Yeni Özbekistan’ın yükselen ufku: Mirziyoyev dönemi ve üçüncü rönesans

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in göreve gelmesiyle başlayan reform süreci, ülkeyi hem iç hem de dış politikada köklü bir değişimle dünya sahnesine taşıyor.

2016 yılında Şevket Mirziyoyev’in Özbekistan Cumhurbaşkanı olarak göreve başlamasıyla ülkede yeni bir dönem başladı. Bu süreç, sadece yönetim değişikliğini değil; halk-devlet ilişkilerinde, yönetim anlayışında ve toplumsal beklentilerde köklü bir dönüşümü de beraberinde getirdi. Vatandaşın sesine kulak veren, sahaya inen ve sorunları yerinde çözmeyi hedefleyen yeni bir yönetim modeli benimsendi.

Devlet Kapıları Halka Açıldı

Valilerden bakanlara kadar birçok üst düzey yetkili, makam odalarından çıkarak köyleri, mahalleleri, evleri ziyaret etmeye başladı. Bir zamanlar ulaşılması güç olan yöneticilerin, bugün “Sorununuz nedir?” diyerek kapı çalması, halkta yeni bir umut doğurdu.

Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, bu anlayışı yalnızca sözle değil, bizzat kendi eylemleriyle hayata geçirdi. Ülkenin dört bir yanını ziyaret eden Mirziyoyev, zaman zaman plan dışı güzergâhlara yönelerek en ücra noktalarda vatandaşlarla bir araya geldi. Bu uygulama, yerel yöneticiler için sürekli bir sorumluluk bilinci oluştururken, sorunların çözümünde de ciddi bir hız kazandırdı.

Yoğun Tempo, Kararlı Liderlik

Mirziyoyev’in çalışma temposu da dikkat çekti. Uzun yurt dışı temaslarının ardından dahi ertesi gün toplantılar düzenleyen Cumhurbaşkanı, tüm sektör temsilcilerini dinleyerek reform sürecini yakından takip etti. İmzalanan uluslararası anlaşmaların uygulanmasını dahi zaman zaman bizzat denetlemesi, onu halk nezdinde çalışkan ve kararlı bir lider konumuna taşıdı.

Komşularla Yeni Bir Sayfa

Yeni dönem yalnızca iç politikada değil, dış politikada da önemli değişimleri beraberinde getirdi. Özbekistan, tarihsel ve kültürel bağlara sahip olduğu komşu ülkelerle ilişkilerini yeniden canlandırdı. Kapalı sınırlar açıldı, yollar birleşti, kopan akrabalık bağları yeniden kuruldu.

Sınır kapılarında yıllar sonra kavuşan insanların gözyaşları, bu değişimin en somut göstergesi oldu. Merkezi Asya’da kardeş halklar arasında dostluk ve iş birliği atmosferi hızla güçlenirken, Türkiye ve diğer Türk devletleriyle ilişkiler de yeni bir ivme kazandı.

Üçüncü Rönesans Vizyonu

Özbekistan yönetimi kalkınmayı yalnızca ekonomik büyüme olarak görmüyor. Eğitim, bilim, kültür, sanat ve gençlerin yetiştirilmesi, ülkenin geleceği için temel alanlar olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşım, “Üçüncü Rönesans’ın temellerini atmak” hedefiyle somut projelere dönüşmüş durumda.

Tarih boyunca Harezmî’den İbn Sina’ya, Uluğ Bey’den Ali Şir Nevaî’ye kadar pek çok büyük bilgin yetiştiren bu topraklarda, Cedid hareketinin yarım kalan idealleri bugün yeniden hayat buluyor.

İslam Medeniyeti Merkezi: Bir Kültür Mabedi

Bu vizyonun en somut simgelerinden biri, Taşkent’te inşa edilen İslam Medeniyeti Merkezi oldu. 23 Haziran 2017 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla başlatılan proje, Özbekistan’ın üç bin yıllık devletçilik ve medeniyet mirasını bütüncül şekilde yansıtmayı amaçlıyor.

2018 Ramazan Bayramı’nda temeli atılan merkez, kadim mimariyle modern anlayışı buluşturan görkemli yapısıyla dikkat çekiyor. Merkezin kalbinde yer alan Kur’an-ı Kerim Salonu’nda, İslam dünyasının en kıymetli eserlerinden Osman Mushafı başta olmak üzere, nadir el yazmaları sergilenecek.

Tarihî Miras Geri Dönüyor

Son yıllarda Özbekistan, yurt dışındaki müzelerde ve özel koleksiyonlarda bulunan tarihî eserlerini geri kazanmak için kapsamlı bir program yürüttü. Sotheby’s ve Christie’s gibi müzayede evlerinden yüzlerce eser satın alınarak ülkeye getirildi. Soğd dokumaları, Timurlu dönemi eserleri, İbn Sina’nın yazmaları ve Babürlü mirası bu sürecin en dikkat çeken örnekleri arasında yer aldı.

Bilim, Kültür ve İnanç Aynı Çatı Altında

Merkez, İslam öncesi dönemlerden başlayarak Birinci ve İkinci Rönesans’a, oradan da Yeni Özbekistan dönemine uzanan bir tarih yolculuğu sunuyor. 350 bin basılı kitap ve milyonlarca dijital kaynağa sahip kütüphanesi, uluslararası bilimsel toplantılara ev sahipliği yapan yapısıyla küresel bir çekim merkezi olmayı hedefliyor.

Geleceğe Bırakılan Büyük Miras

İslam Medeniyeti Merkezi, yalnızca bir mimari eser değil; Yeni Özbekistan’ın ruhunu, vizyonunu ve yenilenme iddiasını yansıtan güçlü bir sembol olarak öne çıkıyor. Özbek halkı, bu büyük dönüşüm sürecinin mimarı olan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev liderliğinde, Üçüncü Rönesans’ın temellerinin atıldığına inanıyor.

Şüphe yok ki gelecek nesiller, bu dönemi Özbekistan tarihinin onur sayfaları arasında anacaktır.

Şevket ARTİKOV
TÜRKSOY Özbekistan Cumhuriyeti Ülke Temsilcisi

İlk yorum yazan siz olun
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri