Çocukların maruz kaldığı şiddetin boyutlarına ilişkin veriler, Türkiye’deki tabloyu bir kez daha gündeme taşıdı. Yoksulluk ve sosyal dışlanma riski, akran zorbalığı, dijital ortamda hakaret ve aşağılama ile okullardaki rehberlik hizmetlerine ilişkin sorunlar, çocukların karşı karşıya olduğu başlıca riskler arasında gösterildi.
TÜİK verilerine göre çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. PISA 2025 verilerine göre ise yaklaşık her 5 öğrenciden 1’inin zorbalığa maruz kaldığı belirtildi.
TÜRKİYE’NİN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN BİRİ: ŞİDDET
Şiddetle Mücadele Vakfı (HEGEM) Başkanı Adem Solak, eldeki veriler ve güncel gelişmeler ışığında şiddetle mücadelenin Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri haline geldiğini ifade etti.
Şiddetin yalnızca fiziksel saldırılarla sınırlı kalmadığına dikkat çekilirken, çocukların sosyal çevrelerinde ve dijital platformlarda karşılaştıkları davranışların da önemli bir risk alanı oluşturduğu değerlendirildi.

ÇOCUKLAR DİJİTAL ŞİDDETLE DE KARŞI KARŞIYA
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ortaokul ve lise öğrencileri arasında gerçekleştirilen Şiddet Algısı Araştırması da dijital ortamdaki şiddetin boyutlarına ilişkin dikkat çekici veriler ortaya koydu.
2024’ün son çeyreğinde ortaokul öğrencileriyle, 2025’in başında ise lise öğrencileriyle yapılan araştırmaya 6 bin 299 ortaokul ve 7 bin 511 lise öğrencisi katıldı.
Araştırmanın lise öğrencilerine ilişkin sonuçlarına göre öğrencilerin yüzde 53’ü, hayatlarında en az bir kez sosyal medyada hakaret veya kötü sözlere maruz kaldığını belirtti. Öğrencilerin yüzde 40,8’i ise en az bir kez sosyal medyada hakaret ettiğini veya kötü söz kullandığını ifade etti.
ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 73,5’İ EKRAN GÖRÜNTÜSÜNÜ ŞİDDET OLARAK GÖRÜYOR
Araştırmada öğrencilerin dijital ortamda hangi davranışları şiddet olarak değerlendirdiği de ele alındı.
Lise öğrencilerinin yüzde 37,1’i, toplumda şiddet olaylarının en çok dijital ortamda yaşandığını düşündüğünü belirtti. Bir paylaşımın ekran görüntüsünün alınarak yayılmasını öğrencilerin yüzde 73,5’i, popüler bir görüşe karşı çıkan kişilerin aşağılanmasını ise yüzde 72,8’i şiddet olarak değerlendirdi.
Bu veriler, çocukların şiddet algısında dijital ortamların giderek daha fazla yer tuttuğunu ortaya koydu.
OKULLARDA REHBERLİK HİZMETLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Eğitim Sen tarafından hazırlanan “Şiddetsiz Okul Deklarasyonu”nda ise okullardaki şiddetin önlenmesine yönelik çeşitli talepler sıralandı.
Deklarasyonda kalabalık sınıfların ve ikili öğretimin sona erdirilmesi, her okula yeterli sayıda psikolojik danışman atanması, öğrencilere ücretsiz yemek ve temiz su sağlanması talepleri yer aldı. Bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi ve okullardaki güvenlik önlemlerinin öğrencilerin ihtiyaçları gözetilerek uygulanması gerektiği de belirtildi.
BİREYSEL SİLAHLANMA DA GÜNDEMDE
Okullarda yaşanan silahlı saldırılar, çocukların ve gençlerin içinde bulunduğu daha geniş şiddet ortamına ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Umut Vakfı’nın Türkiye Silahlı Şiddet Haritası’nın 2025 verilerine göre, yıl içerisinde 3 bin 422 silahlı şiddet olayı basına yansıdı. Bu olaylarda 2 bin 225 kişi hayatını kaybederken, 3 bin 167 kişi yaralandı.
Söz konusu olayların 2 bin 784’ünde ateşli silah, 638’inde ise kesici ve delici alet kullanıldığı aktarıldı.
İçişleri Bakanlığı verilerine göre ise 2025 yılında 110 bin 470 ruhsatsız silahın ele geçirildiği, 2026’nın ilk üç ayında bu sayının 25 bin 580 olduğu bilgisi paylaşıldı.
Tüm bu veriler, çocukların maruz kaldığı şiddetin yalnızca okul ortamıyla sınırlı olmadığını; ekonomik koşullardan sosyal çevreye, dijital platformlardan toplumdaki silahlı şiddete kadar geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.