüştürüldük, geçmiş olsun!

Tabi bu dönüşümün gerekçesi de hazırdı; futbol küreselleşti yapacak bir şey yok biz de ayak uydurmalıydık!

Bu gerekçeyi taraftar da yuttu! Milyon dolarlar gözü kapalı heba edilirken, algı ve reklam havucu elinde olan taraftar, hayali başarılara üçlü çekmekle meşgul edildi.

Başkalarına benzeyerek elde edilecek başarı! Gelse ne olur?

Her yıl yeni arayışlarla yıkılıp, yeniden yapılma yaklaşımları Trabzonspor’un ruhunu derinden incitti.

Gerçi o ruhu yansıtan Avni Aker, Yavuz Selim gibi semboller bir bir ortadan kaldırılmıştı zaten. Şimdi de M. Ali Yılmaz tesisleriyle vedalaşma zamanının geldiğini söylüyorlar. Yani yavaş yavaş devrimin geri kalan izleri de silinecek anlaşılan.

Bu arada kuruluş felsefesi Trabzonspor’a benzeyen İspanyol Atletik Bilbao kulübü; uzun yıllardan beri kadrosunu, Bask bölgesi ile bağları olan futbolculardan oluşturmaya devam ediyor. Evet belki şampiyon olamıyorlar ama felsefelerini sürdürüyorlar.

&&&&

Bu değişim, benim gibi birçok taraftarı derinden üzmüştür şüphesiz.

Ve buradan bir geri dönüş hamlesi gelebilir umudunu da çoktan kaybettik aslında.

Şimdi oldukça buruk bir şekilde ve ne yazık ki düşük bir ilgiyle Trabzonspor’umuzu izliyoruz

Yorumlar (4)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

H
HASAN ÜÇÜNCÜ
1 saat önce

HARİKA BİR YAZI.

H
Hakan Çelik
1 saat önce

Yazar efendi.Günümüz Futbolundan bihabersin.futbol şimdi ruhla değil Parayla oynanıyor.Paris nerenin takımı.Sahibi kim.Raris şampiyon olunca sahibi şampiyon olmuyor.Fransaya puan yazışıyor.Anlayın artık nu gerçeği yaaa.Bi Trabzonlu sizsiniz sanki

S
Seha Sağlam
1 saat önce

Ne güzel tespitler ve üzülerek hak verdiğimiz doğruları dile getirdiniz kıymetli hocam Avni Akerin bari protokol bölümü yıkılmasaydı, O Hatıralar yok olmasaydı Karar vericilerin aklına bile gelmedi ya da umrunda bile olmadı..

G
Gurbet Diyarı
45 dakika önce

Hocam iti has diyorsunuz ama herkes herkese şampiyonluk istiyor.