Adını doğru yazalım: Açık Öğretim Lisesi.

Nereye bağlı? Millî Öğretim Bakanlığına mı?

Sadece sınavlara girip çıkan gençlere bir “eğitim” vermek mümkün olmadığı için “okul” diye adlandırmanın garip olacağı bu sistemin adında “eğitim” sözcüğü yer almıyor.

Peki, bu sistem niçin var?

Örgün eğitim yaşını geçirmiş veya sağlık sorunu gibi mazeretlerle “gerçek okula” gidemeyecek bireyler için, değil mi?

Şimdi büyük büyüklerimize soralım:

Bir çocuk neden hiçbir gerçek mazereti olmadan, okumakta olduğu fen, sosyal bilimler veya Anadolu lisesinden ayrılıp Açık Öğretim Lisesine geçer?

Sorudaki “bir çocuk” ifadesini düzelterek soruyorum:

Yüz binlerce çocuk neden okulunu bırakıp patır kütür “azcık lise”ye geçiyor? 9. sınıfta geçen bile var. Bu durum normal midir? Açık Öğretim Lisesi, diğer liselerin işlevlerini tam anlamıyla yerine getirebilir mi? Getirebilir diyorsanız tüm çocuklarımızı oraya yönlendirelim. Böylece öğretmen, yardımcı personel, bina gibi külfetlerden de kurtulalım. Yok, getiremez diyorsanız neden bu duruma ciddiyetle müdahale etmiyorsunuz? Biz, okullar sayesinde çocuklarımızı sokakların olası tehlikelerinden uzaklaştırarak sosyalleştirirken onlara iyi tutum, davranış ve beceriler kazandırmaya, kişiliklerini geliştirmeye çalışmıyor muyduk? Ne oldu da bu iş çığırından çıkmaya başladı?..

Delikanlının biri vaktiyle Pertevniyal Lisesinden Açık Liseye geçmiş, YouTube kanalında, eğitimden yana pek talepkâr olmayan talebelerimizin meraklarını gidermeye çalışıyor. Başka kanallarda konuşan başka akıl hocaları da var. Çocuklar mal bulmuş gibi üşüşüp videoların altına sorularını ve yorumlarını yazmışlar. Hemen hepsi, Açık Öğretim Lisesinin “okul” olmadığının farkında:

“Okul zaman kaybından başka bir şey değil.”

“Okul saçmalığından kurtulun.”

“Üniversiteye kaydolurken diploma istiyorlar. Açık lisede diploma var, değil mi?”

“Kayıt yaptırdıktan sonra okuldaki kaydımızı sildirmemiz gerekiyor mu?”

“Açığa geçince lise terk olmuyoruz, değil mi?..”

“Abi, geçelim geçmesine de sınavlar yüz yüze olacak diyorlar. Onu nasıl halledeceğiz?” diye soruyor bir çocuk.

“Annem diyor ki sınavlar yüz yüze olursa kalırsın.” diye yazmış, ikilemde kalan bir başka çocuk.

Yüz yüze sınav sorun oluyor. Uzaktan olunca bir şekilde hallediliyor demek ki. Bu ayın başlarında, kopya çekildiği gerekçesiyle 60 bin öğrencinin sınavının iptal edildiği haberi yer aldı basında, biliyorsunuz…

“12. sınıftayım, geçeyim mi?” diye sormuş bir gencimiz. Okul birincisiymiş üstelik. Okulda tüm hocalar ders işliyormuş, bundan rahatsız. “İngilizce dersinde bile ders işliyorlar.” diye yazmış bir başkası. Ödev yapmaktan da muzdaripler. 30 gün devamsızlığı olduğu için ikinci dönem geçmeyi düşünen de var.

Okul defterini kapatıp evde kendi kendine veya kursa giderek sınava hazırlanmanın akıllıca olduğunu düşünenlerden biri şöyle yazmış: “Hayvan gibi mantıklı…”

Sayıları çok olmamakla birlikte, “Geçmeyin oğlum, yanlış yaparsınız.” diyenler de var.

Yeni bir habere göre, okullarda komisyon kurulup açık liseye geçişler okulun oluruna bırakılacakmış. 18 yaş altına örgün eğitimi zorunlu tutmak yerine topu okula atıp veliyle okulu karşı karşıya getirmek gerçek bir çözüm değildir. Açık Liseye geçmeyi kafasına koyan çocuk, velisini zorlayıp okula gönderecektir. Açık Lise kapısı açık kalacağına göre, biz Millî Eğitimdeki büyüklerimize asıl soruyu soralım:

Ne diyorsunuz? Açık Liseye geçsinler mi, geçmesinler mi? Bu çocuklara eğitim de vermek gerekir mi, yoksa sınavlara girip çıkmaları yeterli midir? Okula devam etsinler mi; okuldan, öğretmen ve ebeveyn denetiminden uzak, kafalarına göre takılsınlar mı?..