banner192

"Zor bir süreçten geçiyoruz"

Gümrük ve Ticaret Bakanı Cenap Aşcı, "Zor bir süreçten geçiyoruz, ülkemiz büyük bir imtihan veriyor, bu imtihanı da inşallah milletimizin ferasetiyle onun yıllardır zorlukların üzerinden gelme becerisiyle ve Allah'ın yardımıyla aşacağımızı düşünüyorum" de


Gümrük ve Ticaret Bakanı Cenap Aşcı, "Zor bir süreçten geçiyoruz, ülkemiz büyük bir imtihan veriyor, bu imtihanı da inşallah milletimizin ferasetiyle onun yıllardır zorlukların üzerinden gelme becerisiyle ve Allah'ın yardımıyla aşacağımızı düşünüyorum" dedi.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Cenap Aşcı, katıldığı bir televizyon programında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Son dönemlerde yaşanan terör olayları hakkında değerlendirmede bulunan Aşcı, "Ben öncelikle yüce milletimizi sizin vasıtanızla saygıyla hürmetlerimle selamlamak istiyorum. Ülkemiz zor günlerden geçiyor ancak bu büyük millet bugünleri ilk kez yaşamıyor. Biz 1071 yılında bu topraklara geldiğimizden beri bu mücadele devam ediyor. Biz buraları cennet vatan bildik, milli şairin de dediği gibi dünyaları alsak da asla vermeyeceğiz bu cennet vatanı. Onun için ben milletimizin yüce ferasetine güveniyorum. Her zaman kardeşliğe, birliğe, beraberliğe önem vermişlerdir. Malumunuz 7 Haziran seçimleri sonrasında hükümet çalışmaları devam etti, anayasal süreç içerisinde bir hükümet kurulamadı ve biz şu anda 17. Türk devletinde yaşıyoruz. Tarih boyunca biz 16 tane daha Türk devleti kurmuşuz bu 17. Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Uzun yıllardır bir devlet geleneğimiz var, bütün süreçler bu tecrübelerle bağlantılı olarak düşünülmüş ve anayasal olarak da eğer bir hükümet kurulamazsa önceki yıllardan tecrübeler de göz önüne alınarak nasıl bir yol izleneceği anayasamızda belirtilmiş. Buna uygun olarak da Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanımız Ahmet Davutoğlu Bey'i hükümeti kurmakla görevlendirdi dolayısıyla çalışmalar devam etti, normalde anayasamız gereği siyasi partiler kendi üyelerine göre bakanlar kuruluna bakan vermek durumunlar. Ancak bazı siyasi partiler saygı duyuyorum ben görüşlerine bu teklifi kabul etmediler, onun dışında zaten 3 bakanımız mutlak suretle bağımsız olmak zorunda. Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanlarımız. Onun dışında kalan 8 bakanlık da kabul etmeme sonucunda bağımsız bakanlar seçilmek durumunda kaldı. Bunlardan bir tanesi de Gümrük Ticaret Bakanlığı olarak Sayın Başbakanımızın takdir ve teveccühleri Sayın Cumhurbaşkanımızın da yüce onaylarıyla bize nasip oldu. Ben 17. Türk devletinin bir bakanı olmaktan, bir Türk evladı olarak son derece gururluyum. Ancak zor bir süreçten geçiyoruz, ülkemiz büyük bir imtihan veriyor, bu imtihanı da inşallah milletimizin ferasetiyle onun yıllardır zorlukların üzerinden gelme becerisiyle ve Allah'ın yardımıyla aşacağımızı düşünüyorum. Hükümetimiz her ne kadar adı geçici de olsa seçime kadar görev yapacak olsa da asla bunu geçici bir hükümet olarak düşünmüyoruz biz. Sayın Başbakanımız ilk bakanlar kurulu toplantısında bunu bize özellikle talimatlandırdı. Biz 4 yıllık bir hükümet gibi görev yapacağız, alınması gereken kararlar neyse tereddüt etmeksizin alacağız" diye konuştu.

"30 YILDIR BU MEMLEKET BU TERÖR BELASINDAN SIKINTI ÇEKİYOR"

"Güvenlik de dahil, terör de dahil. Bu azim ve kararlılıkla biz vazifemizi yapıyoruz, 30 yıldır bu memleket bu terör belasından sıkıntı çekiyor" diyen Aşcı, "Bugünlerde sadece PKK değil aynı zamanda işte başka terör örgütleriyle de uğraşıyoruz. Ama milletimiz insansın ve güvensin ki Allah doğrunun yardımcısı, biz bir kez insan haklarına saygılıyız ve en kutsal varlığın insan olduğunu düşünüyoruz. İnsan hayatından insanı yaşatmaktan öte de bir görevimizin olmadığını düşünüyoruz. Öncelikle insan yaşamalı ki devam edebilsin. Biz demokratik hakların kullanılmasına son derece toleranslı ve tavizkarız. Herkes dilediğini, düşüncesini istediği şekilde ifade edebilecektir. Bütün düşüncesini açıklıkla söyleyebilecektir. Ancak bunu başka insanları tahakküm altına alma, onların görüşlerini engelleme, yaşama haklarını elinden alma asla düşünülemez. Onun için bu çizgi çok önemli, birinci bölümde dediğim gibi herkes istediği düşüncesini açıklıkla ifade edecek, söyleyecek" ifadelerini kullandı.

"BİZİM BİRİNCİ VAZİFEMİZ KAOSA, ANARŞİYE ASLA MÜSAADE ETMEMEK"

"Bunu biz hükümet olarak zaten sağlamak zorundayız, bizim görevimiz bu" diyen Aşcı şunları kaydetti:

"Ancak bu şiddete geldiği zaman, başka insanlar üzerinde tahakküm kurmaya geldiği zaman, insanların hayatlarını etkilediği zaman, insanlar okula gidemezlerse, dükkânlarını açamazlarsa, tarlalarını süremezlerse bu olmaz. Bu kaostur, anarşidir. Bizim birinci vazifemiz de kaosa, anarşiye asla müsaade edemeyiz. Sorumluluğumuz bunu gerektirir, biz bu bilinçle insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğüne inanan ve insanı yaşatmayı temel alan bir anlayışla vazifemizi yapacağız. Bunu yaparken de devletine bağlı, hukuk kurallarına saygılı, diğer insanların haklarına saygılı vatandaşlarımızı elbette koruyup gözeteceğiz."

"YÖRE HALKIMIZ BİZİM ARKAMIZDA, DESTEKLERİNİ HİSSEDİYORUZ"

Gümrük Bakanı Aşcı, "PKK tarafından kaçırılan 20 tane gümrük personelinin serbest bırakılmasını HDP yanlısı bazı STK'lar mı sağladı yoksa devlet mi aldı?" yönündeki soru üzerine, şunları söyledi:

"Teşekkür ederim bu sorunuz için, biz bu arada tabi siz soruyu sorunca kalbimizden gelenleri ifade etmeye çalıştık ama bir vazifeyi ihmal ettik. Şehitlerimiz var, dün Iğdır'da işte görev yapmak üzere bizim Dilucu Sınır Kapımızdaki pasaport işlemlerini yapmak üzere giden polis kardeşlerimiz var. Bir gün önce Dağlıca'da ki Dağlıca vatandaşlarımız büyük milletimiz bilir ki yıllardır hedef alınan bir bölge. Önemli bir geçiş noktası, orada 16 tane vatan evladını şehit olarak verdik. Allah onların şahadetlerini kabul etsin, tüm şehitlerimize ben Allahtan rahmet diliyorum. Ailelerine, yakınlarına sabırlar diliyorum, ha keza milletimize sabırlar diliyorum. Ve bu vatan dediğimiz gibi şehitlerin emaneti, dolayısıyla bize bu vatanı emanet edenlerin sayısı artmıştır. Gönül ister ki artmasın ancak bazen vatan için bedel ödemek gerekiyor, bu şahadet şerbetini bu kardeşlerimiz içtiler, bu vatan için canlarını feda ettiler. Onları bir kez daha minnet ve şükranla anmak hepimizin boynunun borcudur diye düşünüyorum. Sorunuza gelince bizim 20 tane kardeşimiz enteresandır ki bu 20 kardeşimiz terör örgütünün hakim olmaya çalıştığı ülkemizde bölücülüğü, ayrımcılığı yapmaya çalıştığı yerdeki yöre halkına hizmet amacıyla açılan gümrük kapılarında göre yapan kardeşlerimiz bunlar. Hakkari Çukurca ilçesinde Irak'a açılan Üzümlü sınır kapımız vardır, burası esasen baktığımızda çok gerekli bir kapı değil çünkü tır girişi yapılamıyor. Yani ticari eşya giriş çıkışı yapılan bir kapı değil. Biz oradaki yöre halkımız karşı ülkeye rahatlıkla gidip gelebilsin, ticari hayatını devam ettirsin, günlük ihtiyaçlarını kolayca karşılayabilsin diye biz bu kapıyı açtık. Orada hizmet veren arkadaşımız kardeşlerimiz 10 Ağustos'ta örgüt tarafından kaçırıldı. Sonrasında 21 Ağustos'ta da Van'ın Saray ilçesinde İran'a açılan Kapıköy sınır kapımızda görev yapan önce 12 kardeşimizi kaçırdılar, sonra servis şoförüyle bir hanımefendi kardeşimizi, muhafaza memuru kardeşimizi 2 gün sonra serbest bıraktılar. Geriye kalan 10 arkadaşımız onların elindeydi, elbette ki biz devlet olarak her türlü girişimimizi yaptık, bu arada STK'lar da yöre halkı da bundan son derece rahatsız oldu çünkü o yöre için o gümrük kapıları can damarıdır. Onların ekonomik hayatları için, günlük yaşamlarını devam ettirmeleri için son derece gerekli kapılardır ki biz onların isteklerine, vatandaşımız onlar bizim ya. Biz Edirne'de ne hissediyorsak oradaki vatandaşımıza nasıl hizmet etmemiz gerekiyorsa, Rize'dekine, Sarp'takine, Ankara'dakine aynı şekilde Hakkari'deki, Van'daki vatandaşımıza da biz her türlü hizmeti götürmekle mükellefiz. Bu anlayış ile biz o kapıları açmış, hizmet vermekteyken dolayısıyla yöre halkı rahatsız oldular. Hayatlarının ilamı konusunda sıkıntı yaşadılar. Onların da baskıları sonucunda el birliğiyle ben emeği geçenlerin hepsine teşekkür ediyorum, iyi niyetli olarak emeği geçenlerin hepsine teşekkür ediyorum. Zira konuşmanın başında söyledim önemli olan insanı yaşatmaktır, öncelikle insan hayatıdır. Kamu hizmeti yapan birisi bu hizmeti yaparken yaşama hakkı asla ve asla başkası tarafından kısıtlanamaz. İnsan hürriyetleri kısıtlanmaması gerekir. Size kamu hizmeti gösteren birini kaçırıyorsunuz, günlerce dağlarda gezdiriyorsunuz, mağaralarda onları alıkoyuyorsunuz ondan sonra da bir şekilde işte devletin hiçbir girişimi yokmuş gibi bunu beyan edip de serbest bıraktığını söylemek çok doğru değilmiş diye düşünüyorum. Devletimiz güçlüdür, biz arkadaşlarımızı takip ettik, bizim de çabalarımız var. Ben bir kez daha söylüyorum, bu anlamda yöre halkına da teşekkür ediyorum bize destek verdikleri için, onların sağduyusuna her zaman güvendik, yine güveneceğiz. Dolayısıyla bu vatan bizim, başka vatanımız yok, bu vatanda biz hep beraber keyif içerisinde huzur içerisinde yaşamak zorundayız, el birliğiyle yaşamak zorundayız. Ben şunu da söylemek istiyorum müsaadenizle şimdi biz diyoruz ya kardeşimiz, basit anlamını düşünün aile içerisinde anne baba var, çocuklar var zaman zaman kardeşler birbirleriyle kavga edebilirler küslük de yaşayabilirler bunu böyle görmek lazım. Anlaşmazlıklar olacaktır ama inancımız gereği, geleneklerimiz gereği de bu küslüğün uzun sürmemesi, birkaç gün sonra da tekrar kucaklaşılması gerektiğini düşünüyorum ben. Aynı şekilde orada bizim görüş ayrılığımız olabilir, yönetim tarzı itibariyle farklı olabilir bunların hepsi konuşulacak, tartışılacak. Elbette ki insan hakkını, yaşam hakkını koruyarak, kollayarak bunu yapmamız gerekiyor. Yöre halkımız bizim arkamızda, desteklerini hissediyoruz. Zaten kaçırdıktan sonra arkadaşlarımızı bize destek oldular, biz şu anda o kapılarımızda geçici olarak gümrük hizmetini veremiyoruz. Bunlar Van ilimiz Saray ilçesindeki Kapıköy İran'a açılan gümrük kapımız, Hakkari Yüksekova'daki Esendere gümrük kapımız ve Hakkari Çukurca'daki Üzümlü gümrük kapımız. Bu 3 kapımızda biz şu anda geçici olarak hizmet veremiyoruz. En kısa sürede burada tekrar hizmet vermek için de çabalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor."

"PERSONELİMİZİN GÜVENLİĞİNİ TEMİN ETMEMİZ LAZIM"

"Ben hep şunu vurgulamaya çalışıyorum, dün işte Dilucu'nda yaşadık, görev yapmaya giden polisler bombayı koyan kimi öldürdüğünü bilmiyor, hedefinde kim olduğunu bilmiyor ama bilmediği bir insana karşı o insanın hayatına kastetmek kadar anlamsız bir şey olamaz" diyen Aşcı şöyle devam etti:

"Sonuçta Dilucu kapımız bizim Nahçivan Özerk Cumhuriyeti'ne açılan bir kapımız, orada bizim kardeşlerimiz yaşıyorlar. Onun için çok önemli bir kapı, biliyorsunuz Azerbaycan'la biz deriz ki iki devlet tek millet anlayışı içerisinde ki Nahçivan'ı da biz öyle görüyoruz oraya hizmet veren bir kapımız. Oradaki kardeşlerimizin hayatta kalmaları, ticari hayatlarını devam ettirmesi konusunda önemli bir kapı. Kapatmadık, hizmetimiz devam ediyor. Ha keza diğer kapılar da öyle ama öncelikle bizim orada huzur içerisinde görev yapma koşulunu sağlamamız lazım, personelimizin ikamet mahallinden görev mahalline, görev mahallinden ikamet mahalline güvenli bir şekilde gidişlerini temin etmemiz lazım. Şu anda bu konuda çalışmalarımız devam ediyor, bunu sağladığımız anda da biz orada hizmet vermeye devam edeceğiz inşallah."

"Terörden milletçe çok çekiyoruz. Terör nasıl gerçekleşiyor? Bunun belli bir finansmanı var. Bu finansmanda da kaçakçılık ön plana çıkıyor, kaçakçılık dediğimiz zaman da özellikle uyuşturucu ve sigara bu iki konunun PKK'nın bu iki konudaki gelirinin kesilmesi, engellenmesi açısından neler yapılıyor, neler yapılabilir?" şeklindeki soruya Aşcı, "Evet, bu hem ulusal hem de uluslar arası düzeyde zaten mücadele edilen bir kavram. Daha büyük fotoğraftan bakar isek dünya gayri safi milli hasılasının yüzde 2'si ile yüzde 6'sı oranında tam hesap edilemiyor, bir miktar paranın gayrimeşru yollardan elde edilen para olduğu yani kara para olduğu düşünülüyor. Yani dünya gayri safi milli hasılasını düşünürsek yüzde 2'si bile pek çok devletin yıllık gayri safi milli hasılasından büyük. Ciddi ve büyük bir rakamdan bahsediyoruz, trilyon dolarlardan bahsediyoruz. Bu kadar bir gayrimeşru yoldan elde edilmiş paradan bahsediyoruz. Bunlar neler? Başta uyuşturucu, insan ticareti, silah ve vergisi yüksek kıymeti yüksek eşya kaçakçılığından elde edilen paralar bunlar. Terör örgütleri de bunlardan faydalanıyor. 2001 yılında Amerika'daki o ikiz kuleler saldırısından sonra konsept değişti. Öncesinde sadece kara para aklanmasıyla mücadeleyken o yıldan sonra terörün finansmanı ve kara para aklamayla mücadele konseptine dönüştü kavram. Şu anda ülkemizde de bu işin koordinatörü kurumu Maliye Bakanına bağlı MASAK. Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı ki bakanlık olarak da biz müfettişlerimizle oraya ciddi destek katkı veriyoruz, işbirliği içerisinde faaliyetlerimizi yürütüyoruz. O kurulda da hem bizim rehberlik teftiş başkanımız hem de gümrükler genel müdürümüz de üst kurulda üyeler zaten katkı veriyorlar. Ha keza gümrükler muhafaza genel müdürlüğümüz de ciddi katkı veren birimlerimizden bir tanesi. Biz uyuşturucu kaçakçılığı konusunda diğer mücadeleci kurumlarla son derece güzel bir işbirliği içerisindeyiz. Onlar biliyorsunuz Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığımız ve Sahil Güvenlik Komutanlığı. Keza adli yönüyle baktığımızda da mahkemelerimize savcılarımıza. Biz de bu konuda sınır kapılarımızda x-ray cihazlarımız var, onları yoğun olarak kullanıyoruz, ha keza detektör köpeklerimiz var sırf uyuşturucuyla mücadele amaçlı eğitilmiş köpeklerimiz var bunları kullanıyoruz. Havaalanlarında yolcu bildirim sistemine geçtik, önceden şüpheli insanları yolcuları hareket havaalanı önce alıp risk analizine tabi tutup onları yakalamaya çalışıyoruz ve ciddi bir şekilde yoğun olan kapılarımızda da aramalarımızı yoğunlaştırıyoruz. Bu bahsettiğimiz kapılardan Suriye kapılarımızdan bahsedersek biliyorsunuz Suriye krizinden sonra 2012 yılı itibariyle biz oradaki konsepti hizmet anlayışımızı değiştirdik ve biz şu anda Suriye'den eşya girişini durdurmuş durumdayız. Kara sınır kapılarımızdan Suriye'den ithalat 2012 Temmuz'undan itibaren yapılamıyor. Oradaki insanın ihtiyaçlarını gidermek çünkü hem savaş altındalar hem de tedarik sıkıntısı var ve pek çok malı üretemiyorlar. Bizim Hatay'da bulunan Cilvegözü kapımızdan ve Kilis'te bulunan Öncüpınar sınır kapımızdan ihracatımızı yapıyoruz şu anda. Sadece kendi ülkemizin ihracatçısının önünü açtık, orada da biraz zor bir yöntemle çünkü Türk vatandaşlarının karşı ülkeye geçişlerine izin vermiyoruz Suriye'ye geçemiyorlar. Araçlarımız da gitmiyorlar, bizim gümrük sahamızda bizim kamyonlardan Suriye kamyonlarına aktarılmak suretiyle eşyaları gönderiyoruz ama gelen Suriye kamyonları öncelikle çok ciddi bir şekilde güvenlik taramasından geçiriliyor. Özellikle bomba taramasından geçiriliyor, bizim oradaki cihazlarımız son derece hassaslar bütün araçlar bu anlamda öncelikle biliyorsunuz Cilvegözü'nde bir patlama yaşanmıştı" cevabını verdi.

"GÜMRÜK KAPILARINDA EN HASSAS KONULARDAN BİRİSİ UYUŞTURUCU TİCARETİNİ ENGELLEMEK."

"Maalesef, ondan sonra ciddi tedbir alındı iki sahamızda da bomba konusunda çok hassas davranıyoruz, önce güvenlik sağlandıktan sonra araçlar geliyor buraya ülkemize oradan ihraç mallarımız gidiyor. Ciddi bir ihracatımız var, Suriye'deki krizden en çok zaten güney doğu Anadolu'daki o illerimiz etkilenmişlerdi Gaziantep başta olmak üzere" diyen Aşcı, "Oradaki sanayicimiz tüccarımız bu yöntemle, açtığımız bu yöntemle ticaretlerini iyi kötü de olsa devam ettirebiliyorlar ciddi de bir ihracatımız var. Bütün kapılarımızda, bütün gümrük kapılarında en hassas konulardan birisi uyuşturucu ticaretini engellemek. Biliyorsunuz ülkemiz coğrafi konumu itibariyle trans geçiş ülkesi. Bazı ürünlerde Avrupa'ya gidiş konusunda biz trans ülkeyiz, bazı ürünlerde maalesef ülkemizde nihai tüketime konulan mallar var. Özellikle bu bonzai türü dediğimiz uyuşturucular, kokainde de biz alıcı ülke konumundayız. Bunları engellemeye çalışıyoruz, bültenlerimize baktığımızda ciddi yakalamalarımız da var. Bizim de var, emniyet genel müdürlüğünün, jandarma genel komutanlığının da var. Sadece biz uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmiyoruz aynı şekilde akaryakıt kaçakçılığı önem verdiğimiz konulardan bir tanesi. Bakanlığımız koordinesinde akaryakıtta kaçakçılıkla mücadele koordinasyon kurulu var, Gümrük Ticaret Bakanlığı bunun koordinasyonunu yürütüyor. Son yıllarda ciddi bir şekilde bundan da biz engelledik, işte iç bölgelerde belli noktalarda mesela Hatay Valiliğimizle güzel bir çalışma başlattık. O bölgeden gelen kaçak yakıtları belli noktalarda çünkü düşünsenize ülkemiz coğrafi konum itibariyle bazı yerlerde mecburen boğazlardan geçmek zorundasınız. Oralarda yol kontrolü yaptık, ha keza özel bir ekip kurduk biz şu anda bakanlığımız bünyesinde, burada bizim arkadaşlarımız var maliye bakanlığından gelir uzmanları var, vergi müfettişleri var ve akaryakıt faaliyetlerini alım satımların hepsini çok titiz bir şekilde inceliyoruz. Dolayısıyla kayıt dışı olmasın, başka bir şekilde ÖTV'siz akaryakıt piyasasına girmesin diye uğraşıyoruz" şeklinde konuştu.

"BUNDAN SONRASI TEMEL MANTIKTAN VAZGEÇMEK DEMEKTİR"

Türk milletinin ferasetli, vicdanlı bir millet olduğunu dile getiren Aşcı, "Bugüne kadar da hep mazlumların yanında yer almıştır, bundan sonra da yer almaya devam edecektir. Şu an duyguları kabarmış olabilir, hepimizin yüreği yanıyor ama elbette ki teröre karşı hep birlikte karşı durmalıyız, teröre karşı hayır demeliyiz. Bunda kimsenin itiraz edecek bir yanı yok ancak gösteriler de yapmalıyız yasal çerçevede fakat bunu yaparken asla taşkınlığa yer vermemeliyiz ki bizim farkımız terör örgütlerinden, diğerlerinden ortaya çıkabilsin. Terör örgütü ne yapıyor? Eylem yapıyor, yakıp yıkıyor. Biz teröre karşı dururken aynı şekilde kamu düzenini bozar, insanlarımıza, esnafımıza zarar verirsek evleri yakar isek sıkıntı yaşarız. Onun için ben yüce milletimizden istirham ediyorum, onlardan rica ediyorum lütfen demokratik haklarını sonuna kadar kullansınlar, bunu yaparken Türk milletine yakışır vakar içerisinde bunu yapsınlar. Seslerini yükseltsinler biz onu bekliyoruz ancak bunu yaparken asla kamu düzeni bozulmasın, bir takım işyerleri taşlanmasın, bazı siyasi partilerimize ben buradan geçmiş olsun diyorum. Özellikle HDP binalarına yapılan saldırılar duyuyorum ben, üzülüyorum. Bazı gazetelere yapılan saldırılar duyuyorum, bazı televizyon kanallarına. Bunlar doğru şeyler değil, herkes protestosunu yapmakta demokratik hakkını kullanmakta serbesttir. Bunu dediğimiz gibi hukuk kuralları çerçevesinde yapsınlar ama asla şiddete dönüştürüp yakmaya, yıkmaya, yağmaya dönüşmesin. Yüce milletimizin ferasetine güveniyoruz, onların temiz vicdanlarına ben meseleyi havale ediyorum. Sağduyulu düşünürlerse elbette ki kızgınlar, elbette ki kırgınlar yapılan bunca bakın 84 yılında ilk silahlı eylem gerçekleşmiş 30 yıl geçmiş, 31 yıl geçmiş bunun üzerinden son dönemde yapılanlara baktığımızda başlangıçta işte ana dilde konuşma yasağı, televizyon, propaganda, gazete basımı pek çok aşama geçilmişken pek çok bu konuda kendilerine yönetim anlamında yetkiler verilmişken artık daha bundan ötesi yok. Bundan sonrası temel mantıktan vazgeçmek demektir" ifadelerini kullandı.

"MİLLETİMİZİN SAĞDUYUSUNA GÜVENİYORUM"

Bakan Aşcı, son olarak şu ifadeleri kullandı:

"Dolayısıyla bizim vatandaşlarımız en başta söylediğim gibi hükümetimiz 3 aylık, 2 aylık kısık bir hükümet olarak görev yapmayacak. Anayasa gereği bizim görevimiz öyle ancak biz 4 yıl görev yapacakmış gibi planladık, kararlarımızı alacağız. Milletimiz bu anlamda hükümetine güvensin, kendi öz bağrından çıkmış evlatlarına güvensin. Şu anda bana nasip oldu, size de nasip olabilir bu bakanlık siz de yapabilirdiniz ya da bir başka vatandaşımız yapabilirdi. O ferasette davranıp aynı şekilde ülkemizin dirliğini düzenini bozmadan biz büyük bir ülke olarak güçlü bir ülke olarak yolumuza devam etmemiz lazım. Bunun için de kardeşlik hukukumuzu asla zedelemeden ona helal getirmeden yolumuza devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Milletimizin sağduyusuna güveniyorum, onlar lütfen demokrasi haklarını kullanırken zarar vermeden kırmadan dökmeden yapsınlar, bize yakışan şekilde davransınlar diye rica ediyorum."


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.