27.10.2020, 11:43

Kıbrıs ve stratejik oyunlar -1

Doğu Akdeniz'e kıyı devlet iseniz, bölgenin hakimi olmak istiyorsanız muhakkak Kıbrıs'ı elde etmelisiniz. Çünkü; Doğu Akdeniz'in ve çevresi ülkelerin radar üssüdür, Kıbrıs...Mavi Vatanın incisi, kalbidir, Kıbrıs... Anadolu'nun  hayat sahasıdır, Anadolu'nun Afrika'ya açılan kapısıdır, Kıbrıs...Doğudan batıya, kuzeyden güneye uğrak hanıdır, Kıbrıs...  Orta Doğu'nun batıya açılan yoludur... Anadolu'nun şah damarıdır Kıbrıs...

Kıbrıs, kadim çağ medeniyetlerinden günümüze değin hep stratejik, jeopolitik konumundan ötürü önemini korumuş, korumaya da devam etmektedir. Bugün itibariyle jeostratejik ve jeopolitik açıdan önemi bir o kadar daha kritik bir coğrafya haline gelmiştir.

(1869) Süveyş kanalının açılışı ile İngiliz emperyalizmi, Uzak Doğu'ya giden sömürü düzenini devam ettirmek için Mısır'ı, kanalı kontrol altına almak amacıyla Kıbrıs'ı, 93  Harbi'nde (1878) oldu bittiye getirerek Osmanlı'dan devraldı. Rusya'ya karşı Osmanlı'yı korumak adına İngiltere, Kıbrıs'ı bir üs olarak kullanma amacıyla Osmanlı'ya şantaj yaparak ele geçirdi. Osmanlı'yı Rusya ile korkutup Kıbrıs'ta güvenlik çemberi oluşturmak, Rusya'nın yayılmacı politikasına set çekmeyi planlıyordu.Halbuki, kendi sömürü güzergahını güvenceye alıyordu. Ayrıca;19. yüzyılın sonu itibariyle keşfedilen Orta Doğu petrol rezervlerine ulaşabilmenin önemli bir adımı olarak görüyordu Kıbrıs'ı...

İngiltere adayı ele geçirdiğinde, Türkler yavaş yavaş Kıbrıs'ı terkederken yerlerine Rumlar yerleştiriyordu. Adadaki  nüfus yapısı Rumlar lehine değiştiriliyordu.Türklerin adadan sistematik şekilde göç ettirilmesi sağlanıyordu.

20. yüzyılın başlarında doymak bilmez emperyalist sırtlanlar, Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs'ta; İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, İtalyan siyasi, ekonomik, askeri, stratejik bakımdan entrika üstüne entrika çeviriyor, Osmanlı Devleti ise bu aç sırtlanlar arasında denge siyaseti ile varlığını korumaya çalışıyordu. Özellikle İngiltere ve Çarlık Rusya'sının Doğu Akdeniz'deki ve Kıbrıs'taki siyasi hesapları Osmanlı'yı ada ve çevresinde zor durumda bırakıyordu.

İngiltere normal şartlarda Rusya'nın Akdeniz'de olmasını siyasetine uygun görmezken, bu dönemde Rusya ile işbirliği içinde idi. Bu işbirliği yeni düzenin lider devleti Almanya nedeniyle gerçekleşiyordu.20. Yüzyılın başlarında Almanya'nın hem siyasi hem ekonomik hem de askeri açıdan büyük hamleler yapması İngiltere ve yancısı Fransa ile Çarlık Rusya'sını yan yana getirmiştir. Osmanlı Devleti ise bu şer üçkenine karşı Almanya ile yakınlaşıyor ama bir taraftan da ihtiyatlı davranıyordu.

Tüm hesaplar Uzak Doğu kaynaklarını,  Ortadoğu petrollerini elde etme, Osmanlı'yı sömürgeleştirme üzerinden yürüyordu. Osmanlı'yı ele geçirmenin kolay olmayacağını gören İngiltere ve paydaşları Kıbrıs üzerinden hamle yapıyorlardı. Almanya ise üstü örtülü petrol politikasını, Osmanlı Devleti'nin yanında durarak ve askeri yardımlar yaparak, İslam aleminin hamiliğini üstlenmiş görüntüsüyle sürdürüyordu. Osmanlı Devleti yeterli askeri ve ekonomik güce sahip değilse de jeopolitik, stratejik unsurlarını (Kıbrıs, Boğaz gibi) siyasi güç kaynağı olarak devreye sokup varlığını güçlendirmek ve kurulan oyunları kırmak istiyordu.

1. Dünya Savaşı'dan sonra İngiltere, bahsedilen alanlar ve yollar hakimiyeti için adadaki Rumlar eliyle Kıbrıs'ta etnik dizayn çalışması yürütüyor, Türklerin domegrafik varlığını silmeye çalışıyor, böylece hedefi için Kıbrıs'ı elde tutma gayretinde idi. Osmanlı yönetimi siyasi ekonomik ve askeri açıdan sıkıştırılıyor, yapmaya çalıştığı açılım hamleleri boşa çıkıyordu. Osmanlı; Ada'nın Türk sakinlerini kucaklamakta zorlanıyor, her geçen gün Türkler azınlık kimliğine bürünüyor, azınlık olmanın bahtsızlığını  yaşıyorlardı.

Adadaki Türkler,  Yunanistan'ın 1. Dünya savaşına katılışından moral bulan Rumların, hem katliamcı ENOSİS hareketi ile uğraşırken hem de 1. Dünya Savaşı'nın getirdiği sıkıntılarla uğraşmak zorunda kalıyordu. Kıbrıslı Türkler dünya savaşı nedeniyle anavatana yardım etmek için mücadele veriyordu. İngiliz kuvvetleri yardımları engellemeye çalışıyor ancak vatansever cihangir Türkler engellere rağmen Anadolu'ya gelip mücadeleye katılıyordu.. İngiltere,  Çanakkale savaşları sırasında esir aldıkları Türkleri Kıbrıs'ta kurdukları kamplara yerleştiriyordu. Kıbrıslı Türkler azgınlaşan Rumlarla mücadele ederken bir taraftan esir Türkleri adadan kaçırmaya çalışıyordu. Savaşan Osmanlı'ya destek vermek için can hıraş gayret gösteriyorlardı. Fransa İngiltere ile anlaşarak Mısır'dan sonra Kıbrıs'ta da Ermeni eğitim kampları kurmuş, Ermeni militanları eğitiyordu, Anadolu'da kullanacakları ileri karakol birlikleri gibi kullanmayı düşündükleri Ermeni militanları yetiştiriyordu.

İngiltere, bir taraftan Kıbrıs halkının bütününü rahatsız edici uygulamalara imza atıyordu. Türkler de, Rumlar da rahatsız oldukları İngiltere ye karşı tepkiler veriyorlardı. İngiltere ise Kıbrıs a yaptığı yeni yığınaklar,  sert tedbirler ile isyanları baştırıyordu.İngiltere böl, parçala, yönet politikasını uygulamaya koymuş, Kıbrıs halkını Türk ve Rum Ortodoks adı altında ayrıştırma siyaseti İngiltere'nin adadaki etnik kimlik siyaseti, milliyetçi politikaları tetikliyordu.Bu sayede iki toplumu birbirine kırdırıp adada İngiltere'nin yönetimini kolaylaştırmaya çalışıyordu.

Kıbrıs'ta bu siyaset etkisini göstermiş, Rumların taşkınlıklarına yol açmaya başlamış, yer yer çatışmalar oluyor, adada Rumların ENOSİS hareketinin kanlı çatışmalarının yolu açılmıştı. Rum milliyetçi gruplar Yunanistan ile birleşmeye yönelik adımlar atıyorlardı. Bu planlı eylemler ile Türklere baskı, şiddet ve zulüm uygulanarak adadan göç etmesine neden oluyordu.. Adadaki Türk nüfusun azalması Rumların ENOSİS hareketini daha azgın hale getirmişti.

Kıbrıs Türkleri, bu hengame içerisinde çilekeş bir yaşam sürdürüyor, İngiltere destekli Yunan Rum zulmünde inliyor, hayatları zehre dönüyor, bugünlerin yaşanacağınınayak sesleri yıllar ötesinden tespit edilmişti.İstanbul’daki İngiliz Büyükelçisi Henry Layard     1Ağustos 1878’de İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Salisbury’e gönderdiği bir raporda “Rumlar Türkleri her şeyden yoksun bırakmak ve adadan kovmak gayesiyle büyük bir çaba harcayacaklardır. Bütün Kıbrıs topraklarını elde etmek için her türlü sahtekârlığı yapacaklar ve böylece Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak isteyeceklerdir…” şeklinde Kıbrıslı Rumlar ile ilgili görüşünü ve adanın geleceği ile ilgili kaygılarını iletmişti. Layard’ın bu öngörüsü ileride bir ölçüde gerçekleşmiş ve İngilizler adadaki Rumları kontrol etmekte zorlanmış, bunun cezasını da Türkler çekmiştir.

Bilge lider, Kıbrıs Türk'ünün  babası rahmetli Rauf Denktaş:" Ben Türkiye'siz  Cennete bile girmem"diyerek, Türklerin Türkiye'siz ne hale geleceğini çoktan tecrübe etmişti.

Devamı, gelecek yazımızda....

Yorumlar (2)
Hasan 1 ay önce
Kalemine sağlık
Mahmut KAYA 1 ay önce
Kaleminize sağlık. Keşke AKP iktidarı bunları 2004 yılında anlamış olsaydı da maceralara atılmasaydı. Neyse bugünkü politika taşları yerine oturtacak inşAllah.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@