kebir

Kuş Faik

‘’Futbolcunun methi, yediği küfürdür ’’

Kaleciliğini bir anda noktalaması, beklemediği ters bir köşeden gelmiş…

---------------

O yıllarda, aslında onun için, kale çizgileri, altı pas, penaltı noktası, yay ve ceza sahasının ötesinde sanki hiç bir şey yok gibiydi.Kuş Faik

‘’Ahlaka dair ne öğrendiysem futboldan öğrendim. Hayat fena halde futbola benzer. Çünkü; top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi’’ der. Cezayirli tanınmış kalecilerden 47 yaşında vefat eden Albert Camus.

Aslında Faik Arıkan için de eldivenlerini hiç beklemediği bir anda çıkarması, onun da beklemediği ters bir köşeden gelmiş.

Bilir misiniz? Bazı kaleciler meşin yuvarlağın sanki uçan kuş gibi canı olduğunu söylerler.

‘’Top isterse kaleye girer’’ diyenlerde olmuştur.

1964-65 yıllarıydı, şimdi ki Avni Aker’de oynanıyor karşılaşma. Tribünler karşılıklı tek kat, zemin toprak, kale arkası tribünleri yok. İdmangücü-İdmanocağı maçı. İlerleyen yıllarda Trabzonspor’un kaptanlık pazubandını takacak olan rahmetli Bülent Şahinkaya ( Trabzonspor’un eski futbolcuları Gabak Çoşkun ile Güngör’ün kardeşleri ) İdmangücü’nde oynuyor.

Karşılaşmaya ilgi büyük ve müsabaka 1-1 devam ediyor.

İdmanocağı son dakikada bir gol attı ve rakibi önünde 2-1 öne geçti. O golün sevinciyle sarı- kırmızılıların kalesini koruyan Faik Arıkan, farkında olmadan ceza sahasının dışına kadar çıkmış durumda, eller belde ortadaki sevinci seyrediyor.

İdmangücü santrayı yaptı. Topu Bülent Şahinkaya’nın önüne yuvarladılar. O da kaleci Faik’in, kalesinden bayağı ileri çıkmış durumda olduğunu görünce, havadan direk kaleye vurdu ve onu kötü avladı. Bu son dakika golüyle karşılaşma 2-2 bitti.

Kuş FaikHatta karşılaşma 2-1 bitiyor diye, stadyumu erken terk eden idmangücülü taraftarlar, skoru biraz sonra Atatürk Alanına, meydan parkına vardıklarında öğrenenler, halen bu anı konuşurlar.

İşte o gün bugündür kötü avlanan kaleci Faik’in lakabı , kuş gibi avlandığı için ‘’Kuş’’ olarak kalır.

                                                                                *****

Kendisi 1941 yılının ilk gününde Hacı Kasım Mahallesi’nde doğdu.

Dört kardeştiler, ikisi vefat etmiş. Bugünlerde yerinde yeller esen, beton duvar çevrili bahçesinde eskiden futbol oynanan, Kurtuluş İlkokulu’n da alfabeyi tanıyanlardan…

Trabzon Lisesi’nin o zamanki ortaokul bölümünü son sınıftan her nedense terk-i diyar eylemiş.

Mum ışıklı perdenin arkasında Hacivat-Karagöz oynatıldığı için, kısadan ‘Karagöz Bahçesi’ de denilen Cumhuriyet Mahallesi’ndeki Ziya Bey sahasında, bir çoğu gibi tanışmış futbolla…

Şimdilerde ise o alan ‘Karagöz Bahçesi’ adı altında, yeniden düzenlenerek yapılması için, istimlak ve inşa çalışmaları başlatılmış bile.

Bir gün mahallede gazozuna değil de, armuduna maç yaparken! O dönem İdmangücü’nü çalıştıran Zekeriya Bali, kendisini orada görmüş ve maç sonrası yanına çağırmış. İsterseniz gelin şimdi gerisini ondan, kuş Faik’ten dinleyelim.

Kuş Faik"Okulun bahçesine davet etti beni, idmana çıkardı. Hatta rahmetli Hayrettin Şiranlı (Jemse Hayrettin) bana penaltı attı, korktum. Toplara çok sert vururdu rahmetli. Bu arada, rahmetli kaptan Sebahattin Canoğlu çağırdı beni idmanocağı’na, nüfus kağıdımı istedi. Gazipaşa Mahallesi’nde Martıspor Kulübü vardı o zamanlar, oraya getirdi beni. Takımın hocası rahmetli Recep Çetinkaya (Kıllı Recep) hocaya 'Sende kalsın zamanı gelince geri alacağım ’ dedi ve öyle de oldu 1961 yılında idmanocağı’na geri aldı beni. Kaleci olarak takımda Giresunlu Argun ile Akçaabatlı Ender vardı. Onlar varken benim idmanocağı’nın kalesine geçmem zor gibi görünüyordu.’’

                                                                                   *****

‘’Trabzon futboluna en büyük katkısı olanlardan biri çok genç yaşta, 30 yaşında hayatını kaybederek Sülüklü Mezarlığının kuzeybatı tarafına defin edilen kaptan Sebahattin’dir. Hastalığının ilerleyen safhalarında arkası açık bir pikabın üstüne çıkmış, Trabzon’u her tarafını son bir kez arabayla dolaşıp, tüm gördüklerine el sallayarak veda etmişti. ’’ diyen 77 yaşındaki Faik Arıkan, şöyle devam ediyor;

‘’Ben onu bilirim onu söylerim. Eğer yaşasaydı Ahmet Suat Özyazıcı ile Özkan Sümer’in yakaladığı ortamı, onlardan önce o yakalayacaktı rahatlıkla diyebilirim’’

Küçük dükkanında, gelen demli çaylarla sohbet devam etti;  ‘’ Kalecilerimizden Ender, ciğerlerini üşüttü. Argun’da çekti gitti askere, birden bire tek başıma kaldım. Benim askerliğimin de zamanı gelmişti. Kulüp bana bir yıl rapor alarak tecil ettirdi. Bir yıl sonra Isparta’ya askere gittik. O dönem Trabzonspor’un eski takım kaptanı rahmetli Turan Yurdakul ile beraber ‘’

1964 yılında yine idmanocağı’na, Aydın’ın yedeği olarak sarı kırmızılıların kalesine dönen kaleci Kuş Faik için unutulmaz acı bir gün, Trabzon’a döndükten 2 gün sonra Kaptan Sebahattin’in rahmetli olmasıydı.

Kuş Faik

Bir gün, bir maçtan sonra sahadan çıkarken bir izleyici kendisine küfür etmiş, kafasını kaldırıp bakmış ve onu görmüş ve de tanımış. Başka bir gün onu görünce o küfrün hesabını sormaya kalkmış ve kavga etmişler.

Bu kavga, Kaptan Sebahattin’in kulağına gitmiş, çağırmış kaleci Faik’i  ‘’Bak , futbolcuya olan hem övgüye hem eleştiriye dikkat et, burada her ikisini de küfürle yaparlar. İyi yada kötü bir şey söyleyeceklerse, bağıracaklarsa,  mutlaka önünde küfürlü giriş cümlesi vardır. Mesela; Ulan  p.çe bak, ne gol attı be veya vay be pe..venk nasıl uzandı da, çıkardı o topu  köşeden… Yani futbolcunun oynadığı oyununun kalitesi için küfürlü cümle kurarlar bu şehirde, böyle şeyleri kafana takma, bir daha her hangi bir seyirciyle de kavga etme’’ diyince ben buradan şunu çıkardım.  Demek ki, futbolcunun methi yediği küfürmüş!

                                                                                      *****

Yetişkin evli iki kızı, Ilgın ve Meltem adlı evlat sahibi ve 4 de torunu olan Arıkan, ‘’ Rahmetli Rıfat Dedeoğlu başkanımızdı. 1964 yılında Mithatpaşa Stadyumun da profesyonel takım olan Beşiktaş’ı bir amatör takım olarak 1-0 yendiğimiz maç, Trabzon futbolunun tarihine not edilmiş, bana göre bugünlerin geleceğinin habercisi gibiydi. Golü Yaşar atmıştı. O galibiyetten dolayı 75’er lira prim almıştık ‘’ der ve devam eder.

Trabzon'da bulunan yılanla ilgili gerçek ortaya çıktı

‘’İstanbul’da güzel bir yemek yedik ve eğlendik o gece, o parayla. Bundan sonra 4 yıl daha kaleyi korudum. 1968 yılında Kemeraltı semtindeki dükkanıma kapı komşusu olan, Ahmet Suat Özyazıcı’nın telkiniyle eldivenlerimi bir kenara bırakmak zorunda kaldım. Anlayacağınız futbolu bıraktım, daha doğrusu bıraktırıldım.’’

Kuş FaikBiraz konuyu açar mısınız diyince ‘’ O zaman Trabzon’da lig şampiyonu olan şimdi ki gibi, başka kentlere grup maçlarına gidiyordu. Ayrıca aynı şehir içindeki bir takım, kendi şehri içinden olmak şartıyla, grup maçlarında oynatabilmek için  kadrosuna her hangi bir takımdan  iki oyuncu ekleyebiliyordu. Ahmet Suat  İdmanocağı’nın antrenörüydü. Takıma İdmangücü’n den kaleci Argun’u da aldı. Bir idmandan sonra rahmetli Süha Akçay ile birlikte beni çağırdı  ve direk söyledi "Faik ya içki, ya futbol’’ diye...  Beklemediğim en direk gelen yumruk gibi bir soruydu. Ben, o zamanlar futbolda önemi, şimdi ise de önemi olmayan bu  soru üzerine futbolu hiç beklemediğim bir anda bıraktım. Zaten doğru kararı vermek için yeterli düşünme zamanım kalmamıştı’’

Ahmet Suat hocanın dükkanıyla, Arıkan’ların dükkanı yan yanaydı ama yine de darılmamış hocasına Faik Arıkan…

İkisi de babalarının yanında dükkanlarına boş zamanlarında yardım ediyordular.

Nam-ı diğer  Kuş Faik ünlü yazarlardan Atilla Aşut’un kız kardeşi Yurdanur Aşut ile evlenir futbolu bıraktıktan sonra. Trabzonspor’un Divan Kurulu üyelerinden olan Arıkan’ıni unutulmaz bir anısı da var. Rahmetli Gündüz Kılıç, İdmanocağı’nın Türkiye Futbol Amatör Şampiyonluğu’nu kimseye bırakmadığı dönemlerde  Özyazıcı ile  Arıkan’ı, Galatasaray’a transfer etmek ister ama yine de İstanbul’da bu iki oyuncuyu kendileri de yakından bi görmek isterler. Oradaki idman da Ahmet Suat şut çekecek, Arıkan şutu kurtaracak. Yolda giderken her ikisi kendi aralarında hep bunu konuşurlar ve kararlaştırırlar. Suat hoca çaktırmadan sağ elini birazcık havaya doğru kaldırdı mı, topu sağa vuracak, sol elini kaldırdı mı, topu sola vuracak. Anlaşıldı mı? Anlaşıldı!

Kuş FaikHaliyle, Arıkan’da topun önceden nereye atılacağını bileceği için hepsini kurtaracak ve onu yakından izleyen Galatasaraylı yetkililerin de gözüne girecekti ama golü atamayan Özyazıcı’nın durumu ne olacaktı?

                                                                              *****

Gün gelir  Gündüz Kılıç ve Galatasaray’ın kurmayları saha kenarındadır. İkili önce ısınır ve Suat hoca şut atmaya başlar. Suat hoca şut atar, Kuş Faik o köşeden, bu köşeden çıkarır. Adeta örümcek ağlarından topu alır, havada asılı kalır. Suat hoca sağa vurur, top kaleci Faik’in kucağında, sola vurur Faik uçar, ellerinde. Suat hoca vurur, Faik uçar yumruklar topu dışarı atar derken, bir müddet sonra Suat hoca yine sağ elini çaktırmadan kaldırır ama bu sefer meşin yuvarlağı sola vurur, top filelerde. Kaleci Kuş Faik ters köşe olur.

Arıkan kalkar, Özyazıcı’nın üzerine sinirli bir şekilde yürür, kenardakiler duymayacak şekilde ‘Ulan sağ elini kaldırdın ama ters köşeye vurdun, ne yapıyorsun? ’der.  Tabi hazır cevap olan Suat hoca "Oğlum kırk tane topu senin istediğin köşeye vurdum. Hep sana mı çalışacağız, biraz da kendime çalışayım ’’

Ve tebessümle karışık duygusal bir gülüşme Kuş Faik’den, ardından müsaade ile dükkandan ayrılış vakti gelip çatar. Kalktık ve üstü ıslak kesme taşlı dar sokaklardan yavaş yavaş yürüyerek, uzaklaştık.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Levent Alkan
Levent Alkan - 1 hafta Önce

Süper.. Harika yazmışsınız yine.

banner426

banner393

banner427