banner192

Güneydoğu halkına çağrı yağtı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bölgedeki Kürt kardeşlerim de terör örgütüne karşı tavrını koymalıdır" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Afyonkarahisar, Ankara, Ağrı, Ardahan, Bingöl, Çanakkale, Kars, Trabzon, Rize, Bayburt, A

Güneydoğu halkına çağrı yağtı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bölgedeki Kürt kardeşlerim de terör örgütüne karşı tavrını koymalıdır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Afyonkarahisar, Ankara, Ağrı, Ardahan, Bingöl, Çanakkale, Kars, Trabzon, Rize, Bayburt, Antalya, Şanlıurfa ve İstanbul'dan gelen muhtarlarla 13. Muhtarlar Buluşması dolayısıyla bir araya geldi.

Muhtarlara hitap eden Erdoğan, "Ziyaret ettiğimiz illerdeki vatandaşlarımız ve burada bir araya geldiğimiz kardeşlerimiz haklı olarak bize şunu soruyor: "Ne olacak bu terörün sonu?" Hepsine verdiğim cevabı bugün burada muhtar kardeşlerime açıkça tekrar ediyorum. Her şeyden önce Türkiye'nin bugün yaşadığı sorun etnik ve mezhep kökenli bir sorun değildir. Sorunumuz terör sorunudur. Terör örgütünün zulmüne en çok maruz kalan, en çok can kaybeden, en çok sıkıntı çeken hiç şüphesiz bölgedeki Kürt kardeşlerimdir. Terör sorununun çözümü bu kardeşlerimin önündeki en büyük sorundur. Bu da terör sorununun çözümünden geçmektedir. Ama ben şimdi diyorum ki bölgedeki Kürt kardeşlerim de terör örgütüne karşı tavrını koymalıdır. Öleceksek bir kere ölelim ama adam gibi ölelim" diye konuştu.

"1 KASIM'DAN SONRA TERÖR OPERASYONLARI DEVAM EDECEK"

Bölgede terör örgütüne destek verenlerin, teröristleri evlerinde saklayanların olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Ama bunların sayısı çok az. Üstelik terör örgütünün hem içinde faaliyet gösteren hem de destekçileri arasında her etnik kökenden insan bulunuyor. Yurt içi, yurt dışı. Dolayısıyla terör örgütünü bölge insanıyla özdeş hale getirmek kadar yanlış bir davranış olamaz. Tam tersine bölge insanı, bu süreçte gösterdiği vakur tavrıyla tercihinin birlikten, beraberlikten, ortak bir gelecekten yana olduğunu göstermiştir. Son dönemde yaşadığımız bu hadiselerin ülkemize en büyük kazanımı işte bu birlikte yaşama iradesinin bir kez daha ve güçlü şekilde ortaya çıkmış olmasıdır. Dolayısıyla bundan sonra işimiz Allah'ın izniyle daha kolaydır."

Yapılması gerekenin terör karşısında ilkeli duruşumuzu, kararlı ve dirayetli bir şekilde devam ettirmek olduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ne diyoruz, terör örgütü tüm silahlarını bırakan, bırakmak da yetmez, toprağa gömüp üzerine beton dökene, tüm elemanlarını topraklarımız dışına çıkartana kadar bu mücadele sürecektir. Kimse bizden rehavet beklemesin, kimse bizden buna ara vereceğimizi beklemesin. Kesinlikle hedef sadece 1 Kasım'da değil ha onu biliniz. 1 Kasım'a kadar da 1 Kasım'dan sonra da aynen bu operasyonlarımız devam edecektir. Tüm terör örgütlerine karşı devam edecektir."

"YAVUZ HIRSIZ SAHİBİNİ BASTIRIRMIŞ, BUNLAR YAVUZ HIRSIZ"

Erdoğan, Diyarbakır'da bu sabah DAİŞ terör örgütüne karşı düzenlenen operasyonlara işaret ederek şunları söyledi: "Bizim için PKK farklı, DAİŞ farklı, DHKP-C farklı, PYD farklı değil, hepsi aynı bunların. Garın önünde olan terör eylemini bunlar ortaklaşa yapmışlardır, bunu böyle biliniz. Fakat terör örgütünü arkasına alan siyasi partinin kalkıp da daha ilk anda "Katil devlet" demesini anlıyorsunuz değil mi?"

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı eleştiren Erdoğan, sözlerini şöyle eleştirdi: "İşte bu güya parlamentoda olan bir siyasi parti, "Bunu devlet yaptı. Katil devlet" diyor, "Bunu Saray yaptı" diyor. Faturayı buraya kesmeye kalkıyor. Niye? Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış. Bunlar yavuz hırsız. Biz de diyoruz ki "Biz hep beraber el ele vereceğiz." Devlet, Allah'ın izniyle hiçbir zaman bunların bu iftiralarına prim vermeyecek, bunların bedelini de ağır ödeyecekler. Zaten ödüyorlar. Şuana kadar bir dağ, taş demeden bütün operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Şehir içi operasyonlarımız da devam ediyor."

"ŞEHİTLERİMİZ BİZİM HÜZNÜMÜZDÜR"

"Şehitlerimiz bizim hüznümüzdür" diyen Erdoğan, şehit aileleriyle yaptığı telefon görüşmelerini şöyle aktardı: "Peygamberlerden sonra en büyük makam sahibi olan evladınız, kardeşiniz, beyiniz. İşte siz de onlarla iftihar edeceksiniz. Şunu unutmayalım, şehitlik gelip geçici bir olay değildir. Biz Müslümanız, ben Müslüman olmayanlar için konuşmuyorum, Müslüman için konuşuyorum. Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz, şehitlerle ilgili ayetleri ortaya koyarken ne diyor: "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Onlar diridirler ama siz anlamazsınız, bilmezsiniz." Bu orada bu şekilde yer aldığına göre kıyamete göre bu makam, bu uğurda şehadet şerbetini içmeye devam edecektir. Onun için herkese nasip olmayan bu makam tabii ki nasip olanları da Allah'ın izniyle belki bir süre üzecektir ama inanıyorum onlar o şerefle yaşayacaklardır ve bu devlet onların hizmetkarıdır. Biz, iktidarımız döneminde, şehitlerimizin aileleri için tüm imkanları seferber ettik, ediyoruz, bundan sonra da edeceğiz."

"DAĞA GİDEN EVLATLARINA SAHİP ÇIKMALARINI İSTİYORUM"

Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki vatandaşlardan "yalanlarla, çeşitli vaatlerle, kandırılarak, göz göre ölüme yollanan, gelecekleri karartılan evlatlarına sahip çıkmalarını" isteyen Erdoğan, şunları söyledi: "Dikkat etsinler, bölge insanının evlatlarını ölüme gönderenlerden bir tekinin bile çocuğu orada değildir. Bölgede terör örgütü adına yağma düzeni tesis edenler, bunun üzerinden rant devşirenler ilk fırsatta gidip kendilerine ülkemizin Batısında hatta Avrupa'da bir hayat sürüyor. Çocuklarını bunlar oralarda okutuyor, oralarda yetiştiriyorlar. Ama benim Kürt kardeşim, köyündeki, ilçesindeki, mahallesindeki evinde yaşamaya devam ediyor. Çünkü onun gidecek bir yeri yok. Hiçbirimizin bu vatandan başka gidecek yeri yok. Biz bunu biliyoruz. Onun için ülkemize dört elle sarılmak zorundayız. Türkiye hepimize yetecek kadar büyük, hepimiz için güvenli, hepimiz için müreffeh bir gelecek kuracak kadar güçlü bir ülkedir."

Bölgede kurulan suni devletlerin hiçbirinin halkının yüzyıldır huzura kavuşamadığını anlatan Erdoğan, şunları söyledi: "Oysa biz cumhuriyetimizin 92. yıldönümüne ulaştık, tüm eksiklerine, tüm aksaklıklarına rağmen istiklalimizi koruyarak, istikbalimize olan güveni muhafaza ederek bugüne ulaştık. Geçen 13 yılda ekonomide ve demokraside kat ettiğimiz mesafe sayesinde geçmişteki hataları ve eksikleri büyük ölçüde telafi ettik, geleceğimiz için daha ümitvar olduğumuz bir konuma geldik. Biz ülke olarak, millet olarak bu kazanımlarımıza sonuna kadar sahip çıkacağız."

Türkiye'de 260 bine yakın derslik inşa edildiğini belirten Erdoğan, şuanda 81 ilin tamamında üniversite olduğunu kaydetti. Erdoğan, göreve geldiklerinde 76 üniversite olduğunu ancak şimdi bu sayının 193'e yükseldiğini vurguladı. Hastanenin olmadığı ilin kalmadığını söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "İlçelere dahi artık sağlık ocaklarıyla yayıldık, yayılıyoruz. Hatırlayın hastanelerden reçete alınır ama ilacı bulamazdık. Onları istediğimiz eczaneye gidip alır hale geldik. Doğru dürüst ambulanslarımız yoktu. Şimdi dağ taş demeden kar kış demeden paletli ambulanslarla oralara tırmanıyoruz. Helikopter ambulanslarımız var, jet ambulanslarımız var. Niye? Olur ya Türkiye'nin bir ucundan diğer ucuna hasta götürülmesi gerekiyor. Onun için jet ambulans alır, ta onu diğer ucuna götürür. 26 havalimanımız vardı, şimdi 55 havalimanı var. Şimdi Ağrı'da, Iğdır'da, Muş'ta, Şırnak'ta, Hakkari'de, Kars'ta havalimanımız var. Ama ne diyorlar "Bize havalimanı değil başka şey lazım." Ne lazım? "Biz kendimize oy vereceğiz" diyor. Ne demek kendimize oy vermek. Kardeşlerim ırkçılık dini diye bir din türedi şimdi. Bizim ırkçılık diye bir dinimiz var mı? Biz Kürdüyle, Türküyle Arabıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüylei Abhazıyla, Romanıyla, Boşnağıyla 78 milyon tek milletiz. Bizim tek bayrağımız var. İkinci bir bayrağımız var mı? Ama ikinci bayrakla dolaşanlar ne yazık ki bu ülkede oy alabiliyor. Onlara gereken cevabı 1 Kasım'da vermek gerekmiyor mu?"

"SENİN BAYRAKLA SORUNUN OLUP OLMADIĞINI BİLMEM AMA TÜRK BAYRAĞIYLA SORUNUN OLDUĞUNU BİLİYORUM"

Terörist cenazelerine ilişkin konuşan Erdoğan, şunları kaydetti: "Taşıdıkları tabutları görüyoruz. Tabutların üzerine kendi paçavralarını dolamak suretiyle ne yazık ki defin törenleri düzenliyorlar. Ondan sonra da diyorlar ki utanmadan, sıkılmadan "Bizim bayrakla sorunumuz yok." Senin bayrakla sorunun olup olmadığını bilmem ama Türk bayrağıyla sorunun olduğunu biliyorum. Burası çok önemli çünkü onu her yerde görüyoruz. Gezi olaylarında benim bayrağımı yakan sizsiniz, direkten bayrağımızı indiren sizsiniz. Hiçbir zaman bunların aksine bir savunma yapmadınız, yapamadınız. Meydanlarda göstermelik zaman zaman bunu yaptınız ama her zaman yapamadınız. Siz bizim İstiklal Marşımızın bile karşısında durdunuz. Çünkü hiçbir zaman tek millet olmadınız, olamadınız. Tek bayrak olmadınız, olamadınız. Tek vatan olmadınız, olamadınız ve ayrımcılıktan yana oldunuz. Kendinize göre de kalktınız, "Biz kendi vatanımızı inşa edeceğiz" dediniz. Bunların hepsinin belgeleri elimizde var. Kime yutturuyorsunuz bunu."

Erdoğan, dördüncüsünün tek devlet olduğunu anlatarak "Türkiye Cumhuriyeti'nin 780 kilometrelik vatan topraklarında Türkiye Cumhuriyeti Devletinden başka devlet tanımıyoruz. Yok böyle bir şey. Bölgede yaşayan insanımızdan kendi inancıyla kültürüyle tarihiyle hiçbir ilişkisi olmayan, tamamen ideolojik amaçlarla hareket eden örgüte ve onun güdümündeki yapılara karşı tavrını koymasını, bunu da kısa zaman da göstermesini bekliyoruz. Bizim için sorun işte bu hedefe ulaştığımızda, terör örgütünün faaliyetlerini sıfır düzeye indirdiğimizde, tüm tartışmaların, meselelerin siyasi alanda yürütülmesini sağlamış Allah'ın izniyle bitmiş olacaktır" dedi.

MUHTARLARA 1 KASIM ÇAĞRISI

Sözlerini muhtarlara 1 Kasım çağrısında bulunarak tamamlayan Erdoğan, "Muhtar olarak gerek bulunduğunuz mahallede, köyde bütün vatandaşlarımızın muhakkak sandığa gitmelerini sağlayınız. Çünkü oy bizim namusumuzdur. Oy bizim şerefimizdir. Bu namusumuza, bu şerefimize 1 Kasım'da çok farklı bir şekilde sahip çıkalım" dedi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.