TS şampiyon olmasın (!) mı?

Kurtlar Vadisi dizisinde üstlendiği rol ile büyük bir çıkış yakalayan tiyatrocu Hüseyin Avni Danyal, beyaz perdeye de giriş yaptı. Manken Aysun Kayacı ve Fatih Ürek'in de başrollerde yer aldığı Şeytanın Pabucu filminde rol alan tiyatrocu Hüseyin Avni Dany  

Kültür/sanat 17.01.2009, 11:48 01.07.2019, 18:12
TS şampiyon olmasın (!) mı?

Kurtlar Vadisi dizisinde üstlendiği rol ile büyük bir çıkış yakalayan tiyatrocu Hüseyin Avni Danyal, beyaz perdeye de giriş yaptı. Manken Aysun Kayacı ve Fatih Ürek'in de başrollerde yer aldığı Şeytanın Pabucu filminde rol alan tiyatrocu Hüseyin Avni Danyal, Aysun Kayacı'ya eleştiriler getirdi.

Akademik eğitim almayan kişileri tiyatrosuna sokmayacağını ifade eden Danyal, Kayacı'yı asla kendi tiyatrosunda oynatmayacağını söyledi.

Trabzon'dan ne zaman çıktınız ve Trabzon'a tekrar yerleşmek ister misiniz?

Derin bir ahh… çekerek “keşke” diyor. Babamın memuriyetinden dolayı 1971 sonu 1972 başı olan dönemde ayrılmak zorunda kaldım. Eğer başka bir meslek yapsaydım çoktan Trabzon'a yerleşirdim. Yaptığım meslekten dolayı ve sektörün daha çok İstanbul'da olmasından dolayı şu an için zor görünüyor. Ancak ne zaman mesleğimi yapamaz duruma gelirim o zaman ilk iş Trabzon'a yerleşmek olur.

Trabzon'la ilgili unutamadığınız anılarınız neler?

Trabzon'la ilgili unutamadığım çok anı var. Babamın çalıştığı yer olan paket postanesinin önünde büyüdüm. Şimdi hala var mı bilmiyorum ama o zamanlar PTT'nin büyük bir açık hava garajı vardı.  Orada PTT'ye ait araçların içinde şoförcülük oynayarak ve oralarda gezinerek geçirirdim zamanımı. Çok kaybolurdum ben! Çok alıp başımı giderdim. Hiç unutmam bir koyun sürüsünün peşine takıldım. Koyunların arasında Çömlekçi'ye kadar inmişim. Tabi belediye hoparlörleri o sıralar en çok beni tanıyorlar. Benle ilgili ilan veriyorlar. İşte şu yaşlarda üzerinde şu kıyafet olan bir çocuk kaybolmuştur diye. Bir de o dönemler Trabzon'da sahilde kayalıkların orada çocuklarla ilgili bir aç tatsız olay olmuştu. Haliyle ailem bundan tedirgin oluyor. Sonra o sürüyü çömlekçiye kadar getirdim ve tekrar geri döndüm. Çünkü hala söylerim Trabzon'da bir sürü yeri kendi yaşıtlarımdan çok daha iyi biliyordum. Her sabah çıkıp her tarafı yürüyüp geri gelirdim. Neyse ben sürüyü bırakıp geri geldim. Büyük olasılıkla rahmetli olmuştur, bir Ali ağabeyimiz vardı. Yaşamım boyunca babamdan bile tek bir tokat yememişimdir. Orada da sevilen bir çocuktuk herhalde. Tam postanenin orada köşeyi dönüyorum. Bir de iri yarı bir Ali Abimizdi. Birden ensemde bir cayırtı koptu. Baktım bütün sokak ahalisi saatlerce beni aramışlar. O Ali abiden yediğim tokat gözümde şimşekler çaktırdı. Bir süre çıkmadım ama sonra yine bildiğimi yapmaya devam ettim.

Bir de ben at çaldım Trabzon'da. Çok çocuk aklımızla çok güzel bir çocukluk yaşadım. Sonra Ankara'ya gidince sudan çıkmış balık gibi olmamın en büyük nedeni budur. Çünkü hayatım Trabzon'da sokakta geçiyordu. Ganita'da, sahilde, paket postanesinin önünde. Arka tarafta Çarşı Mahallesinde oturduğumuz için bu bakırcıların alt tarafında şimdi var mı bilmiyorum eskiden at arabalarının atlarının barınağı vardı. Yine arkadaşlarla oynarken barınağın kapısı açık kalmış galiba atlardan biri çıkmış dolaşıyor. Ama bu söylediğimi 7-8 yaşlarında yaşadım. Sonra bir arkadaşımla beraber o atı aldık. Bizim atımız diye, bulmuşuz gibi. Bütün çarşının içinden Kemeraltı'nın oradan dolaşıp eve geliyoruz. Biz apartmanda oturuyoruz, arkadaşım da eski bahçeli bir evde oturuyor. Sonra kara verdik onların bahçeye koyalım. Atımız var ya artık! Çocuk aklıyla. Uzun süre at ne yer diye düşündük. Gittik ekmek aldık falan ama yemiyor. Sonra atı arkadaşımın evinde bıraktım, ertesi sabah büyük bir sevinçle atımızı görmeye bir hevesle binmek için arkadaşımın evine gittim. Arkadaşım kapıyı açtı ağzı, yüzü dağılmış bir şekilde. Atın sahibi sora sora atın yerini bulmuş. Ne de olsa Trabzon küçük yer. Sonra arkadaşım babasından iyi bir dayak yemiş. Ama anılarım bunlarla sınırlı değil daha çok ama aklıma gelen bunlar diyor.

Hem tiyatro, hem sinema, hem de dizi bu gücü nereden alıyorsunuz?

“Bütün bunları yapmak için çok enerji biriktirdim ondandır” derken röportaj yaptığımız odaya bir öğrenci giriyor.

“abi zımba satıyorum alır mısın?” diyor. Çocuk Hüseyin Avni Danyal'ı görünce şaşırıyor. “Aaa Bulut Abi” diyor ve Sayın Danyal “Hüseyin Abi” diyerek ismini düzeltiyor.

Çocuğa

-ne yapıyorsun sen?

-“Ataç iğne satıyorum” diyor.

Çocuğun iğnelerinden alıyor ve çocuk şaşkınlıkla yanımızdan ayrılıyor.

Dönüyoruz röportaja:

Şu söze inanırım. İşleyen demir ışıldar. Bir de bütün bunları yapmak için insanın ceninde çok taş olması lazım. Çünkü ben yaklaşık 30 sene önce amatörce başladım tiyatro yapmaya. Profesyonel olarak da 85'ten itibaren tiyatro yapıyorum. Uzun bir süre sinema ve Tv'den uzak durdum, sadece tiyatroya yoğunlaştım. 21- 22 sene devlet tiyatrosunda oyuncu olarak kendi kariyerimin gelişimi adına çalışmam gerekiyordu. Daha sonra ki sanat hayatın için daha çok malzeme toplamalısın. Birikim ve deneyimden sonra artık kendimi kalfa gibi hissetmeye başlayınca diyor ve ekliyor “usta değil kalfa!” Artık olabilir demeye başladım. Biraz da bu bir insanın yapısıyla ilgili. Bu biraz öncede dediğimiz gibi Trabzonlu veya Karadenizli olmanın getirdiği bir şey, kolay yorulmam. İş yaptıkça keyif alırım yaşamdan. Bir şeyleri başardıkça keyif alırım. Hepsi sinema, Televizyon, tiyatro işini yaptığın yerler. Niye ben oyuncuyum. Oynanabilecek neresi varsa ben işimi yapmak zorundayım. Onun dışındaki işlere zaman ayırabiliyor muyum. Hayır, ayıramıyorum. Çünkü özellikle son 1-2 yıldır çok üst üste geldi. İşte oyunculuktaki insanların beyin çizgisi bir düre sonra aranılan bir oyuncu oluyorsunuz ve sezonda nereden bakarsanız 10- 15 teklifin içinden ne olsun diye ayıklamak zorunda kalıyorsunuz. Ama dünyada şöyle bir şey vardır aktörün iyisi kırkından sonra belli olur. Son derece sosyolojik ve psikolojik bir şeydir bu. 24 yaşındaki bir insanın hayata bakışı ayakları üzerinde duruşu ile, kendi yaşam hayat felsefesini belirlemesiyle 40 yaşındakinin belirlemesi aynı değildir. O oraları artık bitirmiştir. Nasıl davranacağını nasıl düşüneceğini, siyasi düşüncesini artık belirlemiştir. Bütün bunlar da oyunculuğa çok hizmet eden şeylerdir. Hayata karşı duruşunu belirlemek ve onun üzerinden mesleğini yapmak. Bunun dışında bugün bakarsanız Dustin Hooper'ından Robert de Niro'suna Marlon Brando'suna kadar hepsinin kariyerlerine bakın. Çoğunun iyi aktör denilme yaşları 35- 40'ından sonra başlar. Aktörlük biraz olgunluk işidir. Yaşama karşı olgunluk işidir. Bu arada bu kadar bulmamın sebebi artık zamanımın geldiğini düşünüyorum. Bu nedenle bu dönemi güzel keyifli işler yaparak geçirmeyi düşünüyorum.

Kurtlar Vadisi dizisinde hep silahla bağdaştırılıyorsunuz. Bu durum sizi rahatsız ediyor mu? Gerçek hayatta da silaha düşkün müsünüz?

Galiba Karadenizliye benzemeyen tek yönüm bu. Benim silahla pek aram yoktur. Hatta askerde de sadece yemin için elimi silahın üzerine koyduğumu bilirim. Bunun dışında babamda da yoktu. Biraz îrsi galiba. Çok aram yok, silahla biraz öncede söylediğim gibi sorunları hep konuşarak çözmeyi denediğim için silahın soğuk ve şiddet içeren yüzü bana çok sempatik gelmiyor. Fakat Tv'de olan işlerde hep silah, sağa sola mermi sıkma ile adı geçen bir adamım. Ama yoksa Hüseyin Avni Danyal'ın elinde insanlar sadece dizide, sinemada, tiyatroda görürler. Bunun dışında yakınlığım yoktur.

AYSUN KAYACI'YLA ÇALIŞMAM

Şeytanın pabucu filminde Aysun Kayacı ile oynadınız. Bir mankenin tiyatro, sinema veya dizide oynamasını nasıl karşılıyorsunuz?

Tiyatro oynamasını hiç doğru bulmuyorum. Sinemada oluyor, dizide oluyor ama tiyatroda oynayamaz. Oynamamalı. Ben kendi tiyatromda oynatmam. Sinemada ise etken ve yapımcı olmadığım için bir şey söyleyemem. Orada aynı Aysun Kayacı'ya verilen rol gibi bana da bir rol veriliyor, belli bir ücret karşılığında bende oynuyorum. Tiyatroda asla değil ama sinemada her koyun kendi bacağından asılır. Aynı film içerisinde bir insanla olmak böyle bir şeyi seçme hakkın yok. Ama bir manken bir başka birisi bu filmde oynuyorsa ben oynamam deme gibi bir hakkın var. Ben özel bir tiyatro sahibi olarak sinemadan diziden kazandığım parayla tiyatro yapıyorum. İstanbul'da bir çok yapımcının yüzüme söylediği sinema dizi yapıp da neden tiyatroya harcıyorsunuz demesi benim için çok öfke verici bir durum. Çünkü beni tiyatrodan buldunuz zaten. Beni ilgilendiren hikayedir.  Hikaye nedir? H. Avni Danyal'a düşen rol nedir? Bunun dışında o rolü manken bu rolü şu oynadı beni çok da ilgilendirmiyor.

Aysun Kayacı'yı oyuncu olarak nasıl buldunuz?

Yapımcının filmin içinde mahallenin saf, sarışın, bir an önce sınıf atlamaya çalışan güzel kızı durumunda Aysun  Kayacı seçilebilir bir faktör olabilir. Oyunculuğunu değerlendiremem ona seyirci karar verecek. Ama bir oyunu çalışırken Aysun Kayacı ile çalışmam. Ben kendi tiyatromda akademik eğitim almamış hiçbir oyuncu ile çalışmadım.

Yeni oyununuz Letafet'ten bize biraz bahseder misiniz?

Letafet bir kadının adı. Kelime adı hoşluk, güzellik anlamlarını içeriyor. Mahalledeki Letafet bir kadını iki farklı kişi tarafından iki farklı bakışı ile nasıl değerlendirdiğini anlatıyor. Çok kabaca anlatılıyor. Bir erkek tarafından tüketilen bir beden sadece bir cinsel ihtiyaçlarını karşılayan bir öge olarak görülen bir kadın, diğer bir erkek tarafından da tapılacak aşık olunacak bir kadın olarak anlatılan bir hikaye. bu ana çıkış konusu ama tamamında bakıldığında Letafetin tüketim toplumlarında özellikle bu dönem Amerika'da gözlemlediğimiz kapitalizmin çöküşüyle beraber sistemlerin son dünyadaki kapitalizminde içinde olduğu nasıl insan yapısındaki sevgiyi, aşkı nasıl yok olup tüketildiğini anlatan bir hikayemiz var Letafette.

Hüseyin Avni Danyal çapkın biri mi?

Yok! çapkınlık yapsaydım bu kadar çok evlenmezdim. Çapkın olmadığım için çok fazla evlendim. Çünkü bir ilişki biter ve sonra bir ilişki başlar. Zannediyorum ki çapkınlığı beceremediğimden bu kadar çok evlendim.

Trabzon'da kaçıncı defa oynayacaksınız?

Bu 3 olacak. Kendi tiyatromla ilk ama devlet tiyatrolarıyla daha önce 2 kez gelmiştim. İlki 1987'de Çılgın Dünya diye bir oyunla gelmiştim, ikincisi ise zannedersem 98'de Azizname diye bir oyunla gelmiştim.

Ünlü olmanın zorlukları neler?

İstediğin gibi gezip tozamamak. Sevilmek değer verilmek güzel bir şey ama ne yazık ki zamanı ayarlayamıyorsunuz. Karşınızdakinin ayarladığı zamana uymak zorundasınız. Yemek yerken artık herkeste olan kameralı telefonlarla bile o anda fotoğrafınızı çekebiliyorlar.

Trabzonspor iyi bir kadro kurdu. Ligde de çok iyi bir konumda. Siz daha önce gurbetteki bir TS'li olarak başım dik yürüyemiyorum demiştiniz. Şimdi son durum ne? Trabzonspor şampiyon olur mu?

Trabzonspor bence zirvede. Bu yıl TS'den şampiyonluk beklemiyorum. Olmasını da istemem. Şimdi bana insanlar belki kızacaklar Hüseyin Abi sen şampiyonluk gördüğün için böyle konuşuyorsun diye. Ben ayakların yere sağlam basıp gitmesinden yanayım. Bugün TS'nin şampiyonluğu bir gündem bir popülerlik yaratabilir. Ben TS'nin orada oynayan 11 veya 18 oyuncusundan bahsetmiyorum. Kulüpten bahsediyorum. Borsasıyla her şeyiyle. Büyük takım olmak istiyorsanız sadece şampiyonluk peşinde koşan sadece maç kazanmaya çalışan bir takım olma fikrinden kurtulmalısınız. Kulübün bütçesiyle izlenimiyle, basındaki yeriyle bir izleyiş yaratacaksınız ki ardından şampiyonluk gelsin. Bu kadar transferden ve Sadri Bey'in başa geçtikten sonra umudum çoktu. Ben Haber61.nette yazdıklarım gibi çocuk daha yeni kalktı. Daha yürüyecek. Daha 6 aylıkken koşmasını bekleyemeyiz. Günlük başarılar ki bana şampiyonlukta öyle geliyor. Başkalarına öyle gelmeyebilir. Ben isterim ki Trabzonspor bu yıl ilk 3'te bitirsin, bir daha ki yıl zirveye ortak olsun daha sonra tadını çıkararak zirvenin sahibi olsun. Sonra bir daha 24 yıl özlem çekilmesin. Bu dediğim gibi yol izlerse Trabzonspor her sene şampiyon olabilir ama bu yıl takım iyi şampiyon olursa 24 yaşındaki bir genç 24 yıl daha bekler ki Trabzonspor kulübü şampiyon olsun. Benim görüşüm budur.

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@