banner192

Hastalar öldü ama kusurumuz yok

Akar, düzenlediği basın toplantısında Türk Kızılayının üzüntü ile karşıladığı bir olayla karşı karşıya olduklarını ifade ederek, HIV'li kan verilen ve hayatını kaybeden vatandaşların ailelerine başsağlığı dileğinde bulundu.Bugün bazı basın ve yayın organl

Hastalar öldü ama kusurumuz yok

Akar, düzenlediği basın toplantısında Türk Kızılayının üzüntü ile karşıladığı bir olayla karşı karşıya olduklarını ifade ederek, HIV'li kan verilen ve hayatını kaybeden vatandaşların ailelerine başsağlığı dileğinde bulundu.

Bugün bazı basın ve yayın organlarında konuyla ilgili haberlerin yer aldığını dile getiren Akar, “Öncelikle şunu belirtmek isterim ki haberlerde Kızılay kanı olarak belirtilen kan, Kızılay kanı değil toplumumuzun kanıdır. Bu kan Kızılay tarafından üretilmemiş, hastalık bulaştırılmamış sadece bir ihtiyaç sahibine ulaştırılmak için toplumumuzdan emanet alınmıştır” dedi.

İhtiyaç sahiplerine güvenli kanın ulaştırılması için gereken tüm prosedürlerin titizlikle uygulandığını anlatan Akar, 2005 yılından itibaren başlatılan Güvenli Kan Temini Projesinin de riskleri en aza indirmek amacıyla hayata geçirildiğini söyledi. Türk Kızılayının kan ve kan bileşenleri ihtiyacını etkin ve zamanında karşılamak amacıyla tamamen gönüllülük esasına dayanarak vatandaşlardan kan topladığını dile getiren Akar, şöyle konuştu:

“Bu kapsamda kan bankacılığı bilgi, yönetim sistemimize kayıtlı olan söz konusu kan bağışçısı 17 Mart 2011 tarihinde Kuzey Marmara Bölge Kan Merkezi tarafından organize edilen sivil ekibe gönüllü olarak ilk kan bağışında bulunmuştur. Aynı gün Kan ve Kan Ürünleri Yönetmeliğinde belirtilen zorunlu testler yapılmış, test sonuçları negatif çıkmış ve test sonuçları çerçevesinde üç kan bileşeni üretilmiştir. Bileşenlerden eritrosit süspansiyonu 18 Mart 2011'de, trombosit süspansiyonu 19 Mart 2011'de, taze donmuş plazma da 15 Nisan 2011'de hastanelerin hizmetine sunulmuştur.

Aynı bağışçı yaklaşık 6 ay sonra, 28 Eylül 2011 tarihinde de ikinci defa kan bağışında bulunmuştur. 29 Eylül 2011 tarihinde bağışa ilişkin serolojik testlerin pozitif çıkması üzerine sırasıyla doğrulama laboratuvarında 3 Ekim 2011'de test pozitifliği doğrulanmış, alınan numune İl Sağlık Müdürlüğü Referans Laboratuvarına gönderilmiş ve pozitif sonuç 14 Ekim 2011 tarihinde kesinlik kazanmıştır. Kesinlik kazanan pozitif sonuç 24 Ekim 2011'de Kuzey Marmara Bölge Kan Merkezine ulaştığında bağışçıdaki ciddi, istenmeyen olayın Sağlık Bakanlığına sunulması amacıyla bölge kan merkezi tarafından D-86 isimli raporlama formu doldurularak İl Sağlık Müdürlüğüne bildirilmiş ve bağışçı bölge kan merkezine davet edilerek durum kendisine aktarılmıştır.”

[PAGE]

 

"PENCERE DÖNEMİ"

Bağışçının ikinci kan bağışının HIV pozitif olması üzerine kan bileşenlerinin imha edildiğini aktaran Akar, “pencere dönemi” ihtimali nedeniyle bağışçının mart ayındaki bağışının ardından elde edilen kan bileşenlerinin nakledildiği hastaların kontrolü için hastanelere yazılı bildirimde bulunulduğunu söyledi.

Türk Kızılayında kan bankacılığı alanında dünyada kullanılan en modern tarama testlerinin kullanıldığını belirten Akar, 2011 yılı içinde 49 adet HIV bulunduran kan bağışının tespit edildiğini ve bulaşma durumunun engellendiğini kaydetti. Ancak pencere dönemi nedeniyle kan bankacılığındaki laboratuvar testlerinin her zaman yüzde 100 kesinlikte sonuç veremeyeceğini ifade eden Akar, şöyle konuştu:

“Pencere dönemi kişinin virüse maruz kalması ile kanındaki virüs ve virüs belirteçlerinin henüz testlerde saptanabilir düzeye ulaşmadığı, dolayısıyla negatif bulunduğu zaman dilimidir. Kişinin vücudunda enfeksiyon etkeni olduğu halde yani bulaştırıcı olmasına karşın testlerin negatif bulunduğu dönemdir. Söz konusu bağışçının ilk bağışı sırasında HIV enfeksiyonunun pencere döneminde olduğu, bu nedenle laboratuvar testlerinin negatif bulunduğu, ancak 6 ay sonra gerçekleşen ikinci bağışına kadar HIV virüsü ve belirteçlerinin testlerde saptanabilir düzeye gelmesinden dolayı testin pozitifleştiği anlaşılmaktadır.

Pencere dönemindeki virüsün mevcut tıbbi teknolojilerle ertesi gün veya ertesi hafta tespit edilebilmesi de mümkün değildir. Bu süre bazı kaynaklarda aylarca sürebilmektedir. Bu nedenle kan bağışı öncesinde bağışçının verdiği doğru bilgilerin tüm testlerden daha çok değeri vardır. Bağış öncesi bağışçı sorgulama anketi ile riskli hastaya bulaş açısından riskli durumlar sorgulanmakta ve bu sorulara 'evet' yanıtı veren kişilerden kan bağışı kabul edilmemektedir. Eğer kan bağışçıları gerçek dışı beyanda bulunurlarsa yapılan tüm test ve işlemlere karşın hastalık bulaşma riski bulunmaktadır.”

[PAGE]

 

"SAĞLIK BAKANLIĞI'NIN DA VEBALİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR"

Türk Kızılayının yönetmelik gereği bağışlanan kanları Hepatit B, Hepatit C, HIV ve Sifilis testlerinden geçirdiğini ifade eden Akar, bu testler yapılmadan kanların hastanelere gönderilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını kaydetti. Akar, “Türk Kızılayının bu bulaşmada hiçbir taksiratı, eksiği söz konusu değildir. Sağlık Bakanlığımızın da bu işle alakalı hiçbir eksiği, prosedürel ve diğer bakımlardan vebalı söz konusu değildir” dedi.

Bunun Türkiye'de 4 milyon 500 bin kandan sonra ortaya çıkmış bir olay olduğunu ifade eden Akar, “Binlerce hasta, lösemili insanlar, kan ihtiyacındaki kişiler, Türk Kızılayından kan beklemektedir. HIV, hepatit veya bulaşıcı hastalıklar ile Kızılayın ismini yan yana getirmek, kan bekleyen hastalarımıza ihanettir” diye konuştu.

Akar, bir soru üzerine, kan bağışı yaparken doldurulan testte yanlış beyanda bulunmanın suç olduğunu, “Kişiye, son zamanlarda, belli bir zaman aralığında şüpheli cinsel ilişkide bulunup bulunmadığı veya hemcinsiyle ilişkide olup olmadığı sorulmuştur. Kişinin buna yanlış cevap verdiği bellidir. Dolayısıyla suçludur, her suçlu gibi onun da cezalandırılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

“Dünyaya göre Türkiyemizde veya Türk Kızılayının kan toplama kampanyalarında HIV sayısı son derece azdır. Bunda hem bizim son derece titiz çalışmalarımız, 2005'ten beri tüm teknolojiyi kullanmamız, hem de Türk milletinin, halkımızın bu konuya duyarlı olması ve geleneklerinden, ananelerinden gelen hasletleri bu konuda daha az enfekte olmamızı sağlamaktadır” diyen Akar, bir gazetecinin, “Bağışçı ile ilgili bir cezai yaptırımdan söz ettiniz. Nedir son durum?” sorusunu da, “Tüm bu hadiseleri biz Sağlık Bakanlığımıza rapor ediyoruz. Bunun gereğini onlar yapacaklar” yanıtını verdi.

Türk Kızılayı Orta Anadolu Bölge Kan Merkezi Müdürü Armağan Aksoy da pencere dönemine ilişkin bir soru üzerine, hayatını kaybeden hastaların ölüm raporu hakkında bilgilerinin olmadığını belirterek, “Ancak olayların HIV ile direkt ilgisi olmadığı kanaatimdeyim. Ancak tabii ki bulaş söz konusu olduğu anlaşılıyor. HIV için bu sürenin 15 günler civarında olduğunu bilmekteyiz. Ama bazı durumlarda aylara kadar gidebilmektedir” bilgisini verdi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.