banner192

Ayasofya tartışmalarına bu sefer halkta katıldı!

Camiye dönüştürülen Ayasofya Müzesi’nin dini tesis alanı ilan edilmesine ilişkin imar değişikliğinin halkın tartışmasına açılmasının ikinci toplantısı yapıldı.İkinci Halk toplantısı, Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu tarafından açıldı. Toplantıda

Ayasofya tartışmalarına bu sefer halkta katıldı!

Camiye dönüştürülen Ayasofya Müzesi’nin dini tesis alanı ilan edilmesine ilişkin imar değişikliğinin halkın tartışmasına açılmasının ikinci toplantısı yapıldı.

İkinci Halk toplantısı, Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu tarafından açıldı. Toplantıda çok önemli açıklamalar oldu, hararetli ama olgun tartışmalar yaşandı. Gümrükçüoğlu süreci anlattı ve hukuki olarak Ayasofya’nın Vakıfların malı olduğunu, yasal olarak burada yapılacak çalışmalar için imar değişikliği gerektiğini, bu nedenle de dini tesis alanı olması yolunda talep için görüşmelerin yapıldığını söyledi. Gümrükçüoğlu, buranın cami olarak kullanılması sırasında da başkalarının inançlarına saygı gösterilmesi gerektiğini, isteyen Hıristiyanın camide ibadet yapabileceğini öne sürdü. Gümrükçüoğlu, “Eğer burası TC. ise, bu tapu TC’ninse, hukuk da bu kararları vermişse, bunu yok hükmünde sayamayız” ifadelerini kullandı.

Gümrükçüoğlu “Biz taraf değiliz” dedi, ama değişikliğin gerekliliği üzerine birçok açıklama yaptı.

YILDIRIMHAN İTİRAF ETTİ!

Vakıflar Bölge Müdürü Mazhar Yıldırımhan, hukuk ne diyorsa onu yaptıklarını, Vakıfların sahipliğinin anayasa kararları ile bile değiştirilemeyeceğini iddia etti. Yıldırımhan, “Bu konuda acele ettik doğru. Çünkü ya kapatacaktık, ya açık tutacaktık. Eksik de olsa bu işleri yaptık. Yanlışlar olabilir onu düzeltmeye çalışıyoruz” diyerek hatalı işlem yapıldığını itiraf etti. Yıldırımhan, eserin korunmasına ilişkin her türlü önlemi almayı vaat etti, cami işlev görürken müze olarak da gezilebilmesi için bir formül aradıklarını, önerilere açık olduklarını söyledi.

ÇİVİSİNE DOKUNAMAZSINIZ

Ankara’daki Trabzon Vakfı Başkanı Bilgin Aygül, vakıf olarak her zaman Trabzon’a katkıda bulunmaya çalıştıklarını, kentin iyi ya da kötü gününde yanında yer aldıklarını vurgulayarak, “Hayalimiz Trabzon dünya çapında bir turizm kenti olsun. Başka şansımız da yok. Küresel ısınma Karadeniz’i önemli bir seçenek haline getirecek. Doğa da çok önemli, tarih de.  Müzeler de çok önemli. Turist kültürel değerlere, evrensel değerlere de bakmak istiyor. Bu nedenle Trabzon’da 4 yeni müze çalışmamız var. Ama bunu yaparken, elimizdeki bir müzenin kaybolması, 800 yıllık bir eserin fonksiyonlarını değiştirmek bizi çok üzüyor. Buranın farklı kullanımı arkeolojik mimariyi, kültürel değerini bozacaktır. Mozaik ve freskler kaybolacaktır. Türkiye’nin altına imza koyduğu uluslararası sözleşmeler var. Cami ihtiyacı varsa yapalım. Hatta biz vakıf olarak bütün gücümüzle katkı verelim. Ayasofya fetih cami değildir. Fatih Sultan Mehmet Vakfiyesi yoktur. Ama ne yazık ki birinci derecede korunması gereken bir esere tabela asmak için duvarlarının delindiğini gözlerimle gördüm. Yılda 150 bin kişinin ziyaret ettiği bir yerden söz ediyoruz. 1986 tarihli Ankara koruma kurulu kararında camiye dönüştürülmesi halinde arkeolojik mimari özelliğinin tamamen değişeceği açıkça vurgulanıyor. Türkiye 1999’da arkeolojik mirasın korunması, 1983’de dünya tarihi mirasının korunması, 1989’da Avrupa arkeolojik eserlerin korunması sözleşmeleri imzaladı. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası’na aykırı bu yapılanlar. Siz kendi sahip olduğunuz tarihi bir esere bile çivi çakamazken, böylesine 800 yıllık müstesna bir esere nasıl çivi çakarsınız. Tabi ki çakamazsınız” diye konuştu.

Aygül, müzenin fonksiyonlarının değişmesi dahil kararı koruma kurulunun verebileceğini, şu anda Ayasofya’da suç işlendiğini savundu. Bilgin Aygül, “Bahçedeki eserler de sahipsiz. Koruma yok. Burası Diyanet’in de olsa müze olarak korunabilir” ifadelerini kullandı.

TASARRUFLAR TAMAMEN YASADIŞI

Mimarlar Odası Trabzon Şube Başkanı Sayim Adanur da, 2863 sayılı koruma kurulu yasasına atıfta bulundu ve özetle şunları söyledi:

“Müze 1. derecede arkeolojik sit alanında olup koruma amaçlı imar planında ‘müze gelişim alanı’ olarak kayıtlı ise, müzenin kapatılıp camiye dönüştürülmesi, koruma amaçlı imar planına aykırıdır. Yasanın 8. Maddesinde tescil edilen kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespitinin bu alanlar içerisinde yapılacak her türlü değişikliğe karar verme yetkisinin koruma kurulunun yetkisinde olduğunu söyler. 9. Maddede ise kurul kararına aykırı olarak sit alanında inşai ve fiziki müdahalede bulunulamayacağı, kullanımlarının değiştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Vakıflar, koruma kurulu kararıyla tescil edilen müzeyi, camiye dönüştürerek kurulun ana ilke ve kararlarına aykırı olarak, kurulun izin almadan müdahalede bulunmuştur.”

Sayim Adanur, izin olmadan hu işlemlerin yapılmasından dolayı mesleki anlamda da sorunlar yaşadıklarını belirtti ve, “Üyelerimiz bize soruyor. Benzeri bir iş yapacağım. Demek ki izin almaya gerek yok. İnanın bu durumda onlara nasıl cevap vereceğimizi şaşırıyoruz” dedi.

YA SUMELA’YI İSTERLERSE!

Aygün, Vakıflar Bölge Müdürü’ne, Sumela için bir vakıf bulunup bulunmadığını sordu. Yıldırımhan böyle bir vakıfın olmadığını öne sürdü. Bunun üzerine söz alan Gazeteci Yazar Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu, “Bugün bazı Pontus çevrelerinin Sumela’nın devri konusunda bir çalışma içinde olduğunu duyuyoruz. Vakıflar üzerinden yapılan bu bakışlar bu yolu açarsa, yarın birileri çıkıp uluslararası hukuktan söz edip, Türkiye’nin imzaladığı Avrupa Birliği vakıf düzenlemelerini örnek göstererek böyle bir talepte bulunursa ne olacak. Ayasofya’nın cami yapılması zorlaması bu yolu açmaktadır” görüşünü ileri sürdü.

İBADET HALİNDE KORUNAMAZ!

Mollamehmetoğlu, “Burası gözümüz gibi bakmamız gereken bir yer. Cami ya da kilise veya havra, buranın ibadete açılmasından sonra nasıl bir koruma olacak? Beş vakit namaz ve diğer ibadetlerin yapıldığı bir ortamda neyi koruyabileceğiz. Bugün o fresklerin perdelerle kapatılması çok utanç verici bir durum. Hem gezilsin hem ibadet yapılsın diyorsunuz, bu nasıl olacak. Ayasofya büyük bir zarar görecektir. Kendi inançlarımıza saygı isterken, başkalarının inançlarına da saygı göstermeyi bilmeliyiz. Öte yandan, özellikle bahçe kısmında bazı eski hıristiyan kişiliklerin mezarları olduğu söylenmektedir. Bu mezarların üzerinde namaz kılmak ne kadar doğru” diye sordu.

HUKUK TARTIŞMASI

Mollamehmetoğlu’nun, “Elimizde hangi tapu ya da belge olursa olsun, olaya daha geniş bir pencereden bakmalıyız” ifadelerini üzerine Yıldırımhan, “Biz hukuka bağlı kuruluşlarız. Ayasofya tapu açısından Ortahisar caminden farklı değildir. Hukuk tanımam diyemeyiz” dedi. Mollamehmetoğlu ise, “Tabi ki hukuka saygılı olacağız. Ama zamanında yapılan oldubittiler, haksızlıklar hukuk olarak karşımıza gelirse evrensel hukuka, vicdana da bakacağız. Tarihsel yanlış varsa bu da düzeltilmeli tabi” diye konuştu.

Bu arada Belediye Başkanı Gümrükçüoğlu, “Ahmet bey, eski o kadar mezar var ki” sözleri üzerine Mollamehmetoğlu, “Sayın Başkan bile bile bir mezarın üzerinde namaz kılınır mı” ifadesini kullandı.

Görüşmeler sırasında ilginç bir tartışma da Müftü Yardımcısı Ahmet Tokdemir’in sözleri üzerine oldu. Tokdemir, “Kiliseden dönse bile cami olarak kullanıldığı için başka bir amaçla kullanılması caiz değil” dedi. Tokdemir önce, kapatılan duvar resimlerini kastederek, “Resimler altında namaz kılınabilir” ifadesini kullandı, ancak sonra, “Mekruh olur. Kılınacağı zaman kapatılır, sonra açılır” diye görüş bildirdi. Müftü yardımcının görüş değiştirmesi tepkilere neden oldu.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ibrahim halil - 3 yıl önce
Basiretsiz Liyaktsız kişileri makama getirirsen olacağı budur. Bir deli kuyuya bir taş atmılş kırk akıllı çıkaramamış misali oldu bu. Yahu kardeşim Ne problemi ne sorunu, ortada işgizar , yaltakçı bir zihniyetin yaptıuğı bir iştir bu. Ayasofyanın Cami olması çokmu gerekli idi. Bir şey bilmiyorsan Koskoca Fatih Sultanın ne yaptığına bak. İstanbulu almış Ayasofyanın Tam karşısına Daha güzel bir cami yapmış ,tRABZON aYASOFYA MEVKİİNDE CAMİ ÇOK LAZIMSA SENDE YANINA YAPARSIN BİR CAMİ olur biter. köyde dağın tepesinde cemattsi bir sürü cami yapıyoruzda buraya yapmayamı gücümüz yetmiyor. Ama iş müslümana yada dine hizmet deyil. Tirübüne oynamak ve tabana "bakın biz islama hizmet ediyorum mesajı veriyorlar. Boş adamlar bunlar booş.
Avatar
muzaffer bıyık - 3 yıl önce
Çok merak ediyorum, camiye çevrilsin diye bağıranlar kaç defa gitti ayasofyaya namaz kılmaya!!
Avatar
haliloğlu - 3 yıl önce
Trabzon halkını kim temsil ediyor o toplantıda. Eğer halkın ne düşündüğünü çok merak ediyorsanız Trabzon içinde oylama yaparsınız. Medya önünde gözüken 1-2 kişi Cami olmasına karşı diye Trabzon böyle düşünüyor diyemezsiniz. Yok orayı burayı isterlerse demiş birisi. Veren olursa alırlar.... Ayrıca cami olduktan sonra en az 20-30 kat ziyaretçisi arttı Ayasofya Cami'sinin. Hem yerli hem yabancı...
Avatar
semih uzun - 3 yıl önce
Bir Trabzon sevdalısı olarak Ayasofya'nın bırakın cami yapılmasının tartışılmasını böyle gereksiz bir tartışmanın gündeme getirilmesi bile beni gerçekten derinden üzüyor. Böyle bir müzesine sahip çıkmayan Trabzon halkınıda ayrıca kınıyorum.
Avatar
toprak sengun - 3 yıl önce
ayasofya müzesinin 200 metre ilerisinde bir cami var,,400 metre yukarısında fatih camii var,500 metre gerisinde kurankursu camisi var..ve bu camiler cumadan cumaya dolar...din i kullanarak halkı kandıramnın böyle bir örneği daha yoktur..
Avatar
toprak sengun - 3 yıl önce
buügn önünde resim varken namaz olmaz diyenler kalkmış duvarlarında onlarca fresk bulunan müzeyi ibadete açmış..birde namaz vakti freskler görünmesin diye önüne perde çekeceklermiş..arkadaş kul görmüyorda allahtamı görmüyor..bizim halk çok saf
Avatar
toprak sengun - 3 yıl önce
müftü işine geldimi müslüman,helmedimi hristiyan
Avatar
haliloğlu - 3 yıl önce
Yıllardır önünden geçerim fakat hiç gitmemiştim. Geçenlerde bir vakit namazı kılmaya Ayasofya'ya gittim. Önceden etrafında kimseciklerin olmadığı Ayasofya adeta bir turist akınına uğruyor. Cemaati saymıyorum bile. Ayasofya cami olduktan sonra yakınlarındaki iş yerinin önünden daha önce hiç görmediğim kadar yabancı geçmeye başladı... Buranın meselesi caminin az olması değil. Burada başka bir şey var. Kendimi Trabzon'u yeniden fethetmiş gibi hissettim. Sanki Fatih Sultan Mehmet ile birlikte saf tutmuş gibiyim... Karşı görüşte olan arkadaşlara bir vakitte oraya gitmelerini öneririm. Bu arada belediye başkanı isteyen Hristiyanların caminin içinde ibadet edebileceğini söylemiş. Hiç bu kadar gülmemiştim.