Sosyal Gündem Resmi İlanlar
Makale 18 Temmuz 2026 10:07 18 Temmuz 2026 10:09

KAZIK

KAZIK

Kapitalizm; insanlığı, kutsallığını henüz resmen ilan etmediği bir duvarın etrafında döndürüp duruyor. O duvar; “Mülk edinme, biriktirme ve marka bağımlılığı” duvarı. Dönüp duruyoruz, kapital tavaf makamındayız yani.

Evet dönüp duruyoruz; zira aklımız, mülkiyet hastalığıyla çoktan dumura uğramış durumda.

Sadece aklımız mı?

Kalbimiz de betondan sınırlara hapsedilmiş!

Artık; her bir yanımız beton, her bir yanımız demirden kafes ve her bir yanımız marka.

Mülkiyet hırsı, insanlığı beton mikserine dönüştürmüş adeta.

Peki betonların altında kalan insanlığın kurtuluşu var mı?

Var mı sahi?

Gelin biraz ironi yapalım; kurtuluş, biriktirilen eşyalarda ve kölesi olunan markalarda!

Küresel kapitalizm, uzun zamandan beri bütün enerjisini bu alana yöneltmiş durumda.

Bir taraftan tükettiriyor, diğer taraftan biriktirtiyor.

Tükettiriyor, acımasızca dünyanın bütün kaynaklarını sonuna kadar tükettiriyor.

Biriktirtiyor, ölçüsüzce tükettirdiği dünyayı, tapınacağı sermayeye ve eşyaya dönüştürtüp biriktirtiyor…

Dünyanın ve insanlığın tükenmesi için daha ne olmalı ki?

Bu salgın; beton yığınlarının ve eşyaların içinde debelenen insanlığı; acımasızlığa, yalnızlığa ve ruhsuzluğa sürüklüyor.

Yetmiyor mezarlar da beton ve mermerin “görkemine” hapsediliyor.

Dünyaya kazık çakmış vaziyetteyiz vesselam!

Hem de betondan kazıklar!

Oysa hepimiz misafir değil miydik bu dünyada?

Ve yeri geldiğinde; yalan dünya, boş dünya, fani dünya gibi sözlerle; sözde dünyayı önemsemediğimizi de ifade etmekten geri kalmıyorduk.

Hani, “Mal da yalan mülk de yalandı!”

    &&&&

Savaşlar, çağlar boyunca insanlık tarihine damga vurdu. Biz savaşları; din, siyaset, intikam ve benzeri gibi sebeplerle anlamaya çalışırken; mülkiyet ve biriktirme tutkusu (Ekonomi-yağma) insanlığı yeni savaşlara hazırlıyordu aslında.

İnsanlık kontrol edemediği; (ekonomi-mülk-yağma) duygularıyla yakın çağda yeni bir savaşın içinde buldu kendini. Artık devletler arası savaşın yanında insanın kendi kendiyle savaşı devreye girmişti.

Kontrol altına alamadığımız, mülkiyet ve biriktirme duyguları insanlığın gözünü karartıyordu. Böylece insanlık, bitme ihtimali görünmeyen bir yok oluş savaşının içerisinde dalgalanıp duruyor.

Mülkiyet savaşlarının; kardeşin kardeşi, oğulun babayı öldürme boyutuna kadar ulaştığını biliyoruz. Mahkemeler hemen her gün bitmek bilmeyen mülkiyet savaşları davalarıyla mesailerine başlıyor.

Diğer taraftan biriktirme hırsı ve ekonomik bencillik vicdanları öldürüyor.

Geldiğimiz bu noktada bir dış gücün; ülkemizi ya da evimizi işgal etmesine gerek kalmamış görünüyor.

Zaten işgal altındayız. Şimdi; mülkiyet, biriktirme ve marka bağımlılığı salgını var. Bu salgın zihnimizi işgal etmiş durumda.

Kurtul kurtulabilirsin!

    &&&&

Bir Kırgız “Aksakallısını” dinlemiş ve çok etkilenmiştim. Yurdunun (göçebe Çadırı-Bozev-otağ) tek penceresi olan tündükten (Otağın kubbesinde yer alan, havalandırma ve aydınlatma işlevi gören tepe pencere) gökyüzüne bakarak şöyle söylüyordu insanlığa “Bizim tavanımız gökyüzü, tabanımızsa yeryüzüdür.  Evimiz sırtımızda, gözlerimiz ufuktadır. Dünyaya kazık olmayız; gülümseriz, gülümsedikçe içimizdeki kötülüğün yok olacağına inanırız. İhtiyaçtan fazlasının peşine at sürmeyiz.”

Bu “Aksakallı Bilgenin” felsefesi modernizme göre elbette çağdışıdır. Ama insanlığın yaradılışıyla ve doğayla uyumlu evrensel ve insani bir felsefedir.

Ancak ne yazık ki “Kapital modernite” nerdeyse bütün insanlığı bu insanlık dışı savaşa çekmek üzere.

Böyle giderse bütün insanlık dünyaya kazık olacak, hem de en marka beton kazık türünden.

Ve elbette insanlığa çok yazık olacak!

    &&&&

Bu savaşın dışında kalmayı başaran insanlara “Kapital İnsanlar” acıyarak baksa da onlar “İnsanlık denilen erdemin” güzelliğini, sadeliğin ve hazzını yaşayan, imrenilecek kıymetli insanlardır.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!