12 EYLÜL
Arkasını söylemeden derin bir “of” çeken kuşaklara saygıyla…
Bir kuşak düşünün ki 68-78 kuşağı, sağ-sol diye yapay bir tanımlamayla kutuplaştırılmış olsun.
Yetmemiş, ajan provokatörlerle birbirlerine düşman edilmiş olsun.
Yetmemiş, aynı silah ve aynı cephanelerle donatıldıktan sonra “vatan kurtarmak” sloganlarıyla çatışmaya sürüklenmiş olsun.
Gençlerin eline silahı verip ilk kurşunu sıktıktan sonra geri çekilerek seyrine bakanlar, okyanus ötesinden emir geldiğinde “Vakti geldi, buraya kadardı.” deyip mehteri okuttular.
Öyle ya, Türkiye darbelere alışkındır Paşam; buna da alışırlar. Yeter ki siz palet seslerini mehterle harmanlamayı ihmal etmeyin.
“Asmasaydık da beslese miydik?”
Netekim Paşa
Düdük öttü. Şimdi gençlerin çatışma dönemi bitirilmiş, zindanlarda iştima dönemi başlamıştı.
Darağaçları kurulmuş, zindanlar gün görmemiş işkence yöntemlerine hazır hâle getirilmişti. Dışarıda da korku tünelleri oluşturulmuştu.
Bir neslin kalemini kırıp “Netekim Paşa’nın” önüne koyanlar, idamların ardından Türkiye’nin huzura kavuşacağı söylemini üzerimize üflemekten geri kalmıyorlardı.
Denge önemliydi; bir sağdan, bir soldan sallandırmak gerekirdi.
Yaşı tutmuyorsa büyütmek gerekirdi.
Yeterli kanıt yoksa infazın ardından uyduruk kanıtları dosyaya eklemek gerekirdi.
Elbette idamları eleştirenleri de susturmak gerekirdi.
Ne mi oldu?
Rap rap rap sokaklar…
Bir nesli yuttu zindanlar.
Netekim Paşa, çok geçmeden Hınzır Paşa’ya dönüşeceğini şüphesiz bilmiyordu.
Anadolu tarihinde bir Pir Sultan örneği vardı.
Pir Sultan Abdal, 16. yüzyılda “Davandan dön, seni bağışlayayım.” diyen Hızır Paşa’ya şu dizelerle karşılık verdi:
“Kadılar, müftüler fetva yazarsa
İşte kement, işte boynum asarsa
İşte hançer, işte kellem keserse
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan”
Diyerek darağacını tercih etti.
Evet; ne zindanlar, ne işkenceler ne de idam sehpaları gençleri döndürebildi. Zira onlar okuyan bir nesildi. Ayaklı kütüphane gibiydiler ve Pir Sultan ile Hızır Paşa’nın hikâyesini biliyorlardı.
Pir Sultan’ın ölümsüzlüğü ve Hızır Paşa’nın Hınzır Paşa’ya dönüşmesi, bir Anadolu vicdanıydı.
Pir Sultan değillerdi elbet ama onurlu duruşlarıyla tarihe geçmek istediler.
Geçtiler de…
Muhataplarıysa çoktan “Hınzır Paşa” konumuna gelmişti bile.
Gençliğini yaşayamayan bu nesil, başka bir hesap gününün geleceğinden de emindir:
“Ulu mahşer günü olur, divan kurulur
Suçlu suçsuz gelir, orada dirilir
Piri olmayanlar anda bilinir
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan”