Trabzon’da öğretmen cinayetine tepki: “Okullar güvenli olsun” çağrısı

İstanbul Çekmeköy’de bir öğretmenin hayatını kaybettiği bıçaklı saldırının ardından Trabzon’da Eğitim-Sen öncülüğünde bir günlük iş bırakma eylemi yapıldı. Öğretmenler, “Okullarda şiddete artık yeter” çağrısında bulundu.
Trabzon’da öğretmen cinayetine tepki: “Okullar güvenli olsun” çağrısı

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğretmenin yaşamını yitirdiği bıçaklı saldırı sonrası Trabzon’da eğitim emekçileri sokağa çıktı. Eğitim-Sen öncülüğünde 3 Mart Salı günü bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirildi.

Bir araya gelen sendika üyeleri ve öğretmenler, hayatını kaybeden meslektaşları için basın açıklaması yaptı. Açıklamada, okullarda artan şiddet olaylarına dikkat çekildi.

trabzonda-ogretmen-cinayetine-tepki-okullar-guvenli-olsun-cagrisi

“BU SALDIRI MÜNFERİT DEĞİLDİR”

Eğitim-Sen Trabzon Şube Başkanı Muhammet İkinci, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“TRABZON ŞUBESİ BASINA VE KAMUOYUNA OKULLARDA ŞİDDETE ARTIK YETER! 2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda iki meslektaşımız ve bir öğrenci yaralanmış, yaralanan arkadaşlarımızdan biri tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir. Bugün burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık. Yaşamını kaybeden meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Ancak açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir. Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca şiddetin yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir. Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır.
Buradan başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz:
Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir.

trabzonda-ogretmen-cinayetine-tepki-okullar-guvenli-olsun-cagrisi

  • Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.
    Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir.
    Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır.
  • Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır.
  • Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır.
  • Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir.
    Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez.
    Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz.
    Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz.”

OKUL GÜVENLİĞİ ÇAĞRISI

Basın açıklamasında, okul güvenliği konusunda kalıcı ve önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı. Eğitim emekçileri, güvenli çalışma ortamının temel bir hak olduğunu belirterek, okullarda şiddetin önlenmesi için somut adımlar atılmasını istedi. 

Basın açıklamasında son olarak şu ifadelere yer verildi: "Bütün sosyal medyada, televizyon dizilerinde ve programlarda şiddeti olağanlaştırırsanız bu tabloyla karşı karşıya kalmak kaçınılmaz hale gelir. Eğitimdeki yapısal sorunları çözmek yerine okullarda ve tüm eğitim kurumlarında tarikat ve cemaatlere alan açmayı birinci görev olarak görürseniz, bu sonuç kaçınılmaz olur.

Bugün Türkiye’nin en temel ihtiyacı gerçekten eğitime bakan bir yönetim anlayışıdır. Millî Eğitim Bakanlığı, eğitimin kronikleşmiş sorunlarını çözme iradesini ve niteliğini ortaya koymak zorundadır. Mevcut yönetim anlayışı bu sorumluluğu taşımamaktadır. Yusuf Tekin istifa!"

Kaynak:Haber61

HABERE YORUM KAT
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.