banner192

Çirkin Kralı anlattı

 Ailesinin başta oyuncuya karşı çıktığını belirten Güney, “Babam, Yılmaz’ın resmini görünce ‘Bundan benim fabrikada 100 var demişti. Bana çirkin gelmiyordu” dedi. Yılmaz Güney, ilginç hayatı, filmleri ve kazandığı ödüllerle Türk Sineması'na damgasını vurm

Çirkin Kralı anlattı

 

Ailesinin başta oyuncuya karşı çıktığını belirten Güney, “Babam, Yılmaz’ın resmini görünce ‘Bundan benim fabrikada 100 var demişti. Bana çirkin gelmiyordu” dedi.
 
Yılmaz Güney, ilginç hayatı, filmleri ve kazandığı ödüllerle Türk Sineması'na damgasını vurmuştu. 29 yıl önce 47 yaşında kaybettiğimiz 'Çirkin Kral' Yılmaz Güney ile ilgili anılar zaman zaman anlatılır, konuşulur. Ancak ben ünlü sanatçıyı son eşi Fatoş Güney'den dinlemeyi çok istedim. Fatoş Hanım, Yılmaz Güney ve beraberlikleri hakkında bugüne kadar bilinmeyenleri bir bir anlattı.
 
* 7 Aralık 1952 İstanbul Moda doğumlu fabrikatör Gani kızı Fatoş Süleymangil ile 1 Nisan 1937 Adana Yenice doğumlu ırgat Hamit oğlu Yılmaz Pütün, fırtınalı ve acıl dolu 5 bin 268 günü beraber geçirdi. Önce tanışmanızdan yola çıkalım. Fatoş Güney ve Yılmaz Güney'in yolları nerede ve nasıl kesişti?
 
1969 yılında Muş'ta askerliğini yaparken izninden faydalanarak bir film çekmek için İstanbul'a geldi. Ben de bir arkadaşla o filmin setine gittim. Orada tanıştık. 1970 yılına kadar bana Muş'tan mektuplar yazdı. Kendisini anlattı. Çünkü, "Beni kimselerden dinleme. Beni herkes yanlış tanır. Sana beni ben anlatacağım" demişti. 1.5 yıl beni kendine inandırmaya çalıştı.  
 
* Sizi, Yılmaz Güney'in en çok neyi etkiledi?
 
Gözlerindeki hüzne takıldım. "O bana, 'beni tanıdıkça gözlerimdeki hüznü anlayacaksın, çünkü o benim dünyaya bakışımdaki hüzün' derdi. Hep öyle hüzünlü baktı. Çünkü hiçbir zaman dünya onun istediği gibi bir dünya değildi.
 
 * Size ilk görüşte aşık olduğu doğru mu?
 
Bana tanıştığımız gün, "Biliyor musun ben seni rüyamda gördüm" dedi. Onun çok derin sezgileri vardı. Bir gece bana "Beni bilmem kim arkadaşım arıyormuş; bulamıyormuş" dedi. Ertesi gün o adam çıkageldi.
 
* Yılmaz Güney için 'Çirkin Kral' diyorlardı. Sizce de Çirkin bir kral mıydı?
 
Hiç çirkin olduğunu düşünmedim. Ama tabii o dönemdeki erkeklerden örneğin, Alain Delon, Warren Betty, Steve Mcqueen gibi yabancı artistleri çok severdim. Babam onun ilk resmini gördüğü zaman odamda başucuma asmıştım. "Kim bu?" dedi, "Yılmaz Güney" dedim. "Bundan bizim fabrikada 100 tane var" dedi. "Neyini beğendin de astın bunu duvara" dedi. Sonradan Yılmaz babama da bunu hatırlatırdı.
 
* Aileniz, Yılmaz Güney'i istemedi mi?
 
Kızlarının asla bir artistle evlenmesi akıllarına yatmazdı. Babam benim tahsilimi tamamlamamı istiyordu. Öyle bir dönemde Yılmaz ortaya çıkınca evimizin üstüne bomba gibi düştü. Evliliğimizin hemen arkasından barıştık. Amcam ön ayak oldu. Zaten bizimkilerde tek kızlarını çok özlüyorlardı, çok merak ediyorlardı.
 
Kayın pederimin yerinde olsam ben de kızı vermezdim
 
* Evlilik teklifini size nasıl yaptı?
 
Beni gördüğünün ertesi günü çağırttı arkadaşlarımın vasıtasıyla. "Önemli bir şey konuşacakmış seninle" dediler. Sonunda beni arabasına aldı, Beykoz sırtlarında bir kırsal yere gittik. Orada "Benimle evlenir misin Fatoş?" dedi. "Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?" dedim. "Hayır dalga geçmiyorum, çok ciddiyim" dedi. Sonra, "Nasıl olur beni hiç tanımıyorsunuz bile" dedim. "Sen insan sarrafı nedir bilir misin?" dedi. Ben de "Yooo nedir?" dedim.
 
* Ne zaman kabul ettiniz?
 
Yılmaz'a güvenmem gerekiyordu. Onu tanıdığımdan 1,5 yıl sonra bir gün tek başıma otururken karar verdim. Eve bir mektup bırakıp çıktım. Onun evine gittim. Yılmaz apar topar setten eve geldi. "Sen benimle hala evlenmek istiyor musun?" diye ona sordum. "Evet" dedi. "O zaman artık evlenebiliriz" dedim. Sonra bir beyanat verdi Hürriyet gazetesine. "Ben de kayın pederimin yerinde olsam kızımı Yılmaz Güney'e vermezdim" diyeÖ Ha ha haÖ Çok şakacıydı.  
 
Hayat Yılmaz’a hiç şans tanımadı
 
* Siz evlendikten 1,5 yıl sonra Yılmaz Bey cezaevine girdi... Hatırladığınız romantik bir an var mı?
 
Selimiye'ye çiçek almazlardı. Evlenme yıl dönümünde gönderdiğim tek kırmızı gülü de almamışlardı. Ben de kır çiçekleri toplar, onun pantolonlarının falan ceplerine koyardım. Saçımdan birkaç tel koparıp havlularının içine koyardım. Küçük Yılmaz'ın ilk adımlarını atışını bile Selimiye'nin penceresinden gördü. Hayat ona hiç yaşama şansı tanımadı. En mutlu olduğu olacağı zamanlarda bile başı hep beladaydı.
 
Bulaşıkları yıkardı
 
* Ev işi yapar mıydı?
 
Hiç unutmam, Paris'te 300 metre karelik bir dairede oturuyorduk. Dedim ki "Yılmaz şu kartonpiyerlerin üstü ne kadar tozlu birini bulsak da oraları sildirsek." "Ben yaparım ciğerim hemen" dedi. Merdivenle çıktı, bütün evin kartonpiyerlerinin tozunu aldı.
 
* Yılmaz Güney'in maço bir erkek olduğuna ilişkin bir imaj var, gerçekten öyle miydi?
 
Yok canım, bulaşıkları yıkayan bir adamdı o. Yılmaz çok güzel yemek de yapardı. Hapishanede öğrenmiş. 30 çeşit meze yapardı. Bana sadece; 'Sen sofrayı kur ve süsle' derdi.
 
Nebahat Çehre muhatabım değil
 
* Nebahat Çehre'nin her röportajında Yılmaz Güney'den söz etmesinden “Ayaklarını yıkadımî “Kadınlığımı Yılmaz da hissettimî demesinden rahatsız oluyor musunuz?
 
Nebahat Çehre benim hiç muhatabım değil. Yılmaz Güney'le ilgili genelde medyada, televizyonlarda, program yapanlarda, program sunanlarda bir yaklaşım var. Hiç sormuyorlar, “Yılmaz Güney'in en iyi filmi sizce hangisidir? Ya da bugün Yılmaz Güney'in filmleri neden oynamıyor? Televizyonlarda niçin bir 'Yol' filmini görmüyoruz, bir 'Duvar' filmini görmüyoruzî Ben bunlara çok üzülüyorum. Yılmaz bir röportajında şöyle diyor; “Niye insanlar benim şurada, kavga ettiğimi burada silah çektiğimi konuşuyorlar da niye sinemaya getirmek istediklerimden, niye bugüne kadar yaptıklarımdan bahsetmiyorlar?
 
* Sizce kullanılıyor muydu?
 
Her zaman.  İnanamıyorum öyle densizce şeyler oluyor ki bir takım insanlar bir şeyler söylüyorlar, yorumlarda bulunuyorlar, onun adına konuşuyorlar. Onun adına ahkam kesiyorlar. Öyle şeyler var ki benim aklım duruyor. Ama yapacak bir şey yok.
 
Yılmaz'ın alev alev yandı
 
* Mahsun Kırmızıgül sizce Yılmaz Güney'in veliahdı mı?
 
Hiç kimse Yılmaz Güney'in veliahdı falan olamaz. Attığı tırnak bile olamaz. Bakın Mahsun için söylemiyorum. Genel olarak. İkinci bir Yılmaz Güney bu dünyaya gelmez. Neden gelmez biliyor musun? Yılmaz Güney şöhretinin zirvesindeyken bile hiçbir şey düşünmeden kendi üzerine benzin döküp yakmış bir insan. Alev alev yanmış. Hiçbir şeyi düşünmemiş, ne çıkarını düşünmüş, ne beni, ne çocuğunu, ne kendisini, ne parasını, ne kazancını, ne şöhretini düşünmemiş.
 
Sanatçılar vefasız çıktı
 
* Peki, sanat camiası Yılmaz Güney’e vefalı davrandı mı? 
 
Yılmaz hastanedeyken kimse onu aramadı. Ünlüler bugün konuşuyorlar ya işte onu tanıyıp birlikte oynasalarmış aşık olurlarmış. Acaba Yılmaz’a hapishanedeyken bir paket sigaraya ihtiyacın var mı diye soranlar olmuş mu?
 
* Kamera karşısına geçtikleri Hülya Koçyiğit’ler, Fatma Girik’lerden mi bahsediyorsunuz? Evet, hiçbiri destek olmadı.
 
 
Bedelini ödeyecek
 
* Kenan Evren'e dair duygularınızı merak ediyorum...
 
Hiçbir duygu yok. Çünkü nefret falan bana göre terimler değil. Binlerce insana çok büyük kötülük etti. Ama her şeyin bedeli olduğuna ve insanların yaptıkları şeylerin bedelini ödediklerine inanıyorum Hastanede ifadesini aldılar, o ona yetmiştir zaten.
 
Evren bir halk düşmanı
 
* Yılmaz Güney Kenan Evren hakkında ne düşünüyordu?
 
Ölmeden evvel bana "Ciğerim, kağıt kalemi eline al; Kenan Evren'e bir mektup yazmak istiyorum" dedi. "Ne diyeceksin?" dedim. "Onun bir halk düşmanı olduğunu yüzüne haykırmak istiyorum" dedi. O arada karışıklıklar oldu, hastalığı daha da ilerledi derken kağıt kalemi bir türlü elime alamadım.
 
Önümüzdeki sezon bir dizi projesi hayata geçecek. Gerçek Yılmaz’dan yola çıkan bir şey olacak. Umarım bu projeyi hayata geçiririz. Yılmaz’ın bir vasiyeti vardı bana “Anlat ve yaz” demişti.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.