banner192

’’Hz İbrahim’in ateşe durduğu gibi duracağız”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Fitne ateşi yakanlara, terörü besleyenlere, hangisi olursa olsun ister DEAŞ ister PKK, isterse başka örgüt olsun dik duracağız. Hz İbrahim'in ateşe durduğu gibi duracağız" dedi.Şanlıurfa Topçu Meydanı'nda yapılan mitinge katılan

’’Hz İbrahim’in ateşe durduğu gibi duracağız”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Fitne ateşi yakanlara, terörü besleyenlere, hangisi olursa olsun ister DEAŞ ister PKK, isterse başka örgüt olsun dik duracağız. Hz İbrahim'in ateşe durduğu gibi duracağız" dedi.

Şanlıurfa Topçu Meydanı'nda yapılan mitinge katılan Başbakan Ahmet Davutoğlu, konuşmasına Türkçe, Kürtçe ve Arapça halkı selamlayarak başladı. Şanlıurfa'yı nübüvvete, risalete ev sahipliği yapan, Kudüs, Mekke ve Medine gibi mukaddes bir şehir olarak tanımlayan Davutoğlu, sabrın, tevhidin ve vahdetin başkenti olarak ifade etti. Fitne ateşini Şanlıurfalıların söndüreceğini belirten Davutoğlu, tehdit ve baskılara rağmen Şanlıurfa'ya geldiğini kaydetti. Meydanları terk etmeyeceklerini belirten Davutoğlu, "En gür sesle sizler kardeşliği haykırıyorsunuz. Fitne ateşi yakanlara, terörü besleyenlere, hangisi olursa olsun ister DEAŞ ister PKK, isterse başka örgüt olsun dik duracağız. Hz İbrahim'in ateşe durduğu gibi duracağız. Biz bu vatanı gülle döşeyeceğiz. Trabzon'da Samet'in, Gaziantep'te Ömer'in evindeydik. Sizler bu kardeşleriniz için şehitler ölmez diyorsunuz. Kimse bu toprakları bölemeyecek. Biz bu topraklara gül döşemeye geldik. Birileri fitne tohumu ekmeye çalışabilir, biz muhabbet topumu ekmeye geldik. 7 Haziran'dan bu yana ağır saldırılara uğramasına rağmen istikrarını koruyor, ekonomik büyümesini sürdürüyor" diye konuştu.

Davutoğlu, "Bizim siyasetimizin merkezinde insanın beklentileri, refahı, mutluluğu yer alıyor. Başkalarının başka gündemi olabilir. Tek gündemimiz, insanımızın Şanlıurfa'mızın mutluluğudur. Beyannamemizi gördünüz, duydunuz, doğumdan emekliliğe kadar vaat ettiğimiz tüm hususları sizinle paylaşalım. Türkiye Cumhuriyeti devleti yanınızda, iktidarlar emrinizde olacak. Siz emredeceksiniz hükümetler yapacak. Çocuk doğduğu anda geleceği bize ait diyoruz. Okuldan önce belediyelere kreş zorunluluğu getiriyoruz" dedi.

TATLISES'E TEŞEKKÜR

Şanlıurfalıların her zaman genç olduğunu belirten Davutoğlu, bağımsız aday olan ve adaylıktan çekilen İbrahim Tatlıses'e de teşekkür etti. Davutoğlu, "Şanlıurfalı her zaman gençtir. Kıymetli ses sanatçımız İbrahim Tatlıses, her zaman genç değil mi? Kendisi aday oldu, AK Parti lehine adaylığını geri çekti. Kendisine teşekkür ederiz" diye konuştu.

Şanlıurfa'yı yeniden kurtaranların gençler olduğunu ifade eden Davutoğlu, gençlerle birlikte artık bölgeyi, Ortadoğu'yu yeniden inşa edeceğini söyledi. Eski Bakan Çelik'in yeniden Şanlıurfa'dan milletvekili adayı yapıldığını hatırlatan Davutoğlu, alandakilere Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi'den memnun olup olmadığını sordu.

BAHÇELİ'YE ELEŞTİRİ

12 milletvekili adayın tamamını milletvekili olarak görmek istediğini belirten Davutoğlu, 7 Haziran seçimlerinden sonraki süreci hatırlatarak, MHP Lideri Devlet Bahçeli'yi eleştirdi. Davutoğlu, "Türkiye'nin geleceği adına çok önemli bir seçime gidiyoruz. AK Parti olarak biz tüm hazırlıkları yaptık, sizlerin vereceği kararı bekliyoruz. Milletimiz en doğru kararı vereceğinize inanıyoruz. Milletin her kararına saygılıyız. Uzlaşı mesajını da aldık, değerlendirdik. Samimiyetle tüm partilerin kapısını çaldık. Bizim gösterdiğimiz hassasiyetimizi, diğerleri göstermedi. Bahçeli ilk günden kapıyı kapattı. Dükkanı kapattı. Siyaset düğümleri çözme sanatıdır ama Bahçeli,'nin bundan haberi yok. Düğüm ustası oldu" dedi.

Bahçeli'nin hayırcı tutumunda en fazla MHP tabanının rahatsız olduğunu belirten Davutoğlu, MHP tabanından da oy istedi.

"AK PARTİ'SİZ BİR HÜKÜMET KURABİLİR MİYİZ DİYE, BİR BLOK SİYASETİ TUTTURDULAR"

CHP'nin hizipçi siyasetten kurutulamadığını belirten Davutoğlu, CHP'nin ülkeyi yönetme talebinde olmadığını ifade etti. Tek derdin AK Parti'yi iktidardan etmek olduğunu belirten Davutoğlu, "CHP ve Kılıçdaroğlu ise başka bir alem. Hizipçi siyasetten bir türlü kurtulamıyorlar. Ülkeyi yönetmek diye bir ufukları yok. Böyle talepleri de yok. Ülke yönetimde gözü yok. Partilerini yönetmek onlara yetiyor. Partilerini yönetirken bile sıkıntı yaşıyorlar. Her kafadan bir ses çıkıyor. Birinin dediğini diğeri, diğerinin dediğini diğeri tutmuyor. Geçtiğimiz seçim öncesinde bir CHP'li çıktı oy istedi ama başka bir CHP'li çıktı, biz ailecek CHP'liyiz ama "biz bu seçimde başka bir partiye oy vereceğiz" dedi. Böyle CHP'li olur mu? Kılıçdaroğlu ne yaptı. Her zaman ki gibi sustu. 7 Haziran'dan sonra da ne yaptı, blok siyasetine geçti. Bunlar milletin bütünü için 78 milyon için cümle kuramıyorlar. Blok diyorlar, cephe diyorlar. Ama "biz iktidara tek başına talibiz" diyemiyorlar. Bunlar tek başına iktidara gelebilirler mi? Bir gün ağızlarından "tek başına iktidara gelebiliriz" diye bir söz duydunuz mu? Biz tek başına iş başına diyoruz. Kaybedecek vaktimiz yok, işin başına geçmek, bu memlekete bir saniye vakit kaybettirmeden çalışmak. Bunların bir iddiaları, tezleri teklifleri yok. Savundukları tek şey AK Parti'yi iktidardan etmek. Sonrasına dair tek bir planları, hazırlıkları yok. "Kendi aramızda hallederiz" diyorlar. Ancak, 7 Haziran'dan sonra bir şey halledemediklerini siz de gördünüz. Seçimlerden sonra AK Parti'siz bir hükümet kurabilir miyiz diye, bir blok siyaseti tutturdular. Yahu AK Parti'nin içerisinde olmadığı hükümet tutar mı? Bu memleketin mayası Ak Parti. Maya olmadan hükümet tutar mı. Millet yüzde 41 oy verecek bize, birinci parti yapacak, siz bizi dışarıdan saf dışı bırakma hesapları yapacaksınız. Yapabilirler mi? Milleti, milletin partisini saf dışı bırakma hesabı da kısa sürede çöktü. Nihayet bizimle koalisyon kurma noktasına geldiler. Ancak öyle taleplerle geldiler ki, AK Parti kimliğini bıraksın" diye bir noktaya getirdiler. Her şey tamamıyla değişsin, biz kendimizi inkar eder miyiz. 13 yıllık başarı hikayesini reddeden bir tutuma evet der miyiz? Zannederseniz ki CHP, birinci parti. Hayal, hayal, hayal. Biziim ulaştığmıız yere onların hayalleri ulaşamaz. Biz şyüzde 41'i aşmak için, yüzde 50'lerin ötesine gelmek için sizin huzurundayız. Onların hedefi ise olsa olsa yüzde 30'u yakalamak. Koalisyon ne demek, partiler bir araya gelir, ortak bir zeminde uzlaşılır, anlaşır, sonra da hükümet kurulur. Bunlar uzlaşmaktan şunu anlıyor, AK Parti olarak tüm görüşlerimizi terk edelim, gelin CHP'nin siyasetine tabi olun, gelin anlaşalım. Açık ara farkla ikinci parti olunca bu kadar tek taraflı bakan Allah muhafaza ülkeyi yönetmeye kalkarsa, nasıl bakar bir görün. Cumhuriyet Halk Parti zihniyeti bu işte. Biz de dedik ki, kusura bakmayın. CHP zihniyeti bize de millete de uymaz dedik. Ama anlaşma yaparak, karşılıklı konuşarak, bir hükümet kurmak mümkün olsaydı, bunu da yapardık. Bakın milletimiz bize itimat ediyor. Onu bize emanet ediyor. Niye itimat ediyor, çünkü bizler, sorumluluk almaktan kaçmadık. 7 Haziran'dan bu yana bu ülkeyi hükümetsiz bıraktık mı? Bir sürü nifak odağı aynı anda Türkiye'ye saldırdı. Türkiye'yi sahipsiz bıraktık mı? Dünyadaki ekonomik krizin Türkiye'ye musallat olmasına izin verdik mi? 4 ay geçti, ak koyun, karakoyun ortaya çıktı. Ak yiğitleri, 1 Kasım'da tekrar iktidara gönderiyor musunuz? Bizim için mesele memleket meselesi. Onlar ise bizim koltuğumuz dursun da memleket yansın, kül olsun diyorlar" dedi.

TERÖRE TEPKİ

Muhalefet partilerin meydanları terk ettiğini belirten Davutoğlu, kriz ve kaos isteyenlerin hevesini kursağında bırakılmasını istedi. Davutoğlu, "Şanlıurfalı evet dediği zaman yürekten söyler. Bu meydanlar milletin, bacıların, erlerin meydanı. Bakın onlar meydanları terk ettiler. Biz yine buradayız. Bir takım haberlerle Şanlıurfalıları korkutmaya çalışan haberler oldu, "twitter'den. Ama Şanlıurfa burada. Meydanı Fransız işgaline bırakmamış Şanlıurfa, bu çapulculara bu meydanı bırakır mı?

İşgale boyun eğmemiş Şanlıurfa, terör çetelerine baronlarına boyun eğer mi? Son nefesimize, son damla kanımıza kadar bu meydanlar, bizimdir. Türkiye bizimdir dedik. Görevden kaçanlara, "hayır" diye tutturanlara da, terör örgütüne yaslananlara da meydanı bırakmadık, bırakmayacağız. Siz bırakacak mısınız. Her bir insanın canı, hukuku, namusu da bize emanettir. Biz güvenliği özgürlüğü, özgürlüğü güvenliğe kurban etmeyiz" dedi.

Teröre tepkisini de dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ceylanpınar'ın insanları için canını ortaya koyan, görev yapan iki yiğit polisimizi, 22 Temmuz'da alçakça enselerinden vurduklarında, şimdi barış diyenler, barış demiyorlardı.

Bunu düşman işgal orduları bile yapmadı bu alçaklığı, işgal askerleri bile bu kadar alçaklaşmamışlardı. Geldiler, gece yarısı uykularında, Şanlıurfalıların, Ceylanpınarlıların emniyeti için nöbet tutuktan sonra evlerinde uyuyan iki civan, mert polisimizi uyurken öldürdüler. Bire namertler, uyanıkken karşılarına çıksaydınız ya. Uyanıkken o yiğitlerin karşısında durabilseydiniz ya. Şehitler ölmez vatan bölünmez. duysunlar. O iki canımız, ebediyyen Şanlıurfalı, Ceylanpınarlıdır. Onların hakkını ödeyecek misiniz? Şehit edenlere hadlerini bildirecek misiniz? Milletin birliğine ve beraberliğine meydan okuyanlara biz biriz, Türk, Kürt Arap hep beraberiz diye haykıracak mıyız? Burada kardeşleriniz, askerlerimiz, polislerimiz, korucularımıza meydan okundu. Bu meydan okuyama rağmen çıktık yola, beyninizde terör ve fitne taşıyorsunuz, sizinle mücadele edeceğiz dedik. Operasyonlar, sadece ve sadece sizin için millet için."

Terörle mücadele konusunda yalnız bırakıldıklarını da kaydeden Davutoğlu, "Terörle mücadele konusunda hayırcı kardeşlerimiz bizi yalnız bıraktı. Terörle mücadele eden askerimizi, polisimizi, korucularımızı, masum vatandaşlarımızı da yalnız bıraktılar. Ne teröristlere ne de terör destekçilerine tek laf edemiyorlar. Sadece teröre ses çıkaramasalar neyse üstüne üstelik bir de terör diliyle konuşuyorlar" diye konuştu.

Davtuoğlu, konuşması esnasında ezan okununca, konuşmasına ezan bitene kadar ara verdi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.