banner192

Her gece 8.400.000 TL!

Burası, bazı evlerinden Mehmetçiğe pompalı tüfeklerle ateş açılan, Suriye sınırında Hatay Reyhanlı’ya bağlı Kuşaklı Köyü. Suriye’den her gece getirilen binlerce varil kaçak mazotun teslim adresi. Bu ticarette her gece 8 milyon 400 bin TL dönüyor. Kazanç o

Her gece 8.400.000 TL!

Burası, bazı evlerinden Mehmetçiğe pompalı tüfeklerle ateş açılan, Suriye sınırında Hatay Reyhanlı’ya bağlı Kuşaklı Köyü. Suriye’den her gece getirilen binlerce varil kaçak mazotun teslim adresi. Bu ticarette her gece 8 milyon 400 bin TL dönüyor. Kazanç o kadar büyük ki, binlerce Suriyeli-Türk kaçakçı, askerle silahlı çatışmaya girmeyi bile göze alıyor. Köyün sokaklarından minik dereler halinde mazot akıyor.

Kuşaklı’nın adı TSK’nın açıklamalarıyla duyuldu. Kaçakçılar, geçen Haziran’dan itibaren Kuşaklı sınırları içinde Türk askerine 25 kez saldırmıştı. Bazen 3 bin yaya, 500 atlı Suriyeli’yle çatışma yaşanıyordu. TSK’nın en son 7 Ağustos’ta yaptığı açıklamaya göre, “Türkiye-Suriye hududunda 2 bin 500 - 3 bin kişilik kaçakçı grup ile Kuşaklı Köyü’nden bir diğer kaçakçı grubu güvenlik güçlerine saldırıda bulundu. Bazı evlerden pompalı av tüfekleriyle güvenlik güçlerine açılan ateş sonucu 18 asker kol ve bacaklarından, yüz ve boyun civarından saçma ile vurularak hafif yaralandı.” İnanılır gibi değildi. Sınırı aşmak isteyen binlerce yaya-atlı Suriyeli kaçakçı askere saldırıyor, Kuşaklı köylüleri de bu saldırıya ortak oluyordu. En iyisi Kuşaklı Köyü’ne gitmek, kaçakçılığın ve bu gözü karalığın nedenlerini yerinde görmekti. Gidip köylülerle konuştuk. Kaçakçılığa bizzat tanık olduk. İki ülkeden binlerce insanın elbirliğiyle, devasa boyuttaki kaçakçılık hiçbir engel tanımadan tıkır tıkır işliyordu.

KARAKOL KAPANINCA

Kuşaklı, Suriye’ye 200 metre, mülteci kampına birkaç kilometre uzaklıkta. 200 haneli ve bin nüfuslu köy, sınıra “sıfır” bir kavşak olmanın getirisini, Cumhuriyet kurulduğundan beri yaşıyor. Kaçakçılık, dededen toruna miras meslek. 8 yıl öncesine kadar süren “vur emri” dönemlerinde köyden 20 kaçakçı öldürülmüş. Eskiden 30 kilo çay, beş karton sigara uğruna ölümü göze alanların çocukları, şimdi bir gecede tonlarca mazotun sahibi ve dağıtımcısı. İşte bu nedenle Kuşaklı, bugünlerde binlerce kaçakçının jandarmaya saldırdığı adres. En son 6 Ağustos gecesi saat 01.00’de, 600 jandarma, tank ve panzerlerle Kuşaklı’ya girdi. Köylüler, ateşe verdikleri mazot bidonlarıyla barikat kurdu, jandarmaya taş ve silahlarla saldırdı. Kuşaklı’nın yanı başındaki Bükülmez ve Oğulpınar’da jandarma karakolu var. Kuşaklı’daki karakol 6 ay önce kapanmış. Yıkılıp yerine ilköğretim okulu temeli atılmış. Köylülere kapanma gerekçesi olarak “Askerin can güvenliği yok” denmiş. Bunun üzerine çevredeki 10 köyün kaçak mazot başta olmak üzere şeker ve sigara toptan alım yeri Kuşaklı Köyü olmuş.

İPLERLE SARKITIYORLAR

Köylüler isimlerini vermiyor, çoğu fotoğrafının çekilmesini istemiyor. Ama kaçakçılığın ayrıntılarını vermekte bir beis görmüyor. “Bizim köyde belli başlı 50 kişi kaçak mazot alımında Suriyelilerle çalışıyor. Her biri 65 litre mazot alan varillerden bir partide en az alanımız 100 varil alıyor. Mülteci kampından ya da çevrede ev kiralayan muhalif Suriyeliler, gündüz Suriye’ye geçiyor. Saat 21.00 ile 02.00 arasında karşı yamaçta beliriyorlar. Binlerce Suriyeli, urganlarla bağladıkları varilleri sürüyerek indiriyor. Sınıra kazılan iki metrelik hendeğin içine iplerle sarkıtıp çıkarıyorlar. Köyün üstündeki yokuştan sürükleyerek köye getiriyorlar. Tüm köy baştan sona bu faaliyeti seyrediyor. Her satıcı kendi müşterisini, her müşteri kendi mal sahibini tanıyor. Köylüler, “Suriyeli kaçakçılar o kadar kalabalık ki, birinin ayağı tökezleyip düşse, ezilip ölür” diyor.

GENÇLER KÖYÜNE DÖNDÜ

Suriyeliler 65 litrelik mazotun varilini 80 liraya veriyor. Türk tarafı ise 90 liraya satıyor. Fark az görünse de en az 100 varil alan, bir gecede bin lira kazanıyor. Köylü, kaçakçılık haberleri nedeniyle kamuoyunun Kuşaklı’yı yanlış tanıdığını iddia ediyor. “Kaçakçı olan muhalif Suriyeli. Sınırın öteki yanı da muhalif güçlerin elinde. Biz, alıcıyız. Suriyeli getirip teslim ediyor. Biz de onların patronu oluyoruz.” Şimdi kaçak mazot tüccarına dönüşen Kuşaklılı gençler, dört ay öncesine kadar Antalya, Mersin, Kıbrıs, İzmir’deki sebze halleri ve inşaatlarda çalışıyordu. Dört ay önce tavan yapmaya başlayan kaçakçılığın cazip kazancı, hepsini köyüne döndürdü. Babaları, “Neden dönmesinler? Oralarda bir ayda kazandıklarını şimdi burada bir iki günde kazanıyorlar” diyor. Bir kadın söze katılıyor. “Devlet gençlerimize iş versin. İşte, söyledikleri gibi çocuk yaptık ama iş yok. Kaçakçılık yapmayıp da ne yapsınlar?”

PARMAK HESABI

KÖYLÜLER, Suriye’den gelen kaçak mazotun 1050 alıcısı olduğunu, en küçük müşterinin bir seferde 100 varil aldığını söylüyor. Varil başına 80 lira ödeniyor. Her müşterinin en az 100 varil aldığını varsayınca ortaya şu tablo çıkıyor:

1050 x 100 = 105 bin varil

105.000 x 80 = 8.400.000 TL

KİBRİT ÇAKSAN HAVAYA UÇACAK

REYHANLI’dan Kuşaklı Köyü’ne, tarlaların arasındaki on kilometrelik stabilize yoldan gidiliyor. Gündüz köye gittiğimde yoğun mazot kokusuyla karşılaşıyorum. Herkes harıl harıl mazot boşaltıyor. Dökülen mazot ise minik dereler halinde sokaklardan akıyor. Yüksek duvarlı bahçelerin içi ağzına kadar varillerle dolu. Köy, sanki bir kıvılcımla havaya uçacak gibi. Yabancılardan hiç hoşlanmıyorlar ve saldırganlaşmaya müsait öfkelerini gizlemiyorlar. Çocuklarla yürürken dikkat çekiyorum ve Arapça soruyorlar “kim?” diye. Geçen haftaki askerin müdahalesini öğrenmeye geldiğim aktarılınca sessizce izlemeye başlıyorlar. Kaçak mazot varillerinin fotoğraflarını gizlice birkaç kare çekebiliyorum. Köyün sol üst, kaçak mazot yollarının sol alt tarafında biri tank, üç zırhlı askeri araç  duruyor.

 

HER AKŞAM TRAFİK SIKIŞIYOR

KÖYE saat 21.00’de yeniden gidiyorum. Daracık yoldaki hız sınırını fersah fersah aşan araç trafiği, Kuşaklı’ya doğru akıyor. Köyün girişi kördüğüm. Onlarca araç giriyor, onlarcası çıkıyor. Otomobiller, minibüsler, pikaplar, kamyonlar... Zifiri karanlıkta bir evin damına çıkıp karşı yamaçtaki faaliyeti film gibi seyrediyorum. Yüzlerce fenerin ışığı, üç koldan iki yönlü akıyor. Kimi köye, kimi yamacın tepesine gidiyor. Müthiş bir faaliyet. Mekanize karıncalar gibi. Aklıma, askeri araçlar geliyor. Ama en ufak bir müdahale yok. Yanımdakine bu geceki kaçakçılığın kaç saat süreceğini soruyorum. Aldığım cevap kanımı donduruyor. “Git artık! Seni de beni de öldürürler!” Kimler, diye soruyorum. Suriyeliler mi yoksa köylüler mi? Yüzüme bakmakla yetiniyor. Tam o anda yamaçta birbiri ardına silahlar patlıyor. Işık topları ağır ağır köyün üzerine iniyor, gündüz gibi aydınlatıyor. ‘Aydınlatma fişeği mi’, dediğim de “Yok Keleş, yok yok Gebeş” diyor. G5 mi, diyorum. “Asker uyarı atışı yapıyor. Hedef alıp ateş etse çok büyük kan dökülür, asker tarafında da Suriyeli tarafında da” diyor. Demek asker bu nedenle seyirci kalıyordu.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.